![]() |
| | #1 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| salam aleykum..bu konuyu bir sitede gormustum bu hadisleri bilmeyi cok istemistim bende insallah her gun bir tanesini yazmaya calisacam...hayirli olur insallah...bu yazilacaklarin uydurma oldgu benim fikirm degil bunu da belirteyim islam alimlerinin gorusleridir... 1.( Din akıldır, dini olmayanın aklı da yoktur ) [1] Hadis bâtıldır. Nesâ’î « bu bâtıl ve münker bir hadistir » demiştir. Hafız b. Hacer; aklın fazileti konusunda otuzdan fazla hadis olduğunu ve tümününde uydurma olduğunu belirtir. İbn Kayyım’da[2], akılla ilgili bütün hadislerin yalan olduğunu söyler. [1] en-Nesâi, el-Kunâ. [2] Menar el-Munif. |
| |
| | #2 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| 2- ( Kişilerin azmi, dağları yerinden oynatır ) Hadis değildir. Aksine Gazzâlî’nin kardeşi olan Ahmed el-Gazzâli’nin sözüdür. |
| |
| | #3 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| 3- ( Mescidde konuşmak, hayvanların yeşilliği yedikleri gibi sevabları yer ) Bunun aslı yoktur. Gazzâlî İhyâ’da[3] nakleder, Hâfız el-Irâkî rivâyetin aslını bulamadığını, es-Subki ise, isnadını bulamadığını söyler. Rivâyetin dillerde meşhur olan şekli ise; ( Mescidde ki mubâh söz ateşin odunu yediği gibi sevabları da yer). [3] 1/136. |
| |
| | #4 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| 4- ( Ebediyen yaşayacakmış gibi dünyan için çalış, yarın ölecekmiş gibi de ahiretin için çalış) Merfû olarak aslı yoktur. Ancak son zamanlarda halk arasında şöhret bulmuştur. |
| |
| | #5 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| 5-( Gerçekten ALLAH kulunu helâl şeyin talebinde yorgun olarak görmeyi sever )[4] Uydurmadır. Ravilerinden olan Muhammed b. Sehl el-Attâr hadis uyduran birisidir. [4] ed-Deylemi, el-Firdevs. |
| |
| | #6 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| 6- ( Ümmetimden iki sınıf salâha ererse, insanlar da salâha erer: yöneticiler ve âlimler ) Uydurmadır. Râvilerinden olan Muhammed b Ziyâd el-Yeşkurî hakkında Ahmed b Hanbel; yalancı olup hadis uydurduğunu söyler. Buna rağmen Gazzâlî İhyâsın da rivâyeti Allâh Rasûlû (s.a.s)’e nisbet eder! |
| |
| | #7 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| 7-( Her kim günah işlerken gülerse, ateşe ağlayarak girer ) Uydurmadır. Bu rivayette yukarıda geçen Muhammad b. Ziyâd adında yalancı ve hadis uyduran birisi kanalından gelmiştir. |
| |
| | #8 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| 8-( Hâlimi bilmesi, istememe gerek bırakmaz ) Bunun aslı yoktur. Bazıları bunu İbrâhim (a.s)’ın sözü olarak aktarırlar, söz isrâiliyattandır. Rivâyete göre, İbrâhim (a.s) mancınık ile ateşe atıldığında Cebrâil kendisine gelerek; «Ey İbrâhim bir isteğin varmı?» dediğinde, İbrâhim: «Sana ihtiyacım yoktur» der. Cebrâil: «Rabbinden dile» der. Bunun üzerine İbrâhim (a.s) yukarıdaki sözünü söyler. Rivâyeti el-Bagavî tefsirinde Ka’b el-Ahbâr’a nisbet etmiştir. Tasavvuf anlayışına göre hikmet hakkında yazanlardan bir tanesi; «ALLAH’tan istemen O’nu itham etmendir!» der. Çünkü Allâh her şeyi duyup gördüğünden, Ondan isteme O’nun duymadığı görmediği anlayışına götürdüğü için Onu itham etmektir!!! Böyle bir anlayış büyük bir sapıklıktır. Çünkü başta İbrahim (a.s) olmak üzere bütün Peygamberler ALLAH’tan istemişler O’na yalvarmışlardır. Kur’an ve Sünnette bunun örnekleri çoktur. Ebu Davud’un tahriç ettiği sahih bir hadiste : ( Duâ ibadettir diyen Allâh Rasûlû (s.a.s) ardından şu âyeti okur; «Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana duâ edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibâdeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir»)[5] Duâ ile kul, Allâh’a olan kulluğunu ve O’na olan hâcetini izhâr eder. Dolayısıyla her kim ALLAH’a dua etmez ise, sanki ona olan kulluktan yüz çevirmiş gibidir. el-Hâkim’in[6] tahrîç edip ez-Zehebî’nin de muvafakat ettiği hasen bir hadiste ( Kim ALLAH’a dua etmez ise ALLAH ona gazab eder) buyurulmaktadır. [5] Gâfir 60. [6] el-Mustedrek 1/491 |
| |
| | #9 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| 9- ( Câhım (makamım) ile tevessül edin, çünkü cahım ALLAH’ın indinde büyüktür ) Bunun aslı yoktur. Hiç şüphesiz Allâh Rasûlû (s.a.s)’in yeri ve makamı ALLAH’ın indinde büyüktür. Ancak bunun ile tevessül arasında fark vardır, ikisinin karıştırılmaması gerekir. Câhı ile tevessülde bulunulup kabule daha şayan olduğu inancının akıl ile bilinmesi imkansızdır. Gaybi bir konu olduğu için delil olabilecek sahih bir nakil ile sabit olması gerekir. Bu konu hakkında da sahih bir hadis yoktur. Bilâkis Ebû Hanîfe şöyle der: « Hiç kimsenin ALLAH’tan başka biriyle ALLAH’a duâ etmesi gerekmez. Musâade edilen ve emredilmiş olunan dua, ALLAH’ın şu, ( ALLAH ait güzel isimler vardır. O’nu o isimlerle çağırınız) âyetinden yararlanılarak yapılandır. »[7] Ebû Yusuf ise şöyle der: « Falanın hakkı için veya peygamberlerden birisinin hakkı için Harem-i Şerîf yahut Meş’ar-i Harâm hakkı için duâ edilmesini kerih görürüm. »[8] Tevessülle ilgili batıl bir rivâyette Şâfii şöyle der: « Ben Ebû Hanîfe ile teberrukte bulunurum, her gün kabrine gelir ve bir ihtiyacım olduğunda iki rekat namaz kılarım, böylelikle kabrin yanında ALLAH’tan ihtiyacımı isterim, uzun zaman geçmeden ihtiyacım giderilir » Ravilerinden olan Umer b. İbrâhîm bilinmemektedir. Rivayetin yalan olduğu gün gibi açıktır. Çünkü Şâfii Bağdat’a geldiğinde duâ için nöbetleşe olarak ziyaret olunan hiç bir kabir yoktu. Bu hâl Şâfii döneminde bilinmezdi. Şafii, Hicâz, Yemen, Şâm ve Mısır’da bir çok sahabi ve tabiin ve daha önemlisi Medine de Peygamber (s.a.s)’in kabrini görmüştür. Şaşılacak bir haldir ki, Şâfii buralarda dua yapmamıştır. Sonra Ebu Hanîfe’nin öğrencilerinden olan Ebû Yûsuf, Muhammed, Züfer, Hasan b. Ziyâd, ne Ebû Hanîfe’nin ne de başkasının kabrine böyle bir duâ için gitmemişlerdir [7] Durrul-Muhtâr 2/630. [8]el-Kudûri, Şerhu’l- Kerhi, Kerâhet Babı. |
| |
| | #10 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| 10- (...Peygamberinin ve benden önceki Peygamberlerinin hakkı için... )[9] Hadis zayıftır. Râvilerinden olan Ravh b. Salâh, münker hadisler rivayet etmiştir. [9]Taberânî (24/351-352) |
| |
| Konu Araçları | |
| |