| Teğmen
Katılım Tarihi: May 2008 Yaş: 24
Mesajlar: 314
| Dinde Fırkalara Ayrılmayın 1-2-10- DÎNDE FIRKALARA
AYRILMAYIN
Dünya üzerinde Âdem (A.S)’dan kıyâmete kadar Allah’ın tek bir dîni var olmuştur. O da Hz. İbrâhîm’in (babamız İbrâhîm’in) hanif dînidir.
Kur’ân-ı Kerim’de Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e Allahû Tealâ emrediyor: -30/RÛM-30: Fe ekim vecheke lid dîni hanîfâ(hanîfen), fıtratallâhilletî fataran nâse aleyhâ, lâ tebdîle li halkıllâh(halkıllâhi), zâliked dînul kayyimu ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Artık hanif olarak kendini (vechini) dîn için ikame et, Allah’ın hanif fıtratıyla ki; Allah, insanları onun üzerine (hanif fıtratıyla) yaratmıştır. Allah’ın yaratmasında değişme olmaz. Kayyum olan (kaim olacak, ezelden ebede kadar yaşayacak) dîn budur. Fakat insanların çoğu bilmez. -30/RÛM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın. -30/RÛM-32: Minellezîne ferrakû dînehum ve kânû şiyeâ(şiyean), kullu hızbin bimâ ledeyhim ferihûn(ferihûne).
(O müşriklerden olmayın ki) onlar, dînlerinde fırkalara ayrıldılar ve grup grup oldular. Bütün gruplar, kendilerinde olanla ferahlanırlar.
Allah’ın Âdem (A.S)’a emrettiği dîn İnsanın ruhunu, vechini, nefsini ve iradesini Allah’a teslim etmesi demek olan hanif dînidir.
Hanif dîni, tek Allah’a (birbirine zıt, iki tane topluluk yoktur) Allah’ın yolunda tek bir toplum oluşmasını ve Allah’ın tekliğini emreden kâinatın tek dînidir.
Allahû Tealâ, bütün insanları hanif dîninin gereklerini yaşayabilecek olan özellikte yaratmıştır. Dîni yaratan da Allahû Tealâ, insanı yaratan da Allahû Tealâ’dır.
Allah’a inanmak, 1. faktör, tek Allah’a inanmak. Yani Allah olarak, “El İlâh” olarak tek bir İlâh’ı kabul etmek.
2. faktör, Allah yolunda tek bir topluluk oluşturmak. Toplumlar arasındaki bütün kavgayı bitirmek, yok etmek.
3. faktör, Allah’a teslim olmak. Ruhu, vechi, nefsi ve sonunda iradeyi Allah’a teslim etmek.
Ve Allahû Tealâ dîn yaratıyor, tek bir dîn: Hz. Âdem’in dîni. Kıyâmet günü yaşayacak olan son insanların da dîni. Hanif dîni ve Allah’ın arapça “İslâm” adını verdiği o dînin Peygamber’ine, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)’e verdiği emir:
Sen hanif dîninin müntesibisin, hanif dîninin gereğini yerine getir. Kendini o dîne, babanız İbrâhîm’in dînine yönelt. Biz insanları hanif fıtratı üzerine yarattık, dîni de hanif dîni olarak yarattık. Yani, sizi sulh ve sukûna ulaştıracak olan tek dîn olarak yarattık. Sen de o dîni yaşayacaksın!
SÖZÜME LÜTFEN DİKKAT EDİN! Hem insanlar hanif fıtratıyla yaratılıyorlar, sadece hanif dînini yaşayabilecek özelliklerle donatılıyorlar, hem de Allah’ın yarattığı dîn, hanif dîni...
Öyleyse dîni yaratan Allah, hanif dînini yaratıyor. İnsanları yaratan Allah, bütün insanları sadece hanif dînini yaşayabilecek olan özelliklerle yaratıyor.
“Lâ tebdîle lihalkıllâh(lihalkıllâhi).”
Allah’ın halkettiklerinde (yarattıklarında) tevil, değişiklik göremezsin.
Allahû Tealâ ilk insandan kıyâmete kadar da yaratacağı bütün insanları gene bu hanif dînini yaşayacak olan özelliklerle vücuda getirecektir.
“Zâliked dînil kayyumu.”
İşte kayyum olan dîn budur.
Ezelden ebede sürecek olan, kaim olacak, hep var olmuş olan, hep var olmakta devam edecek olan tek dîn, yegâne dîn budur.
“Ve lâkinne ekseren nâsi lâ yalemûn(yalemûne).”
Ama insanların çoğu bunu bilmez.
Bugün de hristiyanlar da, musevîler de, ayrı bir dînin mensubu olduğunu düşünüyor İslâm dünyası da.
Ayrıca dünya üzerinde bugün tatbik edilmekte olan ne kadar dîn varsa hepsinin müntesipleri de ayrı ayrı dînlerin mensupları olduğunu düşünüyorlar, zannediyorlar.
Allahû Tealâ Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e diyor ki:
Sana Arapça olarak İslâm adıyla indirdiğimiz bu dîn, babanız İbrâhîm’in hanif dînidir.
Hz. İbrâhîm’e, Hz. Nuh’a, Hz. Musa’ya, Hz. İsa’ya verdiğimiz şeriati sana da şeriat yaptık. Hepinizin şeriati tek bir şeriattir. Hz. İbrâhîm’e neden “Babanız” diyor Allahû Tealâ? Çünkü, ona hanif dînini Allahû Tealâ öğretmiştir, yerlerin ve göklerin melekûtunu göstermiştir, Hz. Âdem’e de öğrettiği dîn aynısıdır. Ama asırlar geçtikten sonra insanlar gene dînlerini kaybetmişlerdir. Allahû Tealâ, Hz. İbrâhîm’le yeni bir çığır açmış ve Hz. İbrâhîm’in hanif dîninden bahsetmektedir.
Allahû Tealâ buyuruyor: -42/ŞÛRÂ-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
Allahû Tealâ’nın verdiği emir son derece net:
Dînde fırkalara ayrılmayın!
Hz. Musa’nın dîni de aynı dîndir, Hz. İsa’nın dîni de aynı dîndir, senin dînin de aynı dîndir ve bu dîn Hz. Musa’yla başlamamıştır, Âdem (A.S)’la başlamıştır. Hz. Âdem’den sonra yaşayan bütün kavimler Nuh Tufanında, dünyayı sular kapladığı için, yok oldular. Sadece Hz. Nuh kaldığı için, Nuh’a da Allahû Tealâ aynı şeyi vasiyet etti. Gene Hz. İbrâhîm’in hanif dîni dediğimiz o dîni. Ondan sonra Hz. İbrâhîm’le dîn aynı esasları koruyarak geldi, ondan sonra Hz. Musa aynı dîni yaşadı, o ve ona tâbî olanlar. Ondan sonra Hz. İsa ve ona tâbî olanlar aynı dîni yaşadı. Sonra da Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve O’na tâbî olanlar aynı dîni yaşadı.
“Hanif dînine kendini doğrult, o dîn senin dînindir, kıyâmete kadar devam edecek olan dîn budur.” dediği, bütün insanları hanif fıtratıyla yaratan Allahû Tealâ, dîni de hanif dîni olarak yaratmıştır. Bütün insanların tam bir uyum içinde yaşayabilmesi için... Ve burada Allahû Tealâ bütün dünyaya emrini veriyor:
Dînde fırkalara ayrılmayın!
Sadece Hz. İbrâhîm’in HANİF DÎNİ vardır!
İslâm diye hanif dîninden ayrı bir dîn yoktur!
Hristiyanlık diye hanif dîninden ayrı bir dîn yoktur!
Yahudilerin, (musevilerin) hanif dîninden ayrı bir dîni yoktur. Bunun dışındaki hiçbir fırkanın hanif dîninden ayrı bir dîni yoktur. Sadece bir tek dîn olmuştur, o dîn de hanif dînidir. Hz. Musa’nın şeriati neyse Hz. İbrâhîm’in şeriatidır o şeriat. Hz. İsa’nın şeriatine gelince, Hz. İsa da, Hz. İbrâhîm’in şeriatini yaşamıştır.
Unutmayın, aynı emri bundan 2000 küsur yıl evvel Allahû Tealâ, Hz. Musa’ya vermiştir. Hz. Musa da hanif dînini yaşamıştır. 2000 yıl evvel Hz. İsa’ya aynı emri vermiş Allahû Tealâ, hanif dînini yaşamışlar. Hz. Musa ve ona tâbî olanlar, Hz. İsa ve ona tâbî olanlar hepsi ruhlarını, vechlerini, nefslerini Allah’a teslim etmişler ve hanif dîninin esaslarını yaşamışlardır. (Şura-13)
“Hz. İbrâhîm’e emrettiğimiz, şeriat yaptığımız şeyi Biz Hz. Musa’ya da şeriat yaptık, o da Hz. İbrâhîm’in yaşadığı hanif dînini yaşadı. Hz. İsa’ya da şeriat yaptık, o da Hz. İbrâhîm’in yaşadığı hanif dînini yaşadı. Sana da şeriat yaptık, sen de aynı dîni yaşıyorsun, o dîne kendini ikame et.” diyor Allahû Tealâ.
Ve... “Sakın dînde fırkalara ayrılmayın!”
Hepiniz aynısınız, hepinizin dîni bir tek dîndir. BİRLEŞİN!
Birleşmenin zamanı gelmiştir. O devrin içindeyiz. Ve Allahû Tealâ, “Dînde fırkalara ayrılmayın!” diye Şura Suresinin13. âyet-i kerimesinde kesin emrini vermiştir. Fırka yok!
Ne kadar dîn mensubu varsa hepsi bilsinler ki; sadece bir tek dîn vardır, o dîn zannedilen dînler manzumesi değildir. Hiçbiri diğerinden farklılık taşımamaktadır. Ama üçünü de hüviyetlerinden sıyırın, İslâm’ı da, hristiyanlığı da, judaizmi de, insanların zannettiği ölçülerin dışına çıkarın. Aslî yerine oturtulunca hepsinin sadece bir tek dîn olduğu görülür. O “İslâm” adını verdiğiniz dîn, ayrı bir dîn değildir.
Hristiyanlık adını verdiğiniz dîn hanif dîninden ayrı bir dîn değildir.
Yahud kavminin dîni adını verdiğiniz dîn (judaizm) hanif dîninden ayrı bir dîn değildir.
Sadece bir tek dîn vardır. O dîn Hz. İbrâhîm’in hanif dînidir.
Biz, bu Kur’ân’ı Arapça indirdik.
Arapça Kur’ân-ı Kerim indiği için, Allahû Tealâ hanif dîninin karşılığı olan Arapça “İslâm” kelimesini kullanmıştır. Yoksa İslâm yeni bir dîn değildir. Hristiyanlık da yeni bir dîn değildir. Hz. Musa’nın yaşadığı devirde, yaşadığı dîn de yeni bir dîn değildir.
İkinci bir dîn hiç olmamıştır. Sadece bir tek dîn vardır! Hz. Âdem’den başlayıp kıyâmete kadar devam edecek olan bir tek dîn vardır: Hz. İbrâhîm’in hanif dîni. Yani Arapça adıyla İslâm Dîni
Allahû Tealâ’nın Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e verdiği emir kesindir:
Bizim dînimiz hanif dînidir. Sen de kendini o dîne doğrult. O dîn kaim olan dîndir, sadece o dîni yaşayacaksın.
Senden evvel de Hz. Musa ve ona tâbî olanlar bunu yaşadılar. Evvela Hz. İbrâhîm ve ona tâbî olanlar yaşadılar. Hz. Musa ve ona tâbî olanlar, Hz. İsa ve ona tâbî olanlar hepsi hanif dînini yaşadılar ve Allah dînini hiçbir devirde değiştirmemiştir, diyor.
Allah’ın yaratmasında değişiklik olmaz!
İnsanları hep hanif dînini yaşayabilecek olan, hanif fıtratıyla yaratıyor Allahû Tealâ. Ve o fıtratla yarattığı insanların yaşayabileceği tek bir dîn koymuş kâinata, hanif dîni.
Bilmenizi istiyoruz ki artık dînlerin birleştirilmesi zamanı gelmiştir! Ve bu mutlaka gerçekleştirilecektir. 2 tane, 3 tane, 4 tane, 20 tane dîn yoktur, hiç olmamıştır. İnsanlar hangi peygambere tâbî olmuşlarsa o peygamber devrinde mutlaka hanif dînini yaşamışlardır. Zaman içerisinde iblis, insanları farklılıklara, dînde tefrikalara götürmüştür. Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) zamanında yaşanan dînlerin hepsi birbirinin aynıydı o peygamberler zamanında. Ama şimdi birbirinden ayrılmaları bir tarafa, insanlar başka dînlerin mensuplarına düşman oluyorlar, günahsız insanları, masum insanları katlediyorlar. Böyle bir dizaynda Allah’ın emrettiği “Fırkalara ayrılmayınız!” emri nerede, insanların ayrı ayrı dînlere ayrılması nerede? Hele ayrı dîndeki insanların başka dîndekileri kendilerine düşman sayması, onların canlarına kastetmesi, binlerce günahsız insanı nâhak yere öldürmesi, katletmesi... Terörizm.
1-2- TERÖRİZM
1-2-1- TERÖRİZMİ LÂNETLİYORUZ!
Allah dostluğu emretmiştir.
Amerika’daki Dünya Ticaret Merkezinin bombalanması, binlerce insanın nâhak yere katledilmesi bütün insanlığa bir dîni beraberlik için bir hareket noktası olmalıdır. Dînlerin birleştirilmesi konusunda harekete geçmeleri için, bir işaret olmalıdır, bir alarm olmalıdır.
Eğer bizler, dînini yaşayanlar, hepimiz Hz. İbrâhîm’in dînini yaşıyorsak, yaşamamız lâzım gelen dîn oysa, biz ona göre Allahû Tealâ tarafından fıtrat bulduysak, o tabiatla yaratıldıysak, o dîni yaşamanın özellikleriyle donatılmışsak; bütün insanlar, her peygamber devrinde, Hz. İbrâhîm’in hanif dîni yaşanmışsa, birden başka dîn hiç olmamışsa, o zaman şeytanın ne kadar büyük bir tuzağına düşmüş olduğumuzu hâlâ farketmeyecek miyiz ey bizi okuyanlar, bir düşünün bakalım!
Kim istiyor düşmanlığı? İblis istiyor, şeytan istiyor.
Kim istiyor dostluğu? Allah istiyor.
“Sizler birbirinizden farklı dînlere sahip değilsiniz. Hepinizin dîni aynı dîndir, tek dîndir. O dîn üzerinde birleşin, fırkalara ayrılmayın.” diyorsa Allahû Tealâ, o zaman aklımızı başımıza toplayıp şu düşmanlığı artık bitirmemiz gerekmez mi?
Hanif dîninin mensupları olarak biz insanlar artık aklımızı başımıza toplamalıyız.
Her terör olayı, her cinayet yeni bir cinayeti teşvik eder. Çünkü, insanlar intikam afetiyle malûllerdir. Nefslerinde intikam afeti var, kin afeti var, nefret afeti var, düşmanlık afeti var. Kendilerine yapılan düşmanlığa aynı silâhla mukabele edeceklerdir. Böyle bir olay karşı tarafın mukabelesini devamlı dünyaya taşıyacaktır. Bunun manası daha kimbilir kaç yıl şu dünya üzerinde kan dökülmesidir, nâhak yere...
Dünyayı bu badireden kurtarmak üzere bütün dîn mensupları harekete geçmelidir. Hz. İbrâhîm’in, bütün peygamberler zamanında yaşanan, dînini dünyanın sonunda bir defa daha hepimiz birden yaşamalıyız. Herkes başkalarından farklı bir dînin mensubu olduğunu zannediyor. Böyle bir şey yok. Sadece bir tek dîn var. O dînin esaslarını araştırdığımız zaman, bütün kitaplarda aynı şeyi görürüz.
Allah herkesin Allah’a teslim olmasını istiyor ama insanların çoğu Allah’a nasıl teslim olacaklarını bilmiyorlar. İşte o ilmi Allah Bize verdi.
Allah’a nasıl teslim olacaksınız?
Hz. İbrâhîm’in hanif dînini nasıl yaşayacaksınız?
Gelecek günler o esasların bütün dünyaya tanıtılmasıyla geçecektir.
Artık bir birleşme noktasına dünya gelmiştir.
Allah’a inananları birbirine düşürmek isteyen Allah’ın düşmanları göreceksiniz ki, buna uzun süre muvaffak olamayacaklardır. Bir süre sonra kin ve intikam bitecektir. İnsanlık bir sulh ve sükûn devresine girecektir. İşte o noktaya ulaşabilmek için biraraya gelmek mecburiyetindeyiz.
Hamdolsun ki, bunun temel verileri hazırdır.
Allahû Tealâ diyor ki:
Bütün devirlerde, bütün kavimlerde bizim resûllerimiz mutlaka vardır. Devamlı olarak bütün kavimlerde resûl beas ederiz, hayata getiririz, vazifeli kılarız ve birisi öldüğü zaman onun yerine mutlaka aynı anda yenisini tayin ederiz. Hiçbir kavmi hiçbir zaman resûlsüz bırakmayız. Eğer bıraksaydık, o kavmi cezalandırmazdık.
Yeryüzünde şimdiye kadar hiçbir kavim olmamış cezaya müstehak olmayan. Kıyâmet günü cehennemde toplanan insanlar hem bütün zaman parçalarını temsil edecekler, hem de dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar o zamandaki, o yaşadıkları yerdeki insanları temsil edeceklerdir. Hiçbir kavim bundan istisna edilmemiştir.O zaman bunu bir müjde olarak düşünün.
Bir müjde olarak düşünün ki, şu anda bütün kavimlerde mutlaka Allah’ın resûlleri yaşamaktadır. İşte onlar yakın gelecekte adım adım toplanacaklardır. Onlar, size hangi hakikatleri anlattıysak, aynı şeyleri bilenlerdir. Allah’ın onlara öğrettiği insanlardır. Bize nasıl öğretmişse onlara da öğretmektedir Allahû Tealâ. Ve her kavimde bulunan bu insanlar, gelecek günlerde biraraya geleceklerdir. Adım adım dünya sulhüne doğru bir gidişi başlatan bir kitaptır bu.
Gelecek günlerde mutlaka bütün kavimlerdeki, bütün milletlerdeki resûllerin birer birer ortaya çıktığını göreceksiniz. Ve bu kin, bu düşmanlık bitirilecektir.
Sevgili kardeşlerim, kinle, düşmanlıkla sadece şeytana hizmet edilir. Terörizm bir çıkış yolu değildir, cehenneme giden bir girdaptır. Allah’ın emri düşmanlık değildir, dostluktur.
Hepimiz bir dostluğun temsilcileri olmalıyız ve unutmayın, bunun için yaratıldık. DOST OLMAK İÇİN YARATILDIK, DÜŞMAN OLMAK İÇİN DEĞİL!…
İşte birtakım anlaşmazlıklardan, birtakım kan dökülmesi olaylarından sonra mutlaka insanlık bir dostluk çemberinin içinde elele vereceklerdir. Kalp kalbe, gönül gönüle Allah’ın Yolu’nda birleşeceklerdir. Hamdolsun ki, bunun temel faktörleri resûller olarak bugün bütün kavimlerin içinde mevcuttur ve yakın gelecekte birer birer her kavmin içindeki resûl ortaya çıkacaktır. Ve Devrin İmamı’yla mutlaka bir beraberlik kuracaklardır.
Bu bir deklerasyondur. Öyleyse şunu bilelim: Terör; kandan, düşmanlıktan, kinden başka bir şey getiremez.
Allah’ın emri, dostluktur.
Allah’ın emri, kan dökülmesine mani olmaktır.
Ve bu sebeple göğsümüzü gere gere şunu söylüyoruz ki; sizin dîniniz ayrı, onların dîni ayrı, bizim dînimiz ayrı değildir. Hepimizin bir tek dîni vardır, hepimiz aynı dînin mensuplarıyız. Hz. İbrâhîm’in hanif dîni.
Hangi dînden olursanız olun tâbî olduğunuz Peygamber’in yaşadığı dîn sadece o dîndir, Hz. İbrâhîm’in hanif dîni.
Öyleyse sadece bir tek dînin müntesipleri olduğumuzu, Peygamberimiz’in o dîni yaşadığını, Bizim de aynı dîni yaşamamız gerektiğini bilmek, öğrenmek ve tatbik etmek mecburiyetindeyiz.
İşte şu anda hangi dînden olursanız olun aslında tek bir dînin müntesibi olduğunuzu, hanif dîninden olduğunuzu yerli yerine oturtursanız eğer, kendi Kitab’ınızda da buna dair âyetleri mutlaka bulacaksınız. Ve neticede göreceksiniz ki, bir tek dînden başka bir şey olmadığı gibi, dostluktan başka bir şey yok.
Allahû Tealâ’nın temel emri: “Fırkalara ayrılmayın, hanif dînini yaşayın.” emridir.
Öyleyse fırkalara, ayrı ayrı topluluklara, hele birbirine düşman olan topluluklara ayrılmayın!
İnsanları Allah’ın bütün güzelliklerine ulaştıran dîni yaşayın!
İç dünyanızda nefsinizle ruhunuz arasındaki kavgayı bitirin!
Dış dünyanızda diğer insanlarla, diğer topluluklarla, diğer milletlerle aranızdaki kavgayı bitirin!
Allah ile olan ilişkilerinizde, emirler ve yasaklar cephesinde bunlara karşı gelen unsurları yok ederek, kavgayı bitirin!
Bir sulh ve sukûn dizaynı içerisinde Allah’ın dostları olarak bir olun, beraber olun, birbirinize kucak açın, geleceği birlikte kucaklayın!
Sevgili okuyucular, can dostlarım, gönül dostlarım, hepinize Allah’ın vasiyeti budur!
Allah hepinizi hem bu dünyada hanif fıtratının gereğini yaşayarak, hem de ahrette Allah’ın cennetinde yaşayarak sizleri hem dünya saadetinin, hem cennet saadetinin sahibi kılmasını Yüce Rabbimizden diliyoruz.
Allah hepinizden razı olsun. |