![]() |
| | #1 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,367
| Ellerimde yağmurlarla (d)okunmuş sonbahar yazgısı Gözlerimde kırılgan hayaller Ve mısra mısra ihanet Ve satır sonlarında kafiyelere bürünmüş hüzün… El salla sensizliğime Yine gidiyorsun iki gözüm..! Bilmem kaçıncı kayboluşun seherinde Unutulmaya yollarken kendimi Sen aklıma çakılan bir kırık cam buğusu Bir demli çay tiryakiliğisin dudaklarımda Ahh Esvâra! Uykularım kaçaklık ezgisi Düşlerimde kıyamet hükmü gülüşün Suskun şehirler avaz bir ayazda; Her yanda boynu bükük Sesi yanık türkü kokusu… Bir asansör kabini kadar dolu içim Bir o kadar boşlukta düşlerim Pencere önlerinde tükettiğim akşamlar Ve sesimde tutuşan eylül şarkıları Bağrımda postal izi ihtilaller Kan süzgeci, işkence sabahları Ve kaçak bir aşk militanı kendi çıkmazında…! Sonu yok Esvâra Sonu yok bu yolun..! Ektiğim gelincikler açmış darağaçlarında Her infaz bir düğün Her asılışta kan damıtır yaprakları Ve bilir misin(?) yakmıyor beni; Ne senin kadar gelincik tarlası,kan kızılı Ne de ciğerlerime süzülen sarı tütün acısı… Şimdi ben ayyaş adımlarla koşarken yılları Geride bıraktığım senlerce anının, Salya sümük yaşam artıklarının Ve üşümüş duvarların ağırlığınca Yokluğuna yangın susuşlardayım.. Karadeniz isyan seslerinden dalgalı Yüzünde bin yıllık sevdasının izleri Her damla bir zincir, Her dalga bir çığlık gözlerinde; Yakamozlu suretinde ayrılık çizgileri Zindansı bir öykü çocukların dilinde Yusuf kavlince, İbrahim’in bedeninde Gayya kuyularda ateşe verilmiş Dilek ağacı kanayışı Çaputları kızıl isyan bayrağı Oysa ateşlenmeden fitili unutulmanın Avuçlarında karanfillerle çıkıp gelecektin Her gidişin bir dönüşü var demiştin Her gidişin bir dönüşü… Şimdi bir intiharın habercisi mi bu yılgın kuşlar Bu martıların suskunluğu..? Epeydir mavi kokmuyor deniz Toprak tütmüyor eskisi gibi Ve sözlerim yıllanmış acılar tilaveti Ki kırılmasın diye şiirler Her gece sarhoşluğumla boğarım sesimi… Yasak zamanlardan geçtim Dilimde eylül türküleri Ve peşimde kendine yabancı bir geçmişle.. Okunmadan atılmış anlamsız bir mektup mahiyetinde Ayaklar altında ezildi ömrüm Ve hayatlar tanıdım bana çok benzeyen; Hayatlar Esvâra Doğumları kıyamet şöleni Varlıkları kaybolmanın resmiyetine kayıt… Akrebin kıskacındaki Yelkovan savunmasızlığında Ne kadar hızlı koştuysam zamanı O kadar çok öldüm Ve insanlar gördüm Hiçliğin kalabalık meydanlarında İnsanlıkları zaman aşımına uğramış Solgun kent yüzlerinde Mahzur bir çıban gibi sırıtkan; Suretleri aynalarda ölüm çığırtkanlığı Üstüne alınmasın kimse Bitişim kendime, İçim kendimden sürgün benim Dört yanım taş duvar Dört yanım çöl susamışlığı Güzde titreyip düşen O sarı yapraklar gibi hayat Ve mutluluk Kaf dağında bir eski masal şimdi Ve ben sonrasızlığımın göçebe yürüyüşlerinde Kambur öyküler anlatıyorum kendime Yüklenip tüm aşk cinayetlerini, Toprağın kokmazlığını ve ayazını yalnızlığın Kırılgan çocuk tebessümlerinde Somurtkan bir fotoğraf kalıyorum… Hala yatağımın altında bir tutam zemheri Sen gizli bir gün-âhsın avuçlarımda İçim bozkır ayazı,poyraz İhtiyar bir Sahra sürgünlüğü yüreğim Bir yanı Kays deliliği Ve iliklerimde dolanır Leylâlığın Çöl rüzgârlarında kum misâli… İhanet kulaklarımda uğultulu serânat Damarlarımda kehribar sarısı hüzün Aşina bir terkedilişin öyküsü yankılanan Tren garlarının üryan çığlıklarında Onun yasıdır düş ülkelerinde yitikliğim Meczupluğum aşk dili yakarışlarda Firari sevişler yorgunu Gökyüzünde solgun gül sevdalısı çocukluğum Ve sızılar giyinmiş yüzüm Gözlerimde kan yumağı cümleler Hüzün işlemeli gergeflerde Telef olmuş harf yığınları Toplasan “hayat” olur adı Ki çokça acıya dipnot düşülmüş adım Okundukça kanarım… Bir nihavent şarkıdır yalnızlık İntihara meyilli dudaklarımda Dilim suskunluğa salıncak Her kelâm içimde infilak bir öykü Kara geceler lâl masallarda rivayet okunur Ve aşk Esvâra..! Aşk, bir var-mış bir yok-muş bilmecesi Cevabı gözlerinde bir deli kahverengi Velhâsılı kelâm Seninle anladım aşktan ziyâde kendi ötekiliğimi Sonrası cinayet kavli Elimde tüketemediğim hüzünler Yeryüzü, cehennemî bir yangın Gökyüzü, uçukluğumun mabedi Ve ikindi rüzgârlarının kanat çırpışında Mavi deniz özlemi yokluğun… Şiirlerle savruluyorum geceye Gözlerim bunca yorgunlukken Ve ömrüm kül olmuşken avuçlarında Söylesene yâr..! Yangınıma niye bu rüzgâr…? AlıntıDır.. |
| |
| Konu Araçları | |
| |