![]() |
| | #1 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 136
| GÖZ ZİNASI "Mü'min erkeklere söyle; gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. (Bakılması helal olmayan yerlerini kapatmakla korunsunlar.) Bu (örtünme) kendi*leri için çok temiz(bir hareket)dir. Şübhesiz ki Allah (kullarının ne) yapacaklarından hakkıyla haberdardır. Mü'min kadınlara da söyle; gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar, ırzlarını (gözlerini avret mahallinden kapatmak suretiyle ve bedenlerini bakmak*tan örtünmek suretiyle) korusunlar. Ziynet*lerini (yani baş, kulak, boyun, göğüs, pazı, kol ve yakalarını) açmasınlar. Bunlardan görü*nen kısmı (yüzünün bir kısmı ve el avucu) müstesna. Başörtülerini, yakalarının üs*tünü (kapayacak surette) koysunlar. Ziynet(yer)lerini kendi kocalarından yahud kendi babalarından yahud kocalarının babalarından yahud kendi oğullarından yahud kocalarının oğullarından yahud kendi biraderlerinden yahud kendi biraderlerinin oğullarından yahud kız kardeşlerinin oğullarından yahud kendi kadınlarından yahud kendi ellerindeki memlükelerden yahud erkeklerden yana ihtiyacı olmayan (yani erkeklikten kalmış bulunan) hizmetçilerinden yahud henüz kadınların gizli yerlerine muttali olmayan çocuklar*dan başkasına göstermesinler. Gizleye*cekleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Hepiniz Allah'a tevbe edin ey mü'minler. Ta ki korktuğunuzdan emin, umduğunuza nail olasınız." [En-Nur 30-31] İzahı: Allah Teala mü'minlere, gözlerini harama bakmaktan sakındırmalarını emre*diyor. Ta ki helaldan başka bir tarafa bakmasınlar. Zira bedenin sultanı kalb iken, kal*bi bozan da gözlerin harama bakmalarıdır. Hatta göz görmezse, kulak işitmezse ve dil söylemezse, kalb ve dimağ, zina gibi kötü*lükleri asla tasavvur edemez. Bunun için yukardaki En-Nur suresinin 30. ayetinde be*denin sultanı olan kalbin temizlenmesi emrolunmadı. Ancak kalbin temizlenmesi için gözleri harama bakmaktan sakındırmaları emrolundu. Demek gözü harama bakanın, kalbi temiz değildir. Eğer temiz olsaydı göz kapanırdı. Nitekim daha evvel zikredilen hadîs-i şerîfte, gözün kalbe getireceği mane*vi necasetin, domuzun maddî necasetinden daha beter olduğu beyan edilmiştir. Cerir adlı sahabî: Ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e: "Ansızın harama baktığım zaman ne buyurursunuz? dedim. "Hemen gözünü çevir." buyurdu. Yani önüne yahud da harama bakmayacağın tarafa bak demektir. "Ey Ali, birinci kere gördüğünde, ikinci kere bakma. İlk kere gördüğün lehinde ise de, ikinci kere bakman aleyhindedir." "Altı şeyde Bana kefil olun, Ben de cennete girmeniz için kefil olayım: Konuştuğun zaman yalandan sakın. Emanet sana teslim olduğu zaman hıyanet etme. Bir söz verdiğin zaman sözünden cayma. Gözlerinizi (harama bakmaktan) kapatın. Ellerinizi (haramı çalmaktan) men edin. Irzınızı muhafaza edin." İşte bakmak, gözden kalbe giren zehirli ok olduğu için Allah Teala: "Mü'minlere söyle gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar." diye emret*miştir. "Herhangi bir mü'min, bir kadının güzelliğini görür, sonra başını çevirir veya gözünü kapatırsa, şübhesiz ona Allah bir ibadeti nasib eder ki, o da ibadetinin lezzetini tadar." Bir hadîs-i kudsî: "Muhakkak harama bakmak, şeytanın zehirli oklarındandır. Kim Ben'den korktuğu için bakmayı terk ederse, bakmasını (bakmaktan gelen şehvetinin kuvvetini) imana tebdil ederim. O da imanının lezzetini tadar." "Allah Adem oğulları için (insanın hissi itibarıyla, irade ve hareketiyle) zinadan bir pay yazmıştır (hükmetmiştir). Şübhesiz ona ula*şır. Binaenaleyh gözlerin zinası harama bakmak, kulağın zinası haramı işitmek, dilin zinası yalan söylemek, elin zinası haramı tumak, ayakların zinası harama adım atmaktır. Halbuki kalb bunlardan dolayı iştiyak eder, umar ve temenni eder. Alet de bazan kalbi tasdik eder, bazan da (zinayı terk etmekle) yalanlar." Demek ki kalbi aşk-ı İlahî'den çevirecek, dış azaların hareketi ve nefsin meyletmesidir. Bu hadîs-i şerîf, tamamen kadın ve erkeklerin bir araya gelmelerinin ve bakmalarının zararlarını açıkça beyan eder. Bir gün Rasul-u Muhterem sallallahu aleyhi ve sellem, Ümmü Seleme ve Meymüne'nin yanlarında bulunduğu halde, ani*den İbnu Ümmi Mektum a'ma eve girmiştir. Bu Hadise, örtünme ayetinin nuzülünden sonra olmuş ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara: "Abdullah adlı İbnu Üm* mi Mektum'dan örtünün." buyurmuştur. Meymune: "Ya Rasulallah, o bizi göremez ve tanıyamaz; neden biz ondan örtünelim?" de*yince, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara cevaben şöyle buyurmuştur: "Ya siz de mi körsünüz, göremiyor musunuz?" Bu hadîse binaen ulemanın çoğu, mutlak bakmayı haram etmiştir. Ancak helal olana bakmak müstesnadır. Hanefî mezhebindeki ulema, bu ve benzer hadislere dayanarak: "Kadın, yüzünün bir kısmı ve elinin avuç içinden başkasın) açamaz." demişlerdir. Nitekim Esma'nın hadîsinde bu hüküm beyan olun*muştur. En-Nür suresinin 31. ayet-i kerîmesinde de, kadın kısmının evin içinde kime yüzünü göstereceği beyan olunmuştur. Hazreti Ayşe validemiz radıyallahu anha şöyle rivayet eder: Ensar hanımlarından daha üstün itikadlı bulamadım; Allah onlar*dan razı olsun. Çünkü En-Nur suresindeki: "Başörtülerini yakalarının üstünü kapaya*cak surette koysunlar." mealindeki ayet-i kerîmeyi erkekleri onlara okudukları zaman, hemen ensar hanımları tatbik etmeye başla*dılar. Ensardan her bir er, En-Nur suresinin 31. ayetini okuyunca, o erin hanımı, kızı, kardeşi ve yakınlarından her biri, murtlerini (yani başörtüsünün üzerinde giyilen üstlüklerini) giydiler. Kimisi de, En- Nur süresindeki "humur" kelimesini, yaka paçayı kapayacak baş örtüsü olarak tarif etmiştir. EI-Ahzab süresin*deki "cilbab" kelimesi ise örtünmeyi; çarşaf, aba, hülasa tepeden topuklara kadar kapayacak bir tek geniş ve uzun üstlük diye tefsir etmiştir. Bu takdirde En-Nür süresindeki ör*tünme emri, evin içinde; EI-Ahzab suresinin 59. ayetindeki örtünme emri ise, evin dışın*daki örtünme emridir. |
| |
| Konu Araçları | |
| |