Ynt: İhlas Risalesi-1... İKİNCİ DÜSTURUNUZ
Bu Kur'an hizmetinde bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek(kötülememek) ve onların üstünde kendi faziletlerini pazarlamak türünden gıpta damarını tahrik etmemektir.
Çünkü nasıl insanın bir eli diğer eline rekabet etmez, bir gözü bir gözünü eleştirmez, dili kulağına itiraz etmez, kalb ruhun ayıbını görmez. Belki birbirinin noksanını tamamlatır, kusurunu örter, ihtiyacına yardım eder, vazifesine yardımcı olur. Yoksa o insan vücudunun hayatı söner, ruhu kaçar, cismi de dağılır.
Hem nasıl ki bir fabrikanın çarkları birbiriyle rekabet ile uğraşmaz, birbirinin önüne geçip tahakküm etmez, birbirinin kusurunu görerek tenkit edip, çalışma şevkini kırıp tembelliğe uğratmaz. Belki bütün kabiliyetleri ile birbirinin hareketini genel maksada yönlendirmek için yardım ederler; hakikî bir uyumluluk, bir ittifakla yaratılış amaçlarına doğru yürürler.
Eğer zerre miktar bir saldırı, bir tahakküm karışsa, o fabrikayı karıştıracak, sonuçsuz, yarıda bırakacak. Fabrika sahibi de o fabrikayı bütün bütün kırıp dağıtacak.
İşte, ey Risale-i Nur öğrencileri ve Kur'ân'ın hizmetkârları! Sizler ve bizler öyle bir insan-ı kâmil ismine lâyık bir manevi şahsiyetin üyeleriyiz. Ve ebedi hayat içindeki ebedi saadeti netice veren bir fabrikanın çarkları hükmündeyiz. Ve selâmet kıyısı olan Dârüsselâma (Cennnet'e) ümmet-i Muhammediye'yi(a.s.m.) çıkaran bir Rabbani gemide çalışan hizmetçileriz. Elbette, dört fertten bin yüz on bir manevi kuvvet temin eden ihlâs sırrını kazanmakla uyumlu ve hakikî ittihada muhtacız ve mecburuz.
Evet, üç elif yan yana gelmezse, üç kıymeti var. Yan yana gelip birleşirse, yüz on bir kıymet alır. Dört kere dört ayrı ayrı olsa, on altı kıymeti var. Eğer kardeşlik gereği, amaçta birlik ve vazifede birliktelik ile buluşup bir çizgi üstünde omuz omuza verseler, o vakit dört bin dört yüz kırk dört kuvvetinde ve kıymetinde olduğu gibi, hakikî ihlâs sırrı ile, on altı fedakâr kardeşin kıymet ve manevi kuvvetleri dört bini geçtiğine, pek çok tarihi olaylar şahitlik ediyor.
Bu sırrın sırrı şudur ki: Hakikî, samimî bir ittifakta her bir fert, diğer kardeşlerin gözüyle de bakabilir ve kulaklarıyla da işitebilir. Güya on hakikî yan yana gelmiş adamın her biri yirmi gözle bakıyor, on akılla düşünüyor, yirmi kulakla işitiyor, yirmi elle çalışıyor bir tarzda mânevî kıymeti ve kuvvetleri vardır. * |