![]() |
| | #21 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,687
| Az önce Nörotransmitter konusunu okudum. Nörotransmitter : Nörotransmitter iki sinir hücresi arasındaki bağlantıyı sağlayan kimyasal bir maddedir. Daha basit bir anlatımla nörotransmitterleri iki sinir hücresi arasında bilgi alışverişini sağlayan ulaklar olduğu söylenebilir. Bu ulakların işlevleri sayesinde beyinde bulunan milyarlarca sinir hücreleri saniyenin binde birinden daha kısa bir sürede birbirleriyle etkileşimde bulunabilirler. Bir ismi hatırlamak, bir cümleyi ezberlemek, bir bedensel hareket yapmak, bir duygu yaşamak ve daha binlerce ruhsal ve bedensel işlev beyin içindeki ve dışındaki bölgelere bu kimyasal maddeler aracılığıyla iletilir ve işlem tamamlanır. Nörotransmittter maddelerinin azalması veya çoğalması bu işlevlerin aksamasına neden olabilir. |
| |
| | #22 | |
| Er Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 10
| Alıntı:
okuduuuuuummmm | |
| |
| | #23 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,367
| Kalbim ilk o anda kıpırdadı. Işık su kıyısındaymış. Çizgisi bana doğruymuş. Sır, ancak perdenin önünde durmayı göze alana aşikârmış. Ama kalbin sırrıyla süveydası arasındaki yol ne kadar da kısaymış. Süveyda, üzerinde günahların biriktiği kapkara bir noktaymış. Esvedeyn olmuyormuş kalbimin üzerinde; iki kara. Ama kalbin süveydası varmış ve o da kara anlamındaymış. Niyet, sevaba götürdüğü gibi günaha da açılan kapıymış. İnsan ikisinin arasında hem malûm hem meçhulmüş.” (İsimle Ateş Arasında, s. 25–26) ..nazan bekiroğlu.. |
| |
| | #24 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 916
| gizli dünya devletleri adlı kitaptan kaldığım yerden aynen devam...(bitirmeye çalışıyorum ama pek vaktim yok :'() |
| |
| | #25 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 284
| Şeyh Sadi-i Şirazi,Gülistan'dan BİR BAYRAM SABAHI Bir bayram sabahı,Bayezid-i Bestami Hazretleri,hamama gitmiş,gusül abdesti aldıktan sonra çıkmıştı. Sokakta giderken,dikkatsizlikle bir evden başına bir leğen kül döktüler. Sarığı sarı küle bulaşmış olduğu halde,elini yüzüne sürerek,Cenab-ı Hakka şükretti ve nefsine hitab ile; "Ey nefsim! Ben ateşe layığım.Başıma kül döküldü diye kızar mıyım?"dedi. Kim ki kendini görürse,Cenab-ı Hakkı görmeyi ondan beklemeyin!" |
| |
| | #26 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,687
| Kastamonu Lahikası'ndan Aziz, sıddık kardeşlerim, Risale-i Nur, tarikat değil hakikattir. Âyât-ı Kur'âniyeden tereşşuh eden bir nurdur. Ne şarkın ulûmundan ve ne de garbın fünunundan alınmış değil. Kur'ân-ı Mucizü'l-Beyânın bu zamana mahsus bir i'câz-ı mânevîsidir. Menfaat-i şahsiye yoktur. Risale-i Nur'un hiç olmazsa Söz ve Mektuplarını tamamıyla okuyunca birçok hakikatlar tezahür edeceğinden, bugünkü düşüncenizden, yani Risale-i Nur'u yazmaktan çekinmek ve çekilmekten derhal teberri edeceksiniz. ... |
| |
| | #27 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 78
| inanmayacaksınız ama 5 dk önce kitabımı bıraktım bende yazar şemsettin sami taaşşuk-u tal'at ve fitnat'ı okuyordum çok güzel bir roman tavsiye edebilirim ALLAH'A emanet olun |
| |
| | #28 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,367
| ..Değil mi ki kimi taş gemi oldum cam ırmakların üzerinde yüzmeye kalkıştım; kimi cam ırmak oldum taş gemilerin bağrımda yüzmesine alıştım. Ama her halde de sadece cam ırmağın değil taş geminin de kırıldığına tanığım. Netice: Cam ırmağında taş gemi yüzdürmeyi bir türlü başaramadım Nazan Bekiroğlu-Cam Irmağı Taş Gemi |
| |
| | #29 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 2,046
| biraz önce gelen cuma mesajlarını okudum... |
| |
| | #30 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,367
| "İsmi Mansur'du, bir yeniçeri. Gece. Yedikule surları içinde. İsminin üzerinden bir iptal serüveni geçti. Siyahtı yeniçeri katibinin kullandığı mürekkebin rengi." Ne kadar zaman yetti Mansur'un bedeninin, Mansurun bedeni ki benim yurdum, dışarı çıkartılmasına? İstanbul'un bütün camilerinde okunan sabah ezanlarının gelip de beni bulduğu o vakitte. Et siyah, kan kırmızı. Her zamanki gibi bir gece olsa idi, yurdumdan uyanıp da bir bardak buğulu kiraz şerbetini yudumlayacağım o saatte. Meyyit kapısından çıkan muhafızların, daha da ağırlaşmış yükleriyle bir sandala atladıklarını, kıyıdan, çok değil, sadece biraz açıldıklarını, sonrasında yüklerini suyun koynuna usulca bıraktıklarını, seçebildiğim saatte. Her şey olup bitiyordu ve ben sadece bakıyordum. Sağ yanım deniz. Karşımda Yedikule. Yedikule'nin yedisi birden yıkıldı üzerime. Sonrası bir büyük sessizlik ki dışı sükut, içi kıyamet. Gözlerimi yumdum.., Kendi cesedimin taşınmasına tanık tutuldum... yine Nazan Bekiroğlu.... |
| |
| Konu Araçları | |
| |