![]() |
| | #1 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,795
| ACININ RENGİ HEP AYNIDIR.....SİYAH ![]() Susunca tarih, gök uzaklaştıkça tepemden, gönül unutunca erdemi, sesler içime düşünce, Mecnun’ lar ölünce anladım susmanın kıymetini. Bir mazi, bir mavi kadar yitirince sus dedim kendime. Sus ve yaz. Konuşacak kadar gücüm de yoktu zaten. Hem kavrayınca insanların konuşamadığını, kırılınca güzel bir sese olan inancım, Şems gibi bir seyda bulamayacağımı anlayınca sustum. Yunus gibi diyemeyince, bir deli gibi yalvaramayınca, gündüz gibi duramayınca gecenin yanında konuşmak istemedim. İçimdeki ihtişamsız kalabalığa varlığımı da dahil ederek tümden sustum. Sustuğumu yazdım. Bir defada mezarı kazılan milyonlarca kişi yerine sustum. Bin mezar dar gelecekti sustuğum için. Yalan yere öldürülen insanlar isyanı olarak konuşmadım. Sadece bir mezara dahildi oysa. Uzun bir göçün kuşlarını içimde tünemeye davet ederek susabildim ancak. Leylek güneyden sıcak getirdi, güvercin doğudan özümü almış gelmiş, bülbül de viran zamanların gülünü getirmiş, Leyla’ dan selam getirmiş. Tüm bunları, bir kuş baharını içime gömerek sustum. Susunca göçü yazdım. Yazdan kışa, gökten toprağa, sudan ateşe, gözden cana, mezardan beşiğe, Leyla’ dan Aslı’ ya olan göçü. Susunca anca yazabildim göçü . Eskiden gidenlerin ardından yıldız seçen aşıklar varmış. Yeni zamanın aşıkları yıldız beğenecek kadar gidenlerini düşünmüyorlar. İşte ben yıldız çobanları için sustum. Her gece çoban oldum ve her gece hilale eş bir değnek alarak elime – sevda gibi – yıldız güttüğümü bilirim. Sükuta alıştıran bir şehrin sesleri ölmüş insanlarını görünce sustum. Verilebilecek cevapların en güzelini bulmuştum oysa : Şehir sükut şehri olunca insanları da kör bir sükutun insanı oluyor. Lakin bu nasıl sükut? Sevmeyen, acı çekmeyen, yanmayan sükut mu olurmuş? Şehrin sükutu işte...Öylesine. Ben ki yüreğim göçmeden önce sustum. Bir gün, elvedadan önceydi. Yüreğime kadar geldi o ses : “Sus... Konuşmanı istemiyorum artık. Erdemsiz niyetlerini anlatma bana.” Elvedadan sonraydı, ezelin ve ebediyetin sustuğunu da gördüm. Sonrasında elvedalar da lal oldu. Adım bir boşluğun dibinde çırpındı durdu. “Sükuta itaat” diye ferman yollamıştı gönlüm bana en sonunda. Dilinle, aşkınla, ızdırabımla, her şeyinle sükut. Sustum. Sükuta yazdım. Susunca öz hasretlerim, gözlerime bir yığın telaş doldu. Kimeydi telaş? Ve sessizleştikçe telaş da gidince gözlerimden, yorgun bir masalcı gibi sustum. “Hasretlim” diyecek kadar bile konuşmayı arzulamadım. Sustum hasretlim, hasretliğimi yazdım. Susmak güzel şey demişlerdi bir zamanlar. Susunca sevmek daha güzelmiş meğerse. Sustum. Susunca belli oldu acının rengi..... |
| |
| | #2 |
| Albay Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,134
| sustum susunca belli oldu acının rengi......................acı siyah ...acı kızıl... acı bazan yeşil. |
| |
| | #3 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,981
| ...::: SuSTuM :::.. Teşekkürler... çok güzeş bir yazı |
| |
| | #4 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 4,076
| Susmak içine ateş düşmüş bir mavi deniz gibi. Susmak üzerine puslu bulutlar çökmüş başı karlı dağ gibi. Susmak rengini kızıl havaların çaldığı çöl akşamları gibi. Susmak,bir türkünün en hareketli yerinde deli bir rüzgar gibi. Susmak yalnızlığın ortasında siyah gelinlik giymiş ölüm gibi. Susmak,bir gurbet Treninin arka vagonunda küsmek gibi. Tesekkurler cok guzel yazi..Konuile pek alakasi yok ama susmakla ilgili aklima gelen bir kac sozu ekledim... |
| |
| | #5 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,456
| Susmak güzel şey demişlerdi bir zamanlar. Susunca sevmek daha güzelmiş meğerse. Sustum. Susunca belli oldu acının rengi... Hoş bir Yazı bu aralar susan susana |
| |
| | #6 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,795
| Anlayamazsın.... ![]() Yüreğinin Sessizliği Boğar Geceyi..Uyur Kainat, Hasret Yüklenir En Ağırından Omuzlarına..Daralır Ya İNSAN.. Bir Yalnızlık Çöker Yüreğin Üstüne..Vuslata İnat... İnci,İnci GözYaşı Akar Gözlerinden..Hüzünlenir Ya Can... Aşina Olur da Bu Alemin Köhne Nizamına..Nizamında Boğulursun.. Kokusunda Vefa Bulunan Bir Gonca Bile Bulamazsın.. Depremiyle Sarsılır Yüreğin..Ama Sen Onu Durduramazsın.. beklenmedik Bir Fırtına Kopar Sinende..Anlayamazsın... Sonra bakarsın ki..Yürek Yorgun Düşmüş Senden Habersiz.. Sana Dost Olan Ruhun Seni Terk Etmiş..Sense KalaKalırsın Çaresiz... Hasret Düşer İçine ...İçini Yakar da Anlayamazsın.. Kanadı Kırık Güvercin Gibi KalaKalırsın Olduğun Yerde.. Siyahi Hüzünleri Toplarda Yüreğin..Hüzünlerini Yüreğinden Atamazsın.. Ve Suskun Kalırsın..ama Suskunluğunda Çare Olmaz Sendeki Derde... Belirsiz Uçurumların Rıhtımına Yanaşır Ya Yüreğin... Dayanılmaz Bir Özlemin Dalgaları Sürükler de Ardından Seni.. Hıçkırığına Mahkum Olur da Duyguların..Kurtuluşu Arar Ya İçin.. Siyahi Matemlerin Ahı Tutarken... Sen Diye Atan Kalbin.. Kendini Bile Tanıyamazsın... Kendini Bile Anlayamazsın... Yabancılaşır CaN..Uzaklaşır da Ruhun..Bedeninde.. Anlayamazsın..Durduramazsın Zamanı..İstesende... Boğulursun... Hüzünlerin En Karanlık Anında...Çaresizce.. Anlayamazsın!!!Hasret İçini Kemirirken..Usul Usul.. Sonra Ruhun Terk Edip Çıkar Ayrılır Bedeninde. KalaKalırsın..Yüreğindeki Sızı İle... Anlayamazsın...!!!Yorgun Düşer de Hislerin..Kurtaramazsın..Umutl arını..Nedenini Sorarsın da Yine de Anlayamazsın!!'!! Sonsuz Bir Uçuruma Yanaşır Ruhun..da Anlayamazsın... Özlem Sarar Benliğini Bunalırsın..Ama Konuşamazsın.... Hüzün Dalgasına Kapılır Ömrün..Dalgasında Boğulursun.. Bir Çare Ararsın ya Bulamazsın..Tükenir Ömrün..Kahrolursun.. Sonra Bakarsın ki... Hıçkırık Kaplar Yüreğini....GözYaşın Kurur.. Anlayamazsın... Siyahi Matemlere Bürünür Ömrün...Tükenir... Düşer Zaman Boşluğa...Ardından Bakamazsın... Hayat Geçer BoşYere Ama Sen Anlayamazsın.... İçinde ki NaR..Yüreğini Eritirken.. Bir Damla Su Ararda Bulamazsın... Çöl Kuraklığına Sürgün Olur Bedenin... Yıllardır Taşıdığın Bedenini Artık Taşıyamazsın.. Anlayamazsın ..... M.Ali AKÇA |
| |
| Konu Araçları | |
| |