![]() |
| | #1 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 136
| SABAH NAMAZININ BAHANELERI Çok yorgunum, uykum var Bizi bizden alıp “Yüceler Yücesi”nin huzuruna götüren sabah namazının benzersiz zevk ve lezzetinden mahrum olanların öne sürdüğü nice bahaneler işittim. Belki elliye yakın bahaneyle kendilerini uyutan ve avutanların hesap gününde başlarını önlerine eğeceklerini biliyorum. Bunlardan ilkini dikkat nazarlarınıza sunup, ne derece esassız bir bahaneyle kendimizi kandırdığımızı düşünmek ister misiniz? Sabah namazına engel olarak yorgun olmanızı mı gösteriyorsunuz? Çalışıp yorgun olmak da, uyuyup dinlenmek de bir nimettir ve Allah’ın bir mucizesidir. Onun bize en büyük nimetlerden biri olarak sunduğu çalışmayı namaza engel görüp, dinlenip tekrar çalışmak için enerji kazanmamıza sebep olan uykuyu nasıl olur da namaza engel gösterebiliriz? Eğer gerçekten çok yorgun ve uykusuzsanız, sabah namazına kalkarak uykunuzdan birazcık mahrum olacağınızı düşünüyorsanız, yanlış yoldasınız. Çünkü, bizim ve her şeyin Rabbi, bizi mutlaka huzuruna istiyor. Gerçekten yoğun ve zarurî işleriniz sizi yıpratmış ve çok uykusuz bırakmışsa, yine namaza büyük bir şevk ve coşkuyla kalkın. Eğer zamanınız yok ve ertesi gün için dinlenmeniz gerekiyorsa, namazınızı kısa tutabilirsiniz. Uzun uzun sure okumadan, dua ve tesbihleri uzatmadan, sadece namazın sünneti ve farzını kılarak görevinizi yapmanın huzurunu duyabilirsiniz. Çünkü, Rabbimizin sizden istediği farz kısmıdır. En zorlu ve sıkıntılı zamanlarınızda, vazgeçmek yerine, zarurî kısmıyla yetinmeniz, size belki birkaç dakika kaybettirir; ama cennetleri kazandırır. Çocuk uykusuz bırakıyor, sonra da uyuyup kalıyorum Cennet yüzlü çocuklarınız geç vakitlere kadar sizi uykusuz mu bırakıyor? Sonra da uyanamıyor musunuz? Oysa çocuklar size Cennetten bir hediye. Günahsızlıklarına bakıp ibret almamız gerekirdi. İster misiniz, namaza engel gördüğünüz bu çocuklar elinizden alınıp götürülsünler? İslâm fıtratı üzerine yaratılan, hayatı ve çalışmayı sevmemize vesile olan çocukları ibadeti terk edişimizin bahanesi hâline nasıl getiririz? Eğer bir gün kader karşınıza çıkıp, ibadeti terk edişinize bahane ettiğiniz çocukları elinizden aldığını haber verirse, evinize döndüğünüz akşamlarda ve ayrılışın hıçkırıklarıyla uyandığınız sabahlarda daha mı iyi ibadet edecektiniz? Hayır, o zaman yanılttığımız kimdir? Eğer bir gün şeytan sevgili çocuklarımızı bahane yapmaya kalkışırsa mü’minlerin annesi Hazret-i Fatıma’dan (r.a.) ders alalım: Bilirsiniz: Henüz süt emmekte olan Hazret-i Hüseyin hastalandığı için sabaha kadar uyuyamamıştı. Evlâdının inleyişi karşısında şefkatli annelerinin gözlerine sabaha kadar uyku girmedi. Hz. Hüseyin sabaha doğru bir ara uyur gibi olduğunda Hz. Fatıma bulduğu ilk fırsatta kâinatın sahibine yönelerek sabah namazlarını eda etmişlerdi. Kendisini çaresiz bırakan uykuya ancak bundan sonra vakit ayırabilmişti. Sonra mescid-i şerifte sabah namazını kıldıran Peygamber Efendimiz (a.s.m.), âdeti üzere onun evine teşrif etmişlerdi. Hazret-i Fatıma Validemizi uyur vaziyette görünce onun sabah namazını kılmadığını sanmış; “Ey kızım Fâtıma, Peygamber kızıyım diye sakın namazı terk etme! Beni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, namazını vaktinde kılmadıkça Cennete gireceğini zannetme” diyerek, namazın hiçbir şekilde ihmal edilemeyeceğini belirtmişlerdi. Buna karşılık, “Canım babacığım, sabaha kadar uyumadım. Sabah namazını kılıp yattım” diyen Hazret-i Fatıma’ya, Efendimizin verdiği unutulmaz mesaja dikkat edin: “Müjdeler olsun sana kızım Fâtıma! Âhirette böyle sıkıntılar görmeyeceksin.” style="font-size: 12.0pt; " Müjdeler olsun ona. Ve müjdeler olsun bu sabah ne kadar zor ve ağır olursa olsun, Hz. Fatıma gibi, kâinatın şefkatli Yaratıcısından vazgeçmeyenlere. Çünkü onlar asla yalnız ve yardımcısız bırakılmayacaklardır 3. İhtilâm oldum, gusül yapmam gerekir Eğer gusül ihtiyacını sabah namazını kılmaya engel görüyorsanız, kolayca çözebileceğiniz bir mesele yüzünden sonsuz hazineleri kaybediyorsunuz demektir. Dinimizde gusül ihtiyacı olan bir kimsenin, belirli bir sürede yıkanması farzdır. Bu süre, üzerinden bir farz namaz geçmeyecek kadar olan süredir. Yani, yıkanma ihtiyacını duyduğunuz anın namazını mutlaka kılacak kadar bir süreden önce gusletmek zorundasınız. Diyelim, yıkanma ihtiyacı duydunuz ve o anda öğlenin vakti girdi. İkindi olmadan gusletmeniz ve öğleyi kılmanız şarttır. Ne yazık ki, bazı gençler, gusül ihtiyacını namazı kazaya bırakmaya bir mazeret sanıyorlar. Hayır! “Gusletmeden namaz kılamazsınız” demek, “Bu sizin için bir engeldir” anlamına gelmez; aksine, “Bir vakit namazı kazaya bırakmadan hemen yıkanın” manası taşır. Gusül ihtiyacı, özellikle genç, bekâr ya da askerlik, yolculuk, misafirlik gibi özel durumları olan kimseler için önemli bir problemdir. Ama hiçbir zaman namaza engel değildir. Bunun için öncelikle kimi yanlış anlamaları düzeltecek şu kuralları hatırlatmakta fayda var: Gusül için mutlaka sıcak suyla yıkanmanız gerekmez Çünkü sıcak su, bir emir değil, bir kolaylıktır. Eğer soğuk veya ılık bir suya dayanabildiğiniz halde çok sıcak olması için zaman kaybetmiş ve namazı kazaya bırakmışsanız, sorumlusunuz. Bir yaz günüydü. Güneşin doğmasına 15-20 dakika vardı. Bir öğrenci evinde misafirdim. Eğer sıcak su arayışına girsem, çok zaman geçecek ve namaz kazaya kalacaktı. Çünkü, ne elektrikli, ne gazlı şofben vardı. Suyu ocakta ısıtmak ise çok zaman alacaktı. Yaz olduğu için suyu hiç ısıtmadan guslettim. Biraz üşüdüm, ama kâinattan daha önemli olan namazım kazaya kalmadı. Ama su çok soğuksa ve hasta olma ihtimaliniz varsa, elbette ısıtmanız gerekir. Çünkü dinimiz sağlığımıza aykırı bir şey emretmez. Bununla birlikte, askerde iken kışın bile buz gibi suyla yıkanan imanı sağlam arkadaşlarımız vardı. Onların o sarsılmaz teslimiyetlerine hayran olurdum. Gusül zamanı, köklü bir temizliğin yapılmasını gerektirmez Eğer güneş doğmak üzereyse, hemen farzlarla yetinerek bir an evvel yıkanmanız ve namaza koşmanız gerekir. Bazı gençler, güneşin doğmasına bir saat evvel yıkanması gerektiğini fark eder. Hemen harekete geçmesi gerekirken, uyumaya devam edip namazı kazaya bırakırlar ki, bu hiçbir şekilde doğru değildir. Bir kısmı da, çok geniş vakit olduğu halde o kadar yavaş hazırlık yapar ve banyoda o kadar çok kalır ki, çıktığında güneş doğar ve namaz kazaya kalır. Oysa namazın kazaya kalma tehlikesi varsa, uzun uzun yıkanmak, sabunlanmak ve keselenmek doğru değildir. Yapılması gereken, hemen guslün farzlarını yapıp sabah namazını kılmaktır. Bazen kalabalık bir yerde kalıyor olabilirsiniz Belki aynı anda gusletmesi gereken iki kişi var ve ancak bir banyo bulunuyor. Bu durumda bir kova suyla tuvalette bile yıkanmanız mümkündür. Sadece çıkarken ayaklarınızı iyi yıkayın. Nitekim ilâhiyatçı bir arkadaşım, banyo meşgul olduğu için tuvaleti tercih etmeme şaşırmıştı. Orada yıkanmanın caiz olmayacağını düşünüyordu. Oysa önce zemini soğuk suyla yıkayabilirsiniz. Belki de kitabın başından beri bu kadar detaylı örnekler vermemi garipseyen, “Bu da yazılır mı?” diyen okuyucum olmuştur. Bunları şunun için yazıyorum: Bu tür basit sebeplerden dolayı namazı kazaya bırakan sayısız genç gördüm. Onları uyardığım zaman, “Allah razı olsun, biz bunu böyle bilmiyorduk” dediler ve hallerini düzelttiler. Şu yazdıklarımın aynısını veya benzerlerini yaşayan bir kardeşim, kitabı okuduktan sonra daha bir şuurlanarak, koca ömründe sadece bir namazı kazaya bırakmaktan kurtarsa bile kârdır. Çünkü, koca bir kâinatı kurtardı ve sonsuz bir hazinenin anahtarını kazandı. Guslettikten sonra bazı kimseler havluyla kurulanmaya ve giyinmeye uzun zaman harcarlar Oysa ilk yapılacak iş, baştan itibaren güneşin doğmasına kaç dakika kaldığını öğrenmek ve ikide bir saate bakmaktır. Eğer zaman darsa, kısa sürede kurulanıp namaz kılmaya yetecek kadar giyinip hemen namaza durulmalıdır. İç çamaşırından başlayarak bütün elbiselerimizi giymek şart değildir. Hemen farzı yerine getirecek kadar giyinip namaza başlamak gerekir. Hatta zaman çok darsa ve güneş doğmak üzereyse, bornoz veya havluyla bile kılmanız mümkündür. Onlarla kılmak normal zamanlarda mekruhtur, ama böyle zamanlarda hiçbir şey olmaz. Gusülden sonra vakit çok darsa, namaz kılmaya hemen farzdan başlayabilirsiniz Çünkü, en önce farzdan sorumluyuz. Onu kılarken de, daha önce geçtiği gibi sadece farz olan kısımları yerine getirip, sünnet ve müstehaplardan vazgeçebilirsiniz. Çünkü, önemli olan güneş doğmadan önce farzı yetiştirmektir. Hayatımda ne zaman bu problemle karşılaşmışsam, birbirinden ilginç formüller uygulayarak Rabbimin huzuruna çıkmayı başardım. Daha doğrusu ben Onun huzuruna çıkmak için ne yapayım diye çırpınırken, O bana imkânlar sağladı, kolaylıklar gösterdi. Çünkü Rabbimiz, Kendisinin huzuruna çıkmak için can atan hiçbir kulunu kendi hâline bırakmaz, elinden tutar, yardım eder ve engelleri kaldırır. Kim ki, namaz kılmak aşkıyla yanıp tutuşmuş, namazın önünde hiçbir engel tanımamış, Allah da onu huzuruna almış, tüm engellerini yok etmiştir. İşte size namaz kılma şevkiyle coşan bir askerin, nasıl yardımcısız kalmadığını gösteren ibretli bir hatıra: Muhammed Bozdağ’ın bir arkadaşından aktardığı şu askerin hikâyesini her hatırlayışımda heyecan duyarım. Savaşmaktan yorgun düşen ordu, bir sonraki gün yeniden göğüs göğüse çarpışacak olmanın heyecanı içerisinde uyumaya çalışıyordu. Askerler belki de yarın şehid olacaklar, onlar için bekleşen evlâtları, eşleri ve anaları gözyaşı dökeceklerdi. Buz gibi gecenin zifiri karanlığında genç bir delikanlı gözlerini açtığında olan olmuştu. Hemen yıkanmalıydı. Yarın bu hâliyle şehid olabilir miydi? Ağladı, içten yalvardı, göğüs kafesindeki kalbi fırtınalar koparıyor, ateş etmek için küçük bir fısıltı bekleyen düşmana karşı tüm hıçkırıkları boğazında düğümleniyordu. Yerinden fırladı. Allah’ın huzuruna temiz gitmeliydi. Siper aldıkları mekânın ilerisindeki gölette yıkanabilirdi. Kardeşlerine, yanındaki nöbetçi Mehmetçiklere anlattı durumunu. Kimse ona engel olamadı. El yordamıyla gölete gidip suya daldığında bedeni titriyordu, parmakları donuyordu belki, ama ruhu şefkatli Yaratıcının sevgisinin verdiği sıcaklığa gark olmuştu. Bir an gözlerini açtı. Bir manga düşman askeri su almak için kazanlarla gölete gelmiş, kendisi suyun içinde silâhsız ve savunmasız halde kalmıştı. Onu hemen esir almak için silâhlarına yeltenen düşmanlar korkunç bir ürperti içerisinde aniden silâhlarını bırakıp ellerini kaldırdılar. Sonucu merak ediyor musunuz? Silâhsız bir askerin Allah’a gösterdiği engin sadakatin karşılığında melekler ona yardıma gönderilmiş, meleklerin desteği sayesinde silâhsız bir asker, bir manga silâhlı askeri esir alarak birliğine teslim etmişti. Belki çok olağanüstü ve hayatınızda karşılaşmayacağınızı sandığınız bir olay bu. Hayır! Canınız pahasına da olsa namazdan vazgeçmediğiniz bir vakitte siz de mutlaka benzer bir olay yaşamış ya da yaşayacaksınız. O halde ezanla İlâhî çağrıyı duyduğumuz anda bizi Onun huzuruna gitmekten hangi bahane engelleyebilir? 4. Güneş doğmak üzereydi Bazen her türlü tedbiri aldığınız halde tam zamanında uyanamazsınız. Gözünüzü açtığınızda, ortalığın aydınlandığını görür, “Eyvah, güneş doğmuş” diye düşünürsünüz. Tam yüreğinizi tarifsiz bir acı kaplamak üzeredir. Çünkü, namaz kaçmış, manevî hazine elden çıkmış, size derin bir hüzünle dolup taşmak kalmıştır. Ama, durun bir dakika. Hemen güneşin doğduğuna karar vermeyin. Saate bakın. Belki birkaç dakikalık zamanınız vardır. Kimileri böyle bir durumda saate bakar, ancak üç beş dakikalık zaman kaldığını görür, “Artık yetiştiremem” diye düşünür. Oysa güneşin doğmasına üç dakika bile kalsa yine yapabileceğiniz bir şeyler vardır. Eğer tüm tedbirleri aldığınız halde uyanamamış, ancak güneşin doğmasına birkaç dakika kala gözünüzü açmışsanız, iyi gerilmiş bir yaydan okun fırladığı gibi yataktan kalkın. O anda bir an önce abdest alıp namazı yetiştirmekten başka bir şey düşünmeyin. Zamanınız dar olduğu için ihtiyacınız olsa bile tuvalete gitmeyin. Normal zamanda mekruh olan bu hareket, vaktin dar olduğu durumlarda mekruh değildir. |
| |
| Konu Araçları | |
| |