ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Dini Sorulara Cevaplar


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 25-03-2008, 00:55   #51
GNCR
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi DeSPeRAdO kuVA-İ Mesajı Göster
Şeytan bunu kullanarak çoklarını kandırıyor.Bu sizi yanıltmasın.İnsan ne kadar kötü niyetle bakmak istemese de şeytan onu insanın içinde yeşertir ve müsait bi zamanda imanı zedeler.O yüzden Allah'ın emirlerinden uzak yayın yapan tv programlarından ve kanallarından uzak durmak en iyisidir.




Orijinal Mesaj Sahibi GNCR

Sual: Kadın resmine bakmak caiz midir? Açıkken, arkadaşlarla çektirdiğim resimlerden onlarda da vardır. Geri alma imkanı da yoktur. O resimlerin bana da günahı olur mu?
CEVAP
Kadın resmine ihtiyaçsız ve şehvetsiz bakmak mekruh, şehvetle bakmak haramdır. Bir ihtiyaçtan dolayı şehvetsiz bakmak caizdir.

Resim, hoparlörden çıkan sese benzetilemez. Resim, o kimsenin bizzat kendisi değil ise de, neticede bir kadın resmidir. Hangi kadın olursa olsun, resme de şehvetle bakmak caiz değildir.

Kadının erkeğin, erkeğin de kadının yüzüne ihtiyaçsız bakması tenzihen mekruhtur. Bir ihtiyaç varsa, ihtiyaç kadar bakılır. Açık gezmeye tevbe edip, resimleri de, geri alamadığınıza göre, size günah olmaz.

Sual: TV’lerdeki bayanların resimlerine şehvetli veya şehvetsiz bakmak ve seslerini dinlemek caiz mi?
CEVAP
Kadınların saç, kol gibi bakılması haram olan yerlerinin aynadaki görüntülerine şehvetsiz bakmak haram değildir. Resimlerine, televizyondaki görüntülerine bakmak, aynadaki hayallerine bakmak gibidir. Şehvetsiz bakmak caiz, şehvet ile bakmak veya şehvete sebep olacak görüntülerine bakmak, böyle sesleri dinlemek haramdır.

Sual: Kadınların, Kur'an-ı kerim, mevlid, ilahi okuyarak seslerini erkeklere duyurmaları haram mıdır?
CEVAP
Evet haramdır. [Hoparlör, radyo ve TV ile duyurmaları ise mekruh olur.] (Tergibüssalat, Hadika)


(Alıntıdır..)
Birinci ve ikinci suallerin cevabında bir tutarsızlık var. Birinde bakmanın mekruh olduğu diğerinde ise caiz olduğu söylenmiş.
İkinci cevabın fetvası zaruri haller içindir. Kimse bunu kendine fetva olarak almasın. şehvetsiz bakmayacağına dair kim kendinden emin olabilir ki...Dolayısıyla bakmamak gerek. Şüpheli şeylerden kaçınan imanını korumuş olur.
Bakılması haram olan bölgeler tv'de de olsa, zaruret dışında bakılması haramdır.Harama götüren şeyde haramdır.En iyisini Allah bilir.


Konuya ilginizden dolayı ALLAH (c.c) razı olsun..
itiraf edeyim ki soru cevapları okumamıstım..

şüpheli olan yerleri sildim.. Hakkınızı helal edin inş..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-03-2008, 14:56   #52
Onbaşı
 
Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 85
Varsayılan

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi GNCR Mesajı Göster
Orijinal Mesaj Sahibi GNCR

şehvetsiz bakmayacağına dair kim kendinden emin olabilir ki...
Bakılması haram olan bölgeler tv'de de olsa, zaruret dışında bakılması haramdır.Harama götüren şeyde haramdır.En iyisini Allah bilir.
Katılıyorum dostum.Zaten zaruret de ancak kanal değiştirirken olur,yanlışlıkla gözüne çarpar.Onun da önlemini alabiliriz...
En güzeli Allah'a dost olmaya çalışmaktır.Bunun için de imana zarar verecek herşeyden uzak durulmalı,fitnelere sebep olacak hertürlü şeyden uzak kalınmalı.Bu uzaklıklar üzerimizde bir esaret değil aksine nefsimize karşı özgürlük getirir.Nefsimizin esaretinden böyle kurtuluruz.Ayrıca dini programları izlersek bu yolda çok güzel adımlar atarız.Bu konuda bize yardımcı olan tv kanalları var ve yeterliler;Mehtap,mpl,Dosttv,hilaltv,tv5.Son zamanlarda berat ve sebil de gerçekten baya faydalı oluyor.özellikle hikmet arayışları diye bir program var dosttvde kesinlikle kaçırmayın.Eğer islamı yaşamak istiyorsanız yanlıca bu kanalları izleyin.Diğerleri fitne dolu.

Düzenleyen: DeSPeRAdO kuVA-İ , 25-03-2008 - 15:05.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-03-2008, 17:08   #53
Er
 
Katılım Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 6
Varsayılan

S.A öncelikle bu konuyu bende merak ediyordum bir sohbette konusu geçti.Algıladığım kadarını sanada anlatayım.Şöyle ki aslında dinimizde flört var ama elbette sınırları da var.yani ciddi niyetle olmak şartıyla erkek ve bayan başbaşa konuşabilirler.ancak bu kızın evinde yada kızın yakın bir akrabasının evinde kapı açık olmak kaydıyla istedikleri sürece sohbet edilebilir.mesela kızın teyzesinin evinde bir defa görüşüldü ve daha sonra bu konuşmanın birbirlerini tanımaya yetip yetmediğine karar verirler eğer ki yeterli olmadığını düşünürlerse 2 kez daha aynı şekilde görüşülebilirlermiş.tabi niyet çok fazla önemli.3 görüşmeden sonrası dinimizde yer almamaktaymış.inş. doğru bilgi vermişimdir.
ALLAH (c.c) cümlemizi affetsin,merhamet eylesin, ilim nasip etsin inş.
selametle...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-03-2008, 17:23   #54
Onbaşı
 
Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 85
Varsayılan

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi gül-şah Mesajı Göster
Algıladığım kadarını sanada anlatayım.Şöyle ki aslında dinimizde flört var ama elbette sınırları da var.yani ciddi niyetle olmak şartıyla erkek ve bayan başbaşa konuşabilirler.ancak bu kızın evinde yada kızın yakın bir akrabasının evinde kapı açık olmak kaydıyla istedikleri sürece sohbet edilebilir.
Evlenmeden önce görüşmenin ölçüsü nedir?

Soru selman 24-Temmuz-2006 - 15:42:46Soru
benim sözlenmek istediğim bir bayan var. ailelerimizde biliyor. biz birbirimiz tanımak amacıyla görüşüyoruz. ALLAHın izniyle harama düşmeden rızahı ilahiyi düşünürekten istiyorum kendisini. görüşmemde bir mahsur var mıdır. 25-Temmuz-2006 - 12:27:59Cevabımız

Değerli Kardeşimiz;

Sünnette bu hususta iki yol görüyoruz. Birisi, kişinin güvendiği bir kadını evlenmek istediği bir kıza bakması için göndermesidir. Enes bin Mâlik’in bu konuda şöyle bir rivayeti vardır:

“Resulullah (a.s.m.) Ümmü Süleym’i bakması için bir kadına göndermiş, ‘ayak üstlerine bak, ağzını kokla’ buyurmuşlardır.” Bu isteklerden gaye, bacaklarının düzgün olup olmaması, diğeri de ağız kokusunun olup olmadığıdır.1

Bu mesele iki taraflıdır, yani aynı husus kadın için söz konusudur. Evlenecek kız da, evlenme niyetinde olduğu erkeğe birisini göndererek, aradığı özellikler neyse onu öğrenebilir.

Evlenecek tarafların birbirini araştırmasının sünnetteki diğer bir şekli de doğrudan birbirlerini görmeleridir. Bunda erkek evleneceği kızın yüz ve beden güzelliğini öğrenir. Burada ancak yüzüne, ellerine ve boyuna bakabilir. Yüz güzelliğe, eller zerafete ve hayra delalet eder. Boy da uzunluk ve kısalığı hakkında kanaat verir.

Bu meselede Peygamberimizin bizzat verdiği ruhsat vardır.
Ebû Humeyd’in rivayetine göre Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuşlardır:
“Sizden biriniz bir kadınla evlenmek istediğinde ona bakmasında bir sakınca yoktur. Ancak evlenme niyetiyle bakması caizdir. Bunu baktığı kadın bilmese de hüküm değişmez.”2

Hattâ bu hususu Sevgili Peygamberimizin (a.s.m.) teşvik ettiğini de görüyoruz. Şöyle ki:
Muğîre bin Şûbe bir kadınla evlenmek istiyordu. Peygamberimiz (a.s.m.), ona, “Git, onu gör. Zira görmek, aranızda âhenk olması bakımından daha iyidir.”3

Bir başka hadis-i şerifte de Peygamberimizin nasıl yol gösterdiğini öğreniyoruz:
“Sizden biriniz bir kadınla evlenmek istediği zaman onunla evlenmesini teşvik edici özelliklerine bakabilirse baksın.”4

Bu hadis-i şerifler bakmanın lüzumunu, faydasını ve hikmetlerini anlatıyor. Bakma ve görüşme esnasında bazı sınırlamalar da vardır. Birincisi görüşme yeri ile alakalıdır. Bu meseleye şu hadis-i şerif ışık tutuyor:

“Sizden kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa, yanında mahremi olmayan bir kadınla başbaşa kalmasın. Zira bunu yaparsa üçüncüleri şeytan olacaktır.”5

Bunun için evlenmek düşüncesiyle görüşecek olan tarafların yanında mutlaka üçüncü bir şahıs hazır olmalıdır. Aksi halde “halvet” olarak tabir edilen “başbaşa yalnız kalma” söz konusu olur ki, bu caiz değildir. Bu görüşmenin içine konuşma, sohbet etme, tarafların birbirlerinden talep ve isteklerini dile getirmeleri de mümkündür. Çünkü gerek konuşmadaki tutukluk veya kekemelik, gerekse ses tonu; tarafların düşünce ve kültür seviyeleri daha çok konuşunca açığa çıkar.

Bu görüşme ve konuşmalardan bir müddet sonra tarafların birbirleri hakkındaki kanaat ve intibaları belli olur. Çok geçmeden kararlarını bildirirler. Dinî müsaade bir defalık görüşme için vardır. Üç-beş defa görüşme hem ciddiyetten uzaktır, hem de kurulacak ailenin sağlığı açısından bir faydası yoktur.

Bu meseleye Şâfiî mezhebinin bakışı aile müessesesinin vakar ve ciddiyetini göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Evlenmek isteyen kişinin, talip olmadan önce kıza bakması gerekir. Bundan kızın ve ailesinin haberinin olmaması lâzımdır. Bu şekilde davranmak kızın ve ailesinin şerefi açısından daha münasiptir. Eğer kızı beğenirse talip olur, böylece kız da, ailesi de incinmemiş olur. Makul ve tecrübeye şayan olan görüş de budur. Kızın izni olsun olmasın, bakmanın caiz olduğunu gösteren hadis-i şerifler de bu görüşü teyid etmektedir.6

Nikâha kadar bundan sonraki görüşmelerde, herhangi yabancı bir kadına bakmada olduğu gibi, şehevî bir duygu taşımamak kaydıyla bakmakta bir mahzurun olmadığı açıktır.

1 Hâkim, el-Müstedrek, 2: 166.
2 Neylü’l-Evtâr, 6: 110.
3 Neseî, Nikâh: 17.
4 Hâkim, el-Müstedrek, 2: 165.
5 Buharî, Nikâh: 111.
6 İslâm Fıkhı Ansiklopedisi, 9: 24.

Mehmed Paksu Aileye Özel Fetvalar
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet Editör


Evlilik öncesi görüşme ve tanışmanın ölçüsü nedir? Karşı cinsle arkadaşlık...

Soru odemis 30-Mayıs-2007 - 15:08:30Soru
Dindar iki kişi (kız erkek) görüşmeleri için üçüncü kişi gerekli deniliyor. Fakat ikisi üçüncü kişi yanında konuşamıyor çekiniyor ya da rahat konuşamıyor. Başka bir yolu var mı? (kötü niyetlere sahip olmadıkları ve samimşi olduklarını düşünürsek) 02-Haziran-2007 - 12:58:56Cevabımız

Değerli Kardeşimiz;

Flört tarzı ilişkiler hakkında bilgi almak için tıklayınız...

Karşı cinsle olan münasebetlerde dikkat edilmesi gereken husular hakkında bilgi almak için tıklayınız...

Hangi niyetle olursa olsun birbirine nikah düşen karşı cinslerin samimiyet kurup havadan sudan konuşması doğru değildir. Evlenmek niyetiyle konuşup tanışmada ise bir sakınca yoktur. Bunun da bazı şartları vardır.

Evlilik öncesi görüşme ve tanışmanın ölçüsü nedir?
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet Editör
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-03-2008, 18:15   #55
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Jul 2007
Yaş: 17
Mesajlar: 1,522
Varsayılan

tabiki de caiz değildir 1 kez bakış hariç diğer bakışlar haram olduğuna göre bunu bilen birisinini bu soruyu sorması bana biraz değişik geldi
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-03-2008, 20:24   #56
Yüzbaşı
 
Katılım Tarihi: Dec 2005
Yaş: 26
Mesajlar: 798
Varsayılan

ben hala lafımın arkasındayım burda hep olayın uc noktaları ve olumsuz tarafları dusunulmus herkesı aynı kefeye koyamayız denmıs ama konmus adam her yerde adamdır sen adama adamlıgını ıspatlama sansı vermessen bu sansı kendın test etme hakkını elde ettıgınde gec olabılır gorucu usulu evlenmenın dıger adıdır flort ben burdakı ınsanları baz alarak bunları zoyluyorum yoksa hergun degısık anlamlarla sevgılı degıstıren insanların aramızda oldugunu dusunmuyorum
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-03-2008, 20:27   #57
Yüzbaşı
 
Katılım Tarihi: Dec 2005
Yaş: 26
Mesajlar: 798
Varsayılan

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi DeSPeRAdO kuVA-İ Mesajı Göster
Peygamber dahi, nefsine güvenmezken biz mi güvenelim??
bu bence yanlıs bı cumle oldu buna karsısındakı ınsanların nefsıne engel olamayacıgını dusunmus olabılr desek sankı daha sık olur kanaatındeyım efendımızın nefsının ıspatı zaten deney gerektırmeyen bısey adı ustunde peygamber
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-03-2008, 21:42   #58
Onbaşı
 
Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 85
Varsayılan

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi koRKut_16 Mesajı Göster
bu bence yanlıs bı cumle oldu buna karsısındakı ınsanların nefsıne engel olamayacıgını dusunmus olabılr desek sankı daha sık olur kanaatındeyım efendımızın nefsının ıspatı zaten deney gerektırmeyen bısey adı ustunde peygamber
Şüphesiz.. !!!.Benim anlatmak istediğim;nefis basit bişey değildir.Ve peygamberimiz a.s.m bu konuda bizi uyarmıştır.

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi koRKut_16 Mesajı Göster
görüyorum kı cogu arkadasımızın kendı nefsıne guvenı yok adamın yanında refaketcı olarak ucuncu olarak seytanın olmasına gerek yok ıcınde varsa 180 bın kısılık maracana stadında bıle gelır seytan yanına sen adam olursan bunun zamanı yerı mekanı olmaz adam her yerde adamdır flortte yasanan seylerın cogu gorucu usulu gorusmelerde de oluyor bence cok ucuyorsunuz ...
Şöyle söylersem daha iyi olur inşallah.Peygamberimiz a.s.m bizlere nefisten korunma duaları öğretmiştir.Dikkatimizi çekmeli bu ''Korunma'' ifadesi.Nefis güzel bişey olsa neden ondan korunalım?Rabbimiz namahrem kadın ve erkek başbaşa kalırlarsa;ki bu caiz değil,üçüncülerinin şeytan olacağını bize haber veriyor.Bu bize herşeyi açık ve net olarak anlatıyor zaten.Yani ben adam gibi adamım nefsime güveniyorum diyemeyiz sevgili kardeşim.Selametle,,

Düzenleyen: DeSPeRAdO kuVA-İ , 25-03-2008 - 22:49.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-03-2008, 22:41   #59
Onbaşı
 
Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 85
Varsayılan kadın erkek arasında caiz olmayan durumlar

Soru
metincan
07-Ağustos-2006 - 10:49:36
Soru
Günümüzde özellikle gençler (kız-erkek) arasında bakışmalar, özel konuşmalar, sokakta el ele yürümeler, öpmeler vb. bunların dinimizde yeri varmıdır?

09-Ağustos-2006 - 12:10:56
Cevabımız

Değerli Kardeşimiz;

Bahsettiğiniz durumlar dinimizde haram olan fiillerdir.

Olayın bir kaç boyutu vardır:

1- Müslüman kadının giyim şekli ve bakılması haram olan yerleri

Müslüman kadının giyiminde esas mesele, tesettürü sağlamasıdır. Eli, ve yüzü dışında bütün vücudunu örtmesi, açık kalmamasıdır. Giyilen bir elbisenin tesettüre uygun olması için de altını göstermeyecek şekilde kalın ve avret yerlerini örtecek kadar uzun olmalıdır. Bunun için altını gösterecek şekilde ince ve şeffaf olan bir elbise ile örtünme gerçekleşmiş olmaz.

Bu meseleye esas teşkil eden hadis-i şeriflerin meali şöyledir:

Hz. Âişe'nin rivayetine göre, kız kardeşi Hz. Esma birgün Peygamberimizin huzuruna gitti. Üzerinde altını gösterecek şekilde ince bir elbise bulunuyordu. Resulullah (a.s.m.) onu görünce yüzünü çevirdi ve şöyle buyurdu: "Ya Esma, bir kadın buluğ çağına erince—yüzünü ve ellerini göstererek—bunlardan başka bir tarafının görünmesi sahih olmaz."1

Sahih-i Müslim'de Ebû Hüreyre (r.a.} tarafından bir rivayette Peygamberimiz, giyindiği halde açık olan, yani ince ve şeffaf elbise ile dolaşan kadınların Cehennemlik olduklarını, Cennetin kokusunu bile alamayacaklarını bildirirler.2
Alkame bin Ebi Alkame annesinin şöyle dediğini rivayet eder:

"Abdurrahman'ın kızı Hafsa'nın başında, saçını gösterecek şekilde ince bir başörtüsü olduğu halde Hz. Âişe'nin huzuruna girdi. Hz. Âişe başından örtüsünü alarak ikiye katladı, kalınlaştırdı.3

Hz. Ömer (r.a.) ise, cam gibi şeffaf olmasa da, giyindiği zaman altını iyice belli eden elbisenin kadınlara giydirilmemesi hususunda mü'minlere ikazda bulunmuştur.4

İmam Serahsî bu nakilden sonra, kadının giydiği elbise çok ince de olsa yine aynı hükmü taşır, şeklinde bir açıklama getirir. Daha sonra da, "Giyindiği halde açık" olan mealindeki hadisi kaydeder ve şöyle der: "Bu çeşit bir elbise şebeke (ağ) gibidir, örtünmeyi temin etmez. Bunun için yabancı erkeklerin bu şekilde giyinmiş bir kadına bakması helâl olmaz."5

Elbisenin şeffaf olmasındaki ölçü, tenin rengini belli etmesidir. Dışarıdan bakıldığı zaman elbisenin altından insanın teni görünüyorsa, elbise ince de olsa, kalın da olsa böyle bir elbise ile örtünme gerçekleşmiş olmaz. Bu mesele Halebî-i Sağir'de şöyle belirtilir: "Elbise altını, tenin rengini belli edecek şekilde ince olursa, bununla avret yeri örtülmüş olmaz. Fakat kalın olsa da, uzva yapışsa ve uzvun şeklini alsa (uzvun şekli görünür hale gelse), bu durumda örtünme hasıl olduğu için men edilmemesi gerekir, namaz caiz olur.6

Mesele diğer mezheplerde de aynı şekilde ifade edilir. Mâliki mezhebinin görüşü şöyledir: Elbise şeffaf olur, cildin rengini hemen belli ederse, bununla örtünme olmaz. Bu şekilde kılınan namazın mutlaka iade edilmesi gerekir. İnce ve dar olduğu için azanın şeklini belli e-den elbiseyi giymek de mekruhtur. Çünkü bu bir şahsiyetsizlik sayılır ve selef ulemasının giyim tarzına muhalif hareket edilmiş olunur.7

Hanbelî mezhebinin görüşü ise şu şekildedir:

Vacip olan örtünme, cildin rengini belli etmeyecek şekildeki örtünmedir. Eğer giyilen elbise cildin rengini belli edecek tarzda ince olur da bedenin beyazlık ve kırmızılığı görünürse namaz caiz olmaz. Çünkü bununla örtünme gerçekleşmiş olmaz. Şayet rengini örter de, hacmini belli ederse namaz caiz olur. Çünkü örtü kalın da olsa bundan kaçınmak mümkün değildir.8

Şafiî mezhebinin görüşü ise şöyledir:

Vacip olan, cildin rengini belli etmeyecek elbiseleri giyinmektir. İnceliğinden dolayı cildin rengini belli eden bir elbiseyi giymek caiz olmaz. Çünkü böyle bir elbise ile tesettür gerçekleşmiş olmaz. Yani, inceliğinden dolayı cildin beyazlığını veya siyahlığını gösteren elbise tesettür için kâfi gelmez. Yine, elbise kalın olsa da, dokunuşu itibariyle altından avret yerlerinin bir kısmını gösterse yine yeterli şekilde örtünme sağlanmamış olur. Diz kapakları ve uyluklar gibi bedenin incelik ve kalınlığını belli eden bir elbise ile kılınan namaz sahihtir, çünkü tesettür sağlanmış demektir. Fakat azaları belli etmeyecek şekilde bir örtü kullanmak müstehaptır.

Bütün bu nakillerden şöyle bir neticeye varmak mümkündündür:

Kadının yabancı erkeklerin yanında giymiş olduğu tenin rengini belli edecek ve gösterecek şekilde ince ise bununla örtünme gerçekleşmiş olmayacağından giyilmesi caiz olmaz. Bu giyecek, bir elbise, gömlek ve etek olduğu gibi, başörtüsü ve çorap da olabilir. Fakat gerek çorap olsun, gerekse başörtüsü ve diğer giyecekler olsun kalın oluyor da, altını göstermiyorsa böyle bir elbisenin giyilmesi caizdir. Çünkü çorap ve başörtüsü ne kadar kalın olursa olsun mutlaka bacağın ve başın şeklini belli edecektir. Fakat vücudun azalarını iyice belli edecek şekilde giyilen dar pantolon ve dar gömlekle namaz sahih olsa da, bakanların dikkatini çekip tahrik edeceğinden meşru görülmez. Merhum İbn-i Âbidin de eserinde bu hususa işaret etmektedir.10

1.Ebû Dâvud, Libas:31.
2.Müslim, Libas.-125.
3.Muvatta', Libas:4
4.Beyhakî. Sünen, 2:235
5.el-Mebsût, 10:155-
6.Halebî-i Sağır, s.141. l.Menânü'l-Celü, 1:136
8.İbni Kudâme. el-Muğnî, 1:337.
9.Afeaeıtf. el-Mecmû, 3:170-172.
10.Reddü'l-Muhtar, 5:238.

2- Kadının sesi hangi hallerde haram olur?

İslâmiyet kişiyi fitne ve fesada sürükleyen görüntü, davranış ve hallere karşı koruyucu tedbirler alır. Çünkü İslâmda insanın safiyet ve vakarının muhfazası ve bozulmaması esastır. Bu tedbir ve koruma hem erkek için, hem de kadın için eşit seviyede düşünülür.

Diğer yandan insana verilmiş olan özellik, kabiliyet ve farklılıklar bir başkasının vebal altına girmesine sebep olmamalı, yanlış duygulara kapılmasına meydan vermemeli, nefsini azdırmamalıdır.

Yaratıcı tarafından kadına ihsan edilen sesi de bu çerçeve içinde düşünmek gerekir. Esas itibariyle başta insan olmak üzere hiçbir varlığın sesi mutlak olarak haram ve günah sınıfına sokulmaz. Çünkü yaratılışında bir haramlık mevcut değildir. Bunun içindir ki, hiçbir âyet ve hadis kadının sesini haram kılıcı bir hüküm bildirmez.

Başta Hanefi ve Şâfiî imamları olmak üzere mezhep sahibi müçtehid imamlarımızın kanaatleri de bu merkezdedir. Hattâ bütün fıkıh kitaplarında şu hükmü görüyoruz: Cumhura göre kadının sesi avret değildir. Yani bütün müçtehidlere göre kadının sesi haram değildir.

Şâfiî mezhebi âlimleri ve diğer müçtehidler şöyle derler: “Kadının sesi avret değildir. Çünkü kadın alış veriş yapar, mahkemede şahitlikte bulunur. Bunun için sesini yükselterek konuşmak zorunda kalır.1

Kadının sesinin avret olmadığının gerekçesi İslâmın ilk uygulamalı devri olan Saadet Asrıdır. Yani Peygamber Efendimizin (a.s.m.) ve sahabilerin uygulayış biçimidir. Bu uygulanış biçimi üç şekilde görülüyor:

Birincisi: Peygamber Efendimizin (a.s.m.) sahabi hanımlarla konuşması, onların sorularına cevap vermesi, şikâyetlerini dinlemesi, ihtiyaç ve taleplerini karşılamasıdır.

Bir örnek olması bakımından şu hadis-i şerifi nakledelim:

Amr bin Şuayb rivayet ediyor:

Bir kadın yanında kızı ile birlikte Resulullaha (a.s.m.) geldi. Kızın kolunda iki altın bilezik vardı. Resulullah (a.s.m.) kadına sordu: “Bu bileziklerin zekâtını veriyor musun?”

Kadın, “Hayır, vermiyorum” diye cevap verdi.

Bunun üzerine Resulullah (a.s.m.) tekrar sordu:

“Peki, kıyamette bu iki bilezik yerine Allah’ın sana ateşten iki bilezik taktırması hoşuna gider mi?”
Kadın iki bileziği hemen çıkarıp Resulullaha (a.s.m.) uzattı ve “Bunlar artık Allah ve Resulüne aittir” dedi.2

İkincisi: Sahabiler gerek Peygamberimizin hanımlarına, gerekse diğer hanım sahabilere hadis ve benzeri durumlarda soru sorarlar, konuşurlar ve bazı konularda bilgi alırlardı.

Üçüncüsü: Yine Sahabe döneminde kadınlar, halifelere şikâyetlerini dile getirirler veya dinî meselelerde diğer sahabilere bilmediklerini sorup öğrenirlerdi.

Bu mesele için de bir örnek verelim:

Kadının biri Hazret-i Ömer’e gelerek, “Yâ Emîrelmü’minîn! Kocam geceleri ibadet eder, gündüzleri de oruç tutar” şeklinde şikâyette bulundu.

Hazret-i Ömer, “Ne demek istiyorsun? Kocanı geceleri ibadet etmekten ve gündüzleri oruç tutmaktan alıkoymamı mı istiyorsun?”

Bunun üzerine kadın başka bir şey söylemeden çıkıp gitti ve biraz sonra bir daha gelip aynı şikâyetini dile getirdi. Hazret-i Ömer, kadına yine aynı cevabı verdi.

Bu durumu gören Kâ’b bin Sûr söze karıştı ve “Yâ Emîrelmü’minîn, kadının hakkı var. Cenab-ı Hak erkeğe dört kadınla evlenebileceğine müsaade ettiğine göre, dördüncü gün kadının hakkıdır” dedi.

Bunun üzerine Hazret-i Ömer kadının kocasını çağırtıp dört günde bir oruç tutmamasını ve her dört gecede bir kadının yanında yatmasını emretti.3

Ancak diğer bütün mübah meselelerin mahiyet değiştirip mahzurlu bir hal almasında olduğu gibi, kadının sesi meselesinde de aynı durum söz konusudur. Kadının sesi mübah, masum ve meşru olmasına karşılık hangi sebeplerden dolayı “avret” olur, nasıl olursa yasak sınıfına girer, yabancı erkeklerin dinlemesi haram olur?

Kadının sesi yaratılışı icabı dikkat çekicidir. Özellikle ses normalin dışında bir tonda çıkarsa birtakım mahzurları beraberinde getirmektedir ve dinî tabiriyle “fitneye” sebep olmaktadır. Demek ki, haram olan sesin kendisi değil de, kontrol dışı bir mahiyet taşımasıdır.

Ahzab Sûresinin 32. âyet-i kerimesi bu husustaki ölçüyü Peygamber hanımlarının şahsında şöyle veriyor:

“Ey Peygamber hanımları! Siz herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Eğer halinize layık bir takva ile korunacaksanız, yabancılarla câzibeli bir şekilde konuşmayın ki, kalbinde fesat bulunan kimse bir ümide kapılmasın. Konuşurken ciddiyet ve ağırbaşlılıkla söz söyleyin.”

Müfessir Vehbi Efendi bu âyeti tefsir ederken, “Söylediğiniz söz fitneye sebep olmasın. Yani cazibeli ve ecânibi şüpheye düşürecek bir halde edalı ve naz ü istiğna ile söylemeyin” şeklinde izah getirmektedir. Elmalılı’nın ifadesiyle “Yayılarak, kırıtarak, sınık, yılışık” olduğunda “kalbi çürük kötülüğe meyilli kimseler” bir ümide kapılırlar. Bundan dolayı da günaha girilmiş olur.

Vehbe Zühaylî bunu normal konuşmalardan ziyade dinî muhtevada da olsa aynı gerekçe ile mahzurlu görür: “Kadının, Kur’ân şeklinde de olsa, coşkulu ve nağmeli olarak okumakta iken seslerini işitmek haramdır. Çünkü bunda fitneye sebep olma korkusu vardır.”4

İbni Âbidîn ise meseleye şu şekilde bir açıklık getirir:

“Tercih edilen görüşe göre kadının sesi avret değildir. Yalnız zekâsı kıt olanlar zannetmesinler ki, ‘biz kadının sesi avrettir demekle konuşmasını kasdetmiyoruz. İhtiyaç halinde ve benzeri durumlarda kadının yabancı erkeklerle konuşmasına cevaz veriyoruz. Yalnız kadınların yüksek sesle konuşmalarını, seslerini uzatmalarını, yumuşatmalarını ve nağmeli bir şekilde okumalarını caiz görmüyoruz. Çünkü bunlarda erkekleri kendilerine meylettirmek ve şehvetlerini tahrik etmek vardır. Kadının ezan okuması da bundan dolayı caiz olmamıştır.”5

Bizim de katıldığımız hükmü Faruk Beşer Hoca veciz bir şekilde şöyle dile getirir:

“Kadın her şeyiyle olduğu gibi sesiyle de çekici, büyüleyici ve tahrik edicidir ve aslında bu onun çirkin olduğunu değil, güzel olduğunu gösterir. Birer nimet demek olan çekici yönlerini, bu arada sesini fitneye sebep olmak ve tahrik etmek için kullanırsa, yani konuşmasını kırıla döküle ve kadınsı biçimde yaparsa, ya da nağmeli sözlerle normal konuşurken zaten tahrik edici olan sesini daha da etkileyici hale getirirse, sesi avret olduğundan değil de, fitneye sebep olacağından haram olur. Vakarlı ve karşısındakine ümit kestirici edayla konuşursa haram olmaz.6

Son olarak zamanımızın müfessirlerinden Muhammed Ali es-Sabûnî’nin yorumuna yer verelim:

“Açıkça görüldüğü gibi, eğer fitneden emin ise kadının sesi haram olmaz. Ancak, erkeklerin, kadınları fitne ve fesada götüren hallerden uzak tutmaları gerekir.”7

Sorudaki unsurlara gelince, şiir ve ilahide ses incelip kalınlaştığı, nağmeli olduğu ve câzip bir mahiyete büründüğü için yabancı erkeklerin duyacağı şekilde söylemek beraberinde mahzurları taşımaktadır.

Hanımların sesli olarak zikretmeleri de şayet yabancı erkekler duyacaksa, yine aynı kategoriye girmekte ve birtakım yanlış duyguların uyanmasına sebebiyet vereceğinden ezanda olduğu gibi müsaade edilmemektedir. Ancak kendi aralarında sesli olarak Kur’ân okumalarında ilâhi söylemelerinde ve zikretmelerinde haliyle mahzur olmaz.

1 Tefsîrü Âyâti’l-Ahkâm, 2: 167.
2 Tirmizî, Zekât: 12.
3 Hayâtü’s-Sahâbe, 3: 349.
4 İslâm Fıkhı Ansiklopedisi, 1: 467.
5 Reddü’l-Muhtar, 1: 272.
6 Hanımlara özel ilmihal, 314.
7 Tefsîrü Âyâti’l-Ahkâm, 2: 167.
Mehmed Paksu Aileye Özel Fetvalar

3- Yalnız kalmak ve dokunmak:

Bir erkek ve kadının nikahsız olarak ellerinin bir birine değmesi ve yalnız kalmaları da caiz değildir.

Mahrem olmayan kadına bakmak haram olduğuna göre, onlara dokunmak veya tokalaşmak mutlaka haramdır. Peygamber'e (sav) biat eden kadınlar dediler ki: Ey Allah'ın Resulü, biat ederken elimizi tutmadınız. Peygamber (sav) kadınların elini tutup tokalaşmam, buyurdu (Ahmed bin Hanbel, Nesâî, İbn Mâce). Hazreti Aişe (ra) biat ile ilgili şöyle buyuruyor: Allah'a yemin ederim ki Resûlüllah'ın eli bir kadının eline dokunmadı. Sadece sözle onlardan biat aldı" (Müslim ).

Peygamber (sav) bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor: "Sizden biriniz, başına iğne ile dürtülmesi kendisi için helâl olmayan bir kadına dokunmaktan daha hayırlıdır." İslâm dini, kadınla tokalaşmayı yasaklamakla kadını tezyif etmiyor. Bilakis şerefini kurtarıyor. Kötü niyetli kimselerin şehvetle el uzatmasına engel oluyor. (Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar II. 170)

Bir kadının eli, yabancı bir erkeğin eline değmesi zaruret yokken haramdır. Bu itibarla, hiçbir ihtiyaca dayanmayan tokalaşmada bu haramlık bahismevzu olur. Yabancı bir erkek yabancı kadınla tokalaşamaz, elini namahremin eline süremez. Resûl-i Ekrem Efendimiz, yabancı bir kadının elini tokalaşmak için tutmanın ateş tutmaktan daha korkunç olduğunu haber vermiş, namahremin elini tutanın Cehennem ateşi avuçlayacağına işarette bulunmuştur.

Bu mahzur, bilhassa genç kadın ve erkekler için daha büyük çapta variddir. Hissî tarafları yok olmuş yaşlılar hakkında ise mahzur daha az nisbette variddir. Hatta iki yaşlı kadın ve erkeğin (hislerinin yokluğu halinde) tokalaşmalarında beis olmayacağı ifade edilmiştir. Bu sebeble, yaşlı kadınların elleri öpülebilir. Yaşlılıkları, yâni hissi bakımdan ölmüş oluşları, böyle bir ruhsata sebeb olur. Bir erkeğin yabancı bir kadınla tokalaşması ânında cinsî hislerin ayaklanması halinde, aralarında haramlık bahismevzu olur, sıhriyet akrabalığı meydana gelebilir. Bu bakımdan kadın-erkek münasebetlerinde çok titiz olmak gerekir. Zira böyle lüzumsuz bir tokalaşma yahut el öpme anlarında doğabilecek hissî heyecan, karşı cinse duyulabilecek süflî duygu, haramlığa sebeb olabilir, bu kadının kızı bu kimseye haram hale gelebilir. Böyle şüpheli halden uzak kalmak ise en sıhhatli bir tedbirdir. Mümkün olduğu kadarıyla uzak kalmaya gayret edilmeli, süflî bir his doğduydu, doğmadıydı gibi vesveseye mahal vermemelidir.

Hepimizin bildiği gibi bir kızla evlenmeyi düşünmek ve nişanlanmak evlenmek mânâsında değildir. Bunun için kişinin nişanlısıyla gezip dolaşması ve onunla yalnız kalması kesinlikle haram ve büyük bir vebaldir. Peygamber (sav): "Herhangi bir kimse, bir kadınla yalnız kaldığı takdirde mutlaka onların üçüncüsü şeytandır" buyurmuşlardır. Bir çok nişanlılar, tenha yerde yalnız kaldıklarında istenmeyen ve meşru olmayan bir takım menfî neticeler meydana gelmekte ve sonunda

herhangi bir nedenle nişan da bozulmaktadır. Geride kalan şey vebal ve iffetsizliktir. Bunun için dinini, dünyasını ve şerefini düşünen kimseler meşru olmayan bu gibi şeylere dikkat etmeleri gerekir.

1-el-Fıkh'ul-İslâmî ve Edilletuha c. 7, s. 25 ; Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar II. 112
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet Editör

ahmet18200
12-Aralık-2006 - 11:29:57
Yorum
BİLGİLERİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN

Murat Eyyü
29-Ocak-2007 - 12:07:54
Yorum
İslamda kız erkek arkadaşlığı yoktur!

mehmet38
06-Mart-2007 - 11:53:10
Yorum
Bilgi için teşekkürler, Allah razı olsun... Fakat, günümüzde aileler artık aralarında anlaşıp nişan yapılırken imam nikahı da yapılmaktadır. Elbette bu nikah, evlilik hayatı yaşanılacağı anlamına gelmez, nişanın bozulması mümkündür. Ama bu durumda yakınlaşmak haram değildir çünkü nikah akdi tamamlanmıştır.


07-Mart-2007 - 09:04:51
Cevabımız

Değerli Kardeşimiz;

Şahitler huzurunda dini nikah yapmak caizdir. Ancak resmi nikah olmadan dini nikah yapılmasını uygun görmüyoruz. Özellikle kadının dini ve dünyevi hukukunun korunması açısından dini nikahın yanında resmi nikahın da yapılmasını gerekli buluyoruz.

Nitekim Osmanlı Aile Hukuku kararnamesinde de mahalle kadısına kayıt yaptırılmayan nikahların geçersiz sayılacağı ifade edilmiş ve resmi nikah üzerinde ısrarla durulmuştur.

Yalnız kalınca günah işlemiş olmamak için dini nikahı tercih ediyorlar. Halbuki daha sonra telafisi çok zor durumlarda kalabiliyorlar.

Bir kadın ve erkek aileden haberli veya habersiz şahitler huzurunda nikahlansalar karı koca sayılacaklarından erkek boşamadan kadın başkasıyla evlenemez. Bu açıdan çok tehlikelidir.

Nitekim bize bu konuda onlarca soru geliyor. "Ben bir erkekle dini nikah kıydırmıştım. O beni boşamıyor ne yapayım" " Ben dini nikahtan boşanmadan başkasıyla evlendim. Zina sayılır mı" gibi tüyler ürperten pek çok problemle karşılaşıyoruz. Bu açıdan her ne kadar şahitler huzurunda nikahlanmak caiz ise de sonunda telafisi imkansız olaylar olabiliyor. Bu nedenle resmi nikah olmadan dini nikah yapılmasını asla doğru bulmuyoruz.
Selam ve dua ile...





  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-03-2008, 00:39   #60
Ayın Üyesi
 
Katılım Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 1,443
Varsayılan

bende flörte karşıyım eğer birini seviyorsan biran önce işi ciddiyete binidreceksin.daha önceden sormuştum ya o sorumun cevabını artık bende veriyorum bence flortün her türlü zarar.eğer yaşın tutmuyorsa unut gitsin...dinimizde de caiz olmayan birşeydir.Bunu da düşünüpte insanların bu işe atılması gerekir...

Düzenleyen: muhtacım , 26-03-2008 - 00:48.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 16:04


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats