ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > GENEL > Edebiyat > Denemeler


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 06-07-2007, 14:07   #1
nurani
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Hatırlıyor musun

Hatırlıyor musun: “Emperyalizmi ruhlarınızdan atın, o da sizin topraklarınızı terk edecektir.” demiştin. Daha iyi anlıyorum seni ve Gandi’yi. Yabancı kelime ve kavram istilasının altında anlamsız isimler konuluyor dükkânlara, işyerlerine, gazetelere, televizyonlara, elbiselere, yiyeceklere, bebeklere… Kendi öz benliğimizin ve kültürümüzün yansımalarına düşman olan bazı kesimler, bir yerlerde tetikçilik yapıyorlar. Üretim ve üreticinin önündeki en büyük engel de onlar. Darphaneden bile daha çıkmadan parayı “kızıl” ve “yeşil” diye ayırıyorlar. Aklıma meşhur Hint kumaşını dokumasın, İngiliz kumaşı satılsın diye parmakları kesilenler geliyor. Hayatımızın her anını kuşatmışlar. Her adım atışımızda, her soluk alışımızda, her kuruşumuzu harcayışımızda karşımıza çıkıp bizi kemiriyorlar. Çok uluslu, küresel bir sömürü sergiliyorlar. Bunun gerçekleşmesi için senaryolar uydurup ölüm saçıyorlar. Çıkarılan her çeşit tartışmaların, toplumları geren her türlü kaosun, açlığın, sefaletin ve israfın her yerinde de onlar var. “Damdaki Kemancı” oyununu seyredenler gibi.

"Adaletsizlik eden, adaletsizliğe uğrayandan daha mutsuzdur"
diye hayıflandığında bunun ne büyük bir vicdan muhasebesi olduğunu düşündüm. Ölene kadar rüyaları bile kâbusa dönüştüren bir boşluk. Normal bir yolda bile yürürken sanki bir çift gözün kendisini izlediğini hissetmek. Kalabalıkların içerisinde sanki “İşte bu adam!” cümlesinin söyleneceği endişesiyle etrafa şüpheci ve kaçamak gözlerle bakmak. “Ekmek, su, aş bulmak gecikebilir. Temele taş bulmak gecikebilir. Devlete baş bulmak gecikebilir. Adalet gecikmez tez verilmeliydi.”

“Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur.” diye hayıflanmıştın. Derdine derman arayanların derdindeki ortak nokta, şuursuzluk illetinden kaynaklanıyordu. Havale edilmiş isyanlar bütünü olan sorumluluk; maddi anlamda gerçekleşen bir hedeften sonra önceliğini yitiren, modası geçen, insanları galeyana getiren öncelikli bir mesele olmaktan çıkıp, tali bir olay gibi algılanıyordu. Bu da şuursuz ve çok yüzlü müsveddelerin, insanlar tarafından anlaşılamayan ortak yanıydı. Madalyonun çift değil, aslında tek yönü vardı…

“En küçük şeyi en büyük bir biçimde yapmasını öğrenmek gerekir.” dediğinde heyecanlanmıştım. Yaptıkları meslekleriyle hemhal olup da kendini veremeyenler, istediği bir alanda çalışma imkânı bulamayanlar, zeki ve çalışkan olup da iyi eğitim alamayanlar dağladı yüreğimi. Ne kadar mutsuz bir toplumduk. Hâlbuki mevcut imkânlar kullanılarak birçok şey yapılabilirdi. Sorun kişinin yaptıklarına gerekli önemi vermemesinden kaynaklanıyordu. Büyük istikballere ulaşmak, küçük ayrıntılarda gizliydi. Ayrıntılarsa yanı başımızda, bizimle beraber…

“Elmas yontulmadan, insan da yanılmadan mükemmelleşemez.” diye söylediğinde ağlıyordun. Senle beraber ben de. Yanlışlar ve yanılgılarla geçen bir ömrün izlerini taşıyordu yüzündeki kıvrımlar. Önemli olan yanlış, hata, günah değildi. Aynı şeyi bilerek ve isteyerek tekraren yapmaktı. Aynı delikten tekrar ısırılıştı. Zaten, bütün bunlar insana özgüydü. Günah ve Dua, yanılgı ve doğru zıtlığın insana açtığı eşsiz bir buluştu. İkinciler birincilerin izlerini silen cila görevi görüyordu. Tecrübeli, mükemmel, itminan olmak, yanılgılardan ge*rekli dersi çıkarabilmekle mümkündü. Kimse mükemmel değildi belki ama bu yola çıkan da hedefe varmış gibi değil mi?
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-07-2007, 11:36   #2
Yarbay
 
Katılım Tarihi: May 2007
Yaş: 22
Mesajlar: 2,490
Varsayılan Ynt: Hatırlıyor musun

“En küçük şeyi en büyük bir biçimde yapmasını öğrenmek gerekir.” dediğinde heyecanlanmıştım. Yaptıkları meslekleriyle hemhal olup da kendini veremeyenler, istediği bir alanda çalışma imkânı bulamayanlar, zeki ve çalışkan olup da iyi eğitim alamayanlar dağladı yüreğimi. Ne kadar mutsuz bir toplumduk. Hâlbuki mevcut imkânlar kullanılarak birçok şey yapılabilirdi. Sorun kişinin yaptıklarına gerekli önemi vermemesinden kaynaklanıyordu. Büyük istikballere ulaşmak, küçük ayrıntılarda gizliydi. Ayrıntılarsa yanı başımızda, bizimle beraber…

“Elmas yontulmadan, insan da yanılmadan mükemmelleşemez.” diye söylediğinde ağlıyordun. Senle beraber ben de. Yanlışlar ve yanılgılarla geçen bir ömrün izlerini taşıyordu yüzündeki kıvrımlar. Önemli olan yanlış, hata, günah değildi. Aynı şeyi bilerek ve isteyerek tekraren yapmaktı. Aynı delikten tekrar ısırılıştı. Zaten, bütün bunlar insana özgüydü. Günah ve Dua, yanılgı ve doğru zıtlığın insana açtığı eşsiz bir buluştu. İkinciler birincilerin izlerini silen cila görevi görüyordu. Tecrübeli, mükemmel, itminan olmak, yanılgılardan ge*rekli dersi çıkarabilmekle mümkündü. Kimse mükemmel değildi belki ama bu yola çıkan da hedefe varmış gibi değil mi?

çok güzel bir paylaşım allah razı olsun
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-07-2007, 17:25   #3
nurani
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: Hatırlıyor musun

sizdende
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 12:24


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats