Barbotin: Keramiklerin süslenmesinde kullanılan bir teknik. Doğrudan kabın üzerine (astarsız) yine keramik hamuru yapıştırmak yoluyla bir takım kabarık figürlerin işlenmesi. Bazilika: Hıristiyanlığa geçişte ve ilk Bizans devrinde oldukça çok sayıda yapılmış bir kilise tipidir. Bu tip yapılar doğu-batı ekseni üzerinde uzanan dikdörtgen bir zemin şeması gösterir. Doğu kısmında yarım yuvarlak şeklinde apsis kısmı yer alır. Bazilikalarda orta mekan iki ya da dört sütun disizi ile bölümlere ayrılmıştır. Bu bölümlere Nef adı verilir. Apsinin önünde tören yapılan kısma Bema denir. Bazilikaların batı yönünde narteks adı verilen giriş mekanları bulunur. Narteks’in önünde ise atrium denen bir avlu yer alır. Beyzî: Oval Bordür: Kenar, genellikle süslemeli kenar şeriti. Bouleuterion: Antik Yunan kentinde yönetimle ilgili işlerin görüldüğü meclis binası (Günümüzdeki şehir meclisi ya da senato karışlığı). Büst: ınsanın vücudunun başını ya da göğüsten yukarısını gösteren heykel. Çan Kulesi: Kilise çanının bulunduğu yapı. Başlı başına bir mimari yapıt sayılabilecek örneklerine de rastlanır. Çapraz Tonoz: ıki beşik tonozun dik açıyla kesişmesinden oluşan tonoz biçimi. Darüşşifa: ıifahane, hastahane gibi sağlık kuruluşlarına verilen eski adlardan biri. Deformasyon: Biçim bozma. Bir sanat yapıtında betimlenen figürlerin belli yerlerinin figürü tanınmama derecesine vardırmadan bozulmaya uğratılması. Batı sanatında özellikle Maniyerist üslubun kullandığı yöntemlerden biri olan deformasyon, Rönesans sanatındaki kusursuz anatomik tanımlamaya karış çıkış yollarından biridir. Dehlizli Kiliseler: Son Bizans devrinde ortaya çıkmış bir kilise tipidir. Kubbe kasnağı yüksektir. Kubbealtı mekanını üç taraftan basık bir dehliz çevirir. Ayrıca bu tip kiliselerde binanın cephesine çok önem verilmiştir. Bütün örneklerde çok süslü bir cephe görülür. Detay Natüralizmi: Bir sanat yapıtındaki ayrıntıların titiz bir gözlem sonucu son derece ince bir işçilikle doğaya uygun bir biçimde betimlenmesi. Özellikle 15. yüzyıl kuzey sanatında karışmıza çıkan bu anlayışta her bir ayrıntı doğadaki aslının küçük bir kopyası gibi betimlenir. Detay natüralizminin en iyi örnekleri, 15. yüzyıl kuzey sanatında dinsel konulu resimlerin arka planlarındaki manzaralarda görülür. Devşirme Malzeme: Başka yapılardan derlenmiş ve ikinci kez kullanılmış yapı ya da süsleme malzemesi. Aynı dönemden olabileceği gibi , daha eski dönemden de devıirme malzeme kullanmak her devirde yaygın bir değerlendirme yöntemi olmuştur. Dışavurumculuk (Expressionizm): 20. Yüzyılın başlarında ızlenimciliğe tepki olarak ortaya çıkan ve sanatçının duyguların renklerle ya da deformasyon yoluyla belirtmesini amaçlayan anlatımcı sanat akımı. Dilimli Kubbe: 1) ıçi yarım yuvarlak, dışı dilimli olan kubbe. 2) Tonoz parçalarından oluşan kubbe. Divanî: Türklere özgü hareketli ve girift bir yazı üslubudur. Harfler ve sözcükler birbirlerine kaynaşmıştır. Diyaganol: Çapraz. Dor Düzeni: Antik mimarlıkta kullanılan düzenlerin kurallara en bağlı olanı. Ahşap tekniğine özgü detayların taşa geçirilmesiyle ortaya çıkmıştır. Dört Yarım Kubbeli Cami: Merkezi planlı, büyük kubbesi dört yandan birer yarım kubbe ile desteklenen cami tipi. En’am: En’am suresi ile diğer Kur’an surelerinin bir kısmını içeren kitaba verilen ad. En-am-ı şerif de denilir. Equesterian: Atlı portre. Batı sanatında resim ve heykel alanında soylu ya da önemli kişileri betimlemek için kullanılmış bir portre türüdür. En başarılı örneklerini Rönesans’ta Donatello ve Verrocchio’nun yapıtlarında gördüğümüz bu tür portreler, modeli onurlandırıcı ve yüceltici bir anlam taşırlardı. Eyvan: Üç tarafı ve üstü kapalı, bir tarafı bütün genişliği ile bir avluya ya da diğer bir mekana açılan yapı birimi. Eyvan Tipi Türbe: Gövde bölümü eyvan biçiminde olan bir grup Anadolu mezar anıtına verilen ad. Fevkâni: Bulunduğu yerin eğimi ya da çevresindeki yapıların durumu yüzünden, bir alt yapı üzerine oturtulan camiler için kullanılan bir terim. Yüksek, yükseltilmiş anlamına gelir. Alt katta genellikle gelir getiren dükkanlar bulunur. Forum: Antik Roma kentlerinde, kent merkezinde yer alan, içindeki ve çevresindeki yapılarla Yunan kentlerindeki agora ile aynı işlevi taşıyan alan. Fresk: Yaş sıva üstüne boya ile yapılan resim ve süsleme. Gamalı Haç (Swastika): Kollarının uçları saat ibresi yönünde, dik açı yaparak kıvrılmış eşit kollu haç. Gotik: Avrupa’da Ortaçağ mimarisine verilen ad. 12. yy.ın ortasından Rönesans’a kadar olan süreyi içeren Gotik, resim ve heykeli de kapsayan genel bir üslup halinde ele alınır. Geç Gotik, Uluslararası Gotik (Bkz. adı geçen madde) gibi alt başlıklara da ayrılmıştır. Gölge-Işık: Batı sanatında nesnelere hacim ve derinlik kazandırma yöntemi. Bir sanat yapıtında belli kesimlerin karanlık bırakılması, buna karışn belli yerlerinde parlak renklerle boyanması sonucu elde edilen görsel etki. Gül Pencere: Genellikle Gotik katedrallerin cephelerinde yer alan daire biçimindeki vitraylı pencere. Gymnasion: Eski Yunan ve Roma kentlerinde beden eğitimi ve spor etkinliklerinin yapıldığı yer. Haliç işi: 15. yüzyıl sonunda mavi-beyaz tekniğin keramiklerde kullanılan bir uygulaması. ınce spiral dallar üzerinde minik çiçekler, yapraklar yer alır. Han/Kervansaray: Kervan yolları üstünde belirli aralıklarla yapılmış olan konaklama yapıları. Genel adı”Han”dır. (Bkz. Ribat, Sultanhan) Ticari ve yarı askeri sivil mimarlık örnekleri olan bu yapılar, kent içlerinde de bulunabiliyordu. Hataî (Hatayi): Doğu Asya kökenli süsleme motifleri grubu. Stilize edilmiş şakayık, nar, iri yapraklar ile bunların gonca ve sapları başlıca öğeleridir. Hayat Ağacı: Türk ve İslam süsleme sanatlarında hurma ve benzeri ağaçlara verilen ad. Cenneti sembolize eden resimlerde yada süslemede simetri ekseni olarak çokça görülür. Hazire: Camilerin kıble tarafında bulunan küçük mezarlık. Hippodromos: Eski Yunan ve özellikle Roma kentlerinde at ve araba koıularının yapıldığı, etrafı seyirci yerleri ile çevrili alanlar. Hünkâr Mahfili: Camilerde hükümdara ayrılan bölüm. Bazen galerinin bir bölümü, bazen ayrı bir daire şeklindedir. |