ŞAİRNAMELER Âşıklar destanı olarak da bilinir. Âşıkların, çağdaşları olan ya da onlardan önce yaşamış âşıklardan (ya da şairlerden) söz ettiği destanlara verilen ad. Şairname adı ile bilinen en eski destan, 17.yy. âşıklarından Âşık Ömer’e aittir. Âşık Ömer bu destanında kendisinden önce yaşamış Türk ve İran şairleri ile haklarında çeşitli bilgiler verdiği âşıklardan söz eder. Ayrıca kendi bilgi ve yeteneklerini arar. Şairnamelerde daha çok, âşıkların kimlikleri (nereli oldukları, nerede yaşadıkları, ne iş yaptıkları, nerede öldükleri vb.) ve sanatları (söyleyiş özellikleri, üstün yönleri, saz çalmadaki becerileri vb.) hakkında bilgi bulunur. Bu kısa bilgilerin öznel yargıları da içermesi, araştırmacılarca dikkatle kullanımlarını gerektirmektedir. Âşık Ömer’den sonra şairname yazan başlıca âşıklar Sun’i, Hızrî, Gubarî, Bosnavî ve Erzurumlu Noksanî’dir. Bunların şairnamelerinden bir bölümü yalnızca mahlasların sıralanmasından oluşur. Şairler üzerine verilen bilgiler çok sınırlıdır. Birçoğu Arap alfabesine göre sıralanmış bu mahlasların gerçekten yaşamış bir aşığa mı ait olduğunu, yoksa mahlas olmaya uygun sözcüklerin sıralanmasından mı oluştuğunu kestirmek güçtür. Günümüz âşıkları arasında bu geleneği sürdürenler çıkmıştır. Şairnameler farklı usüllerle söylenmişlerdir. Bunlar; A-Arap Alfabesindeki harf Sırasına Göre (Aynı harflerle adları başlayan şairleri bir dörtlükte toplayan) Şairnameler. B- Akrostiş Şairnameler a- Mısra Başları Arap Alfabesine Göre Olanlar b- Mısra Başları Latin Alfabesine Göre Olanlar C- Kâinatın Yaratılması ve Dini Bilgilerden Sonra Şairlerle, Onların Özelliklerinden Söz Edilen Şairnameler Ç- Bektaşî İtikadı İle Yazılmış Şairnameler D- Etkisi Altında Kalınan Şairlerden Bahseden Şairnameler a- Şairleri Tanıtmayı Amaçlayan Şairnameler b- Kıyasa Dayalı Şairnameler c- Dertten Dolayı Söylenmiş Şairnameler E- Bölge Âşıklarını Konu Alan Şairnameler F- Bir Âşık Kolunu Konu Alan Şairnameler G- XX. Yüzyıl Âşıklarını Konu Alan Şairnameler Ğ- Olaya Bağlı Şairnameler Örnekler: ŞAİRNÂME Ben âşıkım deyu âh etme gönül Dağlarda duman var sen n'olacaksın Çağlar Hak dilince Hakk'a çağırır Şad Murat Umman var sen n'olacaksın Yazıc'oğlu yanmış evrak elinde Mecnun Haa'a yetmiş Leyla dilinde Ferhat canı vermiş Şirin yolunda Fuzuli sultan var sen n'olacaksm Aşk ile kül olmuş yanmış Niyazi Eşrefoğlu gezmiş Şam'ı Şiraz'ı Yunus meleklerden olmuştu razı Bekâyı bulan var sen n'olacaksm Arınmış Kuddusi hep mâsivâdan Emrah göçün çekmiş dar-ı fenâdan Mansuri kendini asmuş semâdan Canına kıyan var sen n'olacaksın . Âşık Ömer gelmiş çok yazmış ebyât Kâmili dünyada almamış murat Nizamoğlu, Dertli çok kılmış feryat Bekâyı, bulan var sen n'olacaksın Aşık Garip sazın asmış duvara Kerem yana yana dönmüş fenere Kusuri'nin gözü benzer pınara Ene’l Hak diyen var sen n'olacaksın Ben âşıkım deyu çok kılma zârı Otur bir köşeye edip kararı Ne sultanlar gelmiş Adem'den beri Feryd ü figan var sen n'olacaksın Bazı âşık vardır sürer savurur Mahbûdi aşkından dağı devirir Altmış beş yaşında çalar çağırır Mesleki suzan var sen n'olacaksın Ben değilim Hak söyletir dilimi Bade içtim kimse bilmez halimi Şu yalan dünyadan çektim elimi Meftuni nihan var sen n'olacaksın Nice âşık gelmiş nicesi geçmiş Nice sır saklamış nice sır açmış Nicesi bu yolda serinden geçmiş Ummana dalan var sen n'olacaksın Bilir misin âşıklığın sırrını Cümlesi bu yolda vermiş serini Daha öldürmedim nefsin birini Ruhsati külhan var sen n'olacaksın ÂŞIKLAR DESTANI Elif Emrah alamadı Selvi’yi Be Bahadır kılıç vurdu kınamam Te Teclili yandı ma’şukam deyi Se Sehilli kendin yordu kınamam Cim Celali maşukunu bulmadı Hâ Hidayet muradını almadı Hı Hıdır ağladı bir yol gülmedi Dal Dertli terk etti yurdu kınamam Zel Ziyâ ermedi dünyada deme Re Ruhsatî kavuşmadı Meryem’e Ze Zühtü boyandı kedere gama Sin Sümmani yolun gördü kınamam Şın Şenlik âşığı zehir öldürdü Sad Sâdık derdini halka bildirdi Dat Dadaloğlu göçün kaldırdı Tı Tahir Zöhre’yi sordu kınamam Zı Zâri yanardı Esme Yârine Ayın İbreti od koydu serine Kayın Kuddisi de döndü pirine Fe Ferhat kayayı yardı kınamam Kaf Kamber’le Arzu birlik gül oldu Kâf Kerem’le nice dağlar yol oldu Lem Leyla’nın için Mecnun del oldu Mim Minhaci bağlı durdu kınamam Nun Niyazi Hakk’a açtı elini Vav Veli Sultan’a döndü yolunu He Hasan sevmezdi dünya malını Lamelif La’le can verdi kınamam Ye Yunus şeyhinin gezdi izinde Üç âşık kavuştu dünya yüzünde Feryadî ağlar Baharözü’nde Yana yana bulur derdi kınamam |