Başlık: ab ye girme
Tekil Mesaj Gösterimi
Eski 20-07-2007, 01:41   #5
RoCkMaNtİc
Teğmen
 
Katılım Tarihi: Apr 2007
Yaş: 24
Mesajlar: 357
Varsayılan Ynt: ab ye girme

Avrupa Birliği'nden 'tarih alma' çabaları sonuna gelirken, sonuç ne olursa olsun, Türkiye için amaç, Avrupa Birliği'deki ekonomik ve siyasal koşulların sağlanması ve 'aynı ortamın' oluşturulmasıydı. Avrupa Birliği'ne üye ülkelerdeki herhangi bir alanda hangi süreçler ve koşullar varsa, zaman içinde bunların aynısının Türkiye'de de kurulması, farklılıkların giderilmesi için çalışılacaktı.
Farklılıkların ortadan kaldırılması, aynı koşulların ve süreçlerin oluşturulması ile, herhangi bir üye ülkedeki kişinin, yatırımcının ya da girişimcinin kendi ülkesindeki koşullarla bir başka ülkede hem bireysel hem de ticari ve ekonomik faaliyetini 'sürprizsiz' sürdürmesi sağlanıyor.
Bireysel ve toplumsal yaşam koşulları ile ekonomik faaliyetlere ilişkin koşulların tüm üye ve üye adayı ülkelerde aynen sağlanması, Avrupa Birliği'nin temel amacına giden yolda, yani 'siyasal birlik' için temel koşul olarak konulmuştu. Siyasal koşulların sağlanması 'Kopenhag Kriterleri', ekonomik koşulların da 'Maastricht Kriterleri' ile sağlanması öngörüldü. Ekonomik koşulların sağlanmasının son 'istasyonu', parasal birlik olarak tanımlandı.
Bu da 1999 yılbaşında yaşam buldu.
Avrupa Birliği'ne tam üye olarak girmeyi hedefleyen Türkiye'nin kısa vadeli hedefi, uyum süreci için müzakere tarihi almaktı.
Siyasal, ekonomik ve toplumsal yaşamla ilgili çok detaylı 'yapılacaklar listesi', bu süreçte hep gözden geçirilecek.
Türkiye tarih alsa da almasa da, 'yapılacaklar listesindeki' eksikleri tamamlaması, Türkiye'yi, üye ülkelerdeki koşullardan farksız bir ülke konumuna getirecektir. Tarım, balıkçılık, ulaştırma, haberleşme, vergi politikası, şirketler hukuku gibi 29 alanda uyum için 'yapılacaklar listesi' için uzun bir süreç başlayacak. Yasal ve yönetsel düzenlemeler, yapı değişiklikleri yaşanacak.
Acaba Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyelik süreci, Kopenhag'da
'savsaklanırsa' ya da 'ötelenirse', Türkiye bu standartlardan vazgeçmeli midir?
Bizce hayır.
Türkiye, Kopenhag'daki toplantıdan ne sonuç çıkarsa çıksın, Avrupa Birliği standartlarını yaşama geçirmek zorundadır. Bu standartları sağlaması, Avrupa Birliği'ne üye olsak da olmasak da, Avrupa Birliği'ne üye ülkelerden 'farksız' bir ülke konumunu getirecektir.
Hem siyasal alanda, hem de ekonomik alanda diğer ülkelerle ilişkilerinde avantaj sağlarken, içeride de istikrar getiren bir platform oluşturacaktır.
Örneğin, sanayideki tüm sektörlerin, müzakere süreci içinde Avrupa Birliği'nin ilgili standartlarına uyum sağlamak zorunda olacaklar. Bu standartlar, hem dışarıda hem de içerideki rekabeti de etkileyecek.
İstanbul Sanayi Odası tarafından Dr. Ruhi Gürdal'a hazırlatılan 'İmalat Sanayiinin Uluslararası Rekabet Gücü' başlıklı raporda, Avrupa Birliği standartlarından haberdar olmayan firmaların oranının yüzde 26.4 olduğu,
bu standartları bilen, ancak uygulamayanların oranının ise yüzde 46.9 olduğu belirtiliyor.
Sadece yüzde 40'a yakın bir firma Avrupa Birliği'nin standartlarına uyum gösteriyor. Yine raporda saptanan bir başka olgu da, firmaların iç pazarda en büyük rakibinin Avrupa Birliği ülkeleri olması. Oranı ise yüzde 38.3.
Türkiye'nin en büyük partneri olan Avrupa Birliği ile ticareti, üyelik süreci ne olursa olsun devam edecek. Ne olursa olsun, Türkiye mal satmaya devam edecek. İçeride de bu ülkelerin rekabetini yaşayacak.
Bu yüzden, 'uyum için yapılacaklar listesi' hızla gerçekleştirilmelidir.

Alıntıdır...
  Alıntı Yaparak Cevapla