![]() |
| | #1 |
| Er Katılım Tarihi: May 2008 Yaş: 38
Mesajlar: 15
| DİN ÖĞRETİMİNİN KUR'AN'DAKİ İLKELERİ Dr. Mehmet SÜRMELİ Sözlük anlamı olarak din; borç vermek, borç almak, borçlu kılmak anlamlarına geldiği gibi, itaat, ceza, boyun eğme manaları da vardır. Kulluk, hesap, kaza, siyaset, âdet, hal, kahır, hizmet, bir kişiye müsahhar olmak, kanun, tarz, yol, millet ve örf kelimeleri de dinin sözlüklerdeki karşılıklarıdır. Bütün bu kelimelerin yakın karşılıkları olarak, din terimi Kur’an-ı Kerim’de; hesap günü, ceza hukuku,bir ülkedeki geçerli yasalar, kıyamet saati9 itaat edilen kurallar, yaşanılan hayat tarzı, batıl inançlar ve Mutlak Din İslam anlamında kullanılır. Kur’an-ı Kerim’deki din kavramının bireysel ve toplumsal fonksiyonlarını gözönünde bulundurarak yeni bir tanımlamaya gidersek din; hayatı, Allah’ın istekleri doğrultusunda anlamlandırmaktır. O’nun istekleri bize Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed’in modelliğinde yansımıştır. Dolayısıyla, Kur’ansız ve Hz. Muhammed’siz (s.a.v) doğru bir dinin olması bizler için mümkün değildir. Kur’an dışı bir din bulunsa bile, kabul edilmeyeceğini Allah (c.c) haber vermiştir. Kaynağı Allah (c.c) olan ve orjinal halini devam ettiren bir din; hayatın her yönünü kuşatıcıdır. İnsanı, ergenlik sürecinden ölümüne kadar denetimine aldığı gibi, gönülden bir bağlılıkla hayatının hiçbir alanını da dışta bırakmaz. Kur’an, en büyük mücadeleyi hayatın bir kısmının anlamlandırılmasını “Allahsız” yapan; müşriklere karşı vermiştir. Çünkü onlar, özellikle hayatın genişlik alanında faal bir ilah kabul etmiyorlardı. Hayatı düzenlemek için Allah’ın (c.c) Hz. Adem’den beri göndermiş olduğu bütün din(ler)in ortak adı İslamdır. Değişmeyen tevhidi yasalarda kurallar aynen korunduğu gibi, evrensel ahlaki kurallardaki müşterek ilkeler de korunmuştur. Allah’ın (c.c) göndermiş olduğu gerçek dinin mesajlarındaki ortaklıkla ilgili şu ayet oldukça manidardır. "Ve bir zaman, (ey) İsrailoğulları, (sizden) şu (konularda) kesin taahhüt almıştık: Allah’tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz; akraba ve ebeveyninize, yetimlere ve fakirlere iyilik yapacaksınız; bütün insanlarla güzellikle konuşacaksınız ve karşılıksız yardımda bulunacaksınız..." İnsanlara Allah (c.c) tarafından gönderilen hakiki bir dinin bazı temel özellikleri vardır. Bunlar; hedefte, kaynak ve metotta rabbanilik, insanilik (insana gelmiş olmak), kapsamlılık, aşırılıklardan uzaklık (vasatlık), gerçekçilik, açıklık, itikadî esaslarda sabitlikle içtihadî konulardaki esnekliği birleştirmektir. Tüm bu özellikleri içerisinde barındıran ilahi bir dinin ana konusu da; yeryüzünde Allah’a (c.c) itaati gerçekleştirmektir. Allah Teala’ya itaat ve ibadetin mükemmel bir bilinçle; O’nu görüyormuşçasına insanda gerçekleşmesine, kişinin örnek bir şahsiyet olabilmesi için Allah merkezli bir eğitim ve öğretimden geçmesine din öğretimi diyoruz. Allah’a (c.c) kulluğu gerçekleştirmek için tüm Peygamberler böyle bir öğretim ve eğitim faaliyetini ümmetlerine uygulamışlardır. Çünkü din öğretimi ve eğitimi şu ayeti kerimeye göre Peygamber(ler)in esas görevlerindendir: "Allah, mesajlarını onlara iletmek onları arındırmak ve onlara ilahi kelamı ve hikmeti öğretmek için içlerinden bir elçi çıkararak mü’minlere lütufta bulunmuştur; halbuki onlar daha önce apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorlardı." Ayette hem dini talimi/öğretimi hem de hikmet/ dinin pratiği, uygulaması kısacası; din eğitimi peygamberin asli görevlerinden birisi olarak verilmiştir. İslam’daki din öğretimi ve eğitiminin keyfiyetini Hz. Peygamberin modelliğinde Ayet ve Sünnet kaynaklı ele almak zorundayız. Bu da şu anlama gelir: İslam’da din öğretim ve eğitimi alanında dinin içtihadi alandaki esnekliğinden de hareket ederek bir proje ortaya koyacak olursak; geçmiş peygamberlerin uygulamalarından, Kur’an’ın nüzul döneminden ve Hz. Muhammed’in (s.a.v) öğretim ve eğitim faaliyetlerinden ana ilkeler noktasında ayrılamayız. Sonraki dönem Müslümanlarının çalışmaları ve "hikmet mü’minin malıdır" hükmünce vahiyden referans alan, başka toplumların İslâm’a aykırı olmayan çabalarını da din öğretiminde değerlendirmek zorundayız. Bütün bunların sonunda mutlaka ciddi ve hayati önem arzeden ürünler ortaya çıkacaktır. Böyle bir çalışmanın hacminin büyüklüğü bu kısa yazının harcı değildir. Gelecekte var olmamız ve varlığımızı müslümanca devam ettirebilmemiz de buna bağlıdır. Çünkü bu çalışmanın amacı; Allah’ın istediği insan tipinin oluşturulması ve hayatta çoğalmasıdır. Müslüman neslin varlığını sürdürmesidir. Bir özeleştiri olarak ifade edersek, Müslümanlar henüz bu alanın önemini gereğince kavrayamadıkları için din öğretimine gerekli ciddi yatırımı yapmamaktadırlar. Bunun sonucu olarak da müslümanların dini kurumları bile hayatın tüm alanlarında Hz. Peygambere benzeyen model insanı, hakiki insanı üretmiyor. Tekrar başa dönersek Hz. Muhammed (s.a.v)’in öğretim ve eğitim çalışmasının örnek alındığı yeni bir modeli, başta alan uzmanlarının gayretleriyle ortaya koymak gerekir. Bu çalışmayı yapacak olanların göz önünde bulundurması gereken bazı temel prensipler vardır ki, bunları şu şekilde sıralayabiliriz: 1- Hz. Peygamber (s.a.v), Allah (c.c)’ın dinini insanlara öğretirken, tam bir takım çalışması yapmaktaydı. Kendisi en büyük sorumlu olarak, deyim yerindeyse takımın başında duruyor ve ihtiyaç alanlarını belirliyor ve kadrolar oluşturuyordu. Seçtiği kadroda birtakım nitelikler arıyor ve özellikle onların geçmişlerinde ve yaşadıkları zaman içinde iticilikten uzak olmalarına özen gösteriyordu. O, ağır yük hastalığı dediğimiz bir öğretim modeli seçerek, bazı insanları eğitim faaliyetlerinde ezmiyordu. Kabiliyetlere göre tam bir görev paylaşımı vardı. 2- İslami öğretimde Peygamberimiz hedeflerini belirlemişti. Kur’an’a göre günahkar, itici, üretmeyen ve insânî fonksiyonlarını yerinde kullanmayan insan hatalı bir üründür. Hiç umulmadık bir zamanda helak olabilir. Peygamber (s.a.v)’in amaçladığı insan; vahiyle donanan ve sorumluluklarının bilincini kuşanarak Allah (c.c) bilincini zihninde tutan ve bu bilinci eylem olarak hayata yansıtabilen insandır. Bu tip insanların çoğalabilmesi için Peygamberimizin iki hedef kitlesi vardı. Birisi, Kur’ân-ı Kerîm’de “Ey insanlar...” diye hitabedilen herkes. Başta da İslam’ı din olarak kabul etmeyenler. İkincisi ise; İslam’ı kabul eden kişilerde nitelik artırma yönünde yapılan çalışmalar. O her iki kitleyle de kendini öldürürcesine yoğun bir şekilde uğraşıyordu. 3- Eğitim ve öğretimde önceliklerin iyi belirlenmesi gerekir. Tüm Peygamberlerin davetinde konuyla ilgili tümel kurallar olduğu gibi, Kur’an’daki değerler sistemi de öğretim faaliyetlerinde önceliklerin tesbiti açısından çok önemlidir. Eğer biz Kur’an-ı Kerim’deki Lokman (a.s) kıssasından yola çıkarak din öğretimindeki öncelikleri belirlersek karşımıza şöyle bir tablo çıkar: a) Din öğretimini ehliyetli kişiler yapmalıdır. b) Bu öğretim belli bir usül dahilinde yapılmalıdır. c) Din öğretiminde öncelikli konu Allah (c.c)’tır. Tevhidî konular ilk başta ele alınmalıdır. d) Tevhidî konulardan sonra ahlakî konulara ağırlık verilmelidir. Anne-baba hakkı dahil tüm insanların hukuku gözetilmelidir. e) İnsanlara kamil anlamda bir murakabe/ ihsan bilinci kazandırmalı ve tüm olaylara bakışta Allah (c.c) hesaba katılmalıdır. f) Allah’la (c.c) en büyük iletişim olan namaza devam sağlanmalıdır. g) Kötülüklere karşı tavır bilinci ve iyilikleri egemen kılma anlayışı acilen kazandırılmalıdır. h)İnsanlara hizmet etmenin en büyük erdem olduğu kavratılmalıdır. 4-Eğitim ve öğretimde kuşatıcılık esastır. Toplumun tüm kesimleri; kadın, erkek, çalışan, çalışmayan, şehirli, köylü, yakın ve uzak herkes çalışma planının içine alınmalı. Özellikle de çocuklar ihmal edilmemelidir. Çünkü Peygamber Efendimiz, aile çevresindeki çocuklar konuşmaya başlar başlamaz Furkan Sûresinin ikinci ayetini onlara öğretmek suretiyle İslamî eğitimin kapsamı içerisine almıştır. Dinî öğretimi kitlelere ulaştırmada çağdaş teknolojiden faydalanma ihmal edilmemelidir. 5- Öğretim zamanları; öğreticiler ve öğrenenler tarafından kısa ve uzun vadeli olarak iyi tesbit edilmelidir. Zaman en güzel şekilde hep ileriye doğru gelişmeci olarak kullanılmalı. Özellikle döngüsel zaman kullanımından kaçınılmalıdır. Amaçlar gerçekleşmediğinde kişilere daha fazla efor sarfetmenin farz-ı ayn olduğu öğretilmelidir. 6- Zamana uygun, gerekli teknolojik donanımdan istifade edilecek, sağlık ve öğrenme açısından mükemmel öğrenim yerleri tesis edilmelidir. 7- Eğitim ve öğretim projesi kişilere hem bir aidiyet duygusu kazandırmalı hem de kişiye güven / izzet temin etmelidir. Ezilmiş, korkak ve kompleksli insan tipi yerine; onurlu, kendinden emin ve olaylar karşısında kendisini ifade edebilen bir tip eğitimin esası olmalıdır. 8- Hayali bir din öğretimi ve eğitimi yerine gerçekçi bir eğitim projesinin hazırlanması gerekir. Geçmiş hesaba katılmalı, akıl iyi kullanılmalı ve günümüzün, ülkemizin meseleleri iyi bilinmelidir. Eğer ülkemiz insanının sorunlarına çözüm aramaz ve onların sorunlarına çözümler üretme konusunda ciddî davranmadığımız zaman hayali bir inancın peşinde koşmuş oluruz. Sorun çözmez, sorun olursak kimse inancımızı ciddiye almaz. Hz. Muhammed (s.a.v)’in ciddiye alınmasının ve kitleleri yanına almasının hikmeti; insanların sorunlarını çözmede yatıyordu. Sorunları çözebilen bir din anlayışı ve ekiple, bir din öğretimi projesi hazırlandığında İslâm yeniden bütün insanlığın umudu olacaktır. Kur’ân’ın belirttiği gibi, hakimiyet konumuna gelecek28 ve mahkûmiyetten kurtulacaktır. Çünkü İslâm’ın hem Mekke dönemi hem Medine döneminin doğasında problemleri zamana uygun biçimde çözme ve evrensel mesajlar; ilkeler koyma esası vardır. Bunu yeniden kavradığımız gün yapacağımız yeni projelerle ülkemize yabancı olmaktan da kurtulmuş olacağız. |
| |
| Konu Araçları | |
| |