![]() |
| | #1 |
| Albay Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,377
| geçenlerde bir tanıdığa anlatmıştım da çok yabancı olduğu için inanamamıştı... o an şuradan şu sayfadan şu bölümden diyememiştim acziyetimden.... dün gece Risalelerden okurken denk geldi Üşenmedim bende yazıya geçirdim...bu konuda belki bir kimse için dahi faideli olabiliriz ümidiyle...... KADER ÜÇ NEV'İDİR Birincisi: Allah'ın kendine mahsus ilmidir ki;hiç bir melek,ins ve cin ve de Levh-i Mahfuz ve Levh-i Mahf ve ispat ona vakıf olamaz ve o hiç değişmez..... İkincisi: Levh-i Mahfuz'daki yazıdır. Bu yazı,ekseriyeti değişmeyen ancak nadiren şeriate bağlı olarak değişebilen bir yazıdır ve ezelden ebede kadar,olmuş olacak ekser eşya içinde yazılmıştır. Üçüncüsü: Levh-i Mahv ve isbat'tır. Zamana bağlı olan ve Alem-i Misal'de bulunan bu levha,Cenab-ı Hakk'ın yazar bozar bir defteridir. Şartlara bağlı olarak bazen değişebilir. Levh-i Mahfuz'dan daha fazla tagayyürata)başkalaşmalar,deği şmeler e )tabidir. Bu cümleden olarak; Hadis-i Nebevi'de vardır ki: “Sadaka ömrü uzatır”İşte bu değişiklik ,Levh-i Mahfuz veya Levh-i Mahv ve İsbat'ta olan bir değişikliktir. Yoksa İlm-i İlahide olan bir değişiklik değildir.Yani sadaka ilm-i İlahideki ömrü uzatmaz.Çünkü İlm-i İlahi değişmez. Cenab-ı Hak, o kişinin sadaka vereceğini ve Levh-i Mahfuz veya Levh-i Mahv ve isbat'ta yazılı olan ömrünü uzatacağını bilir. Mesela bir adamın ömrü çarşamba günü saat beşte bitiyor. “ o vakit ölecektir diye Levh-i mahfuzda yazılıdır.Amma İlm-i İlahide,o ecel sadaka vermemek şartıyla kayıtlıdır. Fakat o şart sadece İlm-i İlahide var olup Levh-i mahfuzda yazılı değildir.Ne melek ve nede insan bu sırra vakıf olamaz. O anda melek onun canını alacakken o adam iki dakika evvel bir sadaka veriyor.Bu sadaka Levh-i Mahfuzu değiştiriyor.Fakat her nekadar Levh-i mahfuzda o adamın sadaka verip ömrünün uzatılacağı yazılı değilse de Cenab-ı Hak onun sadaka vereceğini ve bu yüzden onun ömrünü uzatacağını bildiği için İlm-i İlahi deasla değişiklik olmaz ve Allah meleğe emreder, “geri dön o adamın canını alma ömrünü uzattım” der. Levh-i Mahfuz,Levh-i Mahv ve İsbat'a nisbeten daha sabit ve daimidir. Levh-i Mahfuz'da olan bazı kayıtlar vardır ki Levh-i Mahv ve İsbat'ta yoktur. Mesela: Levh-iMahv ve İsbat'ta yazılıdır ki “filan adam şakidir”. Bir veli de Cenab-ı Hakk'ın tevfikiyle bu levhaya çıkıp, bu adamın şekavet ehli olduğunu görüyor. Halbuki bu adamın şekaveti (alçaklığı,kötü iş işlemesi)= Ana babasının hukukuna riayet etmemek veyahut filan zatın duasına mazhar olmamak şartıyla mukayyeddir.(defterde yazılı ve kayıtlıdır) Fakat Bu şart levh-i mMahfuz'da olduğu halde Levh-i Mahv ve İasbat'ta yoktur. Sonra bu adam ana-babasına itaat etti ve anne-babası da ona dua etti.Veyahut da salih bir zata uğradı oda ona dua etti.O dualar kabul edildi adamda tevbe etti ve ehl-i saadet oldu. Bu misalde de ana-babanın veya o salih zatın duası Levh-i Mahv ve İsbat'taki yazıyı değiştirdi. Allah'ın zatına mahsus İlm-i İlahiyi ve Levh-i Mahvuz'u değiştirmedi. İşte bunun gibi;bazı şeriat altında bazı salih amellerin,Levh-i Mahv ve iabat'ı değiştirdiği çok defa vaki olur.Bazan levh-i Mahfuz'u da değiştirebilir. Ama İlm-i İlahi herşeyi bildiği için o değişmez,sabittir. Onun için bazı ayet ve hadislerde ki,kullar şöyle güzel bir amel yapsalar,Cenab-ı Hakk'ın da onlara iyilik yapacağını bildiren ifadelerin manası Levh-i Mahfuz ve Levh-i Mahv ve İsbat'a göredir. Hülasa ( Konunun özü)= İlm-i İlahi sabittir,değişmez Levh-i Mahfuz şartlara bağlı olarak nadiren değişir. Levh-i Mahv ve İsbat ise daha çok değişir...... |
| |
| | #2 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Dua, henüz elimizde olmayan bir nimete ulaşmak veya içinde bulunduğumuz bir sıkıntıdan kurtulmak için yapılır. Yani, bizler dua ile mevcut halimizin değişmesini veya iyi halimizin devamını istiyoruz demektir. Bu konuda Efendimiz [s.a.v] şöyle buyurmuştur: "Kaderi ancak dua engeller. Ömrü ancak iyilikler artırır. Kul işlediği günahlar yüzünden rızkından mahrum olur."( Hakim, Müstedrek, l, 394; ibnu Hıbban, Sahih, No: 872.) "Dua, başa gelen sıkıntıyı gidermede ve henüz başa gelmeyeni engellemede sahibine fayda verir." (Tirmizi, No: 3548; Hakim, Müstedrek, l, 498.) "Şüphesiz sadaka Rabbin gazabını söndürür ve kötü ölümü engeller."( Tirmizi, Zekat, 28; ibnu Hıbban, Sahih, No: 3309.) "Rızkının genişlemesini, ömrünün uzamasını isteyen kimse, akraba hukukunu korusun."( Buhari, Edeb, 12; Müsiim, Birr, 20-22; Ebu Davud, Zekat, 46.) Şartlarına uyan her dua muhakkak kula fayda verir. Duada samimiyet, iman, kalb uyanıklığı, helal lokma ve usanmadan devam şarttır. Her şey ilahi irade, izin ve kudrete bağlıdır. Ancak bazı hükümler ve sonuçlar bir takım sebeplere bağlandığı için, o sebeplere yapışan kimse, o sebebe bağlanan ve takdir edilen sonuçlara varır. Kul, bütün sebeplere yapıştığı halde, istediği ve beklediği sonucu alamaz ise, bu, duanın ve çalışmanın faydasız olduğunu göstermez. Belki, her istediği muhakkak olan tek varlığın sadece Allahu Teala olduğunu gösterir. Şu ayet-i kerimede öğretilen ilmi ve inceliği iyi anlayalım: "Rasülüm de ki: Ben, Allah'ın dilediğinden başka kendime her hangi bir fayda ve zarar verecek güce sahip değilim."( A'raf/188.) Büyük arif İbnu Ata (k.s) "Hikem" adlı eserinde der ki: "Himmetler ne kadar büyük ve hızlı olursa olsun kader sınırlarını geçemez." Bir çeşit kader vardır ki onun gerçekleşmesi Allah tarafından kesin hükme bağlanmıştır. Bu hükmü verilen şeyin gerçekleşmesi kaçınılmazdır. Onu dua ve himmet değiştirmez. Buna "kazâ-i mutlak" denir. Yani, kesin hükme bağlanmış olması kesinleşmiş kaza demektir. Rızık, evlilik ve ecel gibi. Bir çeşit kader vardır ki, onun gerçekleşmesi bazı sebeplere bağlanmıştır. Buna "kazâ-i muallak" denir. Yani sonucu bazı sebeplere bağlanmış kaza demektir. İşte dua, himmet ve sadaka bu kısımda fayda verir. Allahu Teala, bir hikmeti icabı o sonucu bu sebebe bağlamıştır. Kul, neyin neye sebep yapıldığını bilmediği için, sadaka, dua, tevbe, istiğfar, zikir, ibadet, taat gibi hayırlı sonuç verecek bütün sebeplere sarılmalıdır. Bunun muhakkak faydasını görecektir. Büyük veli Mevlana Halid Bağdadi (k.s), kendisinden neslinin devamı için dua ve himmet isteyen Akka valisi Abdullah Paşa'ya şu cevabı göndermiştir: "Biz kendimizi himmet ehli görmüyoruz. Ancak, öyle olsa bile, istenilen şeyin kaza-i muallak (meydana gelmesi sebeplere bağlanan bir kader) olduğu anlaşılmadan himmet kullanılmaz. Kesin olan kazayı (kaza-i mübremi) değil veliler, peygamberlerin himmeti bile değiştiremez. Onun sonucuna rıza gösterip Allahu Teala'ya teslim olmak gerekir. Şunu belirtelim ki, velileri inkardan sakınmak vacip olduğu gibi; onlar hakkında akideyi bozacak inanışlara gitmekten sakınmak da vaciptir. Bu aşırı ve tehlikeli inanışlar, daha çok velilere güzel zan ve aşırı muhabbet besleyen kimselerde olmaktadır. |
| |
| | #3 |
| Albay Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,377
| konuya katkın için A.R.O. hacılar ..... emek eden rıza bulsun.. |
| |
| | #4 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,794
| Rabbimiz CC ; En’am 59: Ve gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. O’ndan başka hiç kimse onları bilmez. ayetinde O'ndan başka hiç kimse derken ( Lehv-i Mahfuzda bir mahluk olduğuna göre ) demek ki Kendi katındaki kaderimizi değiştirmiyor , dolayısıyle bunuda hiçbir yaratılmış bilmiyor. Biz kaderimiz yazılı dediğimiz Lehv-i Mahfuz da ise Rabbimizin Emri İlahisi ve tasarrufu doğrultusunda değişebiliyor. Tabii cuhala takımı bize neden Allah cc hatamı yapıyorda ( haşa ) değişiklik yapıyor kaderde diye sorduğunda cahal olan ben apışıp kalabiliyorum. Cümle kurma olarak eksik kalmış olabilirim lakin işin özünü anladım. faideli açıklamadan dolayı Rabbim razı olsun inşAllah ilkönce Üstaddan ve dahi sizden. |
| |
| | #5 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 100
| ALLAH razı olsun kardeşler.daha bugün bu konuyla ilgili konuşmuştuk....tekrar ALLAH razı olsun |
| |
| | #6 |
| Albay Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,377
| katılımlarınız ve katkınız için sizdende Allah ebeden razı olsun inş Protago ve fna77 |
| |
| | #7 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 2,421
| Allah razi olsun... |
| |
| | #8 |
| Albay Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,377
| |
| |
| | #9 |
| Er Katılım Tarihi: Jun 2008 Yaş: 19
Mesajlar: 3
| çok gzel arkadaşlar |
| |
| | #10 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jun 2007 Yaş: 2
Mesajlar: 3,486
| abla Allah senden razı olsun...erınmeyıp bizim de Risale-i Nur aracılıgıyla bişeyler daha ogrenmemize vesile oldun... |
| |
| Konu Araçları | |
| |