Başlık: urartu tarihi
Tekil Mesaj Gösterimi
Eski 05-02-2008, 19:48   #5
Lokman Aşkın
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 2,872
Varsayılan

YENİ BAŞKENT TUŞPA
Başkent Tuşpa, Sarduri ile birlikte inşa edilen yeni bir kent değildir. Bu kente ait bilgiler daha erkene tarihlenen Asur yazıtlarında da vardır. Sultantepe’de bulunan Asur yazıtlarında 111. Salmanasar MÖ. 856 yılında bu kentten haraç aldığını bildirir. Asur yazıtında kentin adı Tumşpa olarak verilmiştir ve tahkim edilmiş bir kale olarak tanımlanır. Yönetimin Tuşpa’ya taşınması ile bu kalede imar faaliyetleri önemli ölçüde artmış olmalıdır. Kalenin içindeki erkene tarihlenen bazı yapılar, Madırburç ve üzerindeki yapım kitabesi bu yoğunlaşan inşaatların kanıtlarıdır. Madırburç ağırlıkları 40 tona ve uzunlukları 4.0 metreye varan kireçtaşından anıtsal bloklar ile inşa edilmiştir (Resim 9). Kalenin kuzeybatısına bitişiktir ve dikdörtgen bir plana sahiptir. Bazı bilim adamları tarafından tapınak olarak nitelendirilen Madırburç, kanımızca tahkimli bir kuledir ve yakınında yer alan, kalenin muhasarası sırasında hayati öneme sahip olan su kaynaklarını korumakla görevlidir. Yazıtın üzerinde belirtildiği gibi; taş blokları Edremit yakınlarındaki Alniunu taş ocaklarından getirtilmiş olmalıdır. Bu ocaklarda yapılan araştırmalar bitmiş veya henüz tamamlanmamış bir çok taş malzemenin bulunmasını sağlamıştır.
Tuşpa’nın ilk kralı Sarduri’nin saltanatı sırasında gelişen tarihi olaylar ile ilgili fazla bir bilgimiz yoktur. Yeni başkentin Van Gölü’nün doğusunda seçilmesi, krallığın doğuya sefer düzenlemesini büyük ölçüde kolaylaştırmış olabilir. Sarduri’nin başa geçişiyle birlikte Urartu Krallığı, Yakın Doğu’da Asur ile boy ölçüşebilen tek devlet durumuna gelmiştir. Asur Krallığı kendisi için önemli bir tehlike olan bu gelişimi durdurmak için önemli gayretler sarfetmektedir. Asur yazılı kaynaklarından elde ettiğimiz bilgilere göre; III. Salmanasar saltanatının 31. yılında (M.Ö. 827/26) Asur ordusunu, ordu komutanı Daian-Assur komutasında Hubuşkia ve Musasir ülkelerine karşı sefere yollar. Van Gölü’nün güneyinde yeralan Hubuşkia ülkesinden haraç alan Daian-Assur, Musasir’i ve 46 Musasir ülkesi kentini ele geçirir. Asur ordusu 50 Urartu kalesini yakıp yıktıktan sonra Gilzanu üzerinden ülkesine geri döner. Bu kayıtlardan da anlaşılacağı gibi 1. Sarduri’nin saltanatı sırasında Van Gölü’nün güneyindeki Hubuşkia ülkesinin büyük bir bölümü Urartu Krallığı’nın egemenliği altındadır. Urartu egemenliği güneyde, Kelişin yazıtının dikildiği Kelişin geçidinin cıvanndaki Musasir ülkesinin sınırlanna kadar varmıştır. Sözü edilen Asur metinleri III. Salmanasar’ın son yıllarında, Musasir’in henüz Urartu topraklan içinde yer almadığını göstermektedir. Ancak bu ülkenin hemen kuzey sınırlarında “Urartu kalelerinin inşa edildiği” aşağıda verilen kayıtlardan da anlaşılmaktadır: “... Musasir ülkesinin müstahkem mevkii olan Sapparia’ya karşı sefere çıktım. Musasirlilerin 46 kenti ile birlikte Sapparia ‘yı ele geçirdim. Urartuluların kalelerine kadar yürüdüm. Elli (Urartu) kentini tahrip ettim, viraneye çevirdim ve ateş ile yaktım Sarduri’nin güney eyaletlerinde yürütmüş olabileceği bu eylemlerin dışında ne tür askeri faaliyetlerinin var olduğu bilinmemektedir. Olasılıkla Tuşpa kentinin bu ilk kralı başkent ve yakın çevresinin korunması ve Asur saldırılarına karşı koyabilmesi konusunda bazı çabalar harcamış- tır (Resim 10). Yeni kurulan krallığın idari ve askeri yapısı olasılıkla bu kral döneminde şekillenmeye başlamıştır. Kendisinin yerine tahtta geçen kral İşpuini döneminde, özellikle güney ve doğu ülkeleri üzerinde sağlanan askeri başarının bir nedeni, Sarduri’den teslim alınan sağlam temellere dayanan siyasi yapının varlığı olmalıdır.
KRAL İŞPUİNİ
Sarduri’den sonra başa geçen oğul İşpuini’nin Urartu tahtına çıkmasının tarihi kesin değildir. Bu sırada Asur tahtında egemenlik süren V. Şamsi-Adad (MÖ. 823-811) ikinci yılı (M.Ö.822) seferinin kayıtlarında Mutarris-Assur adlı tecrübeli, zeki ve yetenekli askerini ordusu ile birlikte Nairi ülkesi üzerine sefere gönderir. Güneşin battığı yukarı denize kadar seferlerini ilerleten Mutarris-Assur, Uşpina, adlı bir kralın 200 kentini ele geçirir. Yazıt devamla bu yöredeki bir çok ülkeden ve Nairi ülkesi krallarından haraç ve vergi alındığını belirterek sona erer. Bu yazıtta geçen Uşpina’nın, Urartu kralı İşpuini olduğu önerilmiştir. Bu durumda MÖ. 822’den pek fazla geriye gitmeyen bir tarih, olasılıkla da MÖ. 825/24 tarihi İşpuini’nin, Urartu tahtına geçtiği yıl olarak kabul edilebilir. İşpuini, Urartu tahtına egemen olduktan ancak birkaç yıl sonra bu derece güneye inmek başarısını gösterebilirdi. Hubuşkia’nın bir bölümünü ele geçirmesi ve güneydeki Musasir ülkesinin sınırlanna dayanması V. Şamsi-Adad’ı harekete geçirmiş ve Urartu’nun güneye doğru ilerleyişi, yukarıda verdiğimiz sefer ile Asur kralı tarafından durdurulmak istenmiştir. Aynı Asur kralının birinci yıl seferinde de Nairi ülkesine karşı sefer düzenlediği ve bu ülkeden boyunduruğa vurulmuş (ehlileştirilmiş) atlar alındığı bilinmektedir. Nairi ülkesindeki krallardan haraç alındığı anlatılan seferde bu ülkede hüküm süren hiç bir kral adı verilmemiştir.
Sadece İşpuini’nin adını taşıyan yazıtların sayısı pek fazla değildir. Ancak kralın geç dönemine ait olan ve oğlu Menua ile torunu İnuşpua’nın da adını taşıyan bir çok yazıtı bulmak mümkündür. İşpuini’nin sadece kendi adını taşıyan yazıtlar, daha çok inşa ettiği kalelerin yapım kitaheleridir. Bu yazıtlardan bir çoğu başkent Tuşpa’nın yakın çevresinde ele geçmiştir. Van’ın 15 kilometre güneyindeki Zivistankale, Van-Özalp karayolu üzerindeki Aşağı Anzaf ve Patnos’tan çıkan yazıtlar sadece bir kaç örnektir. Söz konusu yapım faaliyetleri İşpuini’nin başkent ve civarında kurmaya başladığı savunma sisteminin birer parçasıdır. Tuşpa etrafındaki imar faaliyetlerinin bir ölçüde tamamlanmasından sonra kral İşpuini ve oğlu Menua’nın toprak kazanmaya dönük askeri seferlerinin de başladığını görmekteyiz. İşpuini’nin saltanatının belli bir döneminden sonra kaleme alınan bir çok yazıtında oğlu Menua’nın ve bazı durumlarda torunu İnuşpua’nın adlarının da verildiğine tanık olunur. Urartu tarihinde başka bir örneği olmayan bu davranışın nedeni bilinmemektedir. Olasılıkla yaşlı kral İşpuini, oğluMenua’yı tahtı devralmadan önce askeri ve siyasi açıdan olgunlaştırmak ve tecrübe kazandırmak istemiştir. Bu eğitimin yararlarını Urartu Krallığı Menua döneminde fazlası ile görmüştür. Ancak aynı durum İnuşpua için geçerli değildir. Bir kaç yazıtta babası ve büyükbabası ile birlikte adı geçen torun, Menua’dan sonra Urartu tahtına sahip olamamıştır. Belgelerden anlaşıldığına göre Menua’nın yerine Urartu tahtına, yine Menua’nın oğlu olan Argişti geçmiştir. Bu durumu açıklamak eldeki veriler- le mümkün değildir. Ancak inuşpua’nın beklenmedik bir zamanda ölümü akla gelen ilk öneridir. Argişti’nin tahtı babası Menua’nın arzusunun dışında, zorla ele geçirdiğine ait hiç bir veri yoktur.
KELİŞİN YAZITI ve MUSASİR SEFERİ
İşpuini’nin en önemli eylemlerinin başında güney ülkelerine karşı giriştiği askeri sefer gelir. Kral tşpuini’ye ait en önemli yazıtlardan biri bu seferi ve sonrasında gelişen olayları anlatan, bazı bölümleri okunmayacak durumda olan Kelişin yazıtıdır. Yazıt Türkiye, İrak ve İran sınırlarının birleştiği noktada yer alan ünlü Kelişin Geçidi’nin yakınına dikilmiş bir çift dilli steldir. Yazıt şöyle başlar: “Ardini (Asurca tarafta Musasir) kentine Tanrı Haldi’nin arkasında geldikleri zaman Sarduri oğlu İşpuini. yüce kral, güçlü kral, dünyanın kralı. Biain ili ülkesinin kralı (Asurca tarafta Nairi). Tuşpa kentinin hakimi ve İşpuini oğlu Menua Tanrı Haldi’ye bir tapınak inşa ettiler Yüksek yola bir stel diktiler...” Anlaşılmaktadır ki; Kral İşpuini Yakın Doğu’nun en azından MÖ. 9. yüzyıldan beri önemli bir kutsal kenti olduğu bilinen Musasir şehrini ele geçirmiştir. Ancak bu kentin askeri zor kullanılarak veya tahrip edildikten sonra ele geçirildiğine ait hiç bir ipucu yoktur. Aksine Urartu kralının ve ordusunun Musasir’e gelişi önemli bir merasim ile kutlanmış ve bu olayın anısına binlerce baş hayvan kurban edilmiştir: “... İşpuini tapınağının önünde, Sarduri oğlu İşpuini (tanrılara) muhteşem silahlar, çok (besili) hayvanlar, bakır kaplar, çok sayıda kurbanlık hayvanlar sundu; bunları Tanrı Haldi kapısının önüne koydu ve hayatımızın neşesi ve hakimi olan Tanrı Haldi)’e verdi. 0 (4puinı) kurban edilmek için 1.112 boğa, 9.120 keçi, kuzu ve 12.480 büyük keçi getirdi Kutlamalar Tanrı Haldi için bir anıtın dikilmesi, standartların ve diğer adak eşyalannın getirilmesi ile sürmüştür. Yazıtın içeriğinden anlaşıldığı gibi Musasir’in, Urartu egemenliğine geçmesi nedeniyle yapılan kutlamalar, askeri bir zaferin sonunda yapılan zafer merasimlerinden çok dini bir seremonidir. İşpuini’nin bu davranışı Urartu dini ile ilgili yaptığı düzenlemeler ve Urartu toprakları içindeki farklı din ve tanrılara verdiği önem dikkate alınırsa daha iyi anlaşılabilir. Asur Krallığı’nın boyunduruğu altında yaşamakta olan Musasir (Ardini) kentinin MÖ. 9. yüzyılın sonlarında Urartu’nun koruyuculuğunu kabul etmesi önemlidir. Urartu’nun güneye doğru ilerlemesinin sonucunda Musasir halkı Urartu’nun koruması altında olmayı yeğlemiş olmalıdır. Bu topraklan ele geçirmek için güneye doğru ilerlemekte olan Urartu kralına karşı koymaktansa O’nu bu kutsal kentin koruyucusu olarak davet etmişlerdir. Böyle bir davranış Musasir kentinin ve zenginliğinin yok olmasını engellediği gibi Urartu Kralı’na da büyük bir onur vermiş olmalıdır. Binlerce baş hayvanın kurban edilişi, Haldi için anıtsal bir kapı yapılması ve belki de ünlü Musasir tapınağının Tanrı Haldi’ye ithaf edilişi bu olayı kutlamak içindir.
URARTU’NUN DOĞU SEFERLERi ve ASUR KRALLIĞI
Urartu’nun bu derece güneyde, Asur ülkesine böylesine yakın bir konumdaki bir kente egemen olması, doğrudan Asur’a meydan okuma anlamına gelmektedir. İşpuini bu niyetinde ciddi olduğunu Kuzeybatı İran toprakları üzerine düzenlediği askeri seferi ile bir kez daha göstermek istemiştir. Van’ın doğusundaki Erçek Gölü kenarında yer alan ve Erken Tunç Çağlarda da iskan edildiği bilinen Karagündüz köyünde ele geçen bir yazıt, İşpuini’nin doğu seferi ile ilgili önemli bilgiler verir. Yazıtın bir İşpuini-Menua ortak yazıtı olduğu giriş kısmındaki bilgilerden bellidir: “Hükmeden Tanrı Haldi’ye Sarduri oğlu İşpuini ve Ipuini oğlu Menua bu yazıtı dikti. Tanrı Haldi silahları ile savaşa çıktı. Meişta kentini ele geçirdi, Barşua ülkesini zaptetti. Tanrı Haldi güçlüdür, Tanrı Haldi’nin silahları güçlüdür...” Yazıtta geçen Meişta kentinin Kuzeybatı Iran içlerinde bir kent olduğu bilinmektedir. Hatta bazı bilim adamları bu kenti Urmiye Gölü’nün güneyindeki ünlü Hasanlu yerleşmesi ile tanımlamak istemişlerdir. Hasanlu kentinin Menua zamanında ele geçirildiği ve etrafına Hasanlu IV kalıntılarını tahrip edecek şekilde sur duvarı çekilerek tahkim edildikten sonra Urartulular tarafından kullanıldığı dikkate alınırsa bu önerinin pek de hatalı olmadığı düşünülebilir. Yazıtta geçen Barşua ülkesi, Asur kayıtlarındaki Parsua ile aynıdır. Daha sonraki yüzyıllarda Pers ülkesi ile aynı anlamda kullanılacak olan Barşua, Urmiye Gölü’nün güneylerindeki geniş araziye verilen coğrafi bir addır. Kara- gündüz yazıtı seferle ilgili olarak şöyle devam eder: “...ordumda 106 savaş arabası, 9.174 süvari, 2. 704 piyade vardı Bu bilgiler Urartu ordusunun, olasılıkla Asur’dan etkilenerek, savaş arabaları ve süvariler ile donatıldığını göstermektedir. Bu aynı zamanda ordu içinde yapılan organizasyonun da bir göstergesidir. Savaşı devam ettiren Urartu kralları, bu ülkeden 65 deve ve 1.120 at dahil çok sayıda hayvan alarak Urartu ülkesine geri getirmişlerdir. İlerki yıllardaki askeri seferlerde de görüleceği gibi Kuzeybatı Iran toprakları, gerek Asur ve gerekse Urartu ordusu için at ihtiyacının karşılandığı önemli bölgelerin başında gelmektedir. Karagündüz yazıtı bize Urartu’nun Van Gölü ile Urmiye Gölü arasında kalan geniş toprakların Urartu tarafından denetim altına alındığını göstermektedir. Olayların Asur’un aleyhine gelişmeye başlaması Asur’un bu konuda önlem almasını gerektirmiş ve olasılıkla yukarıda sözünü ettiğimiz gibi V. Şamsi-Adad akıllı komutanı Mutarris-Assur’u, İşpuini’ye karşı askeri bir seferle görevlendirmiştir.
  Alıntı Yaparak Cevapla