Tekil Mesaj Gösterimi
Eski 16-02-2008, 18:14   #1
seyl_1
Teğmen
 
Katılım Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 136
Varsayılan GEMİNİN RESMİ ÇİZİLİYOR!...nuh...

GEMİNİN RESMİ ÇİZİLİYOR!
Ağrı dağı ve çevresindeki bilinmezliklerle dolu bir olaylar dizisi başladı ve
sürdü gitti. Bunların içinden biri, son derece ilginçtir ve ancak aradan 70 yıl
gibi hayli uzun bir süre geçtikten sonra bir anlam çıkarılacak biçimde
birleştirilerek başı ile sonu ortaya çıkarılmıştır. Bu hikayeyi Louisianalı
(ABD) rahip Harold Williams'ın ağzından ayrıntıları ile dinleyelim:

"...1950 yılıydı. Ağrı'daki manastıra vardığımda yaşlı Hachian'ı bir
kan gölü içinde yatar buldum. Tıbba karşı aşinalığım olduğundan
ona hemen ilk tedaviyi yaptım, sonra da alıp kendi bulunduğum
yere götürdüm. O sıralarda 'UnionCollege'deydim. Adama baktık
el birliğiyle, iyileştirdik ve birkaç ay bizimle kaldı. Derlenip
toparlanınca bize başına gelenleri anlattı. Üç 'ateist' gelmişler,
Nuh'un gemisini aradıklarını söylemişler. Kendilerini tanıtırken
'bağnazHıristiyanız' demişler, çevreyi buna inandırmışlar. Herkes
kanmış onlara. Onlar da kılavuz olarak bu Hachian'ın babasını
tutmuşlar, babası da Hachian'ı yanına yardımcı diye almış. Sözde
'inanmış' Hıristiyanlarla bir arada yollara düşmüşler; gide gide
Nuh'un gemisinin yanına varmışlar.

"Geminin içine girince, bu üç dinsiz korkunç bir öfkeye kapılarak
ellerindeki baltalarla geminin her yanını parçalamaya koyulmuşlar.
Ama başaramamışlar, çünkü zamanla tahtalar kayalaşmış, taş
kesilmiş hepsi. Bunların asıl amaçları, orada öyle bir kalıntı
olmadığını ortaya koymakmış. Bulunca da yoketmeye kalkışmışlar.

"Becerememiş, üstesinden gelememişler. O kızgınlıkla bu kez
kılavuzların canlarına kıymak istemişler. Ama içlerinden birinin
aklı başına gelmiş;
"Ne yapıyorsunuz, sonra dönüş yolunu nasıl buluruz onlar olmadan?" demiş,
engellemiş, vazgeçirmiş. Hepsi bileklerini kesip kan kardeşi olmuşlar
ve olanı biteni kimselere anlatmayacaklarına dair ant vermişler.
Hachian'la babasına, dikkatlerinin üzerinde olacağını, en küçük
bir sır vermeleri durumunda gözlerinin yaşına bakmaksızın
öldüreceklerini söylemişler. Bu nedenle baba oğul bu sırrı
yaşamlarının sonuna kadar saklayacaklardı."

"Gelişmelere bakılırsa, bir süre sonrasında bir İngiliz de aynı olayı anlatmış."
"Doğru! O sıralarda biz Bronston-Massachussetts'de oturuyorduk.
Ben lisede öğretmenlik yapıyordum. Bir sabah eşim bir gazete
getirdi. Gazetede yayınlanmış bir haber vardı; küçük, kenar köşeye
sıkışmış bir habercik işte... Ölüm döşeğindeki bir İngilizin son
soluğunda vicdanını rahatlatmak istediğini yazıyordu. O İngiliz'in
anlattığı hikaye de benim yıllar önce Hachian'dan dinlediğim
hikayenin eşiydi."

"Siz, acaba Hachian'dan duyduğunuz o hikayeyi bir başka kişiye
anlatmış mıydınız?"

"Hayır anlatamadım. O İngiliz'in bunları ne duymuş, ne de bir
başkasından öğrenmiş olması mümkündü!"

1876 yılında Sir James Brice adında saygın bir devlet adamı, gezgin ve
yazar, Ağrı dağından ilk kez bir kanıtla dönüyordu. Kanıtın bilim dünyasını
yerinden oynatacağına inanıyordu Sir James. Ağrı doruklarında elle
yontulmuş ya da işlenmiş bir tahta bulmuştu. Çevreyle bir ilişkisi
olamazdı, çünkü Ağrı ağaçsız ve yoz bir dağdı. Tahta parçası uluslararası
ölçülerle 4 fit boyunda, 5 inç kalınlığındaydı ve yer yer taş kesilmişti adeta.

Gazeteler olayı büyük bir coşkuyla karşıladılar. Sir James ve kanıtı hemen
başlıklara çıktı. Fakat bilim çevreleri olaya hem kuşkuyla, hem de
küçümseyerek baktılar. Çoğu, daha önceki dediklerinden sapma
göstermeye yanaşmadı.

Benzer tepki, 1883 yılında bir Türk yetkili kurulunun verdiği rapora karşı da
gösterildi. Türklerin raporunda gemi'nin iyi korunmuş olduğu da özellikle
belirtiliyordu.

İlgisizlik ve nedensiz karşı çıkışlar Türk yetkililerini çabuk gücendirdi ve
onlar da bir ikinci araştırma grubu göndermeyi düşünmüşlerken bundan
vazgeçtiler, olayın üstünde durmadılar artık.

Prens John Joseph Nourey, aradan dört yıl geçmişti ki, ansızın ortaya
çıktı ve Ağrı dağına kendi başına bir sefer düzenleyeceğini açıkladı.
Prens hem ünlü bir gezgin, hem de enikonu varlıklı bir kişiydi. Ayrıca
çekici bir kişiliği olan bir Başpiskopos'tu da.

Kalktı, Türkiye'ye geldi, hızlı bir yolculuk sonunda Ağrı'ya vardı, 1887 yılının
güzel bir gününde tırmanmaya başladı doruğa doğru. 25 Nisan 1887 günü,
Prens, yıllardır düşünü kurduğu amacına ulaştı ve... Nuh'un gemisini
karşısında buldu.

Dönüşünde anlatıyordu; Gemi, buzlar arasına sıkışıp kalmıştı ve yapısı,
genelde kara ve koyu renkli tahtalardan yapılmıştı. Anlattıkları, 1883 yılında
Türk gazetelerinde çıkan uzun haber-yazıya tıpa tıp uyuyordu da.

Prens, yeniden Ağrı'ya dönmek, daha kapsamlı bir keşif seferine girişmek
istiyordu. Amacı gemiyi alıp Chicago Sergisi'ne getirmekti. 1893 yılında
bu kentte görkemli bir Dünya Fuarı açılacaktı.

Bütün çabalarına ve saygın kişiliğine karşılık, Prenscik Ağrı'ya ikinci bir
sefer için kendisine mali bir destek bulamadı ve günlerden bir gün
yakalandığı soğukalgınlığı, zatürreye çevirdi, tedavi fayda etmedi ve Prens,
Ağrı dağı sırrıyla ölüverdi.

Onu izleyen keşif, 1902 yılında gerçekleşti. Ermeni kökenli çiftçi Yorgo
Agopyan'ın anlattığına göre, çocukluğu sırasında amcası onu almış, Nuh'un
gemisine götürmüştü, çok iyi anımsıyordu bunu.

Agopyanın dedikleri hemen yeni bir heyecan dalgası yarattı. Anımsadıklarını
tek tek ressam Alfred Lee kağıda döktü. Sonradan Lee olayı şöyle
anlatacaktır:

"Agopyan'la ilk karşılaştığımızda o 72 yaşındaydı. Nuh'un gemisini
gördüğü sıralarda Türkiye'de yaşıyormuş, daha göçmemişmiş.
Van gölü kıyısında bir yerde doğmuş. Amcasıyla birlikte her yaz
keçi ve koyun sürülerini Ağrı dağına götürüp orada yayarlarmış.
Yerel halk böyle yaparmış. Yazlar kurak ve sıcak geçtiğinden yöre
halkı hayvanlarıyla bir olur, yaylalara çıkarlarmış.

"Geminin yanına varmışlar nasıl varmışlarsa. Amcası denklerini,
çantalarını yere atmış; amca-yeğen geminin yanına buldukları
taşları yığmaya başlamışlar. Amcası, "sen gemiye çıkacaksın" demiş.
"Kenarda bir yere tutun, yukarı çek kendini, tamam mı?" demiş.

"Agopyan gemiye çıkmış, güvertesinde durup çevresine bakmış.
Uzun, çok uzun bir gemiymiş bu. Tavanında kocaman bir delik
varmış ayrıca. İçine bakmış, ama karanlıktan başka bir şey
görememiş.

"Küçük Agopyan gemiden ayrılırken kopardığı bir tahta parçasını da
yanına almayı eksik etmemiş. Bunda çivi delikleri falan yokmuş.
Geminin tamamı taşlaşmış tahtadan yapılmış gibiymiş. Anımsadığı
kadarıyla geminin tavanı da dümdüzmüş. Yalnız bir çıkıntılı kısım
boydan boya, yanları delikli olarak uzanıyormuş. Bunlar hava
delikleriydi sanıyorum. Küçük Agopyan geminin üstünde uzun
süre kalmaktan nedense korkmuş, ineyim diye tutturmuş, amcası
yardım etmiş, inmiş.

"Uzun uzun anlattı bana gemiyi. Notlar aldım, sesini teybe
kaydettim, dinledim; karalamalar yaptım. Sonunda yaptığım resmi
götürdüm ona, baktı, baktı. 'Evet' dedi. 'Olmuş, tıpkı benim
çocukluğumda amcamla bulduğumuz Nuh'un gemisi işte!"

..............
Nuh'un gemisinin Ağrı dağında görülmesiyle ilgili bundan sonraki rapor
1916 yılında geldi. İki Rus pilotu, Ağrı dağı üzerinde keşif uçuşu yaparken
gemiyi gördüklerini rapor edip bildirdiler.

Gemi, dağın doruğundaki buzların arasındaydı. Garip bir biçimi vardı ve
üstü yuvarlatılmış göründüğünden üzerinde ayrıca uzun, köprü gibi bir
çıkıntı da ortaya çıkmıştı. Çıkıntı uzun, enli ve yassıydı. Rapor Çar'a yollandı.
Çar hemen ilgilendi ve iki özel araştırma grubu gönderilmesini buyurdu.

Grup, raporda belirtilen yere iki hafta süren yorucu ve zorlu bir tırmanmayla
ancak varabildi. Orada sağlıklı ölçüler aldılar, planlar çizdiler, hatta
fotoğraf bile çektiler. Geminin içi odalardan geçilmiyordu, sayıları yüzden
fazlaydı; bazıları küçük, bazıları büyük ve genişti. Keresteden kirişlerle
tutturulmuşlardı. Kafesler de vardı ayrıca.

Yeni düzenlenen rapor da Moskova'ya gönderildi, fakat tam o günlerdeydi,
Rusya'da devrim oldu, Çarlık yıkıldı ve Nuh'un gemisi ile ilgili birinci
rapor da, ikinci rapor da diğer kayıtlarla beraber yok olup gitti.

Doktor John W. Montgomery, Rus pilotların hikayesiyle nicedir çok
yakından ilgileniyordu. Kendisine sorulduğunda şunları anlattı;

"Rus keşif seferi, Nuh'un gemisiyle ilgili en ciddi sonuçları ortaya
çıkaran seferlerin başlıcasıdır bence. Grubun başkanlığını Albay
AleksiyKorev yapıyordu. Sefere katılmış, gemiyi gözleriyle görmüş
askerleri de tanıyordu yakından. Albay Korev, pilot teğmen
Lujanski'nin de yeminli ifadesini almıştı. Teğmen Lujanski, arkeolojiye
ilgi duyan bir kişiydi. Ben, Albay Korev'le ölümünden bir yıl önce
California'da tanışmıştım, görüştüm. Devrimden sonra ülkesinden
kaçmış. Amerika'ya gelip yerleşmişti. Anlattıklarının bir düş ürünü
olmadığından eminim."

Rusların gözlemledikleri ve raporlarına geçirdikleri olay, 1902 yılının
Agopyan'ın anlattığı hikayeye de pek aykırı düşmemektedir.

Agopyan'ın anlattıklarıyla kutsal kitaplarda aktarılanları birleştirince ortaya
çıkan geminin boyutları (Tanrı buyruğunca) 300 kübit boyunda, 50 kübit
eninde ve 30 kübit yüksekliğinde olacaktı. Kübit, eski çağlarda bir
erkeğin dirseğinden parmak ucuna kadar olan uzunluğu simgelemekteydi.
Bu ölçülere göre, gemi, upuzun, dikdörtgen bir kutuya benzemektedir.
Ama 20 basket alanından daha büyük bir kutudur bu. Hiç bir çağda
insanoğlu böylesi büyük bir ahşap gemi yapmamış, yapmayı da
düşünmemiştir.

Gemi yapımcıları, geminin boyunun enine oranının 6/1 olduğunu hesaplamış,
bunun yavaş seyreden bir gemi olması gerektiğini, buna karşılık
batmazlığının güvencede olduğunu da özellikle belirtmişlerdir. Yüzyılın
başlarında inşa edilen "Oregon" adlı Amerikan savaş gemisi bu oranlara
uygun yapılmıştır.

Doktor Henry Morris, Nuh'un gemisi üstünde uzun süreler çalışmalar
yapmış bir mühendistir de.

"Geminin dizaynı üzerinde yaptığınız çalışmalara göre, dengesi ve denize
olan dayanıklığı bakımından Nuh'un gemisi için dengeli idi diyebilir misiniz?"

"Hidrolik güçler dikkate alındığında Nuh'un gemisinin çok 'istikrarlı'
bir gemi olduğu ortaya çıkıyor. Tabii gravitasyonel güç, safra gücü,
dalga gücü vb. gibi benzerleri arasındaki bir denge ele alınıp
hesaplanırsa, 0 ile 90 derece arasındaki eğimlerden, eğilmelerden
bir zarar görmeksizin yüzeceği de anlaşılır. Alabora olması
tehlikesine gelince... Bu, hemen hemen olanak dışıdır.

Önümüzdeki ay: Rus pilotu Ağrı üstünde...
Eski sayıların linkleri:
Nuh'un Gemisi 1
Nuh'un Gemisi 2
Nuh'un Gemisi 3
Nuh'un Gemisi 4
Nuh'un Gemisi 5
  Alıntı Yaparak Cevapla