Rahman: Bütün Yaratılmışlar hakkında hayır ve merhameti tercih eden
Rahim: Çok merhamet eden, büyük nimetler veren. Adil: Herkese hakkını veren, Afüv: Günahları affedip sâhibini cezâlandırmaktan vazgeçen Âhir: Varlığının sonu olmadığını belirtir ve insanlara vadettiği sonsuz hayâtı veren Alîm: Bilgisi sonsuz olan, herşeyin farkında olup en ince noktasına kadar bilen Aliyy: Yüksek, büyük ve yüce, güçte, bilgide, hükümde, irâdede ve diğer bütün yetkin sıfatlarında üstün olan Allah: Kendisinden başka ilah olmayan "O" ilah. El-İlah'dan türemiştir.Diğer isimleri kapsar. Azîm: Çok yüce ve sınırsız ve kayıtsız büyüklük, üstünlüğün tek sâhibi, pek azametli olan, yüce. Azîz: İzzet sâhibi, mağlup edilmesi imkânsız olan, her şeye galip olan. Bâis: Ölüleri dirilten, her canlıyı ölümünün ardından yeniden dirilten. Bâkî: Süreklilik sâhibi, sonsuza kadar kalan, sonsuz. Bâri: Yarattıklarını temiz ve sağlam bir nizâm üzere yaratan, olgunlaştırarak birbirinden farklı niteliklerde meydana getiren, âzâ ve cihazını birbirine uygun yaratan. Basîr:Herşeyi her yönüyle eksiksiz gören, yarattıklarına da görme duyusunu veren. Bâsit: Her hayrı veren, lütuf ve rahmetini kullarına yayan, dilediğine bolluk veren. Bâtın: Gizli, cisim olarak görülmeyen, varlığı gizli olan, ancak varlığı da kesin olarak bilinendir. Bedî: Emsalsiz, acâyip ve hayret verici âlemler yaratan. Berr: İyilik ve güzellik, bağışta bulunma, kullarına yardımcı olma Câmi: İstediğini istediği şekilde, istediği zaman, istediği yerde toplayan. Cebbâr: Azamet ve kudret sâhibi, istediğini mutlak yapan, dilediğine muktedir olan.
__________________ Dünyaya gelen bir insan, Kâmil bir mürşide bağlanıp nefsini terbiye etmezse, O, isterse cinlerin ve insanların sayısı kadar ibadet yapmış olsun, kirli ve pis olarak ölür. Davud iskenderi (k.s)
Celîl: Büyüklük ve ululuğu pek yüce olandır.Güzeller güzeli. Dâr: Zarar verici şeyler yaratan Evvel: Herşeyden önce, öncelerin öncesi, başlangıçların yaratıcısı ve varlığının öncesi olmayan Fettâh: Kulların her türlü güçlük ve sıkıntılarını açan ve kolaylaştıran Gaffâr: Kullarının günâhlarını tekrar tekrar affeden ve çok bağışlayan yüce varlık Gafûr: Mağfiret eden, suçları bağışlayan, affeden. Ganî: Çok zengin, hiçbir şeye muhtaç olmayan. Habîr: Her şeyden haberdâr olan, herşeyin iç yüzünden ve gizli tarafından her yönüyle bilen Hâdî: Hidâyete kavuşturan, kulunu hayırla muvaffak kılan. Hâfıd: Allah'ın emirlerini dinlemeyen, başkalarını beğenmeyen, büyüklenip hak ve hukuk tanımaz zorbaları; rezil, perişan eden. Hafîz: Muhafaza eden, koruyup saklayan, yapılan işleri bütün ayrıntılarıyla saklayıp, herşeyi belli vaktinde âfet ve belâlardan koruyan. Hakem: Hikmet sâhibi olan, yaptığı her işte hikmeti gözeten, hükmeden. Hakîm: Herşeyi inceliğiyle bilip buna göre emir ve yasakları vâzeden, buyrukları ve bütün işleri yerli yerinde olan Hakk: Varlığı hiç değişmeyen, hiç yok olmayan ve gerçek olan. Hâlik: Yaratıcı olan, yokdan var eden. Halîm: Acele etmeyen, günahkârların cezâsını vermeye güç yetirdiği onlara yumuşak davranarak cezâlarını geriye bırakan, hilmi çok olan Hamîd: Çok övülen, övgüye en çok layık olan. Hasîb: Herkesin yaptıklarını tâkdir eden, yapılanları bütün ayrıntılarıyla bilip her insanı hesâba çekerek yaptığının karşılığını veren Hayy: Ezelî ve ebedî diri olan, uyuklama, yorulma gibi noksanlıklardan uzak olan. Kayyüm: Herşeyi sonsuz kudreti altına alan, bu kudretiyle kuşatıp kavrayan, herşeyi emri altına alıp tutan Kadir: Kudret sâhibi, tükenmez kudreti olan, istediğini dilediği gibi yapmaya muktedir olan
__________________ Dünyaya gelen bir insan, Kâmil bir mürşide bağlanıp nefsini terbiye etmezse, O, isterse cinlerin ve insanların sayısı kadar ibadet yapmış olsun, kirli ve pis olarak ölür. Davud iskenderi (k.s)
Kahhâr: haddi aşanları çok şiddetli kahreden. Kaviyy: Kudretli, güçlü ve sınırsız kuvvet sâhibi olan Kayyûm: Yarattıklarının işini çeviren, her işleneni bilen, evveli olmayan. Kebîr: çok büyük Kerîm: Cömert, kerem sâhibi; muktedirken affeden, cömertlik duygusunu veren, va'dini yerine getiren, çok ikrâm edici Kuddûs:Her türlü hatâ, gaflet ve âcizlikten, eksiklikten uzak, mutlak kemâl sâhibi
Latîf: En ince işlerin bile bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nûfuz edilemeyen en ince şeyleri de yapan Mâcid: Ulu ve cömert, şânı yüce anlamlarını taşımaktadır. Kadri ve şânı büyük, kerem ve müsamahası bol. Mâlik-ül Mülk: Mülkün ebedî ezelî sâhibi. Mâni: Bâzı şeylerin meydana gelmesine müsâde etmeyen, engelleyen. Mecîd: Şan, şeref, büyüklük ve kudretinden dolayı yüce olan ve güzel işlerinden dolayı da sevilip övülendir. Şeref, ancak kendi emir ve yasaklarına uymakla elde edilebilir (Hud, 11/73). Şanı, şerefi çok üstün olan. Melik: Mülkün sâhibi, mülk ve saltanatı devamlı olan. Metîn: Metânetli, kuvveti çok şiddetli olup hiçbir iş zor gelmeyen, pek güçlü demektir. Mu'ahhir: Herşeyden sonra yine var olan; O'na uymayanları zelîl edip arkada bırakan, istediğini geri koyan Mucîb: O'na yalvaranların isteklerine icâbet eden ve karşılık verendir, teklifleri bilen Muğnî: Dilediğine zenginlik veren, ihtiyaçlarını gideren, zengin kılan. Muhsin: Çokça veren, sonsuz düşünülse bile herşeyin sayısını her yönüyle bilen Muhyî: Dirilten, canlandıran ve hayat veren
__________________ Dünyaya gelen bir insan, Kâmil bir mürşide bağlanıp nefsini terbiye etmezse, O, isterse cinlerin ve insanların sayısı kadar ibadet yapmış olsun, kirli ve pis olarak ölür. Davud iskenderi (k.s)
ALLAHIN İSİMLERİ Varlıkların kendi özlerinde taşıdıkları değerler ile onların isimleri arasında yakın bir ilgi vardır. Bir şeyin var olması isim taşımasını da gerektirir. Allah’ın adı onu insanlığa tanıtmasıyla önemli bir rol oynar. Yok olanın , adı sanı yoktur. İnsanlar Allah’ın kainatın ve kendilerinin yaratıcısı olarak bilirler. Bütün dinlerde o yaratıcı olarak bilinir . mümin Allah’ın adını anmakla kendisini onun huzurunda bulur. Yardımına mazhar olur. Bakıllaniye göre rahman suresindeki “rabbinin ismi yücedir. ’’ den maksat “rabbin yücedir “demektir .( El insaf 2. Baskı kahire 1382 = 1963 ). Allah’ın ismi beşeri idrake sığmayan aşkın , uluhiyetle duyu ve akıl dünyasında yaşayan insan arasında bir bağ durumundadır. Kul uluhiyetle irtibatını isimle sağlar. Bu gerçek Allah’ı tenzih için onun adının vazgeçilmez bir şey olduğunu ortaya koyar. Kulun ona karşı yaptığı iyi veya kötü fiiller uluhiyetin hakikatine değil ismine yönelir. Onun hakikati münezzeh ve dokunulmaz kalır. Bir varlığın bilmek onun zahirini tanımak demektir. Firavunda batarken Allah’a dememiştir. İsrail oğullarının rabbine inandım demiştir. Bu onun Allah’ın adını bilmediğini gösterir. Sihirbazların durumu da aynıdır.
__________________ Dünyaya gelen bir insan, Kâmil bir mürşide bağlanıp nefsini terbiye etmezse, O, isterse cinlerin ve insanların sayısı kadar ibadet yapmış olsun, kirli ve pis olarak ölür. Davud iskenderi (k.s)