![]() |
| | #1 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Sual: Bir arkadaş, (Kur’an-ı kerimde, bir çok yerde (Akletmez misiniz) ifadesi geçmektedir. Buna göre bakıp aklıma uyanı yapıyor, aklıma uymayanı yapmıyorum) dedi. Ben de yanlış yapıyorsun. Akıl tek başına ölçü değildir. Hastalanınca hemen tedavi için doktora gidiyorsun, ilaç için hemen eczaneye gidiyorsun. Neden tıp kitabı alıp kendini ameliyat etmiyorsun, neden kendi ilacını kendin imal etmiyorsun. Din hususunda da bunun gibi ehline sormak lazım, ehline teslim olmak lazım dedim. Bana güldü ama cevapta veremedi. Bu hususu açıklar mısınız? CEVAP Bid’at ehli kimseler, felsefeciler, bu âyet-i kerimeleri istismar ediyorlar. (Allah akledin, düşünün, diyor, kimisi bizi düşünmekten, akletmekten, akılla Kur’anı anlamaktan, dini hükümler çıkarmaktan bizi alıkoymaya çalışıyor) diyorlar. Akletmekle ilgili âyetlere bakın, hiç birinde, (Kur’anı anlamak için akledin veya dini hüküm çıkarmak için akledin diye bir ifade yoktur. Akletmekle ilgili birkaç örnek verelim: (Ey kavmim, buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak beni yaratana aittir. Akletmez misiniz?) [Hud 51] Peygamber efendimiz, dini bildirirken ücret istemiyor, makam istemiyor, padişahlık istemiyor. Yani benim bu işte dünyalık bir menfaatim yok. Ben işi sırf Allah rızası için yapıyorum. Bu kadarını da akletmiyor musunuz, düşünmüyor musunuz anlamındadır. Akletmek, akıl ile hüküm çıkarmak demek değildir. (Geceyi gündüzü, güneşi ayı sizin istifadenize vermiştir. Yıldızlar da O’nun buyruğuna boyun eğmiştir. Bunlarda, akleden kimseler için dersler vardır.) [Nahl 12] Gecenin gündüzün gelişinde, ayın güneşin insanlara sağladığı faydalar ve yıldızlar Allahın emri ile var oldukları, hareket ettikleri akleden, düşünebilen kimseler için ibret dersleri vardır deniyor. Akıl ile hüküm çıkarın denmek istenmiyor. (İbrahim: “Allahı bırakıp da, size hiç bir fayda ve zarar veremeyen putlara niçin taparsınız? Size de, taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?” dedi. [Enbiya 66-7] Ellerinizle yaptığınız putların size bir fayda ve zarar vermediği meydanda iken, onlara tapmanın vereceği zararı akletmiyor musunuz deniyor. Yoksa aklını kullan da dini hükümler çıkar denmiyor. (Size verilen şeyler, dünya hayatının geçim vasıtası ve süsüdür. Allah katında olanlar ise, daha iyi ve devamlıdır. Akletmez misiniz?) [Hâlâ buna aklınız ermeyecek mi?] {Kasas 60} Dünya hayatındaki şeyler ne kadar kıymetli olursa olsun, hepsi bir gün yok olacak, ama ahirette verilecek olanlar ise devamlıdır. Bunu düşünemiyor musunuz deniyor. Yoksa akledin de akıl ile hüküm çıkarın denmiyor. (Akledesiniz diye Kur’anı arapça okunan bir Kitap kıldık.) [Zuhruf 2-3] Kur’an-ı kerimi herhangi bir dil ile değil, en geniş, en açık, en ahenkli olan Arapça olarak indirdik. Eğer iyi düşünürseniz, bu Kitabın ulviyetini, kendisinin bir şaheser, sözlerinin, bütün insanlığa hitap ettiğini görür, müslüman olmayı en büyük bir vazife, en yüksek bir saadet telakki edersiniz. Ey Araplar, Kur’an-ı kerim, sizin dilinizle indi. Edebiyatçıların, şairlerin sözlerine benzemediğini gördünüz. Bunun insan sözü olmadığını, İlâhî bir kelam olduğunu düşünürseniz, anlarsınız. Demek ki âyetteki anlamak, bunun ilahi kelam olduğunu anlamaktır. Yoksa ahkamını anlamak değildir. Eğer öyle olsaydı, (Ey Resulüm, Kur’an-ı kerimi insanlara açıkla) buyurulmazdı. (Nahl 44) Bazıları da, (insanın namazda okuduğunu anlaması gerekir, onun için Kur’anın tercümesini okumalı) diyorlar. Böyle demek, ibâdetlerin ne demek olduğunu anlamamış olmayı gösterir. Çünkü, namazı, insanın kendisi tertip etmemiştir. Her ibâdetin nasıl yapılacağını Allahü teâlâ Peygamberine bildirmiştir. O da, bunları öğrendiği gibi Eshabına bildirmiştir. Din imamlarımız bunların hepsini Eshab-ı kiramdan anlamışlardır. Bu derin âlimler bildiriyor ki: Namazda okunacak Kur’anın, Allah kelamı olması gerekir. Tercümeleri Allah kelamı olmaz. Namaz dışında Müslümanlar, kendi dilleri ile de, duâ edebilir |
| |
| | #2 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Ben sormayacagim ama cevabimi cok düsünerek yazmaya calistim; 29-Ankebut-51:‘’Kendilerine okunmakta olan Kitab’ı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt vardır 6- En’am-115:‘’Rab’binin sözü doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir.’’ 10- Yunus-37:‘’Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından yalan olarak uydurulmuş değildir. Ancak bu, önündekileri doğrulayan ve kitabı ayrıntılı olarak açıklayandır. Bunda hiç şüphe yoktur, alemlerin Rab’bindendir.’’ Allah’la ilgili konularda- din konusunda, Allah’ın bize yol gösterici, doğruyu yanlıştan ayıran olarak gönderdiği Kitab’ının dışında bir din anlayışı ortaya atmak ve buna da ‘’Allah’ın dini’’ demek; hem Allah’ın Rasulü olan peygamberimize , hem de Rab’ bimize atılan büyük bir iftiradır, uydurmacılıktır. Bu da, Allah tarafından asla bağışlanmayacak olan büyük bir suçtur, Allah’a ortak etmedir. İnsanların, dini otoritelerin kendi görüşlerini ‘’Allah’ın dini’’ yada ‘’Rasulullah’ın sözü’’ diyerek ne Allah’a nede O’nun Rasulüne ait olmayan sözleri ve uygulamaları din olarak benimseyip yaşamlarına geçirmeleri ise ancak kendilerine gönderilen Kitap’tan habersiz olmaları ve bu Kitab’ı kullanımdışı, terkedilmiş olarak bırakmalarının bir göstergesidir. O’nun Rasulü’ne ait olan –din konusundaki -sözler zaten O’nun Kitabı’nda olan sözlerdir, ona vahyedilendir. Çünkü o, ancak kendine vahyedileni söyler; vahyedilenin dışında bir şey söylememiş yada buna bir şey eklememiştir, bunu yapamazdı zaten. Bunu yine Kur’an dan anlıyoruz. 25-Furkan-1:’’Alemlere uyarıcı olsun diye, kuluna Furkan’ı (hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan ayıran Kur’an’ı) indiren (Allah) ne yücedir.’’ 16- Nahl-116:‘’Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal buna haram demeyin. Çünkü Allah’a karşı (Allah’la ilgili konularda) yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler.’’ 69-Hakka-44-45-46-47-48:’’Eğer o, bize karşı bazı sözleri uydurup söylemiş olsaydı, / Muhakkak onun sağ elini (bütün güç ve kudretini) çekip alıverirdik. / Sonra onun can damarını elbette keserdik. / O zaman sizden hiç kimse araya girerek bunu kendisinden engelleyip uzaklaştıramazdı. / Çünkü o (Kur’an) muttakiler için bir öğüttür.’’ |
| |
| | #3 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Allah’tan başkalarını; kişileri, dini otoriteleri, peygamberleri yada nesneleri insanüstü yada doğaüstü konuma getirmek onları kutsallaştırmaktır. Oysa kutsal olan sadece Allah’tır. Din adamlarının kutsallaştırılması ise, onların din adına her söylediklerinin, yaptıklarının, yazdıkları kitapların, vb. sorgulanmaksızın doğru olarak kabul edilmesi ve yaşama geçirilmesiyle yada her işin sırrını bilen, her yaptığında bir hikmet olan, sorgulanmayan, her şeye gücü yeten, vb. Allah’a ait özelliklerin onlarda da varmış gibi kabul edilmesiyle olur. 9-Tevbe-31:’’Onlar, Allah’ı bırakıp bilginlerini (ahbar) ve dini otoritelerini (ruhban) rabler edindiler ve Meryem oğlu Mesih’i de… Oysa onlar, tek olan bir ilaha ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O’ndan başka ilah yoktur. O, bunların ortak ettikleri (şirk) şeylerden yücedir.’’ 16-Nahl-116:’’Dillerinizin yalan yere nitelendirmesiyle şuna helal, buna haram demeyin. Çünkü Allah’a karşı (Allah’la ilgili konularda) yalan uydurmuş olursunuz…….’’ 6-En’am-93:’’ Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya kendisine hiçbirşey vahyolunmamışken ’Bana da vahiy geldi’ diyen ve ‘Allah’ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim’ diyenden daha zalim kimdir? -Bakara-165:’’İnsanlar içinde, Allah’tan başkasını ‘eş ve ortak’ tutanlar vardır ki, onlar (bunları) Allah’ı sever gibi severler…..’’ 21-Enbiya-23:’’O (Allah) yaptıklarından sorulmaz, oysa onlar sorguya çekilirler / sorulurlar.’’ |
| |
| | #4 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Madem ki bu Kur’an doğruyu yanlıştan ayıran bir Kitap’tır, öyleyse günümüzde karşılaştığımız sorunlarda neden bu Kitap’tan yararlanmayalım? Din konusunda herhangibir söz yada uygulamayla karşılaştığımızda neden bu doğruluğundan kesinlikle emin olduğumuz Kitab’ı temel almayalım? Bundan daha kesin bir doğru mu var? Din konusundaki uygulamalarda bu kadar farklılık varken, bu farklılıklar dinsel ayrılıklara dönüşmüşken, birinin helal dediğine diğeri haram, vb. derken; aklımızı kullanıp en doğru olanı seçmek için Kur’an’ın bu doğruyu yanlıştan ayırdedici özelliğinden neden yararlanmayalım? Din adına, Allah adına söylenen sözlerin ve yapılanların gerçekten Allah’ın dininde olup olmadığını sorgulamazsak günümüzdeki gibi doğrularla yanlışların birbirine karıştığı, kesin bilgiye değil de kulaktan dolma bilgilere dayanan, uydurmalarla dolu bir din anlayışı ortaya çıkar. İnsanların kendi çıkarları için dini kullanarak, Allah’a ve Rasulü’ne iftira ederek uydurdukları pek çok şeye (ölülerden, muskalardan medet umma, vb.) dinin temeli, olmazsa olmazı gibi inanılıyor. Bu tür uygulamalar ataların dini değil de nedir? Bunlara çoğunluğun hem de yüzyıllardır inanması gerçekten çoğunluğu yada bu inançları haklı çıkarır mı? 2-Bakara-170:’’Ne zaman onlara: ‘Allah’ın indirdiklerine uyun’ denilse, onlar:’ Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız’ derler. Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler?’’ 6-En’am-144:’’Deveden iki, sığırdan da iki. De ki:’İki erkeği mi haram kıldı? Yoksa iki dişiyi mi yada o iki dişinin rahimlerinin kendisini kapsadığı (yavruları) mı? Yoksa Allah, bunları sizlere tavsiye ettiği zaman şahit miydiniz?’ Hiçbir bilgiye dayanmaksızın insanları saptırmak için Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir?...’’ 6-En’am-148:’’Ortak edenler (şirk) diyecekler ki:’Allah dileseydi ne biz ortak ederdik nede atalarımız ve hiçbir şeyi de haram kılmazdık’. Onlardan öncekiler de, bizim zorlu azabımızı tadıncaya kadar böyle yalanladılar. De ki:’Sizin yanınızda, bize çıkarabileceğiniz bir ilim mi var? Siz ancak zanna uymaktasınız ve siz ancak zan ve tahminle yalan söylersiniz.’’ 6- En’am-159:’’Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiçbir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah’adır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.’’ 6-En’am-116:’’Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolu’ndan şaşırtıp saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak zan ve tahminle yalan söylerler’’ 4-Nisa-87:’’Allah, O’ndan başka ilah yoktur. Kendisinde hiç şüphe olmayan kıyamet gününde sizleri muhakkak toplayacaktır. Allah’tan daha doğru sözlü kimdir?’’ 45-Casiye-6:’’İşte bunlar Allah’ın ayetleridi; sana bunları hak olmak üzere okuyoruz. Öyleyse onlar, Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi söze iman edecekler?’’ |
| |
| Konu Araçları | |
| |