![]() |
| | #1 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,795
| YİNE SENİN HAKKINDA… ![]() ![]() ![]() Kimden yadigârdı bu yaralar. Ezik büzük bir hatıra yoğunluğundan arta kalan gölgelenmiş ama ışığını yitirmemiş yürekte kanayan, bir gündüz ferahlığı yaşarken yâd edilmiş yabansı ve benden yana saf tutmamış yaralarıma, merhem bulmak amacıyla yaşarken günlerin karmaşasına dalmıştım. Her günle, her günde, herhangi duygulardayken, hep senden yana kullanmıştım yalnızlığımı. Oysa senden yana olması gerekmeyen tek şeydim ben. Senden bakmaya çalışıp, benden yaşamanın ne denli gereksiz olduğunu hiç anlayamadım. Selamını yitirmemiş, avans alınmış selamlarla uykuya dalmamış, tek yürek olabilmişlere özenmeyerek yaşamaya devam etmenin ağırlığını tartamadım, tadamadım. Tatsız, ruhsuz bir yazgı buldum sanki sokak ortasında. Nefesime nefes aradım. Ses gelmedi. Nefesime ses aradım, sesime nefes bulamadım. Islak ayaklarımla kurumuş adımlar attım hayatın ortasına sen umuduyla. Avuçlarımda minik damlalar… Muammayla baş başa, işte tam ortada kaldım. Tamda küçük damlalarının arasında. İki yol arasında. Ortada yalnızlığımla. Selamını yitirdim sokak aralarında. Yüksek duvarlı küçük kaldırımlarla çevriliyken dört yanım hasret kokan binalarda bulamadım hülyalarımı. Sana koştum, sen sanarak gölge oyunlarını. Senin oyunlarını… Saklambaç oynadım köşe başlarında sokak lambalarıyla. Yalnız kalandım şehrin tüm kalabalığında. Adını andım, ruhunu çağırdım her adımımda. Adını andım, ben hep seni aradım. Hep sen vardın akıl oyunlarımda. Soysuz bir hicran peydahlandığında, adımı çağırdığında tüm aynalar ve her başkalaştığında rüzgâr, soğuttun ruhumu. Gözümü sende açtım, aklımı sana çaldırdım. Ardım sıra geldi yokluğun. İstemedim gelmesini. Senden bana gelen bu muydu? Oysa ne adını anmıştım ne seni çağırmıştım. Sadece aramış sadece sana yanmıştım. Durağan bir yolcu edasıyla şehrimin tüm karanlığında yüzünü bulamamıştım. Sen bulaşmamış bir kahve fincanında telvelerine kapılmıştım. Oy sevdiceğim ben sana yanmıştım. Kahrolası yenik korkularıma zifir karası kelepçeler tutturmuşken, saklı sevgimi gün yüzünde güpegündüz kefenlerken, kelek çıkan tüm hamlığımla, tüm kahramanlığımla savaşırken, hatta ölümle yüzleşirken, aklımdaki yüzüne küçük tebessümler kondururken, aç kalmış sensizliğimle iplerime her geçen günle boncuklar dizerken, sessiz çığlıklarımla dost sohbetlerinde susarken kısaca yaşarken, sence duygulardayken aramanın derdindeyken yalnız kendimle barışamadım. Günlerimde yazılı olanı aradım sandım. Arayamadım ve seni yine bulamadım. Şimdi güneşin doğumuyla perdeleniyor ay. Sen gibi kalıyor hayali, efsunkâr bulutların önünden uzaklara saklanıyor. Hırçınlığını kasvetli hükümdarına bırakıyor. Anlamını kayıp veren yalnızlık, damarlarımı sapa kalan yollar gibi bağlama ardıma, anladım artık beni yalnız bırakma. Evet, anladım artık, aramak boşa. Anladım yoksun yollarımda. Ben yine senden uzakta yine senin yokluğunda. Saklı olan gelir belki umuduyla günlerim mahkûm yine o sokaklara ve yine o yollara. Burada olsaydın şimdi. Kollarımın arasında. Yerin benim yanımda. Kalbim dudaklarının arasında. Sevdiceğim olabilseydin benim rüyalarımda. Bulabilseydim seni el yordamıyla. Sen yazılı olsaydın alın yazımda. Ah ben yine senin sokağında, ben yine senin yangınında. Tüm duygularım yine senin hakkında… Ve son gülüşünün ardında kalan hasetle bakılmış bir elveda sürükleniyor ardımdan. Deli kısrak gibi koşup karınca çalışkanlığında kaçan sevgiliye sadece ona mahsus, sadece bana hâkim ve nadide bir yakut parlaklığında bir dilim aşk bıraktım. Bakılması imkânsız sonsuza açılan bir pencerede, darağacı kadar karanlık olmayan bir fakire sattım sonra O’nu. Adı aşktı. Hükmü geçersiz, varlığı bilinmez ve yolu olmayan, kaynağı yalnızlığa çivilerle çakılan bir aşkı hiçbir şey karşılığında bir yalnızın avuçlarına bıraktım. İçim kan ağlayarak, gözlerden yaşlar akıtarak seni kendinden saklanan benliğime sattım. Yine bana dönmeyeceğini bilerek yine senden habersiz bir teslimiyete yelken açarak beni sen için parçalara ayırdım. Sudan sebeplerle tüm parçalarımı yine sana topladım yine tüm bedenimle hep sende parçalandım. Sonu belli olmayan bir yoldayım. Baş koymadım bu yola ama çıkmak zorundayım. İstiyor muyum? Bende bilmiyorum. Sonum ne zaman, nerde, ne şekilde hiçbirini bilmiyorum. Eğer bu sonsa, sen olmayacaksan artık, ben benden çıkıp sende bile olamayacaksam, burada bitecekse yazım, sonlarıma seni bir daha yazamayacaksam, senli hiçbir cümle kuramayacaksam, sona ermek varsa bu yolda ne olur benim için yaşa. Tanımadığın olmak mutlu edecek beni. Acımı tartmayacak, beni taşımayacaksın. Sen yokken bende yok olacağım. Yolun sonuna yaklaştıysam, senli hayallerimi çoğaltamayacaksam, son nefeste ben yine aynı ben olacağım. Yine seni sayıklayacak yine benden bakıp seni arayacağım. ALINTI . . . ![]() |
| |
| | #2 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,795
| ![]() Yoruldum, yokuşlarına tırmanmaktan ey kalbim..! Hep bir ünlem, bir ah ile yüzüme çarpınca sitemin...! Anladım, gözlere gülmek kadar ağlamak da yakışır! Belli ki; bir hayatın derin çizgilerinde kaybolmuşum. Teslim alındı, içimde umut pırıltısı küçük bir isyan.. Azgın sularla, hırçın dalgalardır payıma düşen sevgi, Gözlerime hep hüznü yakıştırdım, ağlamaya alıştım. Yar bin yara, dost; bir damla göz yaşı getirdi bana.. Yoruldum, tutunamadım, uçurumlarında ey kalbim ! Dallarını eğme, uzatma bivefa kollarını çaresiz! Yola düş kervancı, yusufun seni bekliyor kuyuda, Saçlarını rüzgara tutma, bir damla yağmura tut ellerini Ahını hicazın kumlarına düşürme, gel gözyaşına ver. Uzak yıldızlara dikme gözlerini, züleyha ağlamasın. Ey zindancı! zindanına ay ve güneşin hüznü düştü! Ardıma düşme, tutma ellerimi, kanadım kırık bugün. Çölün haberlerini sorma, kum taneleri alıp götürdü, Yağmur bulutlarına sor yakubun yorgun gözlerini! Kalem suskun bugün, kitap ateşe atacak kendini... Kırgın gönüllere bir seda gelirse bilalin sesinden ! Atların ağladığı çölü, bir anlayabilsen dar-ı kerbelayı, Zeynebe sorma ve yakuba, sorma ibrahime ismaili! Hacerin yalın ayaklarını öpen çölde bir çocukla ağla, Bana ağla! yada yusufun kardeşlerine!..ve yezide! Dallarını eğme, uzatma bivefa kollarını çaresiz, Gözlerime hep hüznü yakıştırdım, ağlamaya alıştım.. Dost değilmi ki göz yaşı, yar değilmi ki bin yara!... ALINTI . . . |
| |
| | #3 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 109
| Farklı ve güzel teşekkürler... |
| |
| | #4 | |
| Albay Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,135
| Alıntı:
Senden gayrısı yalan Senden gayrısı boş....... Unutmaya izin verme Rabbim. | |
| |
| | #5 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,795
| |
| |
| | #6 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,795
| Sebeb-i Telif ![]() Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız yaprakla yağmurun aşkı meselâ kim olsa serpilen coşturuyor bizi imreniyoruz başkalarının mahvına. Yağmur mahvoluyor çarparak kendini parçalıyor mâşukunun açılan kıvrımında yaprak dirimle irkiliyor nazlı ve mağrur silkiniyor vuran her damlayla. Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı ilkönce damarlarımızda duyduğumuz çağıltısını uzak iklimlerin kokusu gitmediğimiz şehirlerin önceden bir baş dönmesiyle kabarıyor hafızamızda sonra ayrılıklar düşüne dalıyoruz: Bize ait olan ne kadar uzakta! Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız başkalarının düşünceleriyle değil. "Üstümde yıldızlı gök" demişti Königsberg'li "içerimde ahlâk yasası". Yasa mı? Kimin için? Neyi berkitir yasa? İster gözünü oğuştur, istersen tetiği çek idam mangasındasın içinde yasa varsa. Girmem, girmedim mangalara Yer etmedi adalet duygusu içimde benim çünkü ben ömrümce adle boyun eğdim. Yıldızlı gökten bana soracak olursanız kösnüdüm ona karşı onu hep altımda istedim. Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla düşmanı gösteriyorlar, ona saldırıyoruz siz gidin artık düşman dağıldı dedikleri anda anlaşılıyor baştan beri bütün yenik düşenlerle aynı kışlaktaymışız incecik yas dumanı herkese ulaşıyor sevinç günlerine hürya doluştuğumuzda tek başınayız. Diyorum hepimizin bir gizli adı olsa gerek belki çocuk ve ihtiyar, belki kadın ve erkek hepimiz, herbirimiz gizli bir isimle adaşız yoksa şimdiye kadar hesapların tutması lâzımdı hayatımıza kendi adımızla başlardık bilmediğimiz bir isim, hesaptaki bu açık belki dilimi çözer, aşkımı başlatırım aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine adımı aşkın üstüne kendim yazarım.. ismet özel Bir Yusuf masalı isimli kitabından . |
| |
| | #7 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 975
| Acımı tartmayacak, beni taşımayacaksın. Sen yokken bende yok olacağım. Yolun sonuna yaklaştıysam, senli hayallerimi çoğaltamayacaksam, son nefeste ben yine aynı ben olacağım. Yine seni sayıklayacak yine benden bakıp seni arayacağım. etkileyiciydi ruberu, paylaşım için saol, Allah razı olsun... |
| |
| | #8 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,795
| |
| |
| | #9 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,795
| Hatırlıyorum gidişini ![]() Hatırlıyorum gidişini. Bir fecir vaktiydi, ortalık alabildiğine kızıldı. Güneş saçlarında doğuyordu sanki, saçlarınsa güneşten çalıyordu rengini. Gidişini, yalnız gidişini seyrediyordu rüzgar. Adımlarını sayıyordu kaybolmaya yüz tutmuş yıldızlar. Bir veda gülümsemesi vardı yüzünde buruk, üzgün, kimsesizliğe alışamamış. Bir bakışın vardı yorgun bedenine yenik düşmüş. Tutunmaya çalıştığı dal kırılmış ta, akıntıya kapılmış gibi çaresizce çırpınan ve çalmışçasına rengini kara sevdadan. Hatırlıyorum gidişini. Beni öylece limanda bırakırken bir buselik sevişini. Sana muhtaçtım oysa ki, pervane kelebeğinin ışığa ihtiyaç duyduğu gibi. Ellerim ,ellerim hiç unutmadı avuçlarının arasından kayıverişini. Hissettiği sıcaklığı hayli zamandır arayışını. Bulamadığında haykırışını. Hiç unutmadı. Hatırlıyorum gidişini. Yüreğime yazdığın bir hükümlük sözünü. Anımsayamadığım anların kafamda şimşek gibi çakışını. Senle ya da sensizken de seni düşünürken bile hissettiğim yalnızlığı. Hiç bana ait olmayışını. O gün unutulmaya değer tek bir kelâm etseydin eğer, unutacaktım seni ve sensizliği. Unutacaktım bütün tövbelerimi. Yüreğinde kaybettiğim yüreğimi. Unutmalıydım senin için gözümde biriktirdiğim yaşlarımı. Suçlusun kalbim! Gidene kal dediğin için suçlusun. Ve bir ömür onsuzluğa mahkumsun.! ALINTI . . . |
| |
| Konu Araçları | |
| |