“ Kullarım sana benden sorarlarsa, ben onlara gerçekten çok yakınım. Dua edenin çağrısına, beni çağırıp yakardığı anda cevap veririm!..” (Bakara 186) sen Allah tan istedinde vermedimi protogonist kardes...seyhini mi yardima cagriyorsun ... Ayetten de anlaşılacağı gibi; ALLAH, dua edenin çağrısına anında cevap vermektedir ve cevap verme ya da duayı kabul etme koşulu olarak Kur’an’da, ALLAH’ın nazarında hatırı sayılır birilerinin devreye sokulması asla söz konusu değildir!.. Kul olma bilincine erişmiş olan her insan ALLAH’a çok yakındır ve dualarına aracısız olarak cevap verilir. “Falancanın yüzü suyu hürmetine” türünden yapılan dualar, dua edenin bilinç düzeyini gösterir. Hatır ile iş görme, insanlara özgüdür ve bu bilinç düzeyinde olan insanlar, çok acıdır ki cehaletlerinden ötürü ALLAH’ı da kendileri gibi kişileştirerek, araya pek çok din büyüğünün hatırını koyarlar. Böylelikle de dualarının kabul edileceğine inanırlar. Bu insanlar, Kur’an’ın tanıttığı ALLAH yerine, kendilerinin yarattığı “insan tanrı” kavramına taparlar. Yani gerçekte, falanca kişinin hatrını ALLAH’ın affediciliğinin üstünde görürler ya da ALLAH’ı hatır için dua kabul eden mitolojik bir varlık sanırlar. Bu nedenle yüce ALLAH, peygamberine bile; “ Benimle yarattığım kişiyi başbaşa bırak!..” (Müddesir 11) demektedir. Hatta yine peygamberimize hitaben; “ Onların iyiyi ve güzeli bulmaları, senin üzerine bir borç değildir. Tam aksine, dilediğini iyiye ve güzele kılavuzlayan ALLAH’tır. “ (Bakara 272) diyerek; insanları ALLAH yoluna kılavuzlama işini peygamberimize bile bırakmadığını, açıkça ifade etmektedir. |