![]() |
| | #1 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,795
| Gönül ki kana boyandı, ve Gül’ün aşkına yandı… ![]() Gül düşleri Hatırımıza düştün hatırına düşür bizi. Sevdik seni, sevindir bizi. Uzaktayız yakınına vardır bizi; yandık pınarına kandır bizi. Sıcak yaz günlerinde yaş dalların titreyişi gibi yandır bizi serin kuyulardan; koyu gecenin yıldızlarına karşı uyandır bizi derin uykulardan. Gözyaşı değil nice demdir gözümüzden akan; belki eriyip biten ruhumuzdur damlayan!.. Gül sözleri edelim çok çok, ve gonca sükutu az az. Gül düşleri görelim gül gecelerinde, Gül’ün aşkını derelim gül hecelerinde. Gözü sürmeli ile ağlayanın arasına gül serpelim, güle yeminler edip. Gönülleri yıkayalım gül suyuyla. Gönüldendir şikayet kimseden feryâdımız yoktur. Gönlüm ki Gül’e hasret… Üçüncü halin imkansızlığında… Ve kozanın amansız yırtılışında… ![]() Cevher Gül’e düştü, mıknatıs bana, güzellik Gül’e, sevgi bana… Güzeller güzelleri severmiş ve sadıklar sadıkları… Güzelliğimi arttır benim Gül’üm, ve arındır ayrık güzelliklerden sevgilerimi… Senden yüzüne bakma lezzetini isterim ve titrerim vefadan sonra ayrılığına düşme dehşetiyle. Genişlet sana indirilene yaslanmakta sinemi, ve sade kıl sensiz düşüncelerden gönül ayinemi. Bir yankı ol, ses kat sesime; bir nazar kıl can ver nefesime. Düşümde ya hayalde gel, bitirdi gerçek beni; geldir bizi her halde gel ya yanına çek beni!. Gel Efendim! Sen gelmeyince hatıra bilsen neler gelir!.. Gönül ki Gül’e hasret… ![]() Güzellik kendisine sıfat değil ad olan… Gül olmayınca bahçeler berbad olan… Bakışındandır başlangıcı bütün hadiselerin; ve en büyük yangın aşkının bir kıvılcımından… Dönüyorsa gökler bir yüzük halkasınca, ve dönmedeyse içinde ne varsa, kaşındandır yüzüğün, inci tanesi kaşından… İyi hal de hatırlatıyor seni bize, kötü hal de; korktuğumuzda da sevgin var içimizde, umduğumuzda da… Gözyaşlarımız gözbebeklerimizi boğazlıyor sensiz, duru şaraplar içinde zehirler yutuyoruz… Gökkuşaklarını toprağa gömenler de, nurunu ağızlarında söndürmek isteyenler de senden öte sınavlarda değiller aslında. Nefis kendini içine üflemekte daim. Gülü kendi sesinde solduranların seni beklemekle geçecektir yüzyıllar süren ömürleri. Ah bir bilseler!.. Hâb-ı gaflette geçen ömrümü rü’yâ gördüm. Gönüller ki Gül’e hasret… ![]() Gönül ki kana boyandı, ve Gül’ün aşkına yandı… Aşk, bir Gül’ün adıydı… İmdat ki seven unuttu, vefa yine sevgiliye düştü!.. Gel ey, unutma bizi!… Seni bir seven aşkına sev hepimizi!.. Kararlıyım bu gece, bütün varlığımla seni öveceğim… Seni sevdiğim gibi… ALINTI . . . ![]() |
| |
| | #2 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,795
| Sevgililere Olan Vuslat Aşkı... ![]() ![]() ![]() ![]() Bir sevda vardır senede bir hatırladığımız; bir sevda da vardır ki hiç unutamadığımız. İnsan manevi alemlere her kanatlanışında, günde defalarca kapısını çaldığı, bıkmadan usanmadan uğrunda koştuğu Sevgili… O'na yaklaştıkça, deniz suyu içmiş bir çöl yolcusunun suya duyduğu iştiyak gibi, bitmeyen yolculuğun çıldırtıcı vuslat arzusu gibi … ![]() Her an O'nu yaşamak ve O'nu anlatmakla geçen bir hayat ve bu Sevgili'ye olan vuslat arzusu tüm mecazi aşkları siliverir bir anda. Mevlana'nın dediği gibi ‘Hak aşıkları muhabbet deryalarında yüzen balıklara benzer, işte onlar vuslata doymazlar, mecazi olana kanmazlar.' ![]() Ballar balını buldum neyleyeyim gayrını işte onun yeri bambaşka. Kalbin, ruhun, vicdanın mevcudiyeti o Sevgili'ye bağlı. O'nun sevgisinden mahrum olmak mecazi aşklara kanmaktır. Aşk-ı hakiki ise doyulmayan ve ulaşılamayan bir varlıktır. Kainat bile O'na olan muhabbet ile ayakta durabilmekte, bu ne gönül ki doymuyor O'na; istiyor her an vuslatı. ![]() O'na atılan bir adım, O'na yakın olan her bir mekan bir öncesinin binlerce kat fevkindedir. Koşuyoruz O'nun peşinden, arzumuzdur O'nun cemalini müşahede etmek. Demiyor mu Sevgili'nin sevgilisi “bir saatlik Cennet hayatı bin yıllık dünya hayatına bedel, bir anlık O'nun cemalini temaşa etmek bin yıllık cennet hayatına bedel” Bu ne büyük bir lezzettir ki, sevgililer sevdalarını terketmişler O'nun için; evlatlarını dünya malını, makamını terketmişler. Mecnunlar bile O'nu bulunca Leyla'larını unutmuşlar. ![]() ![]() ![]() Hakiki aşk odur ki sevgilisi uğruna binlerce sevdiğini terkeder. Bunun misali ruhta vardır, eğer ki hakiki muhabbet dünya mansıpları olsaydı bırakır mıydı bu bedeni? Ama bırakıyor, neden? Bir sevgiliyi terketmeden diğerini sevemiyor da ondan. Bir de Hakiki Sevgili'ye ulaşmak için Sevgili'nin sevdiğini seveceksin, biz O'nun sevgilisini sevmedikçe O'na olan muhabbetimiz hep yarım olacaktır. ![]() O sevda da gurbete uçup gitti, işte bir başka sevgili gidince gurbete sevenler ağlarlarmış, işte o muhabbet gözyaşları da sevgiliye kalbden onu bağlarmış, her şeyde ifrat olsa da sevgilinin muhabbetinde olmazmış; işte ona olan muhabbetin ifratı, zamanı, mekanı ortadan kaldırırmış. Hasrettir şimdilerde o gönüller sevgililer sevgilisine, adeta yağmur yüklü bulut olurlar; en ufak bir his kıvılcımı ile yağmaya başlarlar, bu billur billur olmuş yağmur taneleri vuslat arzusunun ateşini dindiren ızdırap damlalarıdır. ![]() Vuslat arzusu alevleri körükleyen bir kor gibi kalır, ne söner ne diner… O öyle bir hicrandır ki, onu ne Mecnun'lar hayatları ile ne de aşıklar besteleri ile anlatabilirler. Onu ancak ızdıraplı bir gönül, özünden duyguların tercümanı olup billur billur akan gözyaşları anlatır. Vuslatın şafağını bekleyenler kalblerinde esen hicran meltemleri ile hep o sayılı günlerin bitmesini beklerler ve ona güllerden besteler yaparlar. Artık ona olan özlem o kadar yoğunlaşır ki, vuslatın hicran dolu yağmurları yetmez o ateşi söndürmeye.. kutlu doğumlarda emanetinin bir tanesini yüzüne, gözüne sürse de koklasa da doyamaz hiçbir zaman. ![]() Sevdada hasbi olunca insan, asıl Sevgili sevdiğine kavuşturuverir insanı. Nasıl bülbülün güle olan hasreti bahara kadardır, insanın da sevgililer sevgilisine olan vuslatın hicran dolu çığlıkları da insanlığın baharına kadardır. Gülü seven dikenini bilendir. Engel mi olurmuş hiç sevgiliye kavuşmada ızdıraplı yollar? Olsaydı eğer aşık olur muydu bülbül güle, konar mıydı narin vücudu ile dikene? Bir de asıl sevgiliyi bulamayanlar Leyla'yı Mevla zannedip peşinde koşanlar vardır. Aslında ruh onlarda hep hakiki aşkını arar durur; bulamadıkça aşk-ı hakikiyi, bir dalga misali sürükler durur insanın kalbini tâ ufuklar ötesine yoruluncaya kadar. ![]() İşte orada, kalb de mecazi aşkların yorgunluğunu gidermek ve yaralarını tedavi etmek için, belki de aşk-ı hakikiyi tadar. Aşk-ı bakiyi tatmayan aşk-ı fanide aradığını bulamaz; fani mahbuplar uhrevi aleme açılan kalbin vuslatın hicran yaralarına hiçbir zaman tiryak olamaz. İşte ebedi aşk için yaratılan kalb fani aşk ile doyamaz. Bunun için her zaman Mecnun Leyla'sının arkasında koşarken her zaman Mevla'sını bulmuş, Kerem de Aslı'sını ararken asıl Sevgili'sini bulmuştur. Ballar balını buldum kovanım yağma olsun.. ![]() ![]() ALINTI . . . |
| |
| Konu Araçları | |
| |