![]() |
| | #1 |
| Teğmen Katılım Tarihi: May 2008 Yaş: 24
Mesajlar: 347
| RESUL VE NEBİ KAVRAMI NEDİR? 1. Resul nedir ? Allah’ın Risaletini tebliğ eden kişiye resul denir. Resûl kelimesi “irsâl” edilen; yani gönderilen mânâsında kullanılıyor. Öyleyse resûl kavramı, daha başlangıçta 3 ana gruba ayrılıyor; 1- Nebî resûller: Risaletle (ve nübüvvetle) görevli, peygamber resûller. 2- Veli resuller: Risaletle görevli kılınmış velî resûller. 3- Alelade resuller: Risaletle görevli olmayan resûller. A. Tebliğ ile vazifeli olmayanlar 1. Kiramen katibin melekleri(Zuhruf 80) 2. Ölüm melekleri (En’am 61) 3. Haberci olarak gönderilen resul (Yusuf 50) B. Tebliğ ile vazifeli olanlar Risalet ile vazifeli Resulleri; • Her kavimdeki Velî Resuller • Devrin imamları olan Velî Resuller • Nebî Resuller Yedi açıdan birbirinden farklıdırlar. NEBİ RESULLER: 1. Vehbi olarak (Allah’ın hediyesi olarak) o makama Allah tarafından tayin edilmişlerdir.(Enbiya-73) 2. Nebilerin hepsi (beşer) insandır. 3. Nebiler her zaman parçasında yoktur.Nebiler arasında fetret dönemi bulunabiliyor. 4. Sadece Arap kavminin ve İsrailoğulları kavminin içinden Allah tarafından tayin edilmişlerdir. 5. Nebiler 5 görevin sahibidirler. (Bakara 151). 6. Her Nebi aynı zamanda Resuldur. 7. Nebiler Allah’tan şer’i (şeriata ait) vahyi alır.Umuma ait şeriatın sahibidirler. VELİ RESULLER: 1. Resuller meleklerden (Hac75), cinlerden (Enam130) ve insanlardan oluşur. 2. Resuller her zaman parçasında kesintisiz vardırlar. 3. Bütün kavimlerde o kavimlerin lisanlarıyla Allahın ayetlerini beyan etmek için gönderilirler. (İsra 15) 4. Resullerin 4 görevi var. 5. Her resul nebi değildir. 6. Resuller Allah’tan şer’i vahyi (şeriata ait vahyi) almaz Allah’ın şer’iatını açıklamak üzere Allah’tan vahiy alırlar. 1- RİSALETLE GÖREVLİ BULUNMAYAN ALELADE OLAN (ULAK,HABERCİ) RESULLER. Kur'an-ı Kerim'de Allah risaletle hiç ilgisi olmayan Resullerden bahsediyor. 1-a: Firavunun Hz.Yusuf'a gönderdiği alelade bir ulak Kur'anda resul adı ile geçiyor. YUSUF - 50 Ve kâlel meliku'tûnî bih(bihî), fe lemmâ câehur resûlu kâlerci' ilâ rabbike fes'elhu mâ bâlun nisvetillâtî katta'ne eydiyehunn(eydiyehunne), inne rabbî bi keydihinne alîm(alîmun). Ve Melik: “Onu bana getirin.” dedi. Böylece ona, resûl (ulak, haberci) geldiği zaman Yusuf (A.S): “Efendine dön ve ellerini kesen kadınların hali (durumu) nedir, ona sor.” dedi. Muhakkak ki; Rabbim onların hilelerini en iyi bilendir. 1-b: Belkıs'ın Hz.Süleyman'a gönderdiği elçi de resul adıyla geçiyor. NEML - 35 Ve innî mursiletun ileyhim bi hediyyetin fe nâzıratun bime yerciul murselûn(murselûne). Ve gerçekten ben onlara hediye göndereceğim. Böylece bakalım resûller (elçiler) ne ile dönecekler? Öncelikle gördükki risaletle görevli olmayan resûlleri Allah kuranda RESUL olarak adlandırıyor. Yusuf Suresi 50. âyet-i kerimesi ve Neml suresi 35. ayet-i kerimesi gereğince, mü’min bile olmayan alelâde bir ulak (haberci: birinden birine bir haber taşıyan vede mal ve hediye taşıyan birisi), içinde resûl ifadesi kullanmış. Firavun onu, Hazreti Yusuf’a bir haber iletsin diye,Belkıs da Hazreti Süleyman’a hediyeyi versin diye yani bir elçi niyetinde göndermiştir. Allahû Tealâ, bu risaletle görevli olmayan, alelâde habercilere RESUL diyor. Firavunun ve de Belkıs’ın mümin bile olmayan habercisinin bir PEYGAMBER olduğu iddia edilemez. GÖREVLİ OLMAYAN MELEK RESULLER. 2-a) Allah meleklerden de RESULLER seçiyor. 22/Hac-75 Allahü yestafî minel melâiketi rusulan ve minennasi, innallâhe semîun basîr(basîrun). Allah insanlardan da ve MELEKLER’dende RESUL ler seçer. Muhakkak ki Allah, en iyi işitendir, en iyi görendir. a-) Ölüm meleklerine de Allah "resullerimiz" buyuruyor. EN'AM - 61 Ve huvel kâhiru fevka ibâdihî ve yursilu aleykum hafazah(hafazaten), hattâ izâ câe ehadekumul mevtu teveffethu rusulunâ ve hum lâ yuferritûn(yuferritûne). Ve O, kullarının üstünde kahhardır (kuvvet ve güç sahibidir).Ve üzerinize muhafaza edici (koruyucu) gönderir. Sizden birinize ölüm gelince, onu Resullerimiz vefat ettirir. Onlar (bunu yaparken) kusur etmezler. b-) Allah Kiramen Katibin meleklerinden de resul diye bahsediyor. ZUHRUF - 80 Em yahsebûne ennâ lâ nesmeu sirrehum ve necvâhum, belâ ve rusulunâ ledeyhim yektubûn(yektubûne). Yoksa onlar; Bizim, onların sırlarını ve fısıltılarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, onların yanlarında bulunan Resullerimiz (kiramen kâtibin melekleri), (onların yaptıklarını ve konuştuklarını) yazıyorlar (hologram filme kaydediyorlar). 2-b) RABBİMİZ ELÇİ OLARAK GÖNDERDİĞİ MELEKLERE DE RESUL DİYOR.. 19/Meryem-18,19 Kalet inniy euzü birrahmani minke inkünte takiyya kale innema ena resulü rabbiki li ehabeleki gulaman zekiyya. (Meryem) Dedi ki : "Eger sen sakinanlardan biri isen senden Rahman'a siginirim". (Cebrail A.S.) Dedi ki :" Süphesiz ki ben tezkiye olmus bir oglan çocugu vermek için gelen Rabbinin RESULUYUM (elçisiyim).' 2-c)Hz. İbrâhîm’i müjdelemek ve Hz. Lut’un kavmini azaplandırmak ile vazifeli melekler Hud-69,77,81 Hicr-57,61 Ankebut-31,33 Zariyat-31’de açıklanmaktadır. 11/HUD-69: Ve lekad câet rusulunâ ibrâhîme bil buşrâ kâlû selâmâ(selâmen), kâle selâmun fe mâ lebise en câe bi iclin hanîz(hanîzin). Ve andolsun RESULLERİMİZ İbrâhîm (A.S)’a müjde ile geldiler: “Selâm” dediler. O (İbrâhîm A.S) da: “Selâm” dedi. Bunun üzerine, çok geçmeden kızarmış bir buzağı getirdi. (Kızarmış bir buzağı getirmesi gecikmedi.) 11/HUD-77: Ve lemmâ câet resulunâ lûtan sîe bihim ve dâka bihim zer’an ve kâle hâzâ yevmun asîb(asîbun). Ve resûllerimiz Lut (A.S)’a geldiği zaman onlardan dolayı üzüldü ve içi daralıp, telaşlandı. Ve: “Bu çok kötü (zorlu) bir gün.” dedi. 11/HUD-81: Kâlû ya lûtu innâ rusulu rabbike len yasilû ileyke fe esri bi ehlike bi kıt’ın minel leyli ve lâ yeltefit minkum ehadun illemreetek(illemreeteke), innehu musîbuhâ mâ esâbehum, inne mev’ıdehumus subh(subhu), e leyses subhu bi karîb(karîbin). (Resûller şöyle) dediler: “Ey Lut! Muhakkak ki; biz senin Rabbinin resûlleriyiz (elçileriyiz). Onlar sana asla ulaşamazlar. Hemen gecenin bir kısmında hanımın hariç ailen ile gece çık, yürü. Sizin içinizden biriniz (hiç kimse) geri dönmesin (dönüp bakmasın). Çünkü; onlara isabet eden şey, ona da isabet edecek. Muhakkak ki; onlara vaadedilen vakit, sabah vaktidir. Sabah vakti yakın değil mi?” 15/HİCR-61: Fe lemmâ câe âle lûtınil murselûn(murselûne). Böylece, gönderilmiş olan resûller (elçiler), Lut’un ailesine geldiği zaman... 29/ANKEBUT-31 : “Ve lemmâ câet rusulunâ ibrâhîme bil buşrâ, kâlû innâ muhlikû ehli hâzihil karyeh(karyeti), inne ehlehâ kânû zâlimin (zâlimîne).” Bizim RESULLERİMİZ İbrâhîm’e bir müjde ile geldikleri zaman, dediler ki: “Gerçek şu ki, biz, bu ülkenin halkını yıkıma uğratacağız. Çünkü onun halkı zalim oldular.” 29/ANKEBUT-33: Ve lemmâ en câet rusulunâ lûtan sîe bihim ve dâka bihim zer’ân, ve kâlû lâ tehaf ve lâ tahzen, innâ muneccûke ve ehleke illemreeteke kânet minel gâbiriîn (gâbirîne). RESULLERİMİZ Lut’a geldikleri zaman o, bunlar dolayısıyla kötüleşti ve içi daraldı. Dediler ki: “Korkuya düşme ve hüzne kapılma. Karın dışında, seni ve aileni muhakkak kurtaracağız. O ise arkada kalacaktır.” 51/ZARİYAT-31: “Kâle fe mâhatbukum eyyûhel murselûn (murselûne).) (İbrâhîm) dedi ki: “Şu halde sizin asıl isteğiniz nedir, ey RESULLER?” Bu melek resullere Nebî olduktan sonra Resul tayin edildiler, diyebilecek kimse varmidır? |
| |
| | #2 |
| Teğmen Katılım Tarihi: May 2008 Yaş: 24
Mesajlar: 347
| 3- PEYGAMBER OLMAYAN CİN RESULLER. 6/EN'AM-130: Yâ ma'şerel cinni vel insi e lem ye'tikum rusulun minkum yakussûne aleykum âyâtî ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû şehidnâ alâ enfusinâ ve garrethumul hayâtud dunyâ ve şehidû alâ enfusihim ennehum kânû kâfirîn(kâfirîne). Ey insan ve cin topluluğu! Size âyetlerimi anlatan ve bugününüze ulaşacağınız konusunda sizi uyaran içinizden resûller (elçiler) gelmedi mi? “Kendi nefslerimize şahit olduk.” dediler. Dünya hayatı onları aldattı. Ve kendilerinin kâfir olduğuna, kendileri şahit oldular. Bu âyet-i kerimede gene Resul kelimesi kullanılmakta ve cinlere kendi içlerinden resuller gelmedi mi? diye sorulmaktadır. 46/ AHKAF-29: Ve iz sarefnâ ileyke neferen minel cinni yestemiunel kur'ân (kur'âne) fe lemma hadarû kâlû ensıtû fe lemma kudiye vellev ila kavmihim munzirîn (munzirîne). Hani cinlerden birkaçını Kur'ân dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Böylece onun huzuruna geldikleri zaman, dediler ki: “Kulak verin”sonra bitirilince kendi kavimlerine uyarıcılar (NEZİR) olarak döndüler. Allahû Tealâ cinlere cin peygamberler göndermemiştir ama Kur'ân-ı Kerim'de cin Resullerden bahsedilmektedir. Cinlerden hiçbir devrede bir peygamber çıkmadığına göre; bu ayetlerde geçen “Resul” kelimesinin peygamber olmadığı muhakkaktır. Bu durumda cin Resullerin Nebî (Peygamber) olduğu düşünülemez. 4-PEYGAMBER (NEBİ) OLMAYAN İNSAN (MÜRŞİD OLAN) VELİ RESULLER: HAC - 75 Allâhu yastafî minel melâiketi rusulen ve minen nâs(nâsi), innallâhe semîun basîr(basîrun). Allah, meleklerden ve insanlardan resûller seçer. Muhakkak ki Allah, en iyi işitendir, en iyi görendir. Allah bu ayette meleklerden ve insanlardan RESUL seçerim diyorsa bu RESUL peygamber (NEBİ) olmayan resulleri kastediyor demektir. Aşağıdaki ayetlerde bu olayı açıklıyor. Allah’u teala Yasin 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20. ayetlerde İSA (asm) ın HAVARİLERİ nede RESUL dediğini görüyoruz. Kimse havarilerinde (NEBİ) peygamber olduklarını iddia edemez. 36/YASİN 13 VADRıB LEHUM MESELEN ASHÂBEL KARYEH(KARYETI), IZ CÂE HEL MURSELÛN(MURSELÛNE). ONLARA, O ŞEHRİN HALKINI MİSAL VER. ONLARA RESÛLLER GELMİŞTİ. 36/YASİN 14 İZ ERSELNÂ ILEYHIMUSNEYNI FE KEZZEBÛHUMÂ FE AZZEZNÂ BI SÂLISIN FE KÂLÛ INNÂ ILEYKUM MURSELÛN(MURSELÛNE). ONLARA İKİ (RESÛL) GÖNDERMIŞTIK. FAKAT IKISINI DE TEKZIP ETTILER (YALANLADILAR). BUNUN ÜZERINE (ONLARI) ÜÇÜNCÜ (RESÛL) ILE AZÎZ KILDIK (DESTEKLEDIK). O ZAMAN ONLAR: “MUHAKKAK KI BIZ, SIZE GÖNDERILMIŞ RESÛLLERIZ.” DEDILER. 36/YASİN 15 KÂLÛ MÂ ENTUM ILLÂ BEŞERUN MISLUNÂ VE MÂ ENZELER RAHMÂNU MIN ŞEY’ININ ENTUM ILLÂ TEKZIBÛN(TEKZIBÛNE). ONLARDA DEDILER Kİ: “SIZ, BIZIM GIBI BEŞERDEN BAŞKA BIR ŞEY DEĞILSINIZ. VE SİZE RAHMÂN BIR ŞEY İNDİRMEDİ (VAHYETMEDİ). SIZ SADECE YALAN SÖYLÜYORSUNUZ.” 36/YASİN 16 KALÛ RABBUNÂ YA’LEMU INNÂ ILEYKUM LE MURSELÛN(MURSELÛNE). (RESÛLLER) DEDILER KI: “BIZIM, GERÇEKTEN SIZE GÖNDERILMİŞ RESÛLLER OLDUĞUMUZU RABBIMIZ BILIYOR.” 36/YASİN 17 VE MÂ ALEYNÂ ILLEL BELÂGUL MUBÎN(MUBÎNU). VE BIZIM ÜZERIMIZDE AÇIKÇA TEBLIĞDEN (BILDIRMEKTEN) BAŞKA BIR ŞEY (SORUMLULUK) YOKTUR. 36/YASİN 18 KÂLÛ INNÂ TETAYYERNÂ BI KUM, LE IN LEM TENTEHÛ LE NERCUMENNEKUM VE LE YEMESSENNEKUM MINNÂ AZÂBUN ELÎM(ELÎMUN). “MUHAKKAK KI BIZ SIZINLE UĞURSUZLUĞA UĞRADIK. EĞER SIZ GERÇEKTEN VAZGEÇMEZSENIZ (SON VERMEZSENIZ), SIZI MUTLAKA TAŞLAYACAĞIZ. VE MUTLAKA BIZDEN SIZE ELÎM BIR AZAP DOKUNACAK.” DEDILER. 36/YASİN 19 KÂLÛ TÂIRIKUM MEAKUM, E IN ZUKKIRTUM,BEL ENTUM KAVMUN MUSRIFÛN(MUSRIFÛNE). “UĞURSUZLUĞUNUZ SIZINLE BERABERDIR (KENDINIZDENDIR). SIZE ZIKIR HATIRLATILINCA Mı (UĞURSUZLUĞA UĞRUYORSUNUZ)? HAYIR, SIZ MÜSRIF (HADDI AŞAN) BIR KAVIMSINIZ.” DEDILER. 36/YASİN 20 VE CÂE MIN AKSAL MEDÎNETI RACULUN YES’Â KÂLE YÂ KAVMITTEBIÛL MURSELÎN(MURSELÎNE). VE ŞEHRIN EN UZAK YERINDEN BIR ADAM (HABİBİ NECCAR) KOŞARAK GELDI. “EY KAVMIM, (SIZE) GÖNDERILMIŞ OLAN RESÛLLERE TÂBÎ OLUN!” DEDI. 36/YASİN 21 İTTEBIÛ MEN LÂ YES’ELUKUM ECREN VE HUM MUHTEDÛN(MUHTEDÛNE). (TEBLIĞLERINE KARŞILIK) SIZDEN ÜCRET ISTEMEYEN (BU) KIŞILERE TÂBÎ OLUN. VE ONLAR, HIDAYETE ERMIŞ OLANLARDIR. Bu ayetlerde geçen kişilerin Havariler olup İsâ (a.s.) kaldırılışından sonra gönderildikleri. Buna göre "biz gönderdik" buyurmasıyla, Allah Teâlâ'nın emriyle olduğu ortaya çıkıyor. Bazı hadisi şeriflerde de bu ikisinin Yuhanna ile Pavlus olduğunu "Biz (o resulleri) bir üçüncüsü ile destekledik." Bu üçüncüsünün de Şem'unussafâ olduğunu aktarılıyor. O esnada şehrin ta öbür ucundan bir adam bu adam, bu kahraman fedai, bu büyük mücahid, bu güzel vâiz, bu Allah’ın velisi cennetle müjdelenen ve Allah Teâlâ'nın özellikle ikramına kavuşan bu Allah’ın sevgili kulu, hadisi şeriflerde Yâsin sahibi Habibi Neccar diye tanınmaktadır. Demek önce hemşerilik şefkatini ileri sürerek öğüdü takdim ve onların resul olduklarını haber vermekle imanını açıklıyor ve sonrasında da ; kendi kavmine onlardan hiçbir ücret istemeyen ve hidayete ermiş olan ; bu resullere tabi olmalarını söylüyor.. A-) Allah her kavimde resul beas ediyor. 1 Bütün kavimlerdeki bu resuller, o kavimlerdeki insanlar tagut'a kul olmaktan kurtulsun ve Allah'a kul olsunlar diye vazifeli kılınmışlardır. NAHL - 36 Ve le kad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâleh(dalâletu),fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne). Ve andolsun ki; Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde bir resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). Allah’a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının da üzerine dalâlet hak oldu. (Resûllere tâbî olanlar hidayete erdi, tâbî olmayanların ise üzerine dalâlet hak oldu.) Artık yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl olduğuna bakın (görün). Allah "bütün kavimlerde" dediğine göre bunların hepsinin Peygamber olması mümkün değildir. Çünkü Peygamberler sadece Kur'anda isimleri geçen kavimlerde vazifelendirilmişlerdir. Ve asıl önemlisi Peygamber varsa sadece bir tek Peygamber vardır ve o bütün dünyanın hatta kâinatın Peygamberidir. 2 Allah bütün kavimlere ardı ardına resul gönderdiğinden bahsediyor. MÜMİNUN - 44 Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne). Sonra Biz, resûllerimizi ardarda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü’min olmayan kavim (Allah’ın rahmetinden) uzak olsun. BAKARA - 87 Ve lekad âteynâ mûsal kitâbe ve kaffeynâ min ba'dihî bir rusuli ve âteynâ îsâbne meryemel beyyinâti ve eyyednâhu bi rûhil kudus(kudusi), e fe kullemâ câekum resûlun bimâ lâ tehvâ enfusukumustekbertum, fe ferîkan kezzebtum ve ferikan taktulûn(taktulûne). Andolsun ki; Biz, Musa'ya kitap verdik ve ondan sonra da, birbiri ardından (araları kesilmeksizin, peşpeşe) resûller gönderdik. Ve Meryem'in oğlu İsa'ya beyyineler (açık kanıtlar) verdik ve onu RUH'ÛL KUDÜS ile destekledik. Her ne zaman size bir resûl, nefslerinizin hoşlanmadığı bir şeyle (emirle) geldiyse, hemen kibirlendiniz. Bir kısmını yalanladınız ve bir kısmını da öldürdünüz. İSRA - 15 Menihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsih(nefsihî), ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve lâ teziru vâziretun vizre uhrâ, ve mâ kunnâ muazzibîne hattâ neb’ase resûlâ(resûlen). Kim hidayete erdiyse sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. Öyleyse kim dalâlette ise sorumluluğu sadece kendi üzerinde olarak dalâlette kalır. Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez.Ve Biz,bir resûl göndermedikçe “azap edici” olmadık. Kavim resulleri bütün kavimlere ve bütün zaman parçalarında ardarda gönderilmektedir. Peygamberlerin (nebilerin) aralarında ise fetret devirleri (Peygambersiz devirler) var olduğuna göre bütün resullerin Peygamber olması mümkün değildir. Peygamberlerin yaşadığı devirlerde de, mevcut olmadığı devirlerde de bütün kavimlerde resuller hep var olmuştur. Kıyamete kadar hiç Peygamber gelmeyecektir ama bütün kavimlerde resuller hep mevcut olacaktır. 3- Her kavimde, her zaman parçasında yaşayan Resuller kendi kavimlerinin lisanıyla konuşurlar. Yani zamanın bütün parçalarında, her kavmin içinde mutlaka kendi kavminin lisanıyla konuşan bir resul mutlaka vardır. İBRAHİM - 4 Ve mâ erselnâ min resûlin illâ bi lisâni kavmihî li yubeyyine lehum, fe yudillullâhu men yeşâu ve yehdî men yeşâ’(yeşâu), ve huvel azîzul hakîm(hakîmu). Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (açıklasın) diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah’a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Azîz’dir, hikmet sahibidir. 4 Her ümmetin bir resulu vardır buyruluyor. Hangi ümmet (millet) hangi devirde yaşarsa yaşasın mutlaka aralarında Allah'ın bir resulu var olmuştur. YUNUS - 47 Ve likulli ummetin resûl(resûlun), feizâ câe resûluhum kudıye beyne-hum bil kıstı ve hum lâ yuzlamûn(yuzlamûne). Her ümmetin bir resûlü vardır. Onlara, resûlleri geldiği zaman onların aralarında adaletle hükm olunur. Onlara zulmedilmez. 5- Kur'anda Allah, rızaya ulaşmamış Resullerden bahsediyor. Rızaya ulaşmış resuller de var olduğuna göre rızaya ulaşmamış resullerin (NEBİ) Peygamber olması mümkün değildir. CİN 26 - 27 Âlimul gaybi fe lâ yuzhiru alâ gaybihî ehadâ(ehaden). İllâ menirtedâ min resûlin fe innehu yesluku min beyni yedeyhi ve min halfihî rasadâ(rasaden). Gaybı bilen Allah, gaybı kimseye açıklamaz. Ancak resûllerden rızaya (Tasarruf rızası) ulaşanlar müstesna. Öyleyse muhakkak ki; O (Allah), onların önünden ve ardından muhafız gönderir. 7- Allah bütün NEBİ’lerinden söz (misak) alarak NEBİ’lerinden sonrada bir RESUL’un geleceğini haber veriyor. Ama ahir zamanda gelen (Nebî) peygamber olmayan İMAM-I MEHDİ yede RESUL ifadesini kullanıyor. 33/AHZAB-40: Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyin (nebiyyine), ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen). Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Lakin o Allah’ın Resûl’ü ve Nebîler’in (Peygamberler’in) Hatemi’dir (Sonuncusudur). Allah, herşeyi en iyi bilendir. Ve Kur'an-ı Kerîm son şeriat kitabı olup Hz.Muhammed (SAV)'e indirildi. Ve O'nun Nebîlerin sonuncusu olduğu kesin değil mi? ALİ İMRAN - 81 Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tensurunneh(tensurunnehu), kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mineş şâhidîn(şâhidîne). Hani o zaman ki; Allah, peygamberlerin (nebîlerin) MİSAK’ini (yeminini) almıştı: “Andolsun ki; size Kitap ve hikmet verdim, sizlerden sonra sizinle beraber bulunanı (Allah’ın sizlere verdiği kitapları) tasdik eden Resûl gelince, O'na mutlaka îmân edecek ve O'na mutlaka yardım edeceksiniz. Bunu ikrar ettiniz mi ve bu ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?” “İkrar ettik.” dediler. “Öyle ise şahit olun. Ben de sizinle beraber şahitlerdenim.” buyurdu. Al-i İmran–81’de oradaki nebîlere söylenen: “Sizlerden sonra gelecek olan Resûl’e îmân ve yardım etmek” ifadesi yer alıyor. Bu durumda Peygamber Efendimiz (S.A.V) onların arasında bulunduğuna göre, nebîlerden sonra gelecek olan bu Resûl’ün, Peygamber Efendimiz (S.A.V) olması mümkün değildir. Al-i İmran-81’de Allah nebîlere Kitap ve hikmet verdiğini söylüyor. Bu nebîlerin arasında Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in de bulunduğu, Ahzab Suresinin 7. âyetiyle kesinlik kazanıyor. 33/AHZAB-7: Ve iz ehaznâ minen nebiyyiyne mîsâkahum ve minke ve min nûhın ve ibrâhîme ve mûsâ ve îsebni meryeme ve ehaznâ minhum mîsâkan galîzâ(galîzen). Ve nebîlerden misaklerini almıştık. Senden de almıştık. (Ayrıca) Nuh (A.S)’dan, İbrâhîm (A.S)’dan ve Musa (AS) Meryemoğlu İsa’dan da (almıştık). Ve onlardan galiz (ağır, çok kuvvetli) bir misak almıştık. 44/DUHAN-10-11-12-13-14: Fertekıb yevme te’tîs semâu bi duhânin mubîn(mubînin) yagşân nâs(nâse), hâzâ azâbun elîm(elîmun) rabbenekşif annel azâbe innâ mu’minûn (mu’minûne) ennâ lehumuz zikrâ ve kad câehum resûlun mubîn(mubînun) summe tevellev anhu ve kâlû muallemun mecnûn(mecnûnun). Göklerin açık bir dumanla kaplanacağı günü gözetle. (Öyle bir duman ki Onlar “Rabbimiz” diyecekler. “Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz müminleriz.” Muhakkak ki onlar öğüt almazlar. Onlara, andolsun ki apaçık bir resûl geldi. Sonra ondan yüz çevirdiler ve ona “öğretilmiş deli” dediler. Duhan Suresinin 10, 11, 12, 13, ve 14. âyetlerindeki kıyâmete yakın zamanda gelen “RESÛL” un İMAM-I MEHDi RESUL olduğunu aksi iddia edilemeyecek kadar açık ve kesin bir şekilde bu ayetler ispat etmiştir. 25/FURKAN-27-28-29-30: Ve yevme yeadduz zâlimu alâ yedeyhi yekûlu yâ leytenît tehaztu mear resûli sebîlâ(sebîlen) yâ veyletâ leytenî lem ettehız fulânen halîlâ(halîlen) lekad edallenî aniz zikri ba’de iz câenî, ve kâneş şeytânu lil insâni hazûlâ(hazûlen). Ve kâler resûlu yâ rabbi inne kavmît tehazû hâzel kur’âne mehcûrâ (mehcûren). Zalimlerin herbiri iki elini ısırdığı o günde şöyle diyecekler: “Ne olurdu, O resûl ile beraber, sebîli (Allah’a ulaştıran yolu) tutsaydım.” Yazıklar olsun bana, ne olurdu filânı dost edinmeseydim. Andolsun ki; bana Kur’ân gelmişken o, beni zikirden saptırdı. Şeytan, insanı yalnız bırakır. Resûl dedi ki: “Yarab, kavmim Kur’ân’ı terkettiler.” Kur’ân-ı Kerim Furkan Suresinin 27, 28, 29, 30. âyetlerinde de kavminin Kur’ân’ı terkettiğini söyleyen ve Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den sonra gelecek (NEBİ OLMAYAN) bir RESUL’den bahsediyor. (Hiç kimse Peygamber Efendimiz (S.A.V) zamanında Kur’ân’ın terkedildiğini iddia edemez.) 49/HUCURAT-7: Va’lemû ennefîkum resûlallâh(resûlallâhi), lev yutîukum fî kesîrin minel emri leanittum, velâkinnallâhe habbebe ileykumul îmâne ve zeyyenehu fî kulûbikum, ve kerreheileykumul kufre vel fusûka vel ısyân(ısyâne), ulâike humurrâşidûn(râşidûne). Bilin ki,içinizde Allah’ın resûlü var. Şâyet emirlerin çoğunda size uysaydılânetlenirdiniz. Fakat Allah, size îmânı sevdirdi, kalplerinizde onu (îmânı)müzeyyen kıldı (fazılları îmân kelimesinin etrafında toplayarak kalbinizitamamen nurla doldurdu). Size; küfrü, fıskı ve isyanı kerih gösterdi. İşteonlar, irşada ulaşanlardır. O zaman bu ayetlerden de görüyoruz ki ahir zaman da gelen İMAM-I MEHDİ RESUL ; (NEBİ) peygamber olmayan resul olduğunu Allah Kuran’da bildirmiyormu. .......nedersiniz..her resul peygambermidir?....yoksa Allah kuranda hiç bir seyi eksik birakmadik derken mehdi resulu kuranda yer vermediinimi savunuyorsunuz..eger böyleyse Çok yanilirsiniz.allahin ayetleriyle çelisiyorsunuz |
| |
| | #3 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 30
| Sizin Efendiniz Resul falan değil. O Din Bozguncusu, Kutsal Sömürücüsü, İnsanları Allah ile Aldatan bir Şeytan Uşağı. Çünkü insanları Kur’ana çağırmıyor, parantezlerle dejenere ettiği, yamulttuğu ve anlayışına uydurduğu ayetlere çağırıyor. Sizin İslamınız ve Kur’anınız ayrı Allah’ın Kitabı ve onda anlattığı İslam ayrı. Sizin davetiniz Allah’a ve kitabına değil İskender’e ve onun Kur’andan anladığına. Risalet Nurları’nın kimseyi bağlayıp bağlamaması yada şeriat kitabı değil sohbet kitabı olması(!) gerçeği değiştirmiyor. Bu kitap sözde Tanrı katından indirilmiş mi indirilmemiş mi? Sureleri var mı yok mu? Kendisine kitap indirilen Resuller sizin ifadenize göre de Nebidir yani Peygamberdir. O halde İskender yalancı bir peygamberdir. Bize örnek olarak verdiğiniz; Mevlananın Mesnevisinde, Yunus’un Divanında, İbrahim Hakkının Marifetnamasinde, Said Nursinin Risale-i Nur’unda neden sizin anlattığınız konulardan örneğin devrin imamlığı, Huzur Namazı vs. yok? Sizin iddianıza göre bu kitaplarla sizin kitaplarınız aynı gaye adına gönderilmiş. Sizler bu kitapları öne sürerek kendinize haklılık payı çıkarmaya çalışıyorsunuz. Pekala bu kitapların hangisi kapalı devre yayın niteliğinde? Bunlar halka açık ve dönük kitaplar sizin Risalet Nurlarınızla format açısından uzaktan yakından alakası yok. Hem bu kitaplarda neden sureler yok? Sizin Kutsal kitabınız sahasında tektir, bunu kabul etmeseniz de bu böyledir. vuslat 33 O söz etiğin Resuller Dini tebliğ etmekle irsal edilmediler. senin iman etiğn sahte resul ise ben peygamber değilim diyor ben dini tebliğ etmekle görevli resulum diyor. bak efendin kendisiyle bile çelişkiye düşüyor. kitap indirilen her resul peygamberdir diyor. kitap indirilmiyenlerde resuldur diyor.aynı zamanda kendisinede kitap indiğini iddia etmekte bu durumda kendisine kitap indiğine göre haş haşa.dilim varmıyor. buyur kitabına ve ayetlerine .Birinci nokta: Iskender Kitap indirilmis bir ............... 4 - MEHDİ SURESİ (Risalet Nurlari) Bismillahirrahmanirrahim "BU KİTABÜL KERİM RİSALET NURLARI ADI ALTINDA SANA YANİ MEHDİ’YE, YANİ İSKENDER EL EKBER KULUMUZA İNDİRMEKTE OLDUĞUMUZ BİR YOL GÖSTERİCİ VE AYDINLATICIDIR. ONU GÖRDÜĞÜN GİBİ, NEZDİMİZDE OLAN AZİZ RUHUN MEHDİ VASITASIYLA İNDİRMEKTEYİZ. BU KİTAP LEVHİ MAHFUZ’DA ÜMMÜL KİTABIN İÇİNDE VE KARŞISINDADIR." 2-ANLAŞMAZLIK SURESİ "SANA KİTAP VERMEDİKMİ? ÖYLEYSE MAKAMINA GÖRE HAREKET ÜZRE OL. BUNDA NEFSİNLE İLGİLİ BİRŞEY YOKTUR. BU BİLGİLER ONA DA VERİLMEKTEDİR. HERKES MAKAMINI BİLİR." 3 - MÜJDE SURESİ Bismillahirrahmanirrahim "GÖRDÜĞÜN GİBİ SURELERİ HAFIZANA NAKŞETMEK ZOR DEĞİLMİŞ. İSTESEYDİK ONLARI BİR ANDA HAFIZANA YERLEŞTİRİRDİK. ESKİ YAZIYI BİR ANDA ÖĞRETİRDİK. AMA ÖYLE YAPMADIK. ONU YUKARDA SENİ AŞAĞIDA EĞİTİME TABİ TUTTUK. LEHVİ MAHFUZ’DA MELEKLERİN SENİN KİTABINI SANA NASIL ÖĞRETTİKLERİNİ HATIRLA. YAPTIĞIMIZ HER ŞEY MUKTEZADIR Kuran'a göre Peygamberimizin vefatıyla birlikte Nebilik son bulduğundan buna bağlı olarak, hiçbir kul Allah tarafından dini tebliğ göreviyle irsal edilmez, başka bir ifadeyle dini tebliğ bazlı Resûllükte son bulmuştur. Bunun aksine olarak bir kişi çıkıp ta ben Resûlüm, Allah tarafından dini tebliğ etmekle görevlendirildim demesi halinde bu şekilde dini tebliğ görevi Nübüvvet olduğundan, Nübüvvetin son bulduğunu bildiren ayeti inkar ettiği gibi, Allah, tarafından irsal edilmemiş olmasına rağmen Resûllük iddia etmekle de Allah adına yalan iftira etmektedir, Allah adına yalan iftira edenler ise Kuran'da en zalim kimseler olarak tanımlanmışlardır, Kuran'dan mealen: Allah'a karşi yalan uydurandan, ya da kendisine bir şey vahye dilmemiş iken "Bana vahyolundu" diyenden ve "Ben de Allah'ın indirdiği gibi indireceğim!" diyenden daha zalim kim olabilir? O zalimler ölüm dalgaları içinde, melekler ellerini uzatmış: "Haydi canlarınızı çıkarın, Allah'a gerçek olmayanı söylemenizden ve O'nun ayetlerine karşı büyüklük taslamanızdan ötürü, bugün alçaklık azabıyla cezalandırılacaksınız!" (derken) onların halini bir görsen! 6/93 Bilindiği gibi Peygamberimizden sonra Resûllük iddiasında bulunanlar Resûllüğü ve Nebiliği iki ayrı şahsiyetmiş gibi ortaya koymak suretiyle Nebilikten bağımsız olarak yalnız Resûllük iddiasında bulunmaktadırlar, bunu yaparken Resûllük kavramının içeriğini kendilerine benimsedikleri çesitli payelerle doldurmaktadırlar, halbuki Resûllük kavramını dini tebliğde dolduran tek şey ancak ve ancak Nebiliktir, dolayısıyla Resûllük iddialarına bağladıkları dini payelerin tamamı Nebilik iddiasından başka bir şey değildir. Bu iddiaları ise Kuran'ın Nebiliğin son bulduğuyla ilgili (33/40) ayetini inkardır, herhangi bir Kuran ayetini inkar ise İslam dinine göre küfürdür. Allah'ın Kuran'da Peygamberlere hitabında, bazen yalnız Resûl bazen de yalnız Nebi diye hitap etmesi onların aynı zamanda hem Resûl hem de Nebi olmadıkları manasında değildir, zaten onların aynı zamanda hem Resûl hem de Nebi olduklarının Kuran ögretisiyle bilinen bir durum olmasından dolayıdır. Dini Tebliğ olayında Resûllük ve Nebilik iki ayrı şahsiyet olsaydı bir şahısta birleşmezdi, halbuki Kuran ayetlerinde her iki kavramın aynı şahısta birleştiğini görüyoruz, Düzenleyen: beled , 03-08-2008 - 08:33. |
| |
| | #4 |
| Teğmen Katılım Tarihi: May 2008 Yaş: 24
Mesajlar: 347
| s.a şuandan iti beren size nekadar da ayet yazsam siz artık iman etmezsiniz çünkü emaniyeye abisiniz bugün Türkiyede 23 tane kuran meali var nerde hidayet geçmişse parantez içinde doğru yol yazmışlar Ama Allah hidayete yol demiyor İNNEL HUDA HUD ALLAH muhakkkaki hidayet Allaha ulaşmaktır yol bunun neresinde ve inş zumer suresi 71 ayeti size hediye ediyorum ibretle bakın kıyamete kadar resul varmı yokmu 39 / ZUMER - 71 Vesîkallezîne keferû ilâ cehenneme zumerâ(zumeran), hattâ izâ câuhâ futihat ebvâbuhâ, ve kâle lehum hazenetuhâ e lem ye’tikum rusulun minkum yetlûne aleykum âyâti rabbikum ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû belâ ve lâkin hakkat kelimetul azâbi alel kâfirîn(kâfirîne). Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler. Oraya geldikleri zaman, onun (cehennemin) kapıları açılır. Ve onun (cehennemin) bekçileri onlara derler ki: “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın? (Cehenneme gidenler) dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu. mulk suresi de hediyem olsun 67 / MULK - 8 Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzi), kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr(nezîrun). (Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya herbir grup atılışında onun (cehennemin) bekçileri onlara: “Size nezir (uyarıcı) gelmedi mi?” diye sordu. 67 / MULK - 9 Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey'in entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin). Onlar (cehenneme atılanlar) dediler ki: “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.” dalâlet : Sıratı Mustakîm üzerinde olmamak 67 / MULK - 10 Ve kâlû lev kunnâ nesmeu ev na'kılu mâ kunnâ fî ashâbis saîr(saîri). Ve: “Eğer biz işitmiş veya akıl etmiş olsaydık, alevli ateş halkı arasında olmazdık.” dediler. |
| |
| | #5 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 30
| Kalplerinde eğrilik olanlar sırf fitne çıkarmak, insanları saptırmak ve kendi arzularına göre yorumlamak için müteşabih ayetlerle oynarlar Mihrciler ise sadece müteşabih ayetlerle oynamıyorlar, en muhkem ayetlere de el atıyorlar. Sapıklıkta liderler. İskender’in yaptığı meal veya tercüme değildir. Zaten kendisi Arapça bilmemektedir. Arapça bilmeyen bir adam meal veya tercüme hazırlayamaz. Arapça bilmeyen bir adam nasıl oluyor da ayetlerde geçen kelimelerle hiç alakası olmayan yorumları araya parantezlerle sıkıştırabiliyor? Meal desen meal değil tefsir desen tefsir değil. Tefsirin de bir usulü var. Tefsir de öyle işkembeden sallayarak yapılmıyor. Yorum yada kişisel görüş desen o da değil çünkü müritler bu parantezlere iman ediyor. Anlayışına uydurma durumları… Onlara göre Kur’an sadece bir malzeme. İskendercilere özel bir Kur’an ve sadece onlara özel bir din var maalesef. Mihrcilere soruyorum: Sizler Allah’ın kelamına mı iman ediyorsunuz yoksa Allah’ın kelamı+İskenderin kelamına mı? İskenderin o parantezlerinin çıkarılmış olduğu bir kitap sizce muteber mi? Neden ayetlerin mealini parantezsiz yazamıyorsunuz? Eğer Kur’an sizin bu parantezlerinizle tamamlanmışsa yada anlaşılır olmuşsa 1400 yıldan beri gelip geçen insanların durumu ne olacak? Allah 1400 yıldır ne kadar da yanlış ve eksik bir iş yapmış değil mi? (haşa) |
| |
| | #6 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 30
| Ayetleri inkar ettiğimiz falan yok. Sizin ayetlerinizle bizim ayetlerimiz birbirinden farklı. Siz İskender’in parantezlerle dejenere ettiği ve ekleme yaptığı ayetlere iman ediyorsunuz biz ise Rabbinizin kelamına. Sizin imanınız Efendinizin yorumlarına+Allah’ın kelamına iken bizim imanımız sadece Allah’ın kelamına. Bu yüzden sizin kutsal kitabınızla bizimki farklı. Aynı kitaba ve aynı ayetlere iman ediyor değiliz. Kendi içinde çelişiyorsun farkında değilsin. Allah (size göre) Nebi-Resullere ayrı, Veli-Resullere ayrı olmak üzere iki ayrı formatta vahiy indirmiş midir? İddiana delil olarak ortaya sürdüğün ayete bak. Oradaki “ayetin” ne olduğunu ve ayetin mealini tartışmayacağım. Bu ayetin bir öncesindeki ayette Kur’anın anılmasını da tartışmayacağım. “Allah’ın izni olmaksızın bir ayet getirilememesi ile Allah’ın bir kuluna İnsanları uyarması adına ayet=kitap vermesinin aynı olmadığını da tartışmayacağım. Diyelim ki senin bakış açın doğru. Bu ayette geçen Resul kendilerine ayetler yani kitap verilen türden Resul olsun. Senin Efendinin tanımına göre Kitaplı Resullere Nebi yani peygamber denilmiyor mu? O halde Rad Suresi 38’deki bu Resul Nebi-Resul değil mi? Senin efendin zamanın hidayetçisi değil zamanın Müseylemesidir. Hem hidayetçi de kime ne hidayet eylemiş? Üç beş tane müridi haricinde onun ürettiği safsatalara İMAN EDEN var mı? Sizin haricinizde bu elemanı adam yerine koyan var mı? Sizin haricinizde bu zırvalara itibar eden, kale alan var mı? Resulmüş, Hidayetçiymiş, Peh. Korkudan Amerikan himayesine sığınan ve işi gücü sadece üç beş müridinin beynini yıkamak olan bir Resul ve Hidayetçi. Hakikaten siz hastasınız. Sizlere çok acil şifalar diliyorum. Bu saçmalıklara bu gerçekler ortadayken nası ve neden kanıyorsunuz anlaşılır gibi değil. Şu anda sağ olan başka hangi Resul böyle paranteziçi açıklamalarla ayetleri yorumluyor? Türkler haricindeki başka hangi milletlerin Resulleri bu konuda benzer bir faaliyetin içinde? İsim ve örnek verebilir misiniz? şu an sağ olan diğer Resullerin isimleri verin. Rus Irkının, Çin Irkının, Alman Irkının, Yunan Irkının Resulleri kimler? Risalet Nurlarına göre yerlerin ve göklerin hakimi olan, Allah’ın kainata vekil olara atadığı İskender El-Ekber’in diğer Resulleri tanımaması kadar büyük bir saçmalık olabilir mi? Eğer iddianızda samimi iseniz diğer Resullerin isimlerini ve onlara Tanrı tarafından inzal olunan kitapları yazın bakalım. Düzenleyen: beled , 03-08-2008 - 08:59. |
| |
| | #7 |
| Teğmen Katılım Tarihi: May 2008 Yaş: 24
Mesajlar: 347
| sizler inanıyorum ki eğer peygamber efendimiz (SAV) gelse onu da yalanlarsınız okuma yazması yok diye. Allahu teala buyuruyor biz nezaman bir resul gönderdikse onu her defasında yalanladılar ve sizler allahın yolunda olmadığınız halde başkalarınıda Allahın yolundan men edenlersiniz nisa suresi 167.168 .169 sizden bahsediyor 4 / NİSA - 167 İnnellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi kad dallû dalâlen baîdâ(baîden). Muhakkak ki onlar kâfirdirler ve Allah'ın yolundan alıkoyarlar (men ederler) (kendileri de Allah'ın yolunda değillerdir). Andolsun ki onlar, uzak bir dalâlet içindedirler. dalâlet : Sıratı Mustakîm üzerinde olmamak 4 / NİSA - 168 İnnellezîne keferû ve zalemû lem yekunillâhu li yagfire lehum ve lâ li yehdiyehum tarîkâ(tarîkan). Muhakkak ki onlar, kâfirdirler ve zalimdirler (başkalarını da mürşide ulaşmaktan men edip saptırdıkları için). Allah, onlara asla mağfiret etmez (günahlarını sevaba çevirmez) ve yola (Allah'a ulaştıran yola, Sıratı Mustakîm'e) ulaştırmaz. Sıratı Mustakîm : Allah´a (cc) ulaştıran yol 4 / NİSA - 169 İllâ tarîka cehenneme hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), ve kâne zâlike alâllâhi yesîrâ(yesîren). Sadece cehennem yoluna ulaştırır. Onlar orada ebediyyen kalacaklardır. Ve bu, Allah için kolaydır. Allahın yolu nedir desem islamın 5 şartı dersiniz sahabe sadece islamın beş şartını yaşamıyordu kuranın bütününü yaşıyordu ve zumer suresi 17 de sahabe Allaha ulaşmayı diliyrek tağuttan kul olmaktan kaçınıp Allaha kul olmuşlar belliki siz Allaha ulaşmayı dilememişsiniz ve tağutun kulusunuz yunus suresi 7 ye göre Allaha ulaşmayı dilememişseniz Allahın Ayetlerinden Gafilsiniz KEHF suresi 105 e göre Allaha mulaki olmayı yalanladığınız için Amelleriniz boşa gider Söyleyin bakalım nezam kurandaki islamı yaşıyacaksınız bu gidişte zor gibi Ama inş dilersiniz Allah herşeye kaadirdir |
| |
| | #8 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 30
| Allaha"iftira atan sen ve resulun Banada iftira atman gayet normal Biz ayetlere inanmamazlık yapmıyoruz ki. Bizler İskender’in yorumlarını inkar ediyoruz ayetleri değil. Bunu anlayamayacak ve göremeyecek kadar zavallı mısın? Tabiki sana göre İskender’in yorumlarını inkar etmek Allah’ın ayetlerini inkar etmekle eşdeğer. Verdiğin bu ayet ve yaptığın bu yorum bu gerçeği ortaya koyuyor. ama merak etme faaliyetlerim devam edecek inşaAllah. Hem de sizin için. Sizin ve ilerde sizin gibi olacak insanlarımız için. merak etme saşka sıtelerde göruşmek uzere. Sizin Arapça bilmeyen “Sahibiniz İskender’in” paranteziçi eklemelerle yapmış olduğu dejenerasyonu da net bir şekilde görüyoruz. Bu parantezler çıkarıldığında sizin teorinizin “pat” diye çöktüğünü de görüyoruz. Efendinizin sapkın teorisi Kur’ana değil açtığı parantezlere dayanıyor. İskender’in Resul Olduğunun delili nedir? Onun Mehdi olduğunun delili nedir? Onun Devrin İmamı(!) olduğunun delili nedir? Amerika’yı mesken edinip kafa ütülemekten başka bir şey yapmamakla nasıl mehdi falan olunuyor? Ben Resul’üm diyor hani neden Irkının arasında değilsin? Ben Mehdiyim diyorsun hani neden süpermanliğini gösterip dünyaya barış ve huzur getirmiyorsun? Ben Devrin İmamıyım diyorsun hani neden seni adam yerine koyan bile yok? Allah’ın kitabına değil insanların yazdığı emaniyelere iman edildiğinden bahsetmişsin. İyi de sen neye iman ediyorsun? İskender ayetlere parantezlerle kendi kişisel yorumlarını ekliyor ve sen de bu yorumlara Allah’ın kelamına iman eder gibi iman ediyorsun. Yalan mı? İskender ne dediyse Allah’tan demiştir, O ulul Elbabdandır, Ondan konuşan Allah’tır, Din adına ortaya koyduğu tüm fikirlere “amenna ve saddekna” denilerek iman edilmesi gerekir demiyor musun? Sen emaniye sahibi bir kişisin farkında değilsin. Sen milleti suçluyorsun ama aynısının daha sapkınını sen yapıyorsun. Sizin Efendiniz Resul falan değil. O Din Bozguncusu, Kutsal Sömürücüsü, İnsanları Allah ile Aldatan bir Şeytan Uşağı. Çünkü insanları Kur’ana çağırmıyor, parantezlerle dejenere ettiği, yamulttuğu ve anlayışına uydurduğu ayetlere çağırıyor. Sizin İslamınız ve Kur’anınız ayrı Allah’ın Kitabı ve onda anlattığı İslam ayrı. Efendinizin Resuldür evet doğru söylüyorsun. Ama Allah’ın değil şeytanın Resulü. Ona Cinler tarından vahyedilen Risalet Nurları isimli deli zırvası kitabın ne kadar Kur’an Dışı olduğu da bunun net bir göstergesi. Senin efendin zamanın hidayetçisi değil zamanın Müseylemesidir. Hem hidayetçi de kime ne hidayet eylemiş? Üç beş tane müridi haricinde onun ürettiği safsatalara İMAN EDEN var mı? Kelime oyunlarıyla realite örtbas edilemez. İskendercilere göre; İskender Kendisine kitap indirilmiş olan Bir Resuldür. Bu makamın adı da İskendercilere göre ........... Dolayısıyla İskender Modern bir Müseylemedir. |
| |
| | #9 |
| Teğmen Katılım Tarihi: May 2008 Yaş: 24
Mesajlar: 347
| Allah insana kitap yazdırır mı? ( "Allah insana kitap yazdırır mı yazdırmaz mı ?" konusuna açıklık getirilmesi gerekmektedir. Çünkü günümüzdeki din bilginlerimiz Allah ile kulu arasındaki bu tür bir ilişkiyi reddediyorlar. Sahip oldukları Allah’ın ihsanları arasında kalp kulağı olmadığı için bunu reddediyorlar. Allah kuluyla konuşamaz, Kitap yazdıramaz, İlham veremez diyorlar. Ne yazıkki onların sözlerinin neye dayalı olarak söylendiğini burada yazamayacağız. Çünkü sözlerinin dayandığı hiçbir ispat vasıtası yok. Allah’ın güzelliklerini yaşayamamaları gösterecekleri tek sebeb olabilir. Bu sebebte geçerli olamaz. Hele Allah bu konudaki hükümlerini Kur’an’a koymuşsa ve bu konuda önümüzde birçok yaşanmış örnek varsa... Aşağıdaki bölümde bu konuya ışık tutacak ve ispatlayacak kanıtları bulacaksınız. Allah insana kitap yazdırır mı yazdırmaz mı görelim...) Abdülkadir Geylâni Hz.nin RİSÂLEİ GAVSİYE tercümesinden: " Ya Gavsı Âzam dedi Allah Lebbeyk Rabbi gavs dedim. Ya Gavsı â’zam hiçbir şeyde zahir olmazdım, İnsanda zahir oluşum gibi... Ya Gavsı â‘zam insan sırrımdır ve onun sırrıyım. Gavs dedi Rabbim teâlayı gördüm ve sordum yarabbi aşkın manâsı nedir. Ya Gavs dedi aşık ol bana, aşık benim ve aşk benim. Kalbini benden gayrımdan çevir ve fariğ kıl. Rabbimi gördüm ve miraçtan sordum." Görülüyor ki Abdülkadir Geylâni Hz.ne de Allahu Tealâ "RİSALE-İ GAVSİYE" ismiyle bir kitap yazdırmış. Allah kendisine "GAVSI AZAM" diye hitap ediyor. Ve de Allah’ı gördüğü kesin... Diğer taraftan Abdülkadir Geylâni Hz.ne yazdırılan kitabın da adı "Risale" , yani bize yazdırılanın aynı. Ayrıca Bediüzzaman Saidi Nursi Hz. ne Allah tarafından yazdırılan 132 kitaba da Risale-i Nur adını vermiş Allahu Teâlâ. gene ayni ismi kullanmış. Bilindiği gibi "Risalei Nur" ‘un arapcası "RİSALET-ÜN NUR" dur. Mevlâna Celaleddini Rumî Hz.ne Mesneviyi Allah’ın yazdırdığı, Mesnevinin takdim yazısında açıkça yeralmaktadır. Âlemlerin Rabbinden inmiştir; bâtıl, ne önünden gelebilir, ne ardından. - Mevlânâ’nın övgüleri, " Mesnevi" nin, Kur’ân-ı Mecîd’in, hadîs-ı şeriflerin meâlini, tefsirini, şerhini ihtiva eden bir ilham eseri olduğunu bildirmek içindir. - Burada vahiy hakkında da biraz söz söylemek lüzumunu duyuyoruz. - Mevlânâ "Mesnevî"nin Allah tarafından verilmiş başka lâkapları da olduğunu, fakat azın çoğu, bir yudum suyun gölü, bir avuç buğdayın harmanı göstermesi dolayısıyle bu kadarını yeter bulduğunu söylüyor. Bu sözle de " Mesnevî "nin ilhama dayanan bir eser olduğunu bildiriyor; ilâhî hükümlerden hiçbir suretle ayrı bir hükmü ihtiva etmediğini anlatıyor. -Böylece de dostların, yalnız Mevlânâ’nın sözlerini okumalarının sağlanmasını rica etmiş, Mevlânâ hemen sarığının arasından, "Mesnevî‘"nin ilk 18 beyti yazılı olan bir kâğıt çıkararak, bu düşünce sizin kutlu gönlünüze doğmadan bizim gönlümüze doğdu buyurmuştur. - 1014. Bu beyitte "Ve Rabbin balarısına, dağlarda ağaçlarda ve çardak kurulan yerlerde kovan yapın diye emretti" âyetine işaret edilmektedir. (Kur’ân, onaltıncı, Nahl, 67). - Yahut dilden bellenen bilgisi az olsaydı da gönüle gelen vahiy bilgisini Tanrı dostundan kapsaydı. - Böyle bir ışığa karşı tutar da kitabı açarsan, vahiyle huzûra eren can, seni azarlar. - Zamãnın kutbunun sözüne, soluğuna karşı, dilden aktarılan bilgiyi, su varken teyemmüm bil. - Bu yolda şanı, şerefi bırak; kılavuzun kımıldamadıkca kımıldama. "EŞref Rumî Hz."nin Divanı da Allah tarafından yazdırılmıştır. Aşağıdaki mısralar bunu kesinleştiriyor. Ol dost sultandır ben ona kul, Her dem yeni yeni nüzul, Andandır bu cümle usul Andandır her bahşişimiz. And olsun senden önce de biz resuller gönderdik onlara eşler ve çocuklar kıldık(verdik). Allah’ın izni olmaksızın bir resul için ayet gelmesi mümkün değildir. Her ecel (zaman) için bir kitap vardır. Rad -38 Görülüyor ki her ecel (vade, zaman) için bir kitap vardır. Tabii yaşadığımız zaman için de bu husus geçerlidir. Ne varki bu kitap (Risalet Nurları) bir şeriat kitabı değil, Mesnevî gibi Eşref Rumî Hz. nin dîvanı gibi bir sohbet kitabıdır. Ve bir Peygambere değil, Allah’ın bir Velîsine indirilmiştir. Şeriat açısından bir değer taşımadığı cihetle de neden Velîye indirildiği açıklık kazanmaktadır. Bu ayet-i Kerime "RİSALET NURLARI"nın kapak ve birinci sayfasındaki "Allah’u Tealâ’nın izniyle indirilmiştir" mealindeki ifadenin neden kitaba konduğunu da açıklamaktadır. Peygamber efendimiz S.A.V. son Peygamberdir. Dolayısıyla " O ‘ndan sonra asla Peygamber gelmeyeceğine göre kitap da indirilmeyecek" tarzındaki bir hüküm ise Kur’ân-ın temel hükümlerine uymamaktadır. Allah’u Teâla sadece Peygamberlere değil Peygamberlerin dışındaki insanlara da ayet indirdiğini açık birşekilde beyan etmektedir ki bu ayetler sureleri, sureler de kitabı oluşturacaktır. İşte araf suresi 175. Ayet-i Kerime, Allah’u Teâlâ buyuruyor: " Onlara O kimsenin haberini oku ki kendisine ayetlerimize vermiştik te o bunları inkâr ederek imandan çıkmıştı, böylece şeytan onu arkasına takmışta azgınlardan olmuştu." Değil sadece herhangibir Allah’a inanan insana, şeytana uyan insana bile Allah’u Tealâ’nın ayet indirdiği açık bir şekilde Kur’ân-ı Kerim’de ifade edilmektedir. Görülüyor ki Peygamberlerin dışındaki insanlara da ayet indirilmektedir. Kur’ân-ı Kerim bu konuda son derece açık olarak Peygamberlerin dışındaki insanlara da hatta hayvanlara da vahiy gelebileceğini ifade buyurmaktadır. Nahl suresi 68. Ayeti Kerime: "Rabbin bal arasına vahyetti." Zilzal suresi 5. Ayeti Kerime: "Çünkü Rabbin yere vahyetti." Maide suresi 3. Ayeti Kerime: "Ve o zaman havarilere Allah vahyetmişti." Taha suresi 38. Ayeti kerime " O zaman annene vahyedilicek şeyi vahyetmiştik." Abdülkadir Geylani Hz. "SOHBETLER" kitabında (Sf. 578) şöyle buyuruyor. Sf.578- Allah’ın gayrı şeylerden kopup O’na yönelen ve meleklerle ünsiyeti neticesi onların sözlerini işitmeye ve muhtelif suretlerde kendilerini görmeye başlayan kişi, meleklerin sözlerine iyice alıştığı ve yüzlerini görmeye iştiyak duyduğu anda kendisi ile onlar arasında perde kaldırılır. Kalp bu safhaya geldikten sonra tekrar Allah onu perdeler. Kendi yakınlığının ünsiyetine getirir. Burada ise sûkuttan sonra olanlar olur. Allah onun kalbine vahyedeceğini vahyeder. Tıpkı Musa A. S’ın annesine vahyettiği gibi. Yunus Emre şöyle buyuruyor: " Çalaptır, (Allahtır) söylettirir. Yunus bilmez kendi hal" " Düşmüş idik Hak kaldırdı Birliğin bize bildirdi." " İçimize aşk doldurdu, Dürüst oldu imanımız." Ahmet Yesevi Hz. ise şöyle buyuruyor: " Garip fakir yetimlere kılsen şamdan, Parçalayıp aziz canın eyle kurban, Yiyecek bulsan cemil ile kıl sen ihsan, Haktan işitip bu sözleri dedim işte" Demekki Allah’u Teâlâ’dan Allah’ın sözlerini işitmek, emir almak, sadece Peygamberlere has bir olgu değildir. Kur’ân-ı Kerîm’imiz de böyle söylüyor. Görülüyor ki Allah’ın insanları hidayete ulaştırmakla vazifeli kıldığı mürşidler (imamlar) bu görevlerini Allah’tan aldıkları emirleri tebliğ suretiyle yapmak mecburiyetindedirler |
| |
| Konu Araçları | |
| |