ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Akaid, Fıkıh, Tefsir


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 21-06-2008, 00:22   #1
Teğmen
 
Katılım Tarihi: May 2008
Yaş: 24
Mesajlar: 293
Varsayılan Tek Kurtuluş Yolu

SUAL: Allahû Tealâ: “Allah’a ulaşmayı dilemeyenin kurtuluşa ulaşması mümkün değildir.” diyor. Şura-13’te ise “Allah dilediğini Kendisine seçer ve O’na yönelenleri Kendisine ulaştırır.” buyuruyor. Bu durumda Allah tarafından seçilmeyen insanların Allah’a ulaşmayı dileme imkânı tamamen ortadan kalkıyor ve kurtuluşa ulaşmaları mümkün olmuyor.
Seçilmeyenlerin seçilmeme sebebi ne olabilir?
CEVAP: Allahû Tealâ buyuruyor:
42/ŞURA-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
Dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiğimiz (farz kıldığımız) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi sana da vahyederek, size de şeriat kıldık. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine hidayet eder (ulaştırır).
28 basamaklık İslâm merdiveninde, Kur’ân merdiveninde (Allah’ın İlâhi merdiveninde) birinci ve ikinci basamaklar kurtuluşa ulaşamayacakların basamaklarıdır.
Birinci basamakta olaylar yaşanır; herkes yaşar.
İkinci basamakta olayları değerlendiririz. Ve tavrımız ortaya çıkar. İşte bu tavır, Allah’ın seçmesi veya seçmemesi açısından büyük önem taşır. Tavrımızı ortaya koymakla neyi kastediyoruz?
9/TEVBE-126: E ve lâ yerevne ennehum yuftenûne fî kulli âmin merreten ev merreteyni summe lâ yetûbûne ve lâ hum yezzekkerûn(yezzekkerûne).
Ve onlar, senede bir veya iki kere imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra tövbe etmiyorlar (Allah’a yönelmiyorlar) ve onlar zikir yapmıyorlar (Allah’ın ismini ardarda tekrar etmiyorlar).
Musîbetler karşısında ve de genel durumları itibarıyla takındıkları tavır; kişinin kurtuluşa ulaşıp ulaşmayacağının kesin işaretlerini taşır.
Musîbetler açısından konuyu değerlendirelim:
İki türlü insan var:
1- Musîbetler karşısında isyana gidenler: “Yarabbi, benim başıma böyle bir belâyı neden verdin? Başkaları dururken neden ben seçiliyorum? Bu haksızlık değil mi?” gibi düşüncelerin sahibi olan insanlar, Allah’ın kendilerini sınamak için verdiği imtihanı kaybetmiş olanlardır. Kazananlar için Allahû Tealâ buyuruyor:
2/BAKARA-156: Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne).
Onlar ki; kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki; Allah içiniz (O’nun için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” dediler.
2/BAKARA-157: Ulâike aleyhim salavâtun min rabbihim ve rahmetun ve ulâike humul muhtedûn(muhtedûne).
Onlar, (dünya hayatında Allah’a döneceklerini bilenler var ya), Rab’lerinden salâvât ve rahmet onların üzerinedir. İşte onlar, hidayete ermiş olanlardır.
Allah’ın rahmeti ve fazlı sadece Allah’a ulaşmayı dileyenler için geçerlidir. Rahmet ve salâvât ise mürşide ulaşıldığı noktada gerçekleşir.
2- Musîbetlerin kendilerini yıldırmadığı, tam aksine onları Allah’a ulaştırmak konusunda daha çok istekli kıldığı insanlar, hidayete erecek olanlardır.
Bunun ötesinde daha kesin bir ölçü vardır. İnsanlar genel çerçeve içerisinde 2’ye ayrılırlar:
Allah’a ulaşmayı dileyenler ve dilemeyenler
Dileyenlerin gideceği yer cennettir, dilemeyenlerin hepsinin gideceği yer cehennemdir. Bu kadar açık ve kesin bir hüküm koymuş Allahû Tealâ.
Dilemeyenler de kendi aralarında 2’ye ayrılıyor:
1- Allah’a ulaşmayı dilemeyenler; iç dünyalarında Allah’a karşı bir talep oluşturmuyorlar ama başka insanlarla ilişkili değiller, sadece kendileri Allah’a ulaşmayı dilemiyorlar.
2- Allah’a ulaşmayı dilememekle kalmayan, başka insanları da kendileri gibi Allah’a ulaşmayı dilemekten men etmeye çalışanlar.
Allahû Tealâ Nisa Suresinin 167, 168, 169. âyetlerinde buyuruyor. (Sf: 34-35) Ve onlar başka insanlara (onları Allah’a ulaşmaktan men ederek) ve aynı zamanda kendilerine zulmettikleri için zalimdirler. Çünkü aksiyonları onlara derecat kaybettirir. Derecat kaybettiren bütün işlevler o kişi için negatif bir fonksiyon eda eder ve o kişi her derecat kaybettiği olayda kendisine zulmetmiştir. Şerr (derecat kaybettiren olaylar), zulmü ifade eder.
İşte Allah’a ulaşmayı dilemeyip de, başka insanların da Allah’a ulaşmayı dilemesine mani olan bu insanlar seçilmezler. Allahû Tealâ bu insanlardan bahsediyor:
13/RAD-25: Vellezîne yankudûne ahdallâhi min ba’di mîsâkıhi ve yaktaûne mâ emerallâhu bihi en yûsale ve yufsidûne fîl ardı ulâike lehumul la’netu ve lehum sûud dâr(dâri).
Onlar, misaklerinden sonra (Allah’a ruhlarını ulaştıracaklarına dair ezelde Allah’a misak verdikten sonra) Allah’ın ahdini bozarlar (misak, ahd ve yeminlerini yerine getirmezler) ve yeryüzünde fesat çıkarırlar (başka insanların da Sıratı Mustakîm’e ulaşmalarına mani oldukları için fesat çıkarırlar). Lânet onların üzerinedir. Onlar için ne kötü bir yurt var (cehennem).
Bu insanlar Allah’ın âyetlerini ve hidayeti bile bile gizleyenlerdir:
2/BAKARA-159: İnnellezîne yektumûne mâ enzelnâ min el beyyinâti vel hudâ min ba’di mâ beyyennâhu lin nâsi fîl kitâbî, ulâike yel’anuhumullâhu ve yel’anuhumul lâinûn(lâinûne).
İndirdiğimiz o beyyinelerden olan şeyleri ve hidayeti (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaştırılmasını) Kitab’ta Allah insanlara açıkladıktan sonra gizleyenler (var ya), onlara, hem Allah lânet eder, hem de lânet ediciler lânet eder.
Allah’ın seçmedikleri sadece bunlardır. Bu insanlar zaten Allah’a ulaşmayı dilemiyorlar. Yetmez, Allah’a ulaşmayı dilememenin ötesinde başka insanları da ifsad ediyorlar, Allah’ın yolundan men ediyorlar:
33/AHZAB-67: Ve kâlû rabbenâ innâ ata’nâ sâdetenâ ve kuberâenâ fe edallûnes sebîl(sebîlâ).
Cehennemde olanlar derler ki: “Yarabbi, muhakkak ki; biz, sâdatlarımıza (dînde ileri gidenlerimize) ve küberamıza (büyüklerimize) itaat ettik. Ve böylece Senin yolundan (Sıratı Mustakîm’inden) saptık.
33/AHZAB-68: Rabbenâ âtihim dı’feyni minel’azâbi vel’anhum la’nen kebîrâ(kebîren).
Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânetle lânetle.
Kübera, devrin büyükleri, siyasîler ve herhangi bir istikamette büyük mevki sahibi olanlar.
Sâdatlar, her konunun ileri gelenleri… İşte bugün de dîn konusunda önde gelenler hergün toplanıp toplanıp insanlara fetva veriyorlar. İşte o önde gelenlerin söylediklerine itaat ettikleri için (dikkat edin, tâbî olmaktan bahsetmiyor Allahû Tealâ) insanların büyük kısmının cehenneme gitmesi söz konusudur.
Sonuçta, onların dalâlette kalmasına, cehenneme gitmesine sebebiyet verenlere Allahû Tealâ da lânet ediyor, lânet edenler de lânet ediyor. Ve Allahû Tealâ’nın onlara 2 kat azap vermesi söz konusu oluyor.
Herkes başlangıçta Allahû Tealâ’yı dilemiyor. Seçilenlerin de hepsi Allah’a ulaşmayı henüz dilemeyenler zaten. Ama bu dilemeyenlerin arasında öyle bir grup var ki, başka insanları da Allah’ın yolundan men ediyorlar. Onlar seçilmezler. Allahû Tealâ onlara kalplerinde maraz olanlar diyor. Allahû Tealâ başlangıçta kalplerinde maraz olmayan herkesi seçer. Kalplerinde maraz olanları yukarıda açıklamıştık. Seçtiği kimselerin içerisinden çok az kısmı Allah’a ulaşmayı diler. Ve Allah sadece onları kurtuluşa erdirir. Ve işte kalplerinde maraz ve zeyg olanlarla ilgili Kur’ân-ı Kerim âyetleri:
22/HAC-53: Li yec’ale mâ yulkış şeytânu fitneten lillezîne fî kulûbihim maradun vel kâsiyeti kulûbuhum, ve innez zâlimîne le fî şikâkın baîd(baîdin).
Kalplerinde maraz (hastalık) olan ve kalpleri kasiyet bağlamış (kararmış ve sertleşmiş) olanlara, şeytanın ilka ettiği (ulaştırdığı) şeyi fitne (imtihan) kılmak içindir. Ve muhakkak ki; zalimler, elbette uzak bir ayrılık içindedirler (Sıratı Mustakîm’den uzaklaşmışlardır, ayrılmışlardır).
3/AL-İ İMRAN-7: Huvellezî enzele aleykel kitâbe minhu âyâtun muhkemâtun hunne ummul kitâbi ve uharu muteşâbihât(muteşâbihâtun), fe emmellezîne fî kulûbihim zeygun fe yettebiûne mâ teşâbehe minhubtigâel fitneti vebtigâe te’vîlih(te’vîlihi), ve mâ ya’lemu te’vîlehû illâllâh(illâllâhu), ver râsihûne fîl ilmi yekûlûne âmennâ bihî, kullun min indi rabbinâ, ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).
O (Allah) ki; Kitab’ı, sana O indirdi. O’ndan bir kısmı muhkem (mânâsı açık, yorum götürmez, şüphe kabul etmez) âyetlerdir ki; bunlar, (Levhi Mahfuz’daki) ümmülkitapta (yer alan açık ve kesin âyetler)dir. Diğerleri ise müteşabih (mânâsı kapalı, açıklama isteyen) âyetlerdir. Kalplerinde eğrilik (ve döneklik) bulunanlar, fitne çıkarmak ve (kendi yararına uygun) tevîlde (yorumda) bulunmak istedikleri için o (Kitab’)ın müteşabih olan kısmına uyarlar. Halbuki onların tevîlini, kimse bilmez ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olan RASİHUN (rüsuh sahipleri) ise derler ki: “O’na îmân ettik, hepsi de Rabbimiz katından (indirilme)dir.” Bunu kimse tezekkür edemez ancak ulûl’elbab tezekkür edebilir.
Allahû Tealâ kalpleri kasiyet bağlayanlar, kararanlar diyor:
39/ZUMER-22: E fe men şerehallâhu sadrehu lil islâmi fe huve alâ nûrin min rabbih(rabbihi), fe veylun lil kâsiyeti kulûbuhum min zikrillâh(zikrillâhi), ulâike fî dalâlin mubîn(mubînin).
Allah kimin göğsünü İslâm için (Allah’a teslim için) yarmışsa artık o, Rabbinden bir nur üzere olur. Allah’ın zikrinden kalpleri kasiyet bağlayanların vay haline! İşte onlar, apaçık dalâlettedirler.
Bu insanlar kalpleri kararan, aynı zamanda da sertleşen insanlardır. Bir insan Allah’a ulaşmayı dilemedikten başka, başka insanları da Allah’a ulaşmayı dilemekten men ediyorsa, onlar seçilmezler. Seçilmeyenlerin seçilmeme sebebi budur. Onlardan ümit yok! Sadece Allah’a ulaşmayı dilemeselerdi hiç problem yok, mutlaka seçileceklerdi. Ama kesin bir şekilde tavırları var: Kendileri asla Allah’a ulaşmayı dilemeyecekler, bununla yetinmiyorlar; başka insanları da Allah’ın yolundan çekmeye çalışıyorlar. Allah razı olsun.
Dualarımızla
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-06-2008, 18:01   #2
Yüzbaşı
 
Katılım Tarihi: Jun 2007
Yaş: 8
Mesajlar: 575
Varsayılan Yanıt: TEK KURTULUŞ YOLU

Allah razi olsun:Rabbim bizleri zikir ehlilerden eylesin..Kalpleri kararmis Allah´´tan uzaklasmis kullardan deyil, seytanin ve seytana arkads olmus serli insanlardan uzak eylesin.Allah´´a yaklastiracak hayirli arkads dostlar nsip etsin..Gercekten cok dua etmeyiliz ya kalplerimiz kararmis olsa yada bizler o kötü kisilerden olsaydik Rabbim kararmis kalplere aydinlik nasip et hidayet nasip et.Yada baslarina bir musibet bela verki anlasinlar dönsünler sana yönelt Allah´´im bizleride sasirtma .Yazdigin Ayet cok güzel cok düsündürücü ve ibret verici insan kendi kalbindeki gecenleri istekleri arzulari ve kimi cok,sevdigini daha iyi anliyor ?bu Ayetlerde kisi kendi kalbinin ne kadar Allah icin carptigini hissediyor.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-06-2008, 21:32   #3
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 1,268
Varsayılan Yanıt: Tek Kurtuluş Yolu

başka insanları da Allah’ın yolundan çekmeye çalışıyorlar.

bide bunu yapmasalar
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 13:46


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats