27-12-2007, 13:03
|
#23 |
| Teğmen
Katılım Tarihi: Oct 2007 Yaş: 30
Mesajlar: 101
| Allah Teâlâ yarattığı her insana belli bir ömür takdir etmiştir. İnsan bu geçici âleme, kalıcı ticaretler yapmak üzere gönderilmiştir. Akıl nimetiyle donattığı insanı erginlik çağından itibaren ölünceye kadar tüm yaptıklarından ve yapması gerektiği halde ihmalkârlık edip yapmadıklarından sorumlu tutmuştur. Bununla birlikte insanı yalnız bırakmamış, onun aklına rehberlik etmek üzerede Peygamberler ve kitaplar göndermiştir. İşte bu noktada İnsana düşen görev nefsini terbiye ederek her türlü iyilik ve hayırla saadete kavuşmaktır. Ben ne idim, ne oldum, sonum ne olacak? diyerek nefsini sorgulamak zorundadır. İnsan önce bakıma muhtaç bir çocuk, sonra delikanlı, sonra yetişkin bir insan; Gücü kuvveti yerinde, dilediği gibi davranabilme yeteneğinde. Ne var ki her gençliğin bir de yaşlılığı vardır. Arkasından da ölümün geleceği muhakkak, ama onunla ne zaman karşılaşılacağımızı bilemiyoruz. O bakımdan her an ölüm gelecekmiş gibi hazırlık yapmak nefsi terbiye etmek zorundayız. Kendi kendimizi bir hesaba çekmeliyiz. Mutlaka gerçekleşecek olan ölümü ve kıyameti hatırdan çıkarmamalı, davranışlarımıza bu kaçınılmaz gerçekleri göz önünde tutarak yön vermeliyiz. Öne alınması ve ertelenmesi mümkün olmayan ecel yakamıza yapışmadan düşünmeliyiz: Acaba ölüme ve âhirete hazır mıyız? Acaba biz yarına, bir hafta sonrasına, bir ay sonrasına ve gelecek yıla ulaşabilecek miyiz? Böyle bir garantimiz olamadığına göre bir düşünelim: Şu anda ruhumuzu teslim edecek olsak yaptıklarımızla Yüce Yaratan'ın huzuruna çıkmaya yüzümüz var mı? O halde her birimiz son nefesimizi vermeden önce kendimizi bir hesaba çekmeli ve nefis muhasebesi yaparak nefsi Allah’ın istediği ölçülerde terbiye etmeliyiz. Zira yaptıklarımızdan Allah’ın huzurda hesap vereceğiz. Nitekim Peygamber efendimiz (S.A.S.) “Kıyamet günü kişinin tüm yaptıklarından sorgulanıp hesaba çekilmedikçe mahşer yerinden ayrılamayacağını”[1] bize haber vermektedir. Hz. Ömer (R.A) da: "Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz" uyarısında bulunmaktadır Nefsi terbiye etmek; önce Allah ve Resûlüne samimi bir kalple inanmakla ve kulluk görevimizi hakkıyla yerine getirmekle başlar. Sonra da tüm işlerimizde iyi ile kötüyü, helal ile haramı ayırarak, komşu ve misafirine iyi muamele ederek; dedikodu, iftira,haset,kin vb. gibi kötü huy ve düşüncelerden uzak durarak; konuştuğunda faydalı ve güzel söz söyleyerek veya susması gerektiğinde susarak; büyüklere saygı,küçüklere sevgi göstererek; toplumun her kesimi için devamlı iyi işler düşünerek, insanlara devamlı iyilikler yaparak, güzel söz ve davranışlarda bulunarak devam eder. Allah'a karşı görevlerimizde, ibadetlerimizde eksikliklerimiz ve kusurlarımız varsa onları telafi etme cihetine gitmeliyiz. Ömrümüzün sayılı olan günlerini Allah'ın haram ve yasaklarında değil razı olduğu iş ve ibadetlerle geçirmeye çalışmalıyız. Hutbemi Haşr suresinin 18. ayetinin mealiyle bitiriyorum: "Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır."(2) 1- Tirmizi, Kıyamet 1 2- Haşr-18 |
|
| |