Tekil Mesaj Gösterimi
Eski 12-02-2008, 23:51   #5
TaLia
Albay
 
Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,158
Varsayılan Sİvrİhİsar'dan AyriliŞi


SİVRİHİSAR'DAN AYRILIŞI






O devirde Konya ve Akşehir medreseleri çok ünlüydü. Buralara dünyanın pek çok yerinden bilginler, mutasavvıflar, dervişler, seyyahlar, tüccarlar gelip gitmekteydi. Bu yüzden Konya ve Akşehir medreseleri öğrencilerle, tekke ve dergâhları dervişlerle dolup taşmaktaydı.

Yöneticiler ve şehrin ileri gelenleri de bu oluşumlarla ilgiliydi. Sarayların ve konakların kapıları bu ilim ve tasavvuf ehline her zaman açık tutuluyordu. Özellikte Konya Anadolu Selçuklu devletinin başşehri olarak bir ilim ve kültür merkeziydi. O devirde tahtta bulunan Sultan 1. Alâeddin Keykubad (1280–1237) adaletli yönetiminin yanı sıra bilginlere verdiği değerle de tanınmaktaydı.
Nasreddin Hoca, bu şehirlerin bu durumundan haberdardı. Muhtemelen yirmi-yirmi üç yaşından sonra imalık görevini Mehmet (Cılız Mehmet olarak da bilinmektedir.) adlı halifesine bırakarak köyünden ayrılıp 1233/1234 tarihinde önce Konya’ya gitti. [1] Burada kendisi için gerekli gördüğü ilim ve irfan tahsilinden sonra memleketi Sivrihisar’a döndü. Daha sonra Hocasının daveti ve Tuğrul Efendi’nin ısrarı üzerine 1237’de Akşehir’e giderek Akşehir medreselerinde ders gördü.
Nasreddin Hoca’nın Konya ve Akşehir’e gitmesiyle ilgili şöyle bir tarihi olay da
anlatılmaktadır.
Buna göre; “Sivrihisar kale dizdarı Alişar Bey, devamlı olarak Sivrihisar’ın gelişmesi ve büyümesi için bir şeyler yapmak istiyordu. Hoca’ya ne yapılabileceğini sordu:
Nasrettin Hoca:
—Beldemiz eğitim görmüş yetişkin insanlarla şenlenip, gelişecektir. Konya'ya gidiniz ve bilgisiyle ün yapmış birisini buraya getiriniz.
Alişar Bey, 20 gün bu mesele için uğraştı ve ünlü müderris Tuğrul Efendi ile geri döndü...
Sivrihisar’da her gün konuşmalar yapan Tuğrul Bey, yalnız Hoca'yı değil tüm Sivrihisar'ı etkilemeyi başardı...
Bir müddet sonra; Tuğrul Efendi de Nasrettin Hoca'nın vaazlarını dinlemeye başladı. Ondaki yeteneği gördü ve ondan zekâ ve yeteneğini Akşehir'de ve Konya'da göstermesini, oralara gidip daha tecrübelenmesini, bilgilenmesini istedi...
Hoca, günlerce düşündükten sonra Akşehir'e gitmeye karar verdi... Tüm yakınlarına
ve Tuğrul Efendiye bu kararını açıkladı.
Bu dönemde Moğollar'ın etkisi iyiden iyiye hissediliyor, Anadolu'yu huzursuzluk bulutları kaplamaya başlıyordu... Bu ortamda seyahat yapmaktan çekinen Hoca, Akşehir seyahatini her gün geciktiriyordu;
Tuğrul Efendi, bunun üzerine:
—Aydınlar yol gösterici olmalıdır, karşında manevi şifa bekleyen topluluklar bulacaksın. Onlara sen cesaret vereceksin, için kan ağlasa dahi güleceksin! Halka yol gösterenin özelliği budur, deyince Hoca yola çıkmaya karar verdi.
Yola çıkma günü, yıllarca yaşadığı Sivrihisar'ı bırakma günüydü... Tüm sevenleri genci, yaşlısı kale kapısına O'nu uğurlamaya geldi. Acılar, huzursuzluklar içinde, bir de Hoca gidiyordu! Hoca eşeğine bindi yola düştü, arkadan hüzün ve sitem dolu ses:
Alişar Bey:
—Nasreddin Hoca! Sen bu düzeni ta baştan kurdun. Akşehir’e gitmek için, yerini dolduracak adamı bana buldurdun. Bu oyunu yuttuğumu sanma, dedi.
Hoca, eşeğinin yularını çekti. Hayvanı durdurdu. Atik bir hareketle, semere ters oturdu. Sonra da şöyle dedi:
—Alişar Bey! İnan ki, olay dediğin gibi değil. Bakın, gözüm üzerinizde, Sizden ayrıldığım için üzgünüm.
Hocayı, eşeğe ters binmiş halde gördükçe, onu uğurlamaya gelenlerin hüzünleri dağıldı!
Ümitsizliğin yerini kahkahalar aldı. Hoca görevini yapmıştı. Bunun üzerine, 1237 yılı İlkbaharında bir Cuma günü sabahleyin Akşehir’e uğurlandı.
Hoca, Sivrihisar’dan Emirdağ’a oradan Afyon’a geçti. Burada Konya’dan medrese arkadaşı olan Kul Ahmet’le görüştü. Afyon-Gazlıgöl kaplıcalarındaki kısa bir moladan sonra Bolvadin’e geldi. Yol boyunca bazı köylere uğrayarak daha sonra Akşehir’e ulaştı.
Halk, onun geleceğinden haberdardı. Onunla yakından ilgilendiler. Ardından Maarif köyündeki Seyyid Hacı İbrahim Sultan’ın yanına vardılar. Hoca,, burada Seyyid Mahmud Hayrani’nin hacca gittiğin öğrendi. Daha sonra Akşehir’e döndü. Burada imamlık görevine başladı. Bir taraftan da vaazlar veriyordu. Zamanı gelince Hocası Hacdan döndü. Böylece Nasreddin Hoca’nın buradaki eğitimi de başlamış oldu. Bir yıl sonra da karısı Atike, kızı Fatma ve üç yeğeniyle birlikte Akşehir’e geldiler. [2]
Bu olayı destekleyen kimi yazarlar da Hoca’nın Sivrihisar’dan ayrılıp Akşehir’e gitmesini “Sivrihisar Medresesindeki Hocası Sarı Tuğrul’un ‘Akşehir’de Seyyid Mahmud Hayrânî seni bekliyor’ uyarısıyla ilgili görerek menkıbe halindeki bu olayı desteklemektedirler. [3]
Sivrihisar’dan böyle bir olayla ayrılan Nasreddin Hoca, burada Şeyh Hacı İbrahim Veli [4] ve mutasavvıf Seyyid Mahmut Hayranî ö. 1268) [5] gibi devrinin tanınmış bilgin ve ârif kişilerinden ders aldı. Saltukname’deki bilgilere göre Hayrani’nin talebesi ve dervişi oldu. Kimi yorumculara göre bu iş, dervişlikle de sınırlı kalmadı. Hoca, Hayranî dergâhının şeyhlik görevi de üstlendi. [6]
Hoca, bu bölgede bulunan başka bilgin ve arif kişilerden dersler alarak bilgi ve görgüsünü büyük ölçüde artırdı. Kimi yorumcular, Seyit Mahmut Hayrani’nin Mevlana’ya mensubiyetinde yola çıkarak Nasreddin Hoca’nın da Mevlana’ya bağlı olabileceği, hatta görüşmüş oldukları ihtimali üzerinde dururlar. [7]
Hocanın ayrıca Konya medreselerinde de okuduğu ve burada Hoca Fakih, Sadrettin Konevi gibi devrin ünlü aydınlarından ders ve feyiz aldığı dikkate alınırsa bu ihtimalin olabilirliği söz konusudur.
Öte yandan Hoca’nın bu eğitim süreci içinde Konya’da Selçuklu Hükümdarı Sultan 2. Alâeddin Keykubat'a danışman olduğu da söylenmektedir. [8]
Nasreddin Hoca, Konya’daki eğitim sürecinden sonra icazet alarak müderris oldu. Şeyhi ve Hocası Hayrani’nin Hacı Bektaş-ı Veli’nin tavsiyesi sebebiyle burada bulunması nedeniyle buraya yerleşti. Hatta devrin ve bizzat kendisinin iktisadi anlamdaki zor şartlarından dolayı Akşehir’deki evini de ona Hocalarından Seyyid İbrahim Sultan hediye etmiştir. [9]
Hoca, ilmi çalışmalarını bundan sonra burada devam ettirdi. Akşehir’de müderrislik görevinde bulundu. İmamlık, kadılık ve vaizlik yaptı. Ömrünün büyük bir bölümünü burada geçirdi.
______________________________ __________
[1] M. Fuat Köprülü, Nasreddin Hoca, s. 22, Kemal Uzun, Nasreddin Hoca Araştırması, s. 12 Şükrü Kurgan, Konya’ya gidişini ve orada tahsil görüşünü bir rivayet olarak yorumlamaktadır. Ona göre Hoca, Akşehir’e gitmiştir. Bkn. Şükrü Kurgan, a.g.e. s. 17
[2] Kemal Uzun, a.g.e. s. 33
[3] Kemal Uzun, a.g.e. s. 23
[4] Hacı İbrahim Veli yahut Seyyid Hacı İbrahim: Anadolu’nun Türkleşmesinde ve İslamlaşmasında rol oynayan büyük düşünür ve velilerdendir. Akşehir medreselerinde müderrislik de yapmıştır.
[5] Seyyid Mahmud Hayrani: Mevlana ile aynı devirde yaşamış bir Türk sufisidir. Hayatının büyük bir bölümü Konya’da geçti. 1268 yılında vefat etti. Türbesi Akşehir’dedir.
[6] Ali Günvar, Nasreddin Yedi İklim Dergisi, Nasreddin Hoca Özel Sayısı s. 9
[7] Yavuz Donat, Sabah gazetesi 4.5.2004
[8] Yavuz Donat, Sabah gazetesi 4.5. 2004
[9] Kemal Uzun, a.g.e. s. 15

]
  Alıntı Yaparak Cevapla