ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Akaid, Fıkıh, Tefsir


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 01-03-2008, 04:54   #1
ARİFE
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Bel'am B. Bauralar bitmez

Mevlâ kendi rızasını bırakıp ta

Dünyalık peşinde koşanlara

Örnek veriyor:

DİLİNİ ÇIKARIP SOLUYAN KÖPEKLER


"Onlara, kendilerine âyetlerimizden verdiğimiz ve fakat onlardan sıyrılıp çıkan, o yüzden de şeytanın takibine uğrayan ve sonunda azgınlardan olan kimsenin haberini oku."(1)
"Dileseydik elbette onu bu âyetler sayesinde yükseltirdik. Fakat o, dünyaya saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu tıpkı köpeğin durumuna benzer. Üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte âyetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir. Kıssayı anlat; belki düşünürler. (A'raf, 7/176)





Ey Resûlüm! Sana bir haberim var, bu haberi, "onlara" bizim âyetlerimizi göz ardı ederek dünyanın peşine takılanlara anlat. Biz birtakım kullarımıza büyük nimetler veririz, "kendilerine âyetlerimizden verdiğimiz" bu âyetler öyle bir nimettir ki, üstün ilim sayesinde birçok güzelliğe, birçok hidâyet vasıtasına ulaşırlar. Allah'ın verdiği bu nimetin kıymetini bilmez, şükrünü eda etmez ve Allah'ın verdiği bu ilim nimetini dünya heva ve hevesi için kullanırlarsa, işte o zaman bu ilim ve ilim sayesinde ulaştıkları makam "onlardan sıyrılıp çıkar." İlim ve ilim sayesinde ulaştıkları makamlar ellerinden çıkınca, "şeytanın takibine uğrarlar." Şeytan bu adamları takip eder, kendisine tam bir asker yapana kadar peşlerini bırakmaz. Ne zaman ki Şeytanın eğitiminden diplomalarını alırlar, işte o zaman şeytan onları azgınlıkları ile baş başa bırakır. İmam Rabbânî Kuddise Sırruhu, şeytanın oyuncağı olmuş olan bu ilim ehli zat için şeytanın şöyle dediğini haber vermiştir:
"Zamanın kötü âlimleri, dünyalık peşinde koşan ilim ehli insanlar benim yapacağımı yapıyorlar. Bu din hırsızı âlimler benim işimi elimden aldılar, ben de işsiz kaldım."(3)
Bu adamlar dünya peşinde koşmaktan öyle durumlara düşerler ki, "sonunda azgınlardan" olurlar. Ey Resûlüm! Ey kullarım! Bu azgın adamların "haberini oku", çevrende bulunanlara anlat.
Rabbimiz buyuruyor ki:
"Dileseydik onu âyetlerimiz sayesinde yükseltirdik." Rabbimizin dilememesi onun adaletinin gereğidir. Rabbimiz o adam için adalet etti, verilen büyük nimetin kıymetini bilmedi, sapıttı. Yaptığı yanlışı bilseydi ve tevbe edenlerden olsaydı, hiç şüphesiz büyük affa mazhar olurdu; ancak bunu yapmadı. "Dünyaya saplandı ve hevesinin peşine düştü." Dünya ona cazip geldi, Rabbinin verdiği nimeti tepti ve dünya zevklerinin peşine düştü.
Rabbimizin verdiği ilim ve irfan nimetini, dünya malına terk edenlerin, dünya meta-ı için Rabbinin rızasını satanların "durumu tıpkı köpeğin durumuna benzer." Rabbimiz bu adamın ve o adam gibilerin durumunu bir köpeğe benzetiyor. Başka bir hayvana değil de köpeğe benzetmesi çok manidardır. Köpeğin diğer hayvanlardan farklı özelliği bağırmasıdır, köpek bekçilik yapar, bu işi yaparken de daha çok sesini, yanı havlamasını kullanır. İlim ehli zat, insanları irşad eder, bunu yaparken de kullandığı metot tebliğdir, tebliğ de dil ile, lisan ile yapılmaktadır. İlim ehli zat da, insanları irşad için sesini kullanıyor. Yani bir noktada konuşmak, bağırmaktır. Eğer ilim ehli ilminin gereğini yapmaz, ilmini dünyalıkla değiştirirse, işte bu âyet–i kerimeye muhatap olarak "durumu tıpkı köpeğin durumuna benzeyecek." Köpeğe benzeyen bu sapık ilim ehli adama müdahale etsen ne olur? Allah'ın verdiği ilmi, irfanı ve nimeti dünya heva ve hevesine değişen bu adama birileri çıkıp dese ki, "Ey ilim ehli zat, yanlış yoldasın, hata yapıyorsun, kendini düzelt, tevbe, istiğfar et." Kendisine bu uyarıyı ve ikazı yaparsan onun durumu değişmez, "üstüne varsan dilini çıkarıp solur." Ses çıkarmazsan, üzerine gitmesen de yaptığı işe devam eder, hâlinde bir değişiklik olmaz, "bıraksan da dilini sarkıtıp solur."
İlmini dünyalığa değişen, dünyayı Rabbine tercih eden ilim ehlinin durumu uyuz köpek misalidir. Rabbimiz "işte âyetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir." buyuruyor. Bu haber çok önemli bir haberdir ki, bu haberi insanlara anlat ki belki düşünür ve aklederler.

BEL'AM B. BAURA

SAPITIYOR
Bu mübarek âyet–i kerimelerde Rabbimiz, Resûl'üne ve dolayısıyla da mü'minlere ve insanlığa şu mesajı vermektedir: Birtakım insanlara üstün ilim verilir, bu ilimleri ile birçok hidâyet vasıtalarını elde ederler, ancak şükretmez, verdiğimiz ilmi dünyalık heva ve hevesleri için kullanmaya kalkarsalar, işte bunu yapanların sonu hüsrandır.
Âyet–i kerimelerin direk olarak kimi anlattığı hususunda ihtilaf vardır. Âyet–i kerimelerde işaret edilen zatın Hazreti Musa Aleyhisselâm zamanında İsrail oğulları âlimlerinden Bel'am b. Ebr veya Ken'anilerden Bel'am b. Baura namında birisi olduğu veya Araplardan Ümeyye b. Ebissalt Sakafî hakkında nazil olduğuna dair birkaç rivayet vardır.
Bel'am'ın bazı ilâhî kitaplara dair bilgisi vardı, duası makbul bir veli iken Arz–ı Mukaddes'e girme meselesinde Hazreti Musa'nın veya Yuşa'nın aksine dünya sevgisi ile zorbalara arka çıkmıştı.(4)
Malik b. Dinâr der ki: Bel'am, İsrail oğullarının bilginlerinden olup, duası makbul olanlardan, duasına icabet olunanlardandı. Sıkıntılı durumlarda onu öne geçirirlerdi. Allah'ın peygamberi Musa, Allah'a davet etmek üzere onu Meyden kralına göndermişti. Kral ona arazi vermiş ve o da kralın dinine uyarak Musa Aleyhisselâm'ın dinini terk etmişti.(5)
Kaynaklarda Bel'am ile ilgili değişik rivayetler mevcuttur. Bunlardan bir tanesine daha değineceğiz. Bel'am b. Baura, İsrail oğullarının âlimlerinden, âbidlerindendir. Bel'am'ın yanında Allah'ın ism–i âzamı vardı.
Bel'am, bir şehirde bulunuyordu ki, bu şehrin halkı kâfir idi. Musa Aleyhisselâm da bu şehri fethetmek için oraya hareket etti. O şehrin kralı ve ileri gelenleri Musa Aleyhisselâm'dan korktukları için Bel'am'a müracaat ederek Musa'nın aleyhinde dua etmesini, ism–i âzamı okumasını talep ettiler. Bu talepte bulunanlara Bel'am:
"Siz ne dediğinizin farkında mısınız? O Allah'ın peygamberidir, benim dinimle, onun dini aynıdır. Ben onun aleyhine nasıl dua ederim? Onun yanında melekler var, mü'minler var. Ben ise, bana verilen ilmin Allah tarafından verildiğini biliyorum. Ben eğer sizin sözünüze uyar ve istediğiniz yaparsam, dünyamı da âhiretimi de kaybederim."(6)
Bel'am, kendisine yapılan bu teklifi önce reddetti, daha sonra ona gelerek yalvardılar yakardılar, ona dünyalık mal mülk verdiler. Sonuç itibariyle Bel'am dünyalıklar karşısında fazla direnemedi, dünyalık tekliflere teslim oldu.

BEL'AM B.
BAURALAR BİTMEZ
Abdullah b. Ömer bu âyet–i kerimeler için şöyle demiştir:
"Bu âyet, Ümeyye b. Ebi's–Salt hakkında nazil olmuştur. O, semavî kitapları okumuştu. Allah Teâlâ'nın, o sıralarda bir peygamber göndereceğini de anlamıştı. Bu peygamberin, kendisi olacağını ümit ediyordu. Cenab–ı Hak, Hazreti Muhammed'i peygamber olarak gönderince, Ümmeyye, ona haset etti, ona iman etmeyip kâfir olarak öldü. İşte bu, Resûlullah'ın "Şiir iman etti, ama kalbi küfretti." dediği kimsedir. Yani onun şiiri, mü'min kimselerin şiiri gibidir. Zira o, şiirlerinde, Allah'ın birliğini ikrar eder; O'nun birliği hakkında, göklerin, yerin yaratılması ile, âhiret, cennet ve cehennem hâllerinden deliller getirir.(7)
Âyet–i kerimede dikkat çekilen önemli hususlardan biri, ilmini, dinini dünyalık menfaat ve çıkarı için satanların durumunu soluyan köpeğe benzetmesidir.
"Tefsir–i Kebir"de konu ile şu açıklama yapılmıştır: "Leys şöyle der:
Bu fiilin mastarı olan 'lehs' "köpeğin, ya çok koşarak yorulduğunda ya da sıcak çok şiddetli olduğunda, susuzluktan ötürü dilini sarkıtması" demektir. Bil ki, bu teşbih, bütün köpeklere olmayıp, sadece soluyan köpeklere yapılmıştır. Hayvanların en âdisi köpektir. Köpeklerin de en âdisi, soluyan köpeklerdir. Binaenaleyh Allah bir kimseye ilmi ve dini nasip ettiği hâlde, o kalkıp dünyaya meyleder ve dünyaya bağlanıp kalırsa, hayvanların en âdisine yani dili sarkmış köpeğe benzemiş olur. Bu teşbihin izahı sadedinde şunlar söylenmiştir:
Soluyan her şey, ya yorgunluğundan ya susuzluğundan ötürü solur. Halbuki soluyan köpek böyle değildir. O, yorgun olsa da, rahat olsa da, susuz olsa da, olmasa da yine solur. Bu onun âdeti ve huyudur. O, asıl âdeti üzerine buna devam eder; bir ihtiyaçtan dolayı değil, o âdi huyundan dolayı bunu sürdürür. İşte kime Allah ilmi ve dini nasip ederse, onu insanların mallarının kirlerine bulaşmaktan müstağni kılmış olur. Sonra da o kalkıp, dünya peşine düşüp, kendisini onun içine atarsa, bu kişinin durumu, aynen ihtiyaç ve zaruretten ötürü değil de, sırf kötü nefsinden ve âdi huyundan ötürü, adi işlere ve çirkin işlere devam eden o soluyucu köpeğin durumu gibi olur.
Bir âlim, ilmi vasıtasıyla dünya malı elde etmeye yönelirse, bu, insanlara çeşitli ilimlerini bildirmek ve kendisinin faziletleriyle şanını şöhretini ortaya koymak için olmuş olur. Hiç şüphesiz bu kimse, o sözleri anlatıp ifade ederken, dilini sarkıtır ve dünyalık elde etmeye dair kalbindeki aşırı susuzluğu ile hırsının hararetinden ötürü dilini çıkarır. Böylece de bu kimsenin durumu, bir ihtiyaç ve zaruret olmadığı hâlde, sırf âdi huyundan ötürü, dilini hep sarkıtan bir köpeğin hâline benzer.
Soluyan köpeğin, soluması hiç sona ermez. Hırsı olan insanın hırsı da böyle hiç tükenmez.
Cenab–ı Hakk'ın "O köpek, üstüne varsan, dilini sarkıtıp solur…" buyruğu, "Bu köpeğin üzerine varıp, bir şeye kışkırtsan solur. Kendi hâline bıraksan yine solur. Bu, o kötü fiil, onun aslî huyu olmasından dolayıdır. Sapmış, hırslı o insan da böyledir. Ona vaaz–u nasihatte bulunsan da, bulunmasan da o sapıklığını sürdürür. Bu da, dalâlet ve hüsranın, onun aslî âdeti ve zatî karakteri hâline gelmesinden ötürüdür" mânasındadır.”(



Dipnotlar:
1– A'raf, 7/175
2– A'raf, 7/176
3– "Mektûbât–ı Rabbânî", 213. Mektup
4– Elmalılı M. Hamdi Yazır, "Hak Dini Kur'an Dili", Sadeleştirenler:
İsmail Karaçam, Emin Işık, Nusrettin Bolelli, Abdullah Yücel,
Azim Dağıtım, c.4, s.176
5– İbn Kesir, "Hadislerle Kur'an–ı Kerim Tefsiri", terc. Bekir Karlığa,
Bedrettin Çetiner, Çağrı Yayınları, İstanbul 1993, c.7, s.3161
6– İsmail Hakkı Bursevî, "Ruhu'l–Beyan Tefsiri", terc. İlmi Heyet,
Abdullah Öz, Ali Rıza Temel… Damla Yayınevi, İstanbul, c.3, s.269
7– Fahruddin er–Râzî, "Tefsir–i Kebir", terc. Suat Yıldırım,
Lütfullah Cebeci, Sadık Kılıç, Sadık Doğru, Akçağ Yayın Pazarlama,
Ankara, 1998, c.11, s.147
8– Fahruddin er–Râzî, a.g.e., c.11, s.151
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-03-2008, 13:01   #2
Albay
 
Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,377
Varsayılan

şimdi acil çıkmalıyım bunu daha sonra okuyacağım inş... bu mesaj sabitleme mesajıdır ...]
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 11:38


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2009 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats