Başlık: Cuma Hutbesi
Tekil Mesaj Gösterimi
Eski 13-12-2007, 19:14   #18
abdullah_esad
Teğmen
 
Katılım Tarihi: Oct 2007
Yaş: 30
Mesajlar: 101
Varsayılan

İMAN VE İBADET İLİŞKİSİ


İMAN VE İBADET İLİŞKİSİ
İbadet; Allah’ın emirlerine uymak, yasaklarından kaçınmak, onun rızasını kazanmak amacıyla yaptığımız her türlü iyi harekettir. Geniş anlamda ibadet; Allah’ın rızasına uygun olan her davranışımızdır. Ayrıca dinimizin temel ibadetleri olan ve yapmakla yükümlü olduğumuz ibadetlerde vardır. İbadet sadece Allah’a yapılır. Hz. Allah Enam Suresinin 162. ayetinde şöyle buyurmaktadır:
“Ey Muhammed (s.a.v) de ki: Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir.”(1)
Bundan dolayı ister dünyalık, ister ahiret işlerinde olsun bir işi Allah rızası ve isteği doğrultusunda yapıyorsak bu ibadettir.

İman ile ibadet arasında sıkı bir bağ vardır. İman, ibadetin kaynağı ve sebebidir. İnsan yemeye içmeye muhtaç olduğu gibi sevgiye, saygıya ve sıcak alakaya da muhtaçtır. Bu da insanın önce Allah’ı sevmesiyle ona derin saygı duymasıyla olur. İman insanın ruh ve bedenini düzene koyar, imanın ruhla bedeni birleştirdiği, dolayısıyla onları düzene koyduğu, bunun da insanı başarılı kıldığı bir gerçektir. İbadet, inançtan kaynaklanır ve inancın gereğidir. “İbadetler inancı korur” ve “ibadetler inancı kuvvetlendirir”.
Sadece imanla yetinip ibadetleri terk etmek imanın zayıflamasına neden olur. Toprağa dikilen bir meyve fidanının kurumaması ve gelişip büyümesi için zaman zaman sulamaya ihtiyaç vardır. Bu yapılmadığı takdirde fidan kurur. Kalbimizdeki imanın da ibadetle güçlenmesi ve korunması gerekir. İman ile ibadet ayrılmaz bir bütündür. İman çekirdek, ibadet ise imanın görüntüsüdür. Dinimizin emrettiği ibadetlerin hedefi, insanı güzel ahlak sahibi olmasını sağlamaktır.
Özetle; iman ve ibadet ilişkisini şöyle sıralayabiliriz: Kişinin kalbini temizler ve nefsini terbiye ettiği için kötülüklerden uzaklaştırıp iyi insan olmasına vesile olur. Başına gelen felaketlerden karamsarlığa kapılmayıp Allah’ın onunla beraber olduğunu düşünerek ümitsiz olmaz hayata bağlanır ve ruhu mutlu olur. İmanını güçlendirir, korur. Ahlaken olgunlaşır, Allah’ın ona olan sevgisi çoğalır. Dünyada ve ahirette mutlu olur. Ruhunu arındırır, kendini bu evrende yalnız hissetmez. Yüce bir varlığın onunla iletişime geçtiğini düşünerek huzurlu olur, güvende olur.
Namaz örneğinde olduğu gibi Allah’ın huzurunda olarak bir miraç gerçekleştirir. Sabır duygusu gelişir. Dünyanın geçici olduğunun farkına vararak ezeli ve ebedi olan Allah’a yönelerek dünya için aşırılıklara kapılmaz. İbadet yaptıkça nefis terbiyesi ile iyi insanlar çoğalır ve böylece o toplumda sevgi, barış, huzur, birlik ve beraberlik güçlenir. Kaos, anarşi çıkmaz. Hülasa; ”yaratılanı sev, yaratandan ötürü“ anlayışı topluma hâkim olur.

1- En’âm; 162
  Alıntı Yaparak Cevapla