Başlık: sanat sözlüğü
Tekil Mesaj Gösterimi
Eski 04-03-2008, 00:29   #4
Lokman Aşkın
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 2,872
Varsayılan

Natüralizm: Sanat yapıtının doğal gerçekliğe uygun bir biçimde yapılmasını savunun anlayış. Batı sanatında Rönesans’la birlikte ortaya çıkan Natüralizm, çağımızın başına kadar etkili olmuştur. Natüralist üslup içinde nesneler doğadaki gibi, insan gözünün gördüğü gibi betimlenirler. Araştırıcılar natüralist üslubun ilk belirtilerin ıtalyan ressam Giotto’nun yapıtlarında bulurlar. Yine de natüralizmin en olgun anlatımı Rönesans sanatçılarının yapıtlarında görülür.
Nef (Sahın): Yapılarda sütunlarla ya da payelerle ayrılan her bir bölüm. Yol.
Nekropol: Antik Yunan ve Roma kentlerinde genellikle kentin dışında yer alan mezarlık alanı.
Neo-Klasik (Türk): 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarında bir sanat akımı. Eski Türk ve İslam sanatından alınmış mimari ve süsleme öğelerinin kullanılması ile ortaya çıkan ilk ulusal akım.
Neo-Klasisizm: 18. yüzyılın ikinci yarısında Almanya’da ortaya çıkan, ancak Fransa’da daha çok uygulanma olanağı bulan ve antikiteden esinlenerek klasik formlara dönüşü amaçlayan sanat anlayışı ve üslubu.
Nesih: Metinlerin kopya edilerek çoğaltılmasında kullanılan yuvarlak karakterli bir yazı üslubu.
Niş: Duvarda küçük ölçüde ve düzgün girinti.
Odeon: Sözcük anlamı Grekçe “şarkı söylemek” olan Odeion, içinde müzik yapılan yerdir. Çoğu kez küçük bir tiyatro biçiminde ve genellikle üstü kapalı bir yapıdır.
Orientalizan-şarkkâri Üslup: ı.Ö. 8. yüzyılda gelişen kolonizasyon hareketlerinin sonucunda Doğu’ya özgü panter, aslan, geyik gibi hayvanların; lotus palmet gibi bitki ve çiçeklerin; sfenks, grifon gibi fantastik yaratıkların Yunan sanatında yaygın bir biçimde kullanılmasıyla oluşan üslup.
Orientalizm: Batı resim sanatında Delacroix gibi sanatçıların öncülüğünü yaptığı, konusunu Doğu’dan alan sanat yapıtlarına yer verilen üslup.
Oyma Ajur: Delikli olarak uygulanan süsleme biçimi.
Palmet: ılkçağ sanatından beri kullanılan bir bezeme motifi. Dilimli simetrik yaprak şeklinde olup, adını Yunanca palma = el sözcüğünden alır.
Pandantif: Kare altyapıdan kubbe eteği olan daireye geçiş öğesi.
Payanda: Destek, yükü karışlamak üzere eklenmiş duvar parçası.
Paye: Örülerek meydana getirilmiş tek taşıyıcı. Ayak.
Perdah Tekniği (Lüster): Perdah tekniği çini ve keramik alanında bir sır üstü çalışmasıdır. Kap istenen renkte sırla sırlanıp fırınlandıktan sonra perdah adı verilen madde ile istenen örnekler yapılır ve az hararetli, dumanlı bir fırında tekrar fırınlanır. Bu fırınlamadan sonra, kap madeni bir parlaklık kazanır.
Pieta: ısa’nın betimleniş türlerinden biri. Bu türde ölü ısa’nın gövdesi annesinin kucağında ya da kolları arasındadır. Kökeni 14. yüzyıl Almanyası olan bu kompozisyona daha çok resim sanatında rastlanır. Ama heykel alanında da çok önemli örnekleri vardır.
Polis: Çevresinde bir sur bulunan, aşağı kent ve gerisindeki akropolis adı verilen yüksek bir tepeden oluşan kent (site) devleti.
Portal: Taç kapı, Tâk kapı adı da verilen bezemeli ana giriş.
Rakursi: Bir nesnenin perspektif kurallarına uygun olarak kısaltılarak gösterilmesi. Örneğin bir resimde tuval yüzeyine dik olarak yerleştirilmiş herhangi bir nesne bu yöntemle verilir.
Rasathane: Gözlemevi. Gökbilimi için kullanılan medrese türü.
Realizm: Romantisizme tepki olarak doğmuş, görünen gerçekliği olduğu gibi tuvale aktarmayı amaçlayan sanat akımı.
Renkli Sır Tekniği: Osmanlılar tarafından uygulanan bir çini tekniği. Bu teknikte boya kullanılmaz. Sırın kendisi renklidir. ılk olarak, levha üzerinde sırların birbirine karışmasını önleyen, kontur oluşturan bir madde ile sınırlar belirlenir. Daha sonra, istenilen renkli sırlar boya gibi kullanılarak levha renklendirilir ve fırınlanır. Isı kapışsında eriyen sırlar kontur içinde kalarak birbirlerine karışmazlar.
Revak: Sütun ve payeler tarafından taşınan kemerler arkasında yer alan, üstü örtülü uzun bölüm, güneş ve yağıştan korumalı yürüme bölümü. Portik.
Reyhanî: Muhakkâk adı verilen yazı çeşidinin küçüğü.
Ribat: Kaynağı ileri karakol anlamında olan yarı askeri yapılar. Sonradan, han ve kervansaraylar için geç döneme kadar kullanılan yerleşik bir terim.
Rik’a: Türklerin ortaya çıkardığı bir yazı çeşidi. “Mim”lerin gözü kapanmış, “Sin” ve benzeri harflerin dişleri kalkmış, noktalar çizgilere dönüşmüştür. Daha çok el yazısında kulllanılır.
Rokoko: 18. yüzyılda ortaya çıkan süslemeci sanat akımı. Resim sanatında saray yaşamından alınan konular ön plana geçmiş, heykeller dekoratif amaçlı biblolara dönüşmüş, mimaride ise bitkisel motifli bezemeler tavan ve duvar yüzeylerinde süsleme amacıyla bolca kullanılmıştır.
Romanesk: Karolenj dönemini izleyen ve Gotik’e geçişi sağlayan dönem. Bu dönem mimarisinde kitlesel görünüm, ağır bir taş işçiliği ve kaba oranlar dikkati çeker.
Romantisizm: 18. yüzyıl sonlarında ortaya çıkan ve aklın kurallarına karışt, duyguların yansıtılmasına önem veren sanat akımı.
Rumî: Türk ve İslam sanatında Batı kökenli süsleme motifi. Yarım palmetlerden türediği ya da hayvansal kökenli olduğu araştırıcılarca tartışılan rumî, Batı illerinde
Sakıf: Camilerde son cemaat yerinin dışında ek bir bölüm. Özellikle iç avlusu olmayan yapılarda, cemaatın hava şartlarından korunması amacına yöneliktir.
Salbek: şemsenin iki ucunda bulunan tepelik biçimindeki uzantılar.
Sekiz Dayanaklı Cami: Merkezi planlı, büyük kubbesi sekiz paye ya da sütuna oturan cami tipi.
Selâtin: Sultan sözcüğünün çoğulu. Sultanlar tarafından yaptırılan büyük camilere Selatin Camii denir.
Sella (Cella): Eski Yunan ve Roma’da içinde kült heykelinin korunduğu, tapınağın en kutsal bölümü.
Sfenks: Başı ve gövdesi farklı türlerden (genellikle başı kadın ve gövdesi aslan gibi) oluşan fantastik yaratık.
Sfumato: Hava perspektifi. ılk kez Rönesans’ın büyük ustası Leonardo’nun yapıtlarında rastlanan bu yöntemde figürlerin arkasında uzanan manzara gittikçe soluklaşır, buğulu gri bir ton alır. Bu yolla izleyicide bir derinlik etkisi uyandırılır. Rönesans dönemine kadar çizgisel perspektifle sağlanan derinlik, bu buluşla daha inandırıcı ve gerçekçi bir boyut kazanmıştır.
Sgrafitto: 11. yüzyıldan ilk Osmanlı dönemine değin kullanılan keramik tekniği. Kullanılan hamur kırmızı renkli, kaba ve gözeneklidir. Kap astarlandıktan sonra sivri uçlu bir aletle motifler çizilir ve istenilen renkte saydam bir sırla sırlanır. Çukur kısımlarda sır daha koyu, diğer yerlerde ise daha açık olarak motifler belirlenmiş olur.
Sıbyan Mektebi: Küçük çocukların okuma yazma ve Kur’an okumayı öğrendiği okul.
Sır: Keramikler üzerinde koruyucu, cam benzeri tabaka.
Sıraltı tekniği: Keramik boyalarının bisküvi halindeki keramikler üzerine boyanarak üstlerine sır çekilmesi, boyaların sır altında kalması ile oluşan teknik.
Silme: Duvar yüzeylerinde süsleme amacıyla yapılmış şerit biçimindeki çıkıntılara verilen ad.
Sit: Site, city sözcüklerinin dilimize geçen şekli. Kapalı bir grup oluşturan yapı toplulukları, birbirinden ayrılmadan korunması gereken alanlar için teknik terim olarak kullanılmaktadır.
Slip Tekniği: ılk dönem Osmanlı keramiklerinde hamur kırmızıdır. ışte bu kırmızı rengi kapamak, beyaz ve düzgün bir yüzey elde etmek için keramikler astarlanır. Slip tekniğinde de esas olan bu astardır. Bu teknikte süsleme astarla yapılır. Burada astar, normaldeki halinden daha koyudur. Kırmızı hamurlu kap üzerine, istenen motiflere göre fırça ile astarla süsleme yapılır ve istenen renk, saydam sırlanır.
Son Cemaat Yeri: 14. yüzyıldan itibaren cami ve mescitlerde yaygın olarak kullanılan, ana mekanın dışında yarı açık hazırlık bölümü.
Stadion (Stadium): Antik Yunan ve Roma’da atletizm sporu için kullanılan, etrafında oturma basamakları bulunan, bir ucu yarım daire biçiminde sonlanan, uzanlamasına dikdörtgen plana sahip olan alan.
Stil Galante: Zarif üslup. Almanya’da 14. yüzyıl sonu ile 15. yüzyıl başında egemen olmuş bir sanat anlayışı. Uluslararası Gotik’le sıkı sıkıya ilişkili olan bu anlayışta figürler yumuşak, zarif ve incelikli bir biçimde betimlenir, sıcak renklerle boyanırdı.
Stilize: Üsluplaştırılmış. Doğadaki formların belli bir üslubun ya da tekniğin gereği sadeleştirilmiş şekli. Stilize çiçek motifi...
Stucco (Stuk): Alçı yoğunluklu süsleme tekniği.
Submiken: İ.Ö. 2000-1600 yılları arasında en parlak dönemini yaşayan Miken keramik sanatının İ.Ö. 12. yüzyıl sonlarında kısa bir dönem yeniden canlanması. Özellikle Atina'da sözkonusu geçiş çağına verilen isim.
Sultanhanı: Anadolu Selçuklu döneminde çoğu sultanlar tarafından yaptırılan han ve kervansaraylar için kullanılan sanat tarihi deyimi. Genellikle biri kapalı, diğeri açık avludan meydana gelen iki bölümlü bir şema gösterirler. Açık avlu ortasında "köık mescit" bulunur. Taş süslemeler özellikle girişlerde yoğunlaşır. Her türlü konaklama gereksinimini karışlayan vakıf kuruluşlardı.
Sunak (Altar): Tapınağın içinde ya da yakınında bulunan, tanrılara sunulan adaklar için kullanılan, genellikle taştan yapılmış öğe. Küçük boyutlarda olduğu gibi, anıtsal yapı türünde olanları da vardır.
Sülüs: Yuvarlak karakterli, daha çok kitabelerde kullanılan, kitaplarda ise başlıklara mahsus büyük boy bir yazı üslubu.
Sütun: Genellikle mermerden, yekpare, taşıyıcı mimari öğe.
Sütunçe: Küçük sütun. Mihrap ve portal gibi yerlerde daha çok dekoratif amaçla kullanılır.
  Alıntı Yaparak Cevapla