ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Akaid, Fıkıh, Tefsir


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 30-04-2008, 21:21   #1
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,584
Varsayılan Raks ve Müzik İle İlgili Meseleler ...

İnsanlar eğlenmek ister de niçin eğlenceyi dini bir kılıfla kamufle etmeye çalışırlar bunu anlamak pek kolay değil.

Eğlence fuarlarında dönme dolaplara binip güle oynaya, eğlenen, korkusundan bağıran, üstüne başına kusan insanlar vardır. Onlar bu işi sevap diye yapmazlar. Hatta biri gelse bu dolapta dönmek sevapmış dese gülerler. Bu dolaplara binip Allah'ı zikretmeyi kendine meslek edinmiş kimseyi de duymamışız. Tabi bu ilerde böyle bir zikir merasimi çıkmayacağı anlamına gelmiyor.

Hal böyleyken, birileri düdükçünün üfürmesiyle hareketlenip, plakların üzerinde dönen biblolar gibi dönerek sevap işlemek gibi bir keşfin tadını çıkarıyorlarmış. Daha sonraları böyle bir meslek alanı oluşacağından haberi olmayan bu kaşifler, keşiflerini turist çekmek için de başlatmamışlar. Amma her şeyin ucunda para arayan insanoğlu bu işi de kazanç kapısı bilmiş. Nasıl ki mevlidhanlar mevlid okur para kazanır, hafızlar Kur'an okur para kazanır, birileri de düdük üfürür, ilahi okur döner, seyrettirir para kazanır olmuş. Bu işleri para için yaptıkları halde iyi bir meslek icra eder havaları, sevap da işliyoruzdur heyulâları şeytanın teşvik kredilerinden sadece birkaçıdır.

Müslüman (!) oldu diye her şeyden vaz mı geçsin adamlar (!) Bu eğlenceyi icad eden eski kaşiflerin maksadı bir eğlenceye dini kisve giydirmek ve eğlenen dindarlar olmak, eğlenceyle bari olsun insanları dine bağalamaktı belki. Bu hüsn-ü zan ile onları dinimizi bozmak isteyen bid’atçılar ithamından korumak istesek de, Allah işin aslını bilmektedir.

Dönerek zikir, dönerek tefekkür, dönerek uçan sarhoşlar olmak, üflenen neyin ezgisinde nefsi terbiye etmek… gibi çeşit çeşit bid’atları dinmiş gibi yaygınlaştıranlar, bu bid’atlarla gerçek İslam’ı perdelemiş, kendilerinden önce dini tahrif edenler gibi onlar da Rasulullah sav in öğrettiği ibadetlerle yetinmeyip, kendi hevalarının da ilah gibi din teşri etme arzusunu ihmal etmemişlerdir.

Allah azze ve celle buyurmuştur ki: "Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?" (Furkan 43)

İnsan karışık duygularla dolu kalbini yokladığında görecektir ki, hayatta kendisi eliyle icra edilen birçok iş sadece nefsinin arzuladığı haklılıklar, işine gelen adalet, ayıbını örten dindarlık, kibrini okşayan tevazulardan ibarettir. Tabiri caizse bu kalp bir çöplüktür ve nefsini ilah edinmeye meyillidir.

İhdinas sırata’l müstekıym (bizi dosdoğru yola ilet) diyen bir müslümana yakışan, dosdoğru yolu göstermek için binlerce peygamber gönderen Allah'ın kitabına ve peygamberinin sünnetine sımsıkı tutunmak ve onun dışında yollara sapmamaktır.
Kur'anın ve sahih sünnetin yolu sıratı müstekıym’dir. Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed sav in onun kulu ve rasulü olduğuna inandıktan sonra kul bu sırat-ı müstekıym yolu üzerine oturmuştur, fakat ayağa kalkmalı ve hayat devam ettiği sürece bu yolda yürüyüş devam etmelidir. Kimse olduğu yerde bekleyemez. Niçin? Çünkü şeytanlaşmış insanlar ve şeytanlar ve nefis sürekli kulu saptırmaya uğraşır. Şüpheler ilka eder, başka yollara çekmek için kolundan tutar çekerler. Onların çektiği yolun sıratı müstekıymden dışarıda olup olmadığını bilmek ise bilgiyle olur. Kur’anı okuyup anlamayan, sünneti öğrenmemiş bir adam ayaklarının hangi yol üzerinde olduğunu hiçbir zaman bilemez.

Nasıl ki bir arkadaşı kendisini bir içki meclisinde oturmaya çağırsa, hayasızlığı izlemeye çağırsa bu çağrı şeytanidir ve ahlaken sıratı müstekıymden çıkıştır. Hurafe ve bid’atların menkıbeler şeklinde insanların kalplerine yerleştirildiği sohbetlere de çağırsa, sema ayinlerine, halay çekerek zikir yapmaya da çağırsa bu çağrı şeytanidir ve iştirak eden insanın niyeti sevap kazanmak olduğu halde sıratı müstekıymden çıkıştır. Sema ayinleri, ilahi adı altında şarkıcılık, ud, cümbüş, tef, ney ve daha birçok enstrümanla besteleri çalınan tasavvuf musikisi denilen haddi aşmışlıklar için açıkça soruyorum; “bu hangi İslam?” Rasulullah sav in ve ashabının dahi şeytanın mizmarıdır deyip kulaklarını kapadığı bu çalgılarla dans ettiklerini iddia edecek bir iftiracı varsa -ki böyleleri dinimizi bozmak için var- iddiasını isbat edeceği delilini getirsin.

Müzekkin Nüfus kitabının sahibi Eşrefoğlu Rumi böyle bir iftiraya kitabında yer vermiştir. O der ki: Rasulullah ve dörtyüz sahabisi kendinden geçinceye kadar ve hırkası sırtından düşünceye kadar raks etti (oynadı, dans etti) ve sonra hırkanın düşmesiyle raks bitti, düşen hırkayı ashabı kapıştılar, aralarında dörtyüz parçaya böldüler.

Bir kere dörtyüz sahabinin şahit olup bizzat içinde bulunduğu bu olayı kim rivayet etmiş diye sormadan ve bu rivayet hangi hadis kitabında geçiyor demeden, bu anlatılanlara inanalım mı? Bu iftirayı bağrımıza basıp, bu ibadettir diye köçekleşelim mi ? Hayır kıyamete kadar hangi dinden olduğu belirsiz şeytanlar bizim dinimizi bozmaya çalışacaklardır. Bu sebeple biz Sıratı müstekıym olan Kur’anın ve pak sünnetin dışında yeni yollar ihdas edenlerin ve dalalete çağıranların çağrısına bakmamalıyız. Böyle bir hadis var mı yok mu diye araştıramayan insan için peygamberiyle biraz olsun tanışmak bile ayaklarını sağlamlaştırmaya yetecektir.

Şimdi düşünüyoruz; bu hangi edep ki, Habeşli kölelerin kılıç kalkan oyunlarını dahi çirkin gören Ebu Bekr ra , bir kaval sesine kulaklarını tıkayan İbn-i Ömer ve perde ehli kızlar kadar utangaç bir peygamber, gûya dans ettiler, raks ettiler, sema edip döndüler (!)

Bunların hiçbiri olmadığı halde, bu hangi din sahibi iftiracı ki, peygambere ve dörtyüz sahabisine iftira ederek, “bu sünnettir” diye yutturmaya ve ümmeti dansa raksa, semaa teşvik etmektedir.

İnsanın ayağını sıratı müstekıymden kaydırmak için dinimize sapkınlığı yamayan ve bu yamalıklara din süsü veren deccallerin şerrinden ancak dinimizi sahih kaynaklardan öğrenerek kurtulabiliriz. İnsanları başına toplayan, kasıtlı olarak dini bozmak istemese de, kendisi dinin cahili olan adamların da kendi vebali bir yana, o cemaatin hali ne olacak.

Sahih dini öğrenemedikleri bu toplantılarda ayakları sıratı müstekıym üzere kalacak mı? Şayet bu iş böyle yürüyorsa imtihan bunun neresinde? Bir hadis öğrenmek için diyar diyar gezen Buhari’nin çabaları boşuna mıydı? Yoksa şimdi ciltler dolusu hadis kitapları elinin altında olduğu halde açıp okumayan adam mı karlı bir iş yapmaktadır?


konumuz devam edecek inşAllah...

Düzenleyen: Düş Hekimi , 30-04-2008 - 22:17.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-04-2008, 23:18   #2
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jul 2007
Yaş: 36
Mesajlar: 2,860
Varsayılan Yanıt: Raks ve Müzik İle İlgili Meseleler ...

düğünlerde ve askerlikte davul çalmak caizmidir değilmidir ..allah razı olsun kıymetli bilgiler bunlar..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-04-2008, 23:50   #3
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,584
Varsayılan Yanıt: Raks ve Müzik İle İlgili Meseleler ...

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi cengiz hacılar Mesajı Göster
düğünlerde ve askerlikte davul çalmak caizmidir değilmidir ..allah razı olsun kıymetli bilgiler bunlar..
Üstad malumunuz günaha düşme korkusuyla şahsi görüşlerimi yazmayacağım , tabii sadece fıkhi konularda ... bu konuyu ciddiye alıyorum ve ince eleyip sık dokuyarak ehl-i sünnet alimlerinden derliyorum, peyderpey konuya devam edeceğim bu konu hakkında kimsenin aklında soru kalmayacak şekilde devam ettireceğim inşAllahu Rahman .
Sorunuz için ise şimdilik kısaca ;

Risale-i Birgivi'de, "Kulakların Afeti" başlığı altında diyor ki:

"Kulaklarınıza şeşta [bir çeşit saz], zurna, davul, tambura, kopuz, çenk, kanun, ney gibi çalgı aletleri ve yalan, gıybet, fuhuş, teganni ile yapılan zikir ve yine teganni ile okunan Kur'an ve aşir dinletmekten sakının."


İmam-ı Birgivi, Risale-i Birgivi (Birgivi Vasiyetnamesi), Bedir Yayınevi, İstanbul, 1992; s.42.

Ama eminimki konu devam ettikçe sorunuzun tam karşılığını bulacaksınız.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-04-2008, 23:54   #4
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jul 2007
Yaş: 36
Mesajlar: 2,860
Varsayılan Yanıt: Raks ve Müzik İle İlgili Meseleler ...

konunun devam etmesini sabırsızlıkla bekliyorum..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-05-2008, 00:46   #5
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,656
Varsayılan Yanıt: Raks ve Müzik İle İlgili Meseleler ...

Güzel bilgiler. Devamını bekliyoruz.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-05-2008, 16:21   #6
Onbaşı
 
Katılım Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 87
Varsayılan Yanıt: Raks ve Müzik İle İlgili Meseleler ...

ALLAH razı olsun..konunun devamını bekliyoruz..selam ve dua ile
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-05-2008, 19:14   #7
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,584
Varsayılan Yanıt: Raks ve Müzik İle İlgili Meseleler ...

Rabbimin izniyle devam ediyoruz inşAllah ...

YÜZALTMIŞSEKİZİNCİ MEKTÛB

Yüksek bilginize sunarız ki, bu kıymetli yolun üstünlüğü ve bu yolun büyüklerinin yüksekliği, sünnete yapışdıkları ve bidatlerden kaçındıkları içindir. Bunun içindir ki, bu yüksek yolun büyükleri, yüksek sesle zikr etmekden bile sakınmışlardır. Kalb ile sessiz zikr etmeği emr buyurmuşlardır. Şarkı, kasîde, ilâhî gibi şeyler okumağı, raks, dans etmek gibi oyunları ve Resûlullah (s.a.v) efendimiz ve dört halîfesi (rıdvânullahi aleyhim) zemânlarında olmıyan vecd ve tevâcüd, yanî kendinden geçmek, şüûrsuz hareket ve sözleri yasak etmişlerdir. O büyükler zemânlarında bulunmıyan halvet yanî yalnız başına kalmak ve erbaîn yanî kırk gün bir yere kapanıp çile çıkarmak yerine, insanlar arasında, kalbini Allah ile bulundurmak seâdetine kavuşmuşlardır. Sünnete yapışarak, çok kıymetli şeyler elde etmişlerdir. Bidatden sakınarak, yüksek derecelere kavuşmuşlardır. Bunun için, başka yoldan ilerleyenlerin, en son ele geçirdikleri şeyler, bu büyüklere, dahâ başlangıcda verilmiş, bunların yolu, bütün yollardan üstün olmuşdur. O büyüklerin sözleri, kalb hastalıklarına ilâcdır. Onların, acıyarak bakışları manevî hastalıklara şifâdır. Talebelerini bir bakışla, dünyâ ve âhırete düşkün olmakdan kurtarırlar. Çok kıymetli, yüksek himmetleri, yardımları; sevenleri, kötülüklerden, manevî çukurlardan çıkararak, ilâhî nimetlere kavuşdurur.
İKİYÜZALTMIŞALTINCI MEKTÛB
Mûsikînin harâm olduğunu bildiren, âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler ve fıkh âlimlerinin yazıları o kadar çokdur ki, saymak güçdür. Tegannînin câiz olduğunu gösteren, mensûh bir hadîs veyâ bir fetvâ görülürse, ehemmiyyet vermemelidir. Çünki hiçbir âlim, hiçbir zemânda, tegannînin mubâh olduğuna fetvâ vermemiş, raks etmeğe izn verilmemişdir. İmâm-ı Zıyâeddîn-i Şâmî 'rahmetullahi aleyh', (Mültekıt) adındaki kitâbında böyle bildirmekdedir.
Tesavvufcuların birşeyi yapıp yapmaması, halâl veyâ harâm olmasını göstermez. Onlara bakılmaz. Yapdıklarına da birşey demeyiz. Ma'zûr görürüz. Onların hâlini, Allahü teâlâ bilir ve bildiği gibi karşılar. Birşeyin halâl veyâ harâm olduğunu anlamak için, imâm-ı a'zam Ebû Hanîfenin, imâm-ı Ebû Yûsüf Ensârînin ve imâm-ı Muhammed Şeybânînin sözlerine bakılır. Ebû Bekr-i Şiblî ve Ebül-Hüseyn-i Nûrî ve Cüneyd-i Bağdâdî 'rahmetullahi aleyhim' gibi, tesavvuf büyüklerinin yapıp yapmadıklarına bakılmaz. İslâmiyyetden ve tarîkatden haberi olmıyan, ham sofular, pîrimiz böyle yapdı diye, behâne ederek, hayhuy etmeği, tegannî ve dans etmeği, din ve ibâdet hâline sokmuşlar. Bunlarla sevâb kazanıyoruz sanmışlar. En'âm sûresinin yetmişinci ve A'râf sûresinin ellinci âyetinde meâlen, (Ey sevgili Peygamberim 's.a.s'! Dinlerini, ibâdetlerini, oyun ve eğlence hâline sokanlardan uzak ol! Onlar Cehenneme gideceklerdir) buyurulmuşdur.
Yukarıda bildirilenlerden anlaşılıyor ki, harâm olduğu kat'î olan işleri, beğenen kâfir olur. Müslimân değildir, mürted olmuşdur. O hâlde, düşünmeli ki, harâmlara kıymet verenlerin ve bunları ibâdet bilenlerin hâli ne oluyor? Cenâb-ı Hakka sonsuz hamd ve şükr olsun ki, bizi yetişdiren büyüklerimiz, bu pisliğe bulaşmadı. Kendilerine uyarak, bu şenî' şeyleri yapmakdan bizleri kurtardılar. İşitdiğime göre, büyük üstâdımın kıymetli oğulları, tegannîye tutulmuş. Cum'a geceleri toplanıp, ilâhîler, kasîdeler okumağı âdet edinmiş. Orada bulunan tanıdıklarımızın çoğu da, bunlara uyup, geliyormuş. Bunu duyunca çok, hem de pekçok hayret etdim. Başkalarının talebesi, kendi üstâdlarının yapdığını behâne ederek, onlar da yapıyor. İslâmiyyetin yasak etdiğini, pîrlerinin yapması ile örtbas ediyorlar. Hakları olmamakla berâber, kendilerine pîrlerini siper ediyorlar. Hâlbuki, bizim arkadaşlarımız, bu kabâhatlerine acabâ neyi behâne edebilecekler? Hem islâmiyyet harâm etmiş, hem de büyüklerimiz kaçınmışdır. Bu işi, islâmiyyet de, tesavvuf da beğenmiyor. İslâmiyyet men' etmeseydi bile, yalnız büyüklerimizin yolunda bulunmıyan şeyleri yapmak, ne kadar çok şenî' olurdu? Ayrıca, islâmiyyet de harâm etdiğinden, şenâ'atin büyüklüğünü düşünmelidir. Hepinize selâm ederim.
kimyayı saadet sayfa 351 bedir yayın evi sene 1975 baskısı:
kuranı kerim okumak ibadettir ,davul zurna tef gibi çalgılarla okunmamalıdır . peygamberimiz rebi binti mesudun evine geldi,cariyeler tef çalıyordu,şarkı söylüyorlardı,onu görünce kesip kasidelerle medh etmeye başladılar ,peygamberimiz ''susun ! söylediğinize devam edin buyurdu .çünki onu övmek ibadettir,oyun aleti olan tef ile söylemeye gelmez ...yazıyor
yine ayynı kitapta sayfa 343 : ses dinlerken ud,keman ,ney,saz,kaval gibi hiçbir çalgı çalmamalıdır.Her çalgıyı çalmak ve dinlemek haramdır ..
bu bilgilerde imamı gazali hz kıymetli eserinden alınmıştır,ihyayı ulumiddindede ayynılareı yazar.
286. mektubun devamı..
Hâlbuki, azîmet ile hareket eden büyükler, (Sünnet-i seniyye)den, ya'nî islâmiyyetden kıl kadar ayrılmamışdır 'rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma'în'. Yollarına hiçbir yenilik, bid'at karıştırmamışdır. Bunların yolunda, nefse uymamak, nefs mücâdelesi tâmdır. O hâlde, yolları en iyi, en fâideli yoldur. Çabuk ulaşdırıcıdır ve çok yükseklere ulaşdırmakdadır. Fekat son zemânlarda, bu yolu da bozanlar oldu. O büyüklerin izinden ayrılanlar çoğaldı. Değişiklikler, bid'atler yapıldı. Simâ' ve raksa ve yüksek sesle zikre başladılar. Bunları, o büyüklerin niyyetlerini kavrıyamadıkları için yapdılar. Bid'atler karıştırmakla, zemâna uymakla, bu yolu dahâ kıymetlendirdiklerini, olgunlaşdırdıklarını sandılar. Bunlar ile, bu yolu yıktıklarını, ellerinden kaçırdıklarını anlıyamadılar.

Hakkı, doğruyu meydana çıkaran ve insanı hidayet yoluna kavuşduran ancak Allahü tealadır.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-05-2008, 20:04   #8
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,584
Varsayılan Yanıt: Raks ve Müzik İle İlgili Meseleler ...

İmamı Birgivi tarikti Muhammediye kitabından alıntıdır hadislerin kaynağına bakamadım ... çeviren Celal Yıldırım demir kitabevi 1996 yılında basılmış

evet insaf, diyanet ve içten istikameti olan kimse, camilerde henüz sakalı bitmemiş gençlerle,havai kimselerle ve taharet, kuran ,helal ve haramı hatta islamiyeti bilmeyen cahil halk tabakası ile namaelerle dualar yapıp raks eden sofileri ve onların ..... ... ... nara ve tuhaf seslerini görüp duyduğunda (onları bundan vaz geçirmeye çalışmalı ,gücü yetmediği taktirde kalben buğz edip oradan ayrılmalıdır) çünki ibadetü taat namına böyle pespayelik yapan sofi ve hempaları Allahın kelamını değiştirir,zikrullahı tağir eder.bir takım belirsiz kelimelerle dile alınmayacak heyezanlarla hayy huyy hıyy hıyya diyerekten zikr ederler,işte bunlar dinlerini oyun ve eğlence yapmışlardır demekten başka ne düşünülebilir,evet onların bu kadar aşırı hezeyanlarını gören insaflı kişi,fıkhi bilgisi ve onların halini geniş bir şekilde tahlil edecek ilmi olmasa bile böyle der ve Allaha sığınır.

evet ayakta,otururken,ve uzanık halde ,edep dahilinde olursa zikr etmek caizdir.içine teganni ve raks karışınca,zikir zikir olmaktan çıkar ,sevap yerine günah yazılır.

yine ayynı kitap 424 sayfada

zaruri bir hal yokken çalgı aletlerini dinlemekte kulak afetlerinden biridir.ancak ticaret ,savaş ve hac gibi hallerde,kaçınılması mümkün olmadığında dinlemekte bir beis yoktur.

kadihan ,peygamber aleyhisselamdan yaptığı rivayete dayanarak diyorki '' çalgı aletlerini dinlemek günahtır ,o gibi yerlerde oturmak dinin yasak ettiği şeyleri işlemektir. onlardan zevk almak küfürdür '' ama bu zahiri manasına göre değil tehtit yollu söylenmiştir.

ansızın çalgı ve benzeri şeyleri dinleyenlere bir günah yoktur ama dinlememek için bütün gayretini sarf etmelidir nitekim rasulallahın dinlememek için parmaklarını kulağına tıkadığı rivayet yoluyla anlaşılmıştır.

tatarhaniyye:'' teganni ,şarkı ve türkü söylemek ve bunu dinlemek haramdır .alimler bu husuta ayynı görüşe sahip olup,hürmetinde bir hayli, ileri gitmişlerdir ''

yine tatarhanniyye kitabında deniliyorki: ''zamanımızda çalgı ve şarkıları dinlemeye ruhsat yoktur,cüneydi bağdadi kendi zamanında bu gibi şeyleri dinlemekten tövbe etmiştir.

ihtiyaar kitabında peygamberimizden rivayetle deniliyorki: cenabı peygamber ,kuran okunurken cenaze vuukunda,savaş anında ve vaaz edilirken,sesi yükselterek bağırmak mekruhtur,buyurmuşlardır . artık ''vecd diye adlandırdıkları teganni helal olurmu ? tegannininde en kötüsü kuran zikr ve duada yapılanıdır.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-05-2008, 14:05   #9
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,584
Varsayılan Yanıt: Raks ve Müzik İle İlgili Meseleler ...

Abdullah-ı Dehlevi rahmetullahi aleyh Hindistan'daki büyük alimlerdendir. Çeşitli kimselere yazdığı mektupları talebesi Rauf Ahmed tarafından toplanarak Mekatib-i Şerife adı verilmiş. 85. Mektubun tercümesinden bir parçası aşağıdadır (Farsçadan tercümesi Faruk Meyan tarafından yapılmıştır):

“Sima’ [sema], bir kişinin veya birkaç kişinin okudukları dini, imanı kuvvetlendiren ve ahlakı güzelleştiren şiirleri, kasideleri, ilahileri ve mevlidleri dinlemek demektir. Tasavvuf büyükleri, çalgısız olan ve kadın erkek karışık olmıyarak okunanları sima’ etmişler, dinlemişlerdir. Sultan-ı meşayıhın [Nizamüddin-i Dehlevi’nin] sohbetinde, meclisinde hiçbir çalgı, hiçbir zaman görülmedi. O meclisde bulunanlar gizlice ağlar, ciğerleri yanardı. Fevaid-ül-Füad ve Siyer-ül-Evliya kitapları bunu uzun anlatmakdadır. O büyükler, kalbde hasıl olan kabzı [sıkıntıyı], bast [rahatlık] haline çevirmek için veya inbisatı yani bast, rahatlık, ferahlık halini artdırmak için Sima’a izin vermişlerdir. Sima’, kalbdeki Allah sevgisini ve rikkati artdırır buyurmuşlardır. Gafillerin yani kalblerinde Allah sevgisi bulunmayanların Sima’ları caiz değildir. Böyle Sima’ meclisleri, toplantıları fısk [günah] meclisi olur. Mürid böyle sima’lardan sakınır. Tasavvufçulardan, ney gibi çalgılara caiz diyenler oldu ise de, bunu aşk ve muhabbet sarhoşluğu halinde söylemişlerdir. Şeri’atin yasak etdiği böyle sözlere uyulmaz. Zikr-i cehri, yüksek sesle zikr etmek, kalb hastalığının ilacıdır dediler. Fakat zikr-i hafi, sessiz zikr etmek, daha faidelidir. Sessiz yapılan zikrin daha efdal olduğu hadis-i şerifde bildirildi. Kalbdeki ateşi artdırmak ve gevşekliği gidermek için sesle zikir caiz olabilir. Zikir çok yapılınca ve riyazetler çekilince, kalbde Allah sevgisi çoğalır...”

Mektubun sonuna doğru diyor ki:

"Şarkı, çalgı ve tanbur dinlemek ve raks [dans] seyretmek Müslümanlığa yakışmaz."



Not: İmam-ı Rabbani rahmetullahi aleyh hazretlerinin sözlerinden anladığıma göre, çalgı kullanılmazsa, teganni yapılmazsa, oyun ve eğlence haline getirilmezse, kadın-erkek karışık olmazsa, salih kimseler için sesli zikir caizdir (birçok başka alim, mesela, İmam-ı Gazali de böyle söylüyor). Ancak, İmam-ı Rabbani hazretleri kendi tarikleri dahilinde uygun görmüyorlar, daha doğrusu gençlerin bu şartları gözetemeyeceklerini belirtiyorlar, böyle anlaşılıyor.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-05-2008, 22:19   #10
Teğmen
 
Katılım Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 139
Varsayılan Yanıt: Raks ve Müzik İle İlgili Meseleler ...

Abi Allah razi olsun...merakla hepsini okudum. Cok faydali oldu.

tabiiki okudugum andada kafama takilan bazi seyler oldu, izin verirseniz size bazi seyleri sormak istiyorum:

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Protagonist Mesajı Göster
yine ayynı kitapta sayfa 343 : ses dinlerken ud,keman ,ney,saz,kaval gibi hiçbir çalgı çalmamalıdır.Her çalgıyı çalmak ve dinlemek haramdır ..


burada ses dinlerken kuran okuyanin sesi vs.mi, yoksa her türlü sesmi kastediliyor? sadece emin olmak icin…yani bütün ney iceren ilahileri dinlemek harammidir?
Alıntı:
Tasavvuf büyükleri, çalgısız olan ve kadın erkek karışık olmıyarak okunanları sima’ etmişler, dinlemişlerdir
Buradada kadin erkek karisik olmayarak denilmis. Yani söyleyenler sadece kadinlar olsa dinlenebilirmi? Kadin sesi haram diye biliyordum.
Alıntı:
Tasavvufçulardan, ney gibi çalgılara caiz diyenler oldu ise de, bunu aşk ve muhabbet sarhoşluğu halinde söylemişlerdir.
Buradada mübareklerin ask ve muhabbet sarhoslugu nedeni ile söylediklerini yaziyor. Yani onlar ask ve muhabbet sarhoslugundalarken ne dediklerini bilmiyorlarmi? ben bu cümleden sanki Haram ve helali o halde iken ayiramiyorlarmis gibi anliyorum.

allah razi olsun.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 22:56


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats