ilahi-Tr Forum

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Genel Dini Konular > Akaid

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 07-05-2009, 11:11   #1
Yarbay
 
ebuhasanelmakdisi's Avatar
 
Katılım Tarihi: 04/2007
Mesajlar: 2,834
Rep Gücü: 127
ebuhasanelmakdisi is a jewel in the roughebuhasanelmakdisi is a jewel in the roughebuhasanelmakdisi is a jewel in the roughebuhasanelmakdisi is a jewel in the roughebuhasanelmakdisi is a jewel in the roughebuhasanelmakdisi is a jewel in the roughebuhasanelmakdisi is a jewel in the roughebuhasanelmakdisi is a jewel in the rough
Varsayılan KORKU VE ÜMİT 2

Kim Allah’tan korkarsa (İslâm’a uygun bir hayat yaşarsa) Allah ona bir çıkış yolu (mutluluk) ihsan eder ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah’a güvenirse; Allah ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur, kim Allah’tan korkarsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir. Kim Allah’tan korkarsa; Allah onun kötülüklerini örter ve onun mükâfatını artırır.” [34]
Mü’min, korku ve ümit içerisinde hayatını sürdürmelidir.
Bazı kişiler İslâm’a inandığı halde, İslâm’ın emirlerini yerine getirmeseler de, yasaklarından (içki, kumar, zinâ, haksızlık, ahlâksızlık, hırsızlık ve zulümlerden) sakınmasalar da, açık saçık gezseler de, dansözlük yapsalar, sahnelerde çok açık giysilerle şarkılar söyleseler ve ne kadar kötü, çirkin, haram işler yapsalar da yine de müslüman olduklarını, âhirette cennete gideceklerini sanarak, yaşamlarını bu şekilde sürdürmektedirler.
Bu tür insanlara “yaptığınız şeyler yanlıştır, İslâm’a aykırıdır ve haramdır” denildiğinde “tamam da, ne biliyorsunuz, belki bizler de cennete gireriz” diyerek yaptıklarının, İslâm’a aykırı şeylerin zararını görmeyecekmiş gibi bir tavır sergiliyorlar. Bu tür rahat günah işleyenlere “eğer siz Allah’a ve Rasûlü’ne inanıyorsanız, müslümansanız, ne kadar çok günah işlerseniz işleyin, Allah sizi affeder, cennete girersiniz, ümit içerisinde olunuz.” gibi sözler onların, İslâm’a aykırı, rezil yaşantılarının devam etmesine katkı sağlar ki, bu da büyük bir hata, büyük bir vebaldir. Allah korkusundan uzak olan, O’nun emir ve yasaklarına itaat etmeyen kişilere: “Korku içerisinde değil de, ümit içerisinde olun” demek, Allah korkusunu gündeme getirmemek olur ki, bu da çok yanlış ve büyük hatadır. Tebliğci olanlar, insanlara sadece “ümit içerisinde olun” gibi izlenim kesinlikle vermemelidir. Çünkü nasıl olsa, Allah affeder diye her türlü günahı işlemeye sebep olur. Korku ile ümit beraber olmalı, sadece korku ve sadece ümit yanlıştır. Yanlışlar da yanlışa götürmektedir.
Çarşıya çıkıp etrafa bakınız, duraklarda, yollarda ve çeşitli yerlerde müslüman olduğunu söyleyen fahişeler, homoseksüeller ve çevrelerinde zinâ etmek için dolaşan kişiler görmek mümkündür.
Topluma baktığımızda müslüman olduklarını söyleyen içkiciler, kumarcılar, dolandırıcılar, soyguncular ve ahlâksızlar gazinolarda, pavyonlarda eğlenenler ve açık saçık dansözler, şarkı söyleyen bayanlar sokaklarda, caddelerde, çarşıda tesettürsüz gezen bayanlar mâlum, yani bu kişiler İslâm’ın haram ettiği , yasakladığı şeyleri yapıyorlar ve rahat bir şekilde müslüman olduklarını da söyleyebiliyorlar.
Fakat İslâm, yeryüzünden bütün ahlâksızlıkları, kötülükleri kaldırmak için gelmiştir ve bunları yasaklamıştır. İslâm dini müslümanlara her türlü kötülükleri, haramları yapmayı değil; yapmamayı emrediyor. Sadece, ‘ben de müslümanım, kalbim temiz’ diyerek yaptığı kötülüklerin zararını görmeyeceğini sananlar, kendilerini kandırmaktadırlar.
“İnsanlar imtihana tâbi tutulmadan sadece iman ettik (biz de müslümanız) demeleriyle bırakılacaklarını (kurtulacaklarını) mı sandılar? Andolsun ki Biz onlardan öncekileri de imtihan ettik. Allah elbette (imanda) doğru olanları bilir, yalancıları da bilir. Yoksa kötülükleri yapanlar bizden kaçabileceklerini (cezadan kurtulacaklarını) mi sandılar? Ne kadar kötü (ne yanlış) hüküm veriyorlar!” [35] buyrulmaktadır. İman, teslimiyet ister, itaat ister. İmanın gereği sâlih ameldir. Mü’minler imanın gereği olan sâlih amel işlemeli ve onu bir davranış şekli olarak ortaya koymalıdırlar.
Her türlü günahı, haramı işlediği halde “ben de müslümanım” demek, “ben de cennete giderim” demek ahmaklıktır. Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyuruyor: “Akıllı kimse nefsini kontrol altına alıp (her türlü günahlardan korunmaya çalışarak) ölümden sonraki hayat için hazırlık yapan; Âciz (aklını gereği gibi kullanmayan) insan da, nefsinin hevâsına (istek ve tutkularına, kötü arzularına) uyup da Allah’tan (olmayacak şeyleri ve cenneti) temenni eden kimselerdir.” [36]

Ebu Hureyre (r.a.)’dan rivâyetle Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur: “Şüphesiz ki Allah sizin sûretlerinize ve mallarınıza (makam ve mevkilerinize) bakmaz. Lâkin kalplerinize ve amellerinize bakar.” [37]
“İnsana çalışmasından başkası yoktur.”[38] “Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere sürükleyen de ziyan etmiştir. [39]
Âyet ve hadislerden de görüldüğü gibi, “ben müslümanım” demekle iş bitmiyor. Asıl o zaman, İslâm’ın emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınmak gerekiyor. Zaten İslâm’ın emirleri, amelî yönü müslüman olmayanlara değil, müslüman olan kişileredir. Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Yoksa kötülükleri yapan (İslâmî değerleri çiğneyip, putlaşan arzularına göre yaşayan) kimseler, kendilerini hayatlarında ve ölümlerinde, inanıp da iyi ameller işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar (Çok yanlış düşünüyorlar)! Bu sebeple herkes (dünyada) yaptığının karşılığını görecek ve kimseye haksızlık edilmeyecektir.” [40]
“O halde gücünüzün yettiği kadar Allah’tan korkup, emirlerine uygun yaşayın (emir ve yasaklarını) dinleyin, itaat edin (gereği ne ise yapın)” [41] buyrulmaktadır.

Müslüman kişinin Allah’tan korkması, sadece büyük bir tehlikeden duyulan korku gibi olmayıp, bununla birlikte, Allah’a karşı bir saygının da ifâdesidir. Korkan, korktuğundan kaçar; fakat Allah’tan korkan, O’na yaklaşır ve O’nun lütfuna, ikramına mazhar olur. “Allah katında ikrama en lâyık olanınız, O’ndan en çok korkanınızdır.”[42] Allah’tan korkmak ise, O’nun emirlerine itaati ve yasaklarından kaçınmayı gerektirir. İslâm’ı gereği gibi bilmeyenler veya İslâm’a karşı olanlar: “Allah’tan korkulmaz, Allah sevilir, Allah affedicidir” gibi sözlerle insanları Allah korkusundan uzaklaştırmaya ve günah işlemeye sebep olmaktadırlar. Tabiî ki, Allahu Teâlâ’nın rahmeti boldur, Allah “Gafûr”dur, günahları bağışlayıcıdır. Fakat bununla beraber, Allah aynı zamanda “Kahhâr”dır. Küfür, şirk, isyan içinde olanları, tevbe etmeyenleri cezalandırıcıdır. Allah Teâlâ, iman edip sâlih amel işleyenleri mükâfat olarak cennete koyacaktır. Fakat Allah’ın emir ve yasaklarını çiğneyenlere de ceza olarak cehenneme atacaktır. Dünya hayatı imtihandan ibarettir, imtihanı kazananlar kurtuluşa erecektir. İmtihanı kaybedenler perişan olacaklardır. İşte azaba, perişanlığa düşmekten korkmalı ve Allah’ın emir ve yasaklarına uymada titizlik göstermeliyiz. Böylece Allah’tan gereği gibi korkarak Allah’a iyi kul olmaya çalışmalıyız ki, korktuğumuz Cehennemden kurtulalım, umduğumuz cennete nâil olalım.

Merhum Mehmet Âkif Ersoy’da:
“Ne irfandır ahlâka yükseklik veren, ne vicdandır;
Fazilet hissi, insanda Allah korkusundandır.” diyerek Allah’tan korkmanın önemini belirtmiştir.
“Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size cimriliği telkin eder.”[43] Şeytan, müslümanların apaçık bir düşmanı olduğundan, insanların faydasına olanı değil, zararına olacak şeyleri aklına getirir. Birtakım lüzumsuz, zararlı korkulara sürüklemeye çalışarak doğru şeyleri yapmaktan alıkoymaya çalışır.
Dolayısıyla mü’min her aklına geleni değil, doğru olan şeyi yapmalıdır. “Rasûlullah (s.a.s.): “Allah’ım, korkaklıktan Sana sığınırım”[44] diye dua ederek, lüzumsuz korkulara kapılmamak için, mü’minlere bu şekilde dua etmesini öğretmiş oluyor.
Mü’minler de birtakım korkulara kapılabilir. Fakat bu korkular, lüzumsuz/yersiz ise bunlardan kendisini dua ederek kurtarmaya çalışmalıdır.
Fakat, korku ile tedbiri birbirine karıştırmamalıdır. Korku, kalp ve duyularla ilgilidir. Gerçek mü’minlerin Allah’tan başka hiç kimseden korkmayışları, onların tedbirsiz olmalarını gerektirmez. Kendisine, mü’min kardeşine ve onlardan daha önemli olan dâvâsına gelebilecek zarardan dolayı, tâğutlara, müşrik ve kâfir egemen güçlere karşı tedbirli olmaya, gerekli konularda gizliliğe son derece dikkat etmek, dâvâ adamının şiarıdır. Çünkü teşkilatlanma ve cihadla ilgili gerekli durumlarda gizlilik ve tedbir Rasûlullah (s.a.s.)’in sünneti ve ashâbın prensibidir. [45]

Rabbimiz Allah Teâlâ mü’minlerin korku ve ümit içerisinde olmalarını beyan ediyor: “(Rasûlüm!) Kullarıma Benim çok bağışlayıcı ve pek esirgeyici olduğumu haber ver. Benim azabımın da acıklı (şiddetli) azap olduğunu bildir.” [46]
Allah Teâlâ’nın affı boldur. O, kullarını bağışlayıcıdır. Fakat Allah’ın ve Rasûlü’nün emirlerine karşı çıkanlar, hemen yaşadığı çağı hatırlatıp İslâm’ın emirlerini, hükümlerini reddedenler, İslâm’a göre değil de gayr-i İslâmî hevâ ve heveslerine göre yaşayanlar, bu yaşamlarının devamı için, İslâm’a aykırı yaşamdan yana olanlara ve küfür, şirk içinde kalanlara Allah (c.c.)’nün beyanıyla: “(Rasûlüm) Benim azabımın acıklı (şiddetli) azap olduğunu bildir” [47] buyrulmaktadır.
“Ey insanlar! Rabbinizin emrine uygun yaşayın. Babanın çocuğuna fayda veremeyeceği, çocuğun da babasına fayda veremeyeceği bir günden korkun. Şüphesiz bilin ki Allah’ın verdiği söz gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve şeytan Allah’ın affına güvendirerek sizi aldatmasın (günaha sokmasın ve ibâdetten alıkoymasın).” [48] “O halde gücünüzün yettiği kadar Allah’tan korkup emirlerine uygun yaşayın (emir ve yasaklarını) dinleyin, itaat edin.” [49]
Mü’min bütün gayretiyle İslâm’ın prensiplerine uygun hareket etmeye çalışmalıdır. Buna rağmen günah işlediğinde hemen tevbe ederek kendisine çeki düzen vermelidir. Ne için tevbe etmişse bir daha onu yapmamaya çalışmalıdır. Allah affeder düşüncesiyle kesinlikle günah işlememeli, günahtan sakınmalıdır. Rabbimiz yukarıdaki âyet-i kerimede bizleri apaçık bir şekilde uyarmaktadır.
Günah işlendiğinde Allah affetmez diyerek tevbeyi kesinlikle terk etmemeli, çünkü “Allah tevbeleri kabul edicidir.”[50] Fakat Allah günahları affediyor diye de bile bile kesinlikle günah işlememeli. “Artık kim azgınlık etmişse ve (âhiret karşılığında) dünya hayatını tercih etmişse işte muhakkak ki o alevli ateş (cehennem) onun varacağı tek yerdir. Ama kim de, Rabbinin (huzurunda duracağı) makamdan korkup (gereğini yapar) nefsini de kötü hevesten (günahlardan) men ederse, işte muhakkak ki cennet onun varacağı tek yerdir.” [51]Mü’minler, korku ve ümit içerisinde ölçülü ve dengeli olmalı, ifrat ve tefritten sakınmalıdır.


[34] Tâlâk, 65/2-5

[35] Ankebût, 29/2-4

[36] İbn Mâce, Zühd 31; Tirmizî, Kıyâmet 25

[37] Müslim, Birr 34; İbn Mâce, Zühd 9

[38] Necm, 27/39

[39] Şems, 91/9-10

[40] Câsiye, 45/21-22

[41] Teğâbûn, 64/16

[42] Hucurât, 49/13

[43] Bakara, 2/268

[44] Müslim, Zikir 50; Ebû Dâvud, Vitir 32; Nesâî, İstiâze 7

[45] Ahmed Kalkan, Kur’ân-ı Kerim Kavram Tefsiri, Korku kavramı, kavram no: 70, s. 1130

[46] Hicr, 15/49-50

[47] Hicr, 15/50

[48] Lokman, 31/33

[49] Teğâbün, 64/16

[50] Bakara, 2/160

[51] Nâziât, 79/37-41
ebuhasanelmakdisi şu an çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 13:07


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2010 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2010 ilahi-Tr Forumları
Web Stats | ilahi Sözleri | şarkı sözleri