![]() |
| | #1 |
| Er Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 21
| Ayrılık Hediyesi Şimdi saat, sensizliğin ertesi... Yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın... Avutulmuş çocuklar çoktan sustu. Bir ben kaldım tenhasında gecenin, Avutulmamış bir ben... Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim Ki bu yaşlar Utangaç boynunun kolyesi olsun. Bu da benden sana Ayrılığın hediyesi olsun... Soytarılık etmeden güldürebilmek seni... Ekmek çalmadan doyurabilmek... Ve haksızlık etmeden doğan güneşe Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi Mülteci isteklerim oldu ara-sıra, biliyorsun... Şimdi iyi niyetlerimi, Bir-bir yargılayıp asıyorum... Bu son olsun be... bu son olsun! Bu da benim sana, Ayrılırken mazeretim olsun! Şimdi saat yokluğunun belası... Sensiz gelen sabaha günaydın! İşi-gücü olanlar çoktan gitti Bir ben kaldım voltasında sensizliğin Hiç uyumamış bir ben... Şimdi dişlerimi sıkıp Dudaklarıma kanamayı öğrettim Ki bu kızıl damlalar Körpe yanağında bir veda busesi olsun. Bu da benden sana Heba edilmiş bir aşkın Son nefesi olsun... Kafamı duvara vurmadan, Tanıyabilmek seni... Beyninin içindekileri anlayabilmek... Ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü, Bütün saatleri öylece durdurabilmek için, Çıldırasıya paraladım kendimi... Lanet olsun! Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde Olsun be... ne olacaksa olsun! Bu da benim sana, Ayrılırken şikayetim olsun! gözyaşım, utangaç boynunun inciden kolyesi olsun. her damla, vefasız teninde bir veda busesi olsun. Isterim, sen de ben gibi yan, ömrüne hep ağla. hep ağla, bu benden, son dua, bu benden, ayrılık hediyesi olsun... |
| |
| | #2 |
| Er Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 21
| Hangi Ayrılık? Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz? Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz? Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın? Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın? Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye? Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye? Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren? Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren. Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline? Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde? Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı? Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı? Hangi cama kafa atsam? Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam? Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam? Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam. Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam. Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür? Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın? Hiç sanmam! ... Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! . Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye? Olur mu be! . olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Aşk dediğin mendil mi? Buruşturup bir kenara atılır mı? VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı? Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden? Hangi pense kopardı bizi birbirimizden? Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini? Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini? Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı? Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı? Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti? Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti? Dağ gibi adamı eze eze! ..... Hangi anası tipli parlak çömeze, Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze? Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı? Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı? Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı? Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı? Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni? Ve! .. Hangi su bağışlatır? Hangi musalla temizler seni? Bu Nasıl Ayrılık? ... |
| |
| | #3 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 1,059
| MEVSİM AĞACI merhaba deyip yeni bir güne başlıyorum hergün hergün dediğim aslında bitmeyen bir gün zaman gelip geçiyor farkında değilim ve de umrumda değil ben senin döneceğin günü bekliyorum işte o zaman güne yeni bir gün diyeceğim yine bir güne başladım ve yine sen yoksun ve ben yine seni beni bıraktığın yerde bekliyorum çiçekler açıyor bahar gelmiş birden yeşeriyor etrafım ve bir ışık vuruyor bedenime ısınıyorum ve bir den her şey sararıp soluyor içim burkuluyor beyazlar sarıyor etrafımı üşüyorum seni arıyorum seni istiyorum gel artık diyORUM ve beni terk ettiğin o MEVSİM AĞACININ altında seni hala bekliyorum ***AHMET öZHAN B.*** |
| |
| | #4 |
| Er Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 21
| İSTANBUL YAŞANMALI Yaralı bir kuştur istanbul Sarıp sarmalanmalı. Gözlerinin içine bakıp da Sevgi sözcükleri fısıldanmalı. Ürkek bir çocuktur İstanbul Umudun izi yüzünde yara Sevgisizlik kalbinde derin acı Sımsıkı kucaklanmalı. Hazin bir aşk öyküsüdür İstanbul Sevgiliyi şarkılarda arayan Dert ortağını kalabalık sokaklarında Onunla dost olunmalı. Bir yalnızlıktır İstanbul Öylesine kalabalıkta tek başınalık Akıtır gözyaşlarını Boğaz'ından sessiz O yaşlarla ıslanmalı. Ve bir hayattır İstanbul Her sabah doğup yeniden,akşamına kor kızıl batan Her anı birbirinden farklı olan Aşkı göğünde,nefreti derinlerinde saklayan.... |
| |
| | #5 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2007 Yaş: 20
Mesajlar: 4,665
| ben çok severim şiir leri bunlar sizlere mi ait arkadaşlar :-\ |
| |
| | #6 | |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 1,059
| Alıntı:
| |
| |
| | #7 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| maşallah Allah ilhamınızı daim etsin inşallah |
| |
| | #8 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 4,092
| Umutlar sultanı anlayamadı Sizler beni asla anlamazsınız Biraz sevdasınız,biraz nazsınız Kimse benim gibi ağlayamadı Belki gülersiniz,inanmazsınız Umutlar sultanı anlayamadı Sizler beni asla anlamazsınız siir okumayida dinlemeyide cok seviyorum |
| |
| | #9 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Feb 2007 Yaş: 19
Mesajlar: 356
| ben duyguyu şiirde bulurum..okumayı çok seviyorum yazanın tüm ruh halini ortaya koyuyor diye düşünüyorum.... biaralar kendimde yazdım ama artık yazamıyorumm... :'( burda verilenlerde çok güsel paylaşımlarınız için sağoluunnn... devamı gelir inşallah ![]() |
| |
| | #10 |
| Er Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 21
| Ask benim adim, ask... kisacik bir kelimeyim ama anlamim ansiklopedileri asar. Ne rengim belli, ne zamanim? ansizin dikiliveririm karsiniza. beklenmedik zamanlarda sinsice süzülürüm yüreklerinize.adim ask benim... bir bakmissiniz hizli hizli çarptirmaya baslamisimdir kalbinizi. heyecan yüklerim benliginize, bir anda degistiririm renginizi. siyahtan maviye yol alir kalpler benimle.en acili yürege bile huzur verir benim adim. benim adim ask... gece gündüz demeden damarlarinizda dolanirim.gururunuzu ve mantiginizi silerim bir anda... size ayni anda korkuyu ve cesareti verip, hayatinizi en tatli oyuna dahil ederim. ben ruhunuza günes gibi dogdugum gibi, bazen geceleri getiririm.benim adim ask... ben bir karmasayim.size siirler, mektuplar ve güzel sözleri yazdirtan duyguyumdur ben. bir gülde degisir bazen adim ve sevgiliye yol açarim kalpten kalbine. ask benim adim, ask... bazen ruhunuzu sikistirip, sizi kendinizle basbasa birakirim ve benim sayemde birlesir sevdiginizle elleriniz. ben öyle bir seyim ki sizi hem hayata baglarim, hem hayattan soyutlarim. ben yaralarim ve yaralarinizi saranim. benim adim asktir... ben çözümü en zor vakayim.ask benim adim, ask... anlamim ve yasatacaklarim sinirsizdir aslinda ama ne gerek var hepsini simdi anlatmaya. benim adim ask... beni yasadikça taniyin. bir gün elbet sizin yüreginize de ugrarim. benim adim ask... ben bambaskayim “Aşk” benim adım aşk, iki sessiz bir sesli harften ibaret değilim sadece. Ne şeklim belli şemalim, ne de zamanım...Ansızın dikiliveririm karşınıza, kalbinizin derinliklerinde demlenip süzülüveririm sevdanıza. Hoşgeldim, benim adım aşk! Bir de bakmışsınız ki hızla çarpıyor kalbiniz, heyecanlanırsınız ve sesiniz soluğunuz çıkmaz olur. Teninizi kırmızıya boyayan benim utangaçlık boyasıyla biliyor musunuz, o mahçup ifadeyi yüzünüze yapıştıran yine ben... Gece gündüz demeden damarlarınızda dolanır dururum, gururunuzu ve mantığınızı silerim bir anda sonra “Mantığın bittiği yerde aşk başlar” gibi sözler uydurursunuz, bilmezsiniz ki hiç bitmez aslında. Aynı anda korku ve cesareti veririm size, dizleriniz bağını ben çözerim sonra “Seni seviyorum!” kelimesini düğümlerim dudaklarınıza büyük bir keyifle. Sizi bu tatlı oyuna dahil ederim habersizce, mızıkçılık yapıp bu oyundan çıkamazsınız çünkü asla çıkmak istemezsiniz. Karmaşık bir duyguyum ben asla tarif edemediğiniz. Şiirler, mektuplar ve güzel sözleri size yazdıran da benim. Kırmızı bir gül olur bazen adım, elele tutuşmuş iki sevgilinin bakışıyım bazen. Size her şeyleri yaptırtan benim; uykunuzu kaçıran ve geceyele gündüzü size karıştırtan da benim işte. Pişman değilim hiç! Sizi kendinizle başbaşa bırakırım olmadık yerlerde, belki bir otobüs durağında, belki yatağınızda en sevdiğiniz müziği dinlerken. Okulda da bırakmam peşinizi, ne çabuk unuttunuz sıraların üzerine kazıdığınız sevgilinizin baş harfini ve çizdiğiniz o minicik kalp resimlerini, sımsıkı sarılıp izlediğiniz aşk filmlerini! Ben öyle bir şeyim ki sizi hem hayata bağlarım, hem hayattan soyutlarım. Ben yaralarım sizi “Ayrılık” adı altında ve yaralarinizi yine ben sararım “Yeni aşk” tadında. Hiç yaşamadığınız şeyler yaşatırım size... Sevgilinizle içtiğiniz bir bardak çayın şekeriyim, beraber gezdiğiniz sokaklarım dudaklarınız birleştiğinizde aşktır yine adım ama tutkuya dönüşürüm ansızın. Size daha fazla anlatmayacağım kendimi, beni siz tanıyın. Benimle tanışmak için beklemeyin. Beni ararsanız sevgilinizin telefon rehberinde “Aşkım” adım, mesajlarda “Canım, sevdiceğim, herşeyim...” Aşık olmadım diyenlere inanmayın, er geç hepiniz adımı öğreneceksiniz. Adımı bildiğiniz ama umursamadığınız şeylerin önüne koyacaksınız, “Aşk filmi, aşk mektubu, aşk ikisiri, aşk acısı...” Durmayın şimdi “Seni seviyorum, sana aşığım işte” deyin binlerce kez. Utanmayın hiçbir şeyden, bırakın sürüklesin sizi rüzgarım, bırakın kendinizi sevdanın kollarına. Aşk benim adım aşk, merhaba işte ben geldim. Hoşgeldim, misafir değilim kalplerinizde kiracı hiç değil. Şimdi sadece adımı fısıldayın, çünkü ben geldim. Hepinizin içinde sabırlı bir tohum gibi kendi kozamda saklı durdum, bir gün bir güneş parladı, bir yağmur düştü ve tohumken çatlayıp çiçekler açtığımı, ruhunuzda rengarenk bir agaç gibi rüzgarlarla dansettigimi gördünüz. Sonra rüzgarlarla dans eden çiçekler, manasız kaprisler, yanlış anlamalar ve çalmayan telefonlara dönüşür. İçiniz yanıp kavrulur, adıma lanetler okursunuz, beni öldürmek için çabalar durursunuz. Eksilirsiniz; Bu acıdan kurtulabilmek için eksilmeye bile razı gelirsiniz su içemez, yemek yiyemezsiniz. Zamanla farklı tohumlar olduğunu görürsünüz ve sadece sevinç yada acının değil içinde her ikisinin de olduğunu görürsünüz. Ayıramazsınız bu ikisini aynı mavi rengi gökyüzünden ayıramadığınız gibi. Ama içinzdeki o aşk ve sevda isteği hiç bitmez ah siz yok musunuz siz yine bir yolunu bulup düşersiniz peşime, aşık olursunuz. Aşk benim adım aşk, yüreklerinize geldim. Açın kapılarınızı, kırın gönlünüzdeki kilitleri, çünkü ben geldim. |
| |
| Konu Araçları | |
| |