| Albay
Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,158
| YaptiĞi İŞler YAPTIĞI İŞLER
Nasreddin Hoca, çok değişik işlerle uğraştı. Fıkralarından çıkan bilgilere göre, imamlık, hatiplik, vaizlik, müezzinlik, cer Hocalığı, kâtiplik, müderrislik, kadılık, mahkemelerde bilirkişilik yaptı. [1] İlk kadılık görevi, gölge kadılığı(kadı adayı)dır. Sonradan Konya ve Akşehir’de bu görevini sürdürmüştür. Bazı yorumcular ise Hoca’nın kadı olmak istediğini ancak rüşvetle iş yapan kadıları görünce bundan vazgeçtiğini belirtirler. Bu vazgeçmenin Hoca’nın tasavvufi yola girmesiyle de ilgili olabileceği söylenmektedir. [2]Bir yoruma göre de kadılık görevini Akşehir’e yerleşene kadar yapmış, daha sonra ise bırakmıştır. Ama fıkralarında kadı tipleri ve fetvaların yer alması Nasreddin Hoca’nın kadılık yaptığını düşündürmektedir.
Hoca, Kendi köyünde, Sivrihisar’da, Akşehir’de ve köylerinde imamlık ve vaizlik de yapmıştır. Akşehir’deki ilk imamlık görevi Kocakapı (İkikapı) mahallesi camiindedir. Zaman zaman bilgisini halkla paylaşmak için civar şehir ve köylere de gitti. Bu olaya o zamanlar “cerre çıkmak” denilirdi. Kimi yazarların din adamları aleyhinde bir kanıt olarak kullanmak istedikleri “cerre çıkmak” olayı hakkında da kısa bir bilgi verelim. “Cerr” medreselerde bir eğitim ve öğretim uygulaması sayılır. Gerek Selçuklu, gerekse Osmanlı döneminde medreseler, Recep, Şaban ve Ramazan aylarında öğrencilerini Anadolu’nun muhtelif yerlerine gönderiler, uygulamalar yaptırırlardı. Bu faaliyet medreselerdeki bilgilerin halka iletilmesi maksadıyla yapılırdı. Bu esnada öğrenciler, halkı daha yakından tanırlar, gözlem yapma fırsatı bulurlardı. Medrese ile halk bu sayede bütünleşmiş olurdu.
Haliyle öğrencilerin bu hizmetlerine mukabil, halk (kendi isteği ile) bir miktar yardım yapmaktadır. Bunu hiçbir zaman “medrese talebelerinin yardım toplamaya çıkması şeklinde anlamamak gerekir.” [3]Müderrislik de en çok meşgul olduğu diğer bir iştir. Akşehir’de kendi adını taşıyan bir medresesinin varlığından söz edilmektedir. Böyle bir medrese olmasa bile Hocasının ders verdiği medrese yahut medreselerde ders verdiği rahatlıkla söylenebilir.
Hoca, tahsiliyle alakalı bu görevlerin dışında fıkralarından anlaşıldığı gibi terzi çıraklığı, çiftçilik, bakkallık, iplik satıcılığı, zeytin ve yumurta satıcılığı, hatta halk hekimliği gibi işler de yapmıştır. Bunda bir halk adamı oluşunun yanı sıra devrin iktisadi şartlarının da etkili olduğu muhakkaktır.
Hoca, bunların dışında bir ara Kürtlerin yaşadığı bölgeye ve Arabistan’a elçi olarak görevlendirilmiştir. Fıkralarından çıkan bu sonuç için Fuat Köprülü “ itimada şayân” değil demekle birlikte eğer bu bilgi doğru ise bu da Hoca’nın çok yönlü bir insan olarak siyaset alanında da bilgi ve yeteneğe sahip olduğunu göstermektedir.
Yine fıkralarından devrin zor şartları yüzünden zaman zaman da boş kaldığı anlaşılıyor. Yani Nasreddin Hoca, varlıklı bir hayat sürmemiş, geçim sıkıntısı çekmiş, borç içinde kaldığı bu yüzden el içine çıkamadığı günler bile olmuştur. [4]Kimi bilgiler ise Hoca’nın zengin sayılabilecek bir kişi olduğu şeklindedir. Buna delil olarak ise Hoca’nın bir vakıf medresesinin olduğu şeklindeki bilgilerdir. İbrahim Hakkı Konyalı bir makalesinde böyle bir vakıftan söz etmektedir. Fakat, Hoca’nın hayatının bir döneminde varlıklı olsa dahi ömrünün büyük bir bölümünü yoksulluk içinde geçirdiği daha doğrudur. Ayrıca yine o devrin iktisadi şartları da dikta alındığında Hoca için zengin demek güçleşir. [5]Nitekim Abdülbaki Gölpınarlı da Hoca’yı bu şekilde anlatır: “Hoca, perdecileri olan, harem ağalarının dolaştığı haremlerde, beyaz topuklu, yalın yüzlü hizmetçilerin, naz ile hırâman olduğu saraylarda yaşamış bir tip değildir.” [6]______________________________ __________ [1] Hoca(hâce) ismi de bunu doğrulamaktadır. Zira bu kelime hemen bütün Türk lehçelerinde “Efendi, ağa, öğretmen, aile reisi, kâtip, tüccar, ihtiyar” gibi manalara gelmektedir. Tabi kelimenin zaman içinde anlam değişmelerine ve daralmalarına uğradığını da unutmamak gerekir. Bkn. Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi c. 3 s. 443 [2] Âlim Yıldız, a.g.y. s. 103[3] Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi s. 554 (Alıntılayan: Abdullah Özbek, a.g.e., s. 23 [4] M. Sabri Koz, N.Oca Bu Yollarda Neler Gördü? İsfalt/Yol Kültürü Dergisi Temmuz 1998 s.65 [5] İ. Hakkı Konyalı, Akşehir/Nasreddin Hoca’nın Şehri s. 462 [6] Abdülbaki Gölpınarlı, Nasrettin Hoca |