İlk Şehit İlk Şehit "Ammâr bin Yâsir" der ki: Bir gün îmân etmeden,
Allah'ın Resûlü'ne gitmek geldi içimden.
O gün, “Resûlullah'ı bir göreyim” diyordum.
Huzûrunda müslümân olmayı istiyordum.
Gittiğimde "Süheyb"e rastladım oralarda.
Beni görüp sordu ki: (Ne yaparsın burada?)
Gâyemi söyleyince, o dedi ki: (Vallahi,
Aynen bu maksat ile gelmiş idim ben dahî.)
İkimiz berâberce girdik huzûrlarına.
Îmân edip, katıldık mü'minlerin safına.
Müşrikler haber aldı “Ammâr” îmân edince.
Çok ağır işkenceler yaptılar ona nice.
Derlerdi ki: (Allah'ı inkâr et, dön dîninden
Yalnız Lât ve Uzzâ'ya tap, kurtul elimizden.)
O da, her defâsında onları ederdi red.
Derdi ki: (Rabbim Allah, peygamberim Muhammed.)
Müşrikler, bu cevâba sinirlenerek yine,
Ağır taş koyarlardı göğsünün üzerine.
Bâzan kuyu içine, insâfsızca atarak,
Öldürmek isterlerdi onu suda boğarak.
Bir gün Resûlullah'ın gelerek huzûruna,
(Tâkatımız kalmadı) diye arz etti Ona.
Resûlullah üzülüp, buyurdu: (Sabrediniz!)
Sonra iki elini açıp Peygamberimiz,
Buyurdu ki: (Yâ Rabbî, Ammâr âilesinden,
Cehennem azâbını tattırma birine sen.)
Vâlidesi "Sümeyye", sonra babası "Yâser",
Ve kardeşi “Abdullah” hepsi îmân ettiler.
Müşrikler nasıl cefâ yaparlarsa “Ammâr”a,
Daha ziyâdesini yaparlardı bunlara.
Bunlara da (İslâmı inkâr edin!) derlerdi.
Onlar, her defâsında bunu reddederlerdi.
Derlerdi: (Derimizi yüzseniz de bizim siz,
Yine de bu husûsta dinlemeyiz sizi biz.
Ve hattâ dilim dilim bizi doğrasanız da,
Yine göremezsiniz bizi siz aranızda.)
Yine bir gün kâfirler, Yâser âilesine,
Dayanılmaz cefâlar edip o gün hepsine,
Hazret-i “Yâser” ile oğlu “Abdullah”ı hem,
Okla şehîd ederek verdiler büyük elem.
“Ebû Cehil” alçağı, "Sümeyye Hâtun"un da,
İple ayaklarını bağlayıp en sonunda,
İplerin uçlarını, iki ayrı deveye,
Bağlatıp, sürdü sonra, ters istikâmetlere.
Bu korkunç işkenceyle, vücûdu parçalanan,
“Sümeyye” hazretleri, "İlk şehîd" oldu o an.
Bunu, Resûlullah ve eshâbı öğrenince,
Daha sıklaştırdılar saflarını iyice.
Abdüllatif Uyan |