![]() |
| | #21 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Dec 2007 Yaş: 19
Mesajlar: 74
| Halime Hatunun Peygamberimiz (a.s.)ı Mekke'de Kaybedişi Sütannesi Halime Hatun; Peygamberimiz (a.s.)ı[153] beş yaşında iken,[154] annesine teslim etmek üzere Mekke'ye getirdiği sırada.[155] Mekke'nin yukarı tarafında[156] kalabalık arasında kaybet*ti.[157] Halime Hatun, bunu şöyle anlatır: "Hayvanıma bindim. Sütoğlumu da önüme aldım. Mekke'ye giriş kapılarından büyük kapıya kadar vardım. Orada toplanmış bir cemaat bulunuyordu. İhtiyacımı gidermek ve üstümü başımı düzeltmek için, sütoğlumu orada bırakıp ayrıldım. Şiddetli bir gürültü işitip döndüğüm zaman, kendisini orada göremedim. 'Ey insanlar cemaatı! Çocuk nerede?1 diye sordum. 'Hangi çocuk?' dediler. 'Muhammed b. Abdullah b. Abdulmuttalib!1 dedim. 'Allah'ın, onu büyütmek sebebiyle yüzümü güldüreceği, ev halkımı zengin kılacağı, açlığımı gidere*ceği ve onu annesine götürüp teslim ederek emanetimden çıkaracağım, sevincime ve umduğuma kavuşacağım sırada, önümden kaptılar kaçtılar! Lât ve Uzzaya andolsun ki, onu göremeyecek olursam, kendimi şu dağın tepesinden atacağım, parçalanacağım!' dedim. 'Biz, birşey görmedik' dediler. Beni ye'se düşürdükleri zaman, elimi başıma koyup: 'Vah Muhammed'ciğim! Vah oğulcuğum!' diyerek ağlamaya başladım. Kadınları ve erkekleri, ağıtımla ağlattım. Orada bulunan halk da, benimle birlikte feryad ederek ağlaştılar, yanıp yakıldılar.[158] Kaybolma haberinin Abdulmuttalib'e benden önce erişmesinden korktum. Hemen gidip Abdulmuttalib'in yanına vardım. Bana bakınca: 'Başına mutluluk mu, yoksa yaramazlık mı geldi?' diye sordu. 'Belki de, yaramazlığın en büyüğü!' dedim. Maksadımı hemen anladı. 'Belki de, oğlum senin yanından kaybolmuştur' dedi. 'Evet![159] Bu gece, Muhammed'i getirmiştim. Mekke'nin yukarı tarafında bulunduğum sırada, kay*bettim. Vallahi, şimdi o nerededir, bilmiyorum. [160] Belki de, Kureyşîler hainlik, düşmanlık edip onu öldür*müşlerdir' dedim. Abdulmuttalib kızdı ve hemen kılıcını sıyırdı. Kızdığı zaman, hiç kimse onun kızgınlığını durduramazdı.[161] Bana: 'Ey Halime! Sen otur!' dedikten sonra, Safa tepeciğine çıktı. [162] 'Yâ Âl-i Galib!'* diyerek seslendi.[163] Bütün Kureyşliler toplanıp geldiler: 'Ey Hâris'in babası! Ne haber var?[164] Söyle, sana icabet edelim?' dediler.[165] Abdulmuttalib: 'Oğlum Muhammed kayboldu!' dedi. Kureyşliler: 'Sen hayvanına atla! Biz de seninle birlikte hayvanlarımıza atlayalım.[166] Sen bizi harekete geçir! Sen denize dalarsan, biz de seninle birlikte dalarız' dediler.[167] Abdulmuttalib hemen hayvanına bindi. Öteki Kureyşîler de hayvanlarına bindiler. Mekke'nin yukarı tarafına vardılar. Oradan da, Mekke'nin aşağısına indiler. Birşey göremeyince, Abdulmuttalib, halkı kendi haline bırakıp Beyt-i Harama geldi. İhrama girip, Kabe'yi yedi kere tavaf etti. [168] 'Yâ Rab! Kavmimin hepsi toplandı ise de, Muhammed bulunamadı!1 diyerek Allah'tan yardım dile*di.[169] Havadan, bir seslenicinin: 'Ey cemaat! Feryad etmeyiniz! Hiç şüphesiz, Muhammed'in Rabbi vardır. Onu yardımsız bırakmaz ve zayi etmez!1 diyerek seslendiğini işittik. Abdulmuttalib: 'Ey seslenici! Bize, onun nerede bulunduğunu da haber ver!1 dedi. 'O, Tihame vadisinde, sağdaki ağacın yanındadır' diye haber verdi. Abdulmuttalib, hemen o tarafa doğru gitti."[170] Yolun bir kısmında Varaka b. Nevfel'e rastladı. Birlikte yollarına devam ettiler.[171] O sırada, Peygamberimiz (a.s.) bir ağacın altında ayakta duruyor, ağacın dallarını çekip yaprağı ile oynuyordu.[172] Abdulmuttalib, ona: 'Ey çocuk! Sen kimsin?' diye sordu. 'Ben, Muhammed b. Abdullah b. Abdulmuttalib'im1 cevabını alınca, Abdulmuttalib: 'Canım sana feda olsun! Ben, senin deden Abdulmuttalib'im' dedi. Onu öptü, kucakladı, bağrına bastı. Hemen, hayvanının önüne bindirip Mekke'ye getirdi.[173] Boynuna bindirip Kabe'yi yedi kere tavaf ve onu her türlü tehlike ve kötülükten koruması için Allah'a dua etti.[174] Sonra da, Peygamberimiz (a.s.)ı, Hz. Âmine'ye gönderdi.[175] Duhâ sûresinin: "Seni (çocukluğunda) kaybolmuş bulup da yolunu doğrultmadı mı?" mealli 7. âyetinin bu hadiseye işaret ettiği rivayet edilir.[176] |
| |
| | #22 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Dec 2007 Yaş: 19
Mesajlar: 74
| Bir Kâhinin Peygamberimiz Üzerindeki Teşhisi ve Korkunç Teklifi Peygamberimiz (a.s.), beş yaşında bulunduğu ve dedesi Abdulmuttalib'e teslim edildiği sırada, Mekke'ye bir kâhin gelmişti. Kâhin Abdulmuttalib'in yanında Peygamberimiz (a.s.)ı görünce, ona dikkatli dikkatli bakıp: "Ey Kureyş cemaatı! Şu çocuğu öldürünüz! Çünkü, o sizi bölecek, öldürecek!" dedi. Abdulmuttalib, Peygamberimiz (a.s.)ı hemen oradan kaçırdı.[177] |
| |
| | #23 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Dec 2007 Yaş: 19
Mesajlar: 74
| Peygamberimiz (a.s.)ın Annesine Teslim Edilişi Halime Hatun der ki: "Sütoğlumu annesine götürdüğümüz zaman: 'Onu ne diye getirdin ey sütannesi? Halbuki, yanında kalması için ne kadar ısrar etmiş durmuştun?' dedi. 'Allah oğlumu büyüttü. Ben artık üzerime düşen vazifeyi yerine getirmiş bulunuyorum. Doğrusu, kendisinin başına birşeyler gelmesinden de korktum. Şimdi, onu, istediğin gibi, sana teslim ediyorum' dedim. 'Sen bu halde değildin. Bana doğrusunu haber ver?' dedi. Kendisine herşeyi haber vermedikçe beni bırakmadı, ve: 'Yoksa, sen ona şeytanın musallat olduğundan mı korktun?' dedi. 'Evet' dedim. 'Hayır! Vallahi, şeytan için, ona musallat olmaya, sataşmaya asla yol yoktur. Hiç şüphesiz, benim oğlum için büyük bir hal ve şan vardır. Ben sana onun haberini bildireyim mi?' dedi. 'Evet! Bildir1 dedim. 'Ben ona hamile olduğum zaman, Şam topraklarından Busra'nın köşklerini[178] bana aydınlatıp gösteren bir nurun benden çıktığını gördüm. Ona hamileliğimde de, vallahi, bana hamilelikten daha hafif, daha kolay gelen birşey görmedim. Doğurduğum zaman, o, başka çocukların yere düştükleri gibi düşmeyip, ellerini yere dayamış, başını semaya kaldırmış olarak doğmuştur. Şimdi, sen onu bana bırakıp doğruca yurduna gidebilirsin artık' dedi."[179] |
| |
| Konu Araçları | |
| |