![]() |
| | |||||||
| Anket Sonuçlarını Göster: sizce ab ye girmelimiyiz?? | |||
| evet | | 11 | 31.43% |
| hayır | | 19 | 54.29% |
| emin değilim | | 5 | 14.29% |
| Oylayan: 35. Bu ankete katılma yetkiniz yok | |||
| | LinkBack | Konu Araçları |
| | #1 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 682
| neden girmeli neden girmemeli neden kararsızsızsın lütfen birşeyler yazalım arkadaşlar |
| |
| | #2 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 904
| ilk oy benden bence girmemeli nedeni açık sömürmekten başka bişey yapmicaklar bize..... bizi alacakları zaman bizim üstlere çıktığımız zaman olacak.... |
| |
| | #3 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Jun 2007 Yaş: 20
Mesajlar: 121
| bence abye girmemeliyiz çünkü bize zararından başka bir şeyi yok daha girmeden elimizi kolumuzu bağlıyorlar girsek kim bilir neler yaparlar |
| |
| | #4 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 658
| bencede girmeyelim,biz bize yeteriz dimi ![]() |
| |
| | #5 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Apr 2007 Yaş: 24
Mesajlar: 359
| Avrupa Birliği'nden 'tarih alma' çabaları sonuna gelirken, sonuç ne olursa olsun, Türkiye için amaç, Avrupa Birliği'deki ekonomik ve siyasal koşulların sağlanması ve 'aynı ortamın' oluşturulmasıydı. Avrupa Birliği'ne üye ülkelerdeki herhangi bir alanda hangi süreçler ve koşullar varsa, zaman içinde bunların aynısının Türkiye'de de kurulması, farklılıkların giderilmesi için çalışılacaktı. Farklılıkların ortadan kaldırılması, aynı koşulların ve süreçlerin oluşturulması ile, herhangi bir üye ülkedeki kişinin, yatırımcının ya da girişimcinin kendi ülkesindeki koşullarla bir başka ülkede hem bireysel hem de ticari ve ekonomik faaliyetini 'sürprizsiz' sürdürmesi sağlanıyor. Bireysel ve toplumsal yaşam koşulları ile ekonomik faaliyetlere ilişkin koşulların tüm üye ve üye adayı ülkelerde aynen sağlanması, Avrupa Birliği'nin temel amacına giden yolda, yani 'siyasal birlik' için temel koşul olarak konulmuştu. Siyasal koşulların sağlanması 'Kopenhag Kriterleri', ekonomik koşulların da 'Maastricht Kriterleri' ile sağlanması öngörüldü. Ekonomik koşulların sağlanmasının son 'istasyonu', parasal birlik olarak tanımlandı. Bu da 1999 yılbaşında yaşam buldu. Avrupa Birliği'ne tam üye olarak girmeyi hedefleyen Türkiye'nin kısa vadeli hedefi, uyum süreci için müzakere tarihi almaktı. Siyasal, ekonomik ve toplumsal yaşamla ilgili çok detaylı 'yapılacaklar listesi', bu süreçte hep gözden geçirilecek. Türkiye tarih alsa da almasa da, 'yapılacaklar listesindeki' eksikleri tamamlaması, Türkiye'yi, üye ülkelerdeki koşullardan farksız bir ülke konumuna getirecektir. Tarım, balıkçılık, ulaştırma, haberleşme, vergi politikası, şirketler hukuku gibi 29 alanda uyum için 'yapılacaklar listesi' için uzun bir süreç başlayacak. Yasal ve yönetsel düzenlemeler, yapı değişiklikleri yaşanacak. Acaba Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyelik süreci, Kopenhag'da 'savsaklanırsa' ya da 'ötelenirse', Türkiye bu standartlardan vazgeçmeli midir? Bizce hayır. Türkiye, Kopenhag'daki toplantıdan ne sonuç çıkarsa çıksın, Avrupa Birliği standartlarını yaşama geçirmek zorundadır. Bu standartları sağlaması, Avrupa Birliği'ne üye olsak da olmasak da, Avrupa Birliği'ne üye ülkelerden 'farksız' bir ülke konumunu getirecektir. Hem siyasal alanda, hem de ekonomik alanda diğer ülkelerle ilişkilerinde avantaj sağlarken, içeride de istikrar getiren bir platform oluşturacaktır. Örneğin, sanayideki tüm sektörlerin, müzakere süreci içinde Avrupa Birliği'nin ilgili standartlarına uyum sağlamak zorunda olacaklar. Bu standartlar, hem dışarıda hem de içerideki rekabeti de etkileyecek. İstanbul Sanayi Odası tarafından Dr. Ruhi Gürdal'a hazırlatılan 'İmalat Sanayiinin Uluslararası Rekabet Gücü' başlıklı raporda, Avrupa Birliği standartlarından haberdar olmayan firmaların oranının yüzde 26.4 olduğu, bu standartları bilen, ancak uygulamayanların oranının ise yüzde 46.9 olduğu belirtiliyor. Sadece yüzde 40'a yakın bir firma Avrupa Birliği'nin standartlarına uyum gösteriyor. Yine raporda saptanan bir başka olgu da, firmaların iç pazarda en büyük rakibinin Avrupa Birliği ülkeleri olması. Oranı ise yüzde 38.3. Türkiye'nin en büyük partneri olan Avrupa Birliği ile ticareti, üyelik süreci ne olursa olsun devam edecek. Ne olursa olsun, Türkiye mal satmaya devam edecek. İçeride de bu ülkelerin rekabetini yaşayacak. Bu yüzden, 'uyum için yapılacaklar listesi' hızla gerçekleştirilmelidir. Alıntıdır... |
| |
| | #6 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,268
| hayır özellikle dogu birliği kurulmalı zaten 10-15 yılda dünyanın blokları yer değiştirecek türkiyenin abd ve avrupayı bırakıp doguya ve guneye yönelmeli |
| |
| | #7 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| ilk girilmeli diyen benim gelişmiş olmadan bizi almiicaklar gibi görünüyor. gelişince de zaten girmemizin bi sakıncası olmaz. 40 yıldır uğraşıyoruz. herkes girmeye çalışıyor. ![]() |
| |
| | #8 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 2,424
| Ikinci de ben olayim bari... ![]() Elbette girmeli... Sonsuza kadar 3. dunya ulkesi olarak kalmamak icin... Zaten amac illa avrupa birligine girmis olmak degil...Avrupa ulkelerinin yasam standardini yakalayabilmek... Ondan sonra alsin yada almasinlar bi onemi olmayacak... Zaten basbakanimiz da boyle diyor..."Kopenhag kriterlerini Ankara kriteri yapar yolumuza devam ederiz.." Bizim amacimiz o standartlari yakalayabilmek... |
| |
| | #9 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 2,046
| bende ilk kararsız olan olıyım o zaman sonra bizim türkler o kadar özentiki daha ab değiliz ama onlara benzemeye çalışma isteği oldukça yüksek helede gençlerde, ya bide her an aynı ortamda olduğumuzu düşünemiyorum. benim karşısında susmaya dayanamadığım gençlik bana yetiyor birde bunun çıldırdığım gençlikle yanyana olmak felaket olur benim için. bunun yanında girmezsekte bazı gelişme ve ilerleme için onların gücünede ihtiyacımız var. türkiyenin kalkınması ve durumunun daha iyi olması için. birde onlara ne kadar güvenebiliriz oda ayrı bir tartışma konusu. böyle düşünmeme rağmen ab ye girmeme daha ağır basıyo |
| |
| | #10 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Feb 2007 Yaş: 30
Mesajlar: 568
| neden hayır.çünkü AB bilgimiz gibi bir "union". birlik. "united" ise birleşmiş birleşik.yani farklı şeylerin birleşmesi. fakat union da artık farklı şeylerin birleşmesinden bahsedilemez.birleşmek degil BİR olmak manasınadır union. yani açarsak danimarkalıyla aynı hissiyatı paylaşacaksın yunanla aynı şeylere gülecek aynı şeylere ağlayacaksın.fransızın sevdigi şeyleri sevecek almanın sevmedigini sende sevmeyeceksin. adı üstünde UNİON. yani bir kapta erimek O sen SEN o olmak. bundan ab ye karşıyım. bizim gelneğimiz örfümüz dini köklerimiz buna el vermez. ha olsaydı bi cıkar ilişkisi united olurduk.oda tabiki milli manevi menfaatlerimiz düsturlarınca. ama yani şimdi danimarkalıyla ben aynı olabilir miyim? o rahtlığı serbestliği hümanismi benimsemiş seküler ateist bi tarzları var. fakat biz öylemiyiz? tabiki bizim dini ve milli kültürümüz cok cok fersah fersah uzak bunlardan. ama ben memnunum.iyki burada dogdum inşaallah burada öleceğim. ab zaten kendi içinde bir union olamamışken necip türk milletinin buraya dahl edilmesi tamamen batının cıkarlarınadır. islamın bayraktarlığını yapmış bir milleti absorbe etme değerlerinin içini bvoşaltma kendine YONTMA girişimidir. kısaca ab ye a dan z ye karşıyım. |
| |
| Konu Araçları | |
| |