![]() |
| | #1 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 95
| Günah İşleyen Kimsenin Kafir Olduğu İddiasının Reddi Bölümü -Eğer bir kimse "günah işleyen kimse kâfirdir", derse, onun sözünü boşa çıkaracak cevap nedir? diye sordum. Şöyle söyledi: -Ona şöyle cevap verilir: "Yûnus'u da an. Hani o öfkelenerek çıkıp gitmiş, kendisini tazyik etmeyeceğimizi sanmıştı. Karanlıklar içinde niyaz ederek, Senden başka ilah yoktur, seni tenzih ederim, ben zâlimlerden oldum, dedi."(el-Enbiya,87.) Buna göre o, zalim mü'mindir, kâfir ve münafık değildir. Hz. Yûsuf un kardeşleri: "Ey babamız, bizim için günahlarımızın bağışlanmasını dile. Biz muhakkak suçlu idik."(Yusuf,97.) dediler. Bu durumlarıyla onlar günahkârdırlar, fakat kâfir değildiler. Yüce Allah, Peygamberi Hz. Muhammed'e "Senin geçmiş ve gelecek günahını Allah'ın affetmesi için..."(el-Fetih,2.) buyurmuş, günahını yerine küfrünü dememiştir. Hz. Musa kıptîyi öldürmesi dolayısıyla günah işlemişti, fakat kâfir değildi. Eğer o kimse "Ben inşallah mü'minim," derse, "Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ve selâm ederler, ey mü'minler, siz de ona salâvat getirin, ona lâyık olduğu şekilde selâm getirin."(el-Ahzab,56)âyeti gereğince "Eğer mü'minsen ona salâvat getir, değilsen getirme," denir. Keza Allah şöyle buyurur: "Ey iman edenler, cuma günü namaz için nida olunduğunda Allah'ın zikrine koşun, alışverişi bırakın."(el-Cuma,9.) Muaz (r.a) şöyle dedi: "Kişinin Allah hakkında şüphesi, onun bütün iyiliklerini iptal eder. Allah'a iman ettiği halde masiyet işleyen kimsenin affedilmesi umulur, azap görmesinden de korkulur." Muaz'a soran kimse: "Şüphe iyilikleri giderdiğine göre, îman etmek de kötülükleri daha çok giderir." demişti. Muaz da: 'Yemin ederim, bu adamdan daha çok hayret edilecek bir kimse görmedim," dedi. Ona "Sen müslüman mısın?" diye sordu. O da "bilmiyorum" dedi. O kimseye "bilmiyorum," sözün doğru mu, yanlış mı diye sorulur. Eğer "doğru" derse şöyle söyle: "Dünyada doğru olan âhirette doğru değil midir?". Eğer "Evet," derse: "Kabir azabına, suale, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan olduğuna îman ediyor musun?" diye sor. "Evet" derse "Sen mü'min misin?" diye sor. Eğer yine "bilmiyorum" derse, o zaman; bilmeyesin, anlamayasın, iflah olmayasın, de. -Eğer bir kimse cennet ve cehennem yaratılmış değillerdir, derse? diye sordum -O kimseye şöyle de: Onlar bir şeydir, yahut bir şey değildir. Oysaki, Allah Kur'ân-ı Kerîm'de "Allah her şeyin yaratıcısıdır."(ez-Zümer,62.), "Biz herşeyi bir ölçü ile yarattık."(el-Kamer,49.), "Onlar sabah akşam ateşe karşı getirilecekler."(el-Mü’min,46.) buyurmaktadır, dedi. -Eğer cennet ve cehennem fâni olacaktır derse? diye sordum. -Ona Allah Kur'ân'da cennetin nimetlerini "Kesilip tükenmeyen, yasak da edilmeyen"(el-Vakıa,32.) olarak vasfetmektedir, de. Cennetlik ve cehennemlikler girdikten sonra cennet ve cehennem yok olacaktır diyen kimse de orada ebedî kalışı inkâr ettiği için, kâfir olur. Ebû Hanife (r.a.) şöyle dedi: -Allah-u Taâla mahlukların sıfatı ile tavsif edilemez. O'nun gazabı ve rızası keyfiyetsiz sıfatlarındandır. Sünnet ve Cemaat Ehli'nin görüşü budur. Allah gazap eder ve razı olur. Onun gazabı cezalandırması, rızası da sevabıdır, denemez. Biz onu, kendisini tavsif ettiği gibi tavsif ederiz. O birdir, hiç bir şeye muhtaç değildir. Doğurmamış, doğurulmamıştır, kendisine hiç bir şey denk değildir. Hayy, kayyum, kadir, duyan, gören, bilen O'dur. O'nun eli, kullarının elleri üzerindedir, fakat kulların eli gibi bir uzuv değildir. O ellerin yaratıcısıdır. O'nun yüzü yarattıklarının yüzü gibi değildir. O bütün yüzlerin yaratıcısıdır. O'nun nefsi yarattıklarının nefsi gibi değildir. Bütün nefislerin yaratıcısı O'dur. "Onun benzeri hiç bir şey yoktur. Duyan ve gören O'dur."(eş-Şura,11) -Eğer Allah-u Taâla nerededir, diye sorulursa? diye sordum. -O kimseye: Yaratılmadan önce mekân yoktu, halbuki Allah vardı. Mahlukattan hiç biri yokken, "nerede" mefhumu mevcut değilken, Allah vardı. O her şeyin yaratıcısıdır, diye söyle. Eğer "Dileyen, dilenmiş olan şeyi ne ile diledi?" denilirse "Sıfatla" de. O kudretle kadir, ilimle âlim, mülk ile mâliktir. Eğer "meşietle mi diledi, meşietle takdir edilip ilimle mi diledi?" diye sorarsa: "Evet," diye cevap ver. ( Allah'ın dilemesi ilmine, ilim de maluma tabidir. Buna göre insan ihtiyarî fiillerinde mücber değildir.) |
| |
| | #2 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007 Yaş: 18
Mesajlar: 801
| Allah razı olsun.....paylaşımın için. |
| |
| | #3 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 95
| Soru : Dünyanın herhangi bir yerinde hiçbir şekilde dinden haberi olmayan insanların ahiretteki durumu nedir? ————————————————————————— —– Cevap: Bismillahirrahmanirrahim Şayet günümüzdeki bu kadar iletişim vasıtalarına rağmen hala böyle bir kimse varsa, sadece Allah’ın varlığını bilmekle yükümlü olacaktır. Çünkü insan aklı Yaratıcı’nın varlığını idrake haizdir. Aklı başında olan her insana, Allah’ın varlığını bilip tasdik etmek farzdır. Kâinatta her zerre, ilim ve kudret sahibi bir Yaratıcı’nın varlığına şahadet edip dururken, her şeyin üstünde bir akla sahip olan insanın bunu anlamaması, bunu düşünüp bulmaması caiz olamaz. Onun içindir ki, insan nerede ve hangi zamanda yaşamış olursa olsun, kendi aklıyla düşünerek Allah’ı bulması ve bilmesi, üzerine farzdır. Allah Teâlâ insanlara, dinî vecibelerini beyan eden bir Peygamber göndermemiş bile olsa idi, akılları ile Allah’ın varlığını ve birliğini bilmek onların üzerine vacip olurdu, Şu kadar ki, böyleleri, yani Peygamberlerin tebligatından haberi olmayanlar; ibadetler, namaz, oruç, zekât vesaire şer’i hükümlerle mükellef değildirler. Çünkü bu gibi şer’i hükümler yalnız akıl ile anlaşılmaz. Onlar ancak bir Peygamberin haber vermesiyle bilinir.[/color] |
| |
| | #4 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 194
| Allah razı olsun enesim..paylaşımın gerçekten güzeldi |
| |
| | #5 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 39
| sağolasın kardeş. bildiğim iyi oldu. |
| |
| | #6 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 95
| Soru : islami aile yapisinin oldukca bozuk oldugu dönemde yasiyoruz. bu nedenle dügün merasimlerinde calgi calinmasini sart kosan kisilere verilecek cevap nedir? böyle istendiginde evlilikten vazgeçmek gerekir mi? Cevap: Bismillahirrahmanirrahim Allah'a isyan olan bir mekana katılmak kesinlikle caiz değildir. Elbette evlenirken imkanlar ölçüsünde düğün merasimi düzenlenmeli ve bir ikramda bulunulmalı..bu şekilde evlilik diğer kimselere duyurulmalıdır. Ama herşeyimiz dinimizin koyduğu ölçüler içerisinde olmalıdır. Evlilik gibi dinin yarısını tamamlayan bir amelde bulunurken haramın işi ne olabilir? Böyle kutlu bir başlangıcın içind eharam yer alabilir mi? Bu tür istekle bulunan kimseleri ikna yoluna gidiniz ve kesinlikle dinimizden taviz vermemeliyiz. Soru : yeni nişanlandım ve şimdiye kadar kesinlikle kaşımı aldırmadım çünkü bunun lanetlık bişey olduğunu biliyorum. nişanlım şaka olarak da olsa bana kaşımı biraz inceltebileceğimi bana soruyor evlenince eşimin istediği gibi biraz inceltmem doğru olur mu yoksa yıne lanetlenenler arasına mı girerim? -------------------------------------------------------------------------------- Cevap: Bismillahirrahmanirrahim Bir müslümanın kaşını aldırması, inceltmesi kesinlikle caiz değildir. Yalnız eğer bir kimsenin kaşı normalden daha fazla ve normalin dışında bir yerde çıkmış ve kişiyi psikolojikmen rahatsız ediyorsa, bu kısımlar tedavi amacıyla aldırılabilir. Bu fıtrata müdahale değildir. Hatta bu durumda olan bayanların eşlerine güzel görünmek amacıyla bunu yapmaları lazımdır. Fakat sadece daha güzel görünmek için normal miktarda olan kaşların aldırılması kesinlikle caiz değildir. Bunu eşin istemesi hükmü değiştirmez. Soru : ilahilerdeki müziği bazı kesimler hoş karşılamıyor bunu izah edebilir misiniz? -------------------------------------------------------------------------------- Cevap: Bismillahirrahmanirrahim İçeriğinde dine aykırı, cinsellik ve Allah'a isyan sözler içermeyen ve kişiyi bu yönde teşvik etmeyen müziklerin dinlenmesi caizdir. Fakat büyüklerimiz böyle de olsa müzik dinlemeyi uygun bulmamışlardır. Bunun nedeni bu tür müziklerle başlayan kimselerin zamanla diğer şarkı ve türküleri dinlemeye müsait olmalarıdır Soru : Erkeklerin yalınayak namaz kılmalarının hükmü nedir? Ve yalın ayak imamlık yapılamaz mı? -------------------------------------------------------------------------------- Cevap: Bismillahirrahmanirrahim Erkekler yalınayak namaz kılabilirler. Esas olarak imamın cemaatten eksik olmaması gerekmektedir. Yani cemaat çoraplı ise, imamın da çoraplı olması gerekmektedir. Aksi takdirde mekruh olur. Soru : normal suyu oturarak 3 defada bitiriyoruz. niçin zemzem suyunu ayakta ve bir defada içmemiz uygun görülüyor? -------------------------------------------------------------------------------- Cevap: Bismillahirrahmanirrahim Suyun oturarak ve üç yudumda içilmesi sağlık açısından faydalı ve önemlidir. Zemzem ise, Peygamberimizden görüldüğü üzere ayakta veya oturarak içilebilir. Ve içerken kıbleye dönülmeli ve hayırlı niyetlerde bulunarak içilmelidir. Bir yudumda kana kana içerek ahirette susuzluk çekmemeye niyetlenilmelidir. cevaplayan:MEHMET TALU HOCA EFENDİ |
| |
| | #7 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 194
| [razi] canım enesim |
| |
| | #8 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 95
| Allah'A ORTAK KOŞAN KİMSE EBEDİ CEHENNEMLİKTİR 13.Hadis: Enes b. Malik (r.a)'den rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: «Allah (c.c) cehennemde azabı en hafif olana: «Şayet yeryüzünde ne varsa hepsi senin olsa şu azabdan kurtulmak için feda eder miydin?» diye soracaktır. O da: «Evet, feda ederdim ya Rabbi!» diyecek. Bunun üzerine Allah (c.c): «Fakat Adem'in sulbünde iken senden, daha kolay olan bir şeyi istemiştim de sen bundan çekinip bana şirk koşmuştun» diyecek.» (Buhari) HADİSTEN NE İSTİFADE EDERİZ -Hiç kimseye ne malın, ne şefaatin, ne oğulların ne de dünya ve içindekilerinin fayda sağlamayacağı kıyamet günü gelmeden önce, herkes Allah'a şirk koşmamak ve O’nun iradesi doğrultusunda yaşamak konusunda elinden geleni yapmak zorundadır. Zira, Allah (c.c) kendisine şirk koşulmasını asla affetmeyeceğini ve insanların bu konuda çok dikkatli olmalarını emrediyor. Şirk koşulması halinde ise ebedi cehennem azabından kurtuluşun olmadığını beyan ediyor. EY ALLAHIM! bizleri açık ve gizli şirkten muhafaza eyle..AMİNN |
| |
| | #9 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 95
| HARAMLARIN EN BÜYÜĞÜ 20.Hadis: Abdullah b. Mes'ud (r.a)'den şöyle rivayet edilmiştir: Bir kere Rasulullah (s.a.s)'e: «Ya Rasulallah! Allah indinde hangi haram en büyüktür?» diye sordum. Rasulullah (s.a.s): «Allah seni yarattığı halde O'na eş koşmandır» buyurdu. Ben: «Hakikaten bu büyük haramdır» dedim. «Sonra hangi haram büyüktür?» diye sordum. Rasulullah (s.a.s): «Seninle beraber yemek yemesinden korkarak çocuğunu öldürmendir» buyurdu. «Bundan sonra hangisi büyüktür?» dedim. Rasulullah (s.a.s): «Komşunun hanımı ile zina etmendir» buyurdu. (Buhari-Müslim) HADİSTEN NE İSTİFADE EDERİZ 1- Haramların en büyüğü ve Allah tarafından asla affedilmeyen şey; sadece Allah'ın hakkı olan ibadet türlerinden birini, insanları ve diğer tüm varlıkları yoktan varetmesine rağmen Allah'tan başkasına yapmaktır. Böyle yapan kimse, Allah'a şirk koşmuş ve cehennem azabını haketmiş olur. 2 - Rızkın Allah'tan olduğu inancı islam akaidinin temellerindendir. Kim, mahlukattan bir şeyin rızkı artırmaya veya azaltmaya gücü olduğuna inanırsa veya rızkın azalmasından korkup artacağına inanarak çocuğunu öldürürse islam dairesinden çıkmış olur. Her müslüman bilmelidir ki, rızık ancak Allah'tandır. 3 - Zina etmek, islam'ın yasakladığı büyük haramlardandır. Müslüman olan komşunun hanımıyla zina etmek ise daha şiddetlidir. Zira böyle bir halde hem haram olan zina işlemiş, hem de Rasulullah'ın birçok sözlerinde önemini vurguladığı komşu hakkı çiğnenmiş ve müslüman komşunun hakkına tecavüz edilmiş olur. |
| |
| | #10 | |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,499
| Alıntı:
| |
| |
| Konu Araçları | |
| |