| Albay
Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,158
| Tİmurla İlİŞkİsİ TİMURLA İLİŞKİSİ
Nasreddin Hoca’nın fıkraları arasında Timur’la ilgili çok sayıda fıkra vardır. Bunlardan iki tanesi şöyledir:
Hoca, o gün yine Timur’un yanındaymış. Timur’a bir asker getirip sarhoş olduğunu söylemişler, ardından da:
—Ne yapalım, diye sormuşlar.
Timur:
—Üç yüz değnek vurun, demiş.
Hoca, gülmeye başlamış. Timur bunun üzerine çok kızmış.
—Sen benimle alay mı ediyorsun Hoca, deyince de ondan şu cevabı almış:
—Gülüyorum çünkü ya sen hiç dayak yememişsin ya da sayı saymayı bilmiyorsun.
Timur’un karşısında sözünü esirgemez bir tip olan Hoca’nın bir başka fıkra da şöyledir:
Hoca bir gün Timur’un adamlarından birine sormuş:
—Kimin mezhebindensin?
Adam:
—Tabi ki Timur’un mezhebindenim, demiş.
Orada bulunanlardan birisi seslenmiş:
—Hoca Efendi! Bir de peygamberi sor bakalım.
—Gerek yok demiş Hoca. İmamı aksak(topal) Timur olursa, peygamberi de kesinlikle Kandökücü Cengiz olur.
Bu fıkralardan en meşhuru ise şöyledir:
Hoca ile Timur, hamamda yıkanıyorlarmış.
Timur, Hoca’ya sormuş:
—Hoca, bana kaç akçe değer biçiyorsun?
—Kırk akçe, demiş Hoca.
Timur, kızmış:
—İnsaf Hoca, demiş. Yalnız şu üstümdeki peştamal kırk akçe eder.
Hoca da şöyle cevap vermiş:
—Ben de zaten ona değer biçmiştim.
Bunlar ve benzeri fıkralardan yola çıkanlar, Hoca’yı Yıldırım Beyazıt döneminin insanı kabul etmektedirler. Eski yazmalarda ve bunları kaynak alan Çaylak Tevfik Bey’e göre durum böyledir. O da Hoca’yı Yıldırım Beyazıt asrında yaşamış olduğun söyler. Yine Evliya Çelebi de seyahatnamesinde Hoca’yı Timur’la çağdaş gösterir. Bu kanaati bazı tarihçiler de paylaşmışlardır.
Durum böyle olunca Hoca’nın Timur’la ilgili fıkraları anlaşılır hale gelmektedir. Fakat, tarihsel bilgilere göre Hoca’yla Timur arasında yaklaşık 120 yıllık bir zaman aralığı vardır. Çünkü Timur'un Anadolu'ya gelip Yıldırım Bayezid'le Ankara Savaşını (1402) yapması, Hoca'nın vefatından yaklaşık 120 yıl sonra gerçekleşmiştir Öte yandan ise daha sonra yapılan araştırmalar bu fıkraların Hoca’ya değil meşhur İskendernâme Şairi Ahmedi [1] mahlaslı Tacettin İbrahim b. Hızır Beye ait olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu zat, Amasyalı’dır. Yıldırım Beyazıt şehzadelerinden Emir Süleyman adına bu eserini yazmıştır. Bir ara Timur’un da yanında bulunmuştur. [2]
Yine Hoca’nın Akşehir’de bulunan türbesindeki kitabede yer alan tarih, belgeler kısmında sözü edilen Mahmud Hayrani ve İbrahim Sultan vakıfnameleri Hoca’nın Selçuklu dönemi insanı olduğunu ortaya koyar.
Ayrıca bazı yazmalarda Hoca’nın Sultan Alâeddin’in de şahıs kadrosu içinde bulunduğu fıkraları bulunmaktadır. Yine Hocanın türbesindeki sütunların birinin üzerine H. 796 M. 1393 yılında Yıldırım Beyazıt’ın askerlerinden Mehmet’in yazdığı beyit ve tarih de Hoca’nın Timur’un Anadolu’ya gelmesinden çok önce öldüğünün bir belgesi sayılmalıdır. [3]Peki, Nasreddin Hoca Timur ilişkisinin gerekçesi ne olabilir?
Burada Nihat Sami Banarlının şu yorumuna bakmakta yarar vardır : “Nasreddin Hoca, bir XIII, asır büyüğü olduğu halde hak an’anesi onu Anadolu’ya Hoca’nın ölümünden 116 yıl sonra gelen Timurlenk’le karşılaştırmış; bu zalim ve kan dökücü Tartar Hanından Türk’ün en ince intikamını Nasreddin Hoca’sına aldırmıştır. Böylelikle Şark’ın Hızır’ına benzer bir hayatla, Nasreddin Hoca, Türklüğün Türkiye topraklarındaki bütün asırlarında yaşamış ve hayatın bazen zalim, bazen şaşırtıcı, her hadisesini önce zekâsıyla mağlup eden bir milletin tükenmez neşesi, kırılmaz iğnesi, yenilmez silahı olmuştur.” [4] Bir başka araştırmacı da konuya aynı şekilde yaklaşmaktadır: “ Biz, Timur’u Anadolu’yu yakıp yıkan, zulüm yapan sembolik bir kişi olarak düşünüyoruz. O dönemde mağduriyete uğramış olan Türk insanı, kötülerin şahsında daime Timur’u görmüş; söylemeye cesaret edemediklerini ise Nasrettin Hoca’ya söyletmiştir.” [5]Yabancı uzmanların yorumları da buna benzer tarzdadır:
Edmond Saussey, bu konuyu şöyle değerlendiriyor: “ Türk milletinin, Hoca Nasreddin’in çevresine bu çeşit çizimler ilave ederek bu saf ve iyi adamı, Timur’un karşısına çıkarmak suretiyle onun portresini tamamlaması manidardır. Nasreddin Hoca bu fıkralarda, hoyrat iktidar ve fütuvvet hırsı karşısında, güler yüzlü cesaretin, sakin sebat ve temerrüd (karşı durma, dik gelme, inat-)ün, iktidar ve temkin hislerinin neler yapabileceğini gösteren milli bir semboldür.” [6] Bu tespit de, meseleyi açıklar niteliktedir. Çünkü: Hoca, nasıl zamanında zalim beylere, idarecilere karşı kendi üslubunca mücadele etmişse sonraki zamanlarda da benzer zulümler karşısında halk, tepkisi bu tür zalimlerden Hoca fıkralarıyla almıştır. Öte yandan Hoca zamanındaki Moğol zulmünün yanında Timurlenk’in zulmü ve baskısı daha şiddetli olmuştur. Böylece “Halk bütün Moğol zulümlerini Timur’un varlığında toplamış ve bu zulümlere karşı ebedî intikamını Nasreddin Hoca fıkralarıyla almıştır.” [7]
______________________________ __________ [1] Ahmedî: XIV. Asır divan şairlerindendir. İskendernâme isimli eseriyle tanınmıştır. [2] İbrahim Hakkı Konyalı, Nasreddin Hoca, Yedi İklim Dergisi, a.g.s. s. 169 [3] Mustafa Duman, Nasreddin Hoca, Yedi İklim Dergisi, a.g. s.,. 25 [4] Nihat Sami Banarlı, Resimli Türk Edebiyatı C. 1 s. 304 [5] Tarıman Canikoğlu, a.g.e. s. 22 [6] Edmond Saussey’den aktaran Petev Naili Boratav, Folklor ve Edebiyat 2. s.303 [7] Banarlı, a.g.e. s. 304
Düzenleyen: TaLia , 13-02-2008 - 01:04.
|