ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Dini Sorulara Cevaplar


Cevapla
 
LinkBack (1) Konu Araçları
Eski 19-07-2006, 17:40   #11
Siyahgulsevdalisi
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: soru - cevap

S.A. EYVALLAH ESAD KARDEŞİM ÇOK GÜZEL Bİ KAYNAK OLMUŞ MAHMUT ESAD ÇOŞAN HOCA EFENDİ EHLİ SÜNNET BİR ZATTI ALLAH ONDAN RAZI OLSUN İNŞ. KEZA MEHMET ZAHİD KOTKU R.A. HZLERİDE KESİNLİKLE MÜRŞİD-İ KAMİLDİR. RABBİM ŞEFAATLERİNE NAİL EYLESİN İNŞ. S.A.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-07-2006, 18:30   #12
Metin mete
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: soru - cevap

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Esad
1 - NEDEN BİR MEZHEBE UYMAK ZORUNLULUGUMUZ VAR?

Cevap:
Mezhepler , yani kişisel içtihadi görüşler, kişisel değerlendirmelerdir. İnsan standart bir makine olmadığı için normal olarak aynı sesi çıkarmayacaktır. Farklı değerlendirmeler normaldir. İctihad da bu türdendir. İctihadlar peygamberimiz zamanından itibaren çeşitlilik arzetmiştir. Çeşitli oluşu ümmete kolaylık ve rahmet olmuştur. Teke indirmek sıkıntı verir. Uygulama zorluğu ortaya çıkarır. Mezheb (kişisel ictihadi görüş) sahabe toplumunda da vardı. Sahabenin müctehidleri çok az sayıda idi. Diğer sahabiler onların görüşüne (mezhebine) tabi oluyorlardı. Mezheb olayı sanıldığı gibi ortaya sonradan çıkma değildir. Bir hak mezhebe uymamak cahilliktir. Cahillik tehlikelidir, sonu vehâmetli bir şey olur. Bir hak mezhebe uymuyorsa kişi , o kişi İmam-ı Azam mı?... Neden uymuyor? Kendi başına ayetleri hadisleri anlayacak kadar, mezhep kuracak kadar çok allâme bir insan mı?.. Değil. O zaman bilene uyması lazım!...



Mezhepbe dahil olmak zorunlulugunu hangi ayetle iliskilendiriyorsunuz,Sahabele rin mezhebleri hakkinda daha detayli bilgi rica ediyorum,Lüzfen bu sorularim karsisinda ön yargi aramayiniz.Tamamen burada bahsetmis oldugunuz cehaletimizi bize güzel bir sekilde izah ederseniz bize rehber olmus olursunuz Acilen cevap bekler saygilarimi sunarim,
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-07-2006, 13:40   #13
Esad
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: soru - cevap

gerekli açıklama yazıyor yukarda sayın metin mete
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-07-2006, 13:48   #14
Esad
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: soru - cevap

1 - Tasavvufta Rabıta ve Zikr nedir? nasıl yapılır?

Cevap:
Rabıtanın aslı sevgi bağıdır. Rabıta gönüldeki sevgidir. İnsanın sevdiği bir kişiyi hatırlamasıdır, şekil ve tasvir rabıtada önemli değildir. Rabıtadan kasıt ruhi beraberliktir, kalble olan hatırlamadır. Şekil ve tasvir rabıtada insanı günaha hatta şirke kadar götürür. Kalbte ise şekil mevzubahis değildir. Nasıl ki Peygamber (SAV) efendimizi resimle , tasvirle hatırımıza getirmiyoruz, ama ruhen hatırlayıp seviyoruz , rabıta da böyledir


Rabıta ile ilgili Necip Fâzıl merhumun güzel bir kitabı vardır. Hâlid-i Bağdâdî Efendimiz'in Rabıta Risalesi’nden faydalanarak, kendisi de bir takım görgülerini katarak yazmış. Onu okumanızı tavsiye ederim.



Allah-u Teâlâ Hazretleri, ( ve kûnû maas sâdıkîn ) ''Sadık kullarımla beraber olun!'' buyuruyor. Yâni ''Onlar gibi olun, onların yanında olun, onların cephesinde olun, onların gittiği yolda, onların safında bulunun!'' mânâsına geliyor. Onun mânevi tatbikatı, mânevi bakımdan beraber olmak, böyle rabıta ile sağlanıyor.



İnsanın hocasıyla beraber olması, vaazını dinlemesi, nasihatını dinlemesi, dinini ondan öğrenmesi lâzım!.. Bu her zaman mümkün olmuyor. Hem insanlar muhtelif yerlerde oturuyorlar, uzak diyarlara gitmiş oluyorlar. Hem de, günün bir kısmının istirahatle geçmesi gerekiyor. Günün her saatinde insanın hizmette olması kolay olmuyor. O bakımdan rabıta yapılıyor.



Rabıta yapıldığı zaman, mürid şeyhinin huzurunda olmuş oluyor. Onu denetleyeci olarak da düşünebilir. Sevdiği bir kimse olarak, hocası olarak onu karşısında hayal edecek, zikri beraber yatığını düşünecek.



Rabıtanın şirk olmasının hiçbir aslı, esası, dayanağı yoktur. Çünkü, insanın gözünü kapatması serbesttir. Gözünü kapattığı zaman sevdiği bir insanı düşünmesi serbesttir. Bunun şirkle hiçbir ilgisi yoktur. Onlar her halde tasavvufu bilmiyorlar veya rabıtayı bilmiyorlar, böyle bir görüşe saplanıyorlar. Ya da ibn-i Teymiyye'ni filân kitaplarını iyi okumuyorlar.



Ben şöyle onların kitaplarını ve o kitaplardan alınan özetleri okuyunca, baktım o da bizim gibi düşünüyor. Tasavvufa saygılı, bu gibi pekçok konuda oldukça güzel ifadeleri var... Demek ki yarım bilgili olan insanlar, meseleyi anlamadıkları için yalan yanlış konuşuyorlar.



Şirk Allah'a ortak koşmak demektir. Allah'a ortak koşmakla ilgili herhangi bir şey burda olmadığı için, öyle bir husus yoktur. İnsanın sevdiği bir kimseyle beraber olmak istemesi, beraberliğini düşünmesi şirk değildir.


Birçok mânevî faydaları var... Feyz almak bakımından, insanın yetişmesi bakımından fevkâlade önemli...



Râmûzül Ehâdis'te bir hadis-i şerif var; Peygamber Efendimiz buyuruyor ki : ''Bir geniş arazide, çölde giderken hayvanınız ürktü, kaçtı. Yardım edecek bir kimse de yok... Çölde uçsuz bucaksız dağların, kum tepelerinin arasında kayboldu. Bulmanız mümkün değil... Kaldınız çaresiz... Sular orda, yiyecek orda... Kumların üstünde bata çıka sizin yürümeniz mümkün değil... Yandınız, mahvoldunuz. Böyle bir durumla karşılaştınız. Ne yapacaksınız?..
- Deyiniz ki : ''(Yâ ricâlalah!) Ey Allah'ın erleri, Allah'ın ricâli!.. '(eğîsûnî) Bana yardım edin! (eînûnî) Bana yardımcı olun, benim imdadıma yetişin!'' diye böyle söyleyin! Çünkü Allah'ın sizin görmediğiniz maddi mânevî erleri olur. Evliyâullahı olur; onlar imdada yetişirler.'' diye Peygamber Efendimiz tavsiye ediyor.



Onun için, Peygamber Efendimiz böyle deyin dediğin göre, Allah'ın evliyâsına da böyle selâhiyet verildiğine göre; hani ondan yardım istese bile, yine bir mahzuru yoktur. Çünkü, mahzuru olsaydı, Peygamber Efendimiz tavsiye etmezdi. Onun için bu şirk lafı taassubdan kaynaklanıyor.



Bir takım insanlar tasavvufa düşman olmuşlar. Bu tasavvuf düşmanlığını İngilizler körüklemiş. Meselâ geçtiğimiz asırda, İngilizler Osmanlı'yla çeşitli cephelerde harb ederken, iki büyük tehlike tesbit etmişler:


1-) Hac
2-) Tasavvuf, tarikatlar
Neden?.. Hacca gittiği zaman müslümanlar, dünyanın dört bir yerinden gelip, bir yerde toplanıyorlar.''İngilizler falanca yerde şöyle yaptı, böyle yaptı, ona karşı şöyle tedbir alalım, böyle tedbir alalım!..'' diyorlar. Ondan dolayı İngilizlerin başarısı veya gayrimüslimlerin, İslâm'a suikast için çalışanların oyunları bozulmuş oluyor. Onun için hacca düşmanlar...


O zamanda başlamışlar, hac mevsimi geldiğinde haccı engellemeye... İşte, ''Salgın hastalık var!'' filân diye yalan dolan haberler yaymaya... Bu, yakın zamanlara kadar devam etti. Sonra birden salgın hastalıklar filân hepsi kalktı. Yalanmış demek ki...
Yâni, hac mevsiminde ilk önce ''Bir salgın hastalık var!'' diyorlardır. ''Gidersen, ölürsün!'' diyorlardı. Hastaneye havale ediyorlardı, seyahat hürriyetini tehdit ediyorlardı. Doktorların keyfine kalıyordu. Rapor vermeyince, adam burda kahrından ölüyordu. Saçma sapan şeyler... Şimdi bak hiç bir şey olmuyor. Elhamdülillâh... Yalanları ortaya çıktı.


Bir de bu tarikatlardan, tasavvuftan, has müslüman yetiştiği için çok korkmuşlar. Meselâ, Hâlâ Orta Asya'da, Türkistan'da, Rus diyarlarında bozulmadan duran insanlar, bu tarikat sayesinde, tasavvuf sayesinde korunabilmişler, Rus baskılarının karşısında durabilmişler.'' diyorlar.



Ayrıca bir de hilâfet meselesinden çok korkuyorlardı. Müslümanların halifesi olursa ödleri patlar. Neden?.. O zaman, ''Azerbaycan’da Ruslar saldırmış, ona karşı tedbir alın!.. Bulgaristan da Bulgarlar şöyle yapmış, buna karşı tedbir alın!..'' dediği zaman, tüm Ümmet-i Muhammed ayağa kalkacağından, böyle bir merkeze bağlılığı istememişti. Halbuki, onu kurmak her müslümanın boynuna vacip!.. Çok önemli bir şey!.. Çünkü dağınık olduğun zaman, düşman tek tek yakalayıp mahvediyor. Kuzucukları birer birer kurtlar parçalıyor.
O bakımdan böyle şeyler olduğundan, bir tasavvuf düşmanlığı almış gitmiş. Suud'da korkunç bir tasavvuf düşmanlığı var... İran'da kendine göre bir acaib tasavvuf düşmanlığı var... Radikal müslüman dediğimiz, yeni müslüman kardeşlerde bir tasavvuf düşmanlığı var...



Kur'an-ı Kerim'de zikir emri var... Seksen doksan yerde Allah-u Teâlâ Hazretler zikri emrediyor. Nefsi terbiye etmek, tezkiye etmek vazifesi Kur'an-ı Kerim'de var:


(Kad eflaha men zekkâhâ. Ve kad hâbe men dessâhâ.) ''Nefsini terbiye eden kimse kurtulmuş, onu fenâlıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır.'' Ahlâkı güzelleştirme emri Kur'an-ı Kerim'de var... Nefsin oyunlarına karşı tedbir almak, şeytanla mücadele etmek meselesi var... Tasavvufun tüm konuları Kur'an-ı Kerim'in emirlerinden çıkmış, hepsi Kur'an-ı Kerim'de var... Sen bunları nasıl inkan edersin, zikri nasıl inkâr edersin?.. İslâm'ı bilip tasavvufu inkâr etmek mümkün değil... Ama cahiller tutturmuşlar, öyle gidiyorlar.


Biz de bunların yanlışlığını belirtmek için mecmualarımızda en alim kimselerle röportajlar yaptırıp yayınlıyoruz. Büyük mezheb imamları tasavvuf hakkında ne demişler, onların sözlerin yazıyoruz. İmam-ı Azam böyle buyurmuş, İmam Şafîî böyle buyurmuş, İmam Mâlik böyle buyurmuş, Ahmed ibn-i Hanbel böyle buyurmuş... Şu zâtı medhetmiş, bu şeyhe bağlanmış filân diye onları yazıyoruz ki, millet bu oyunun tesiri altında kalmasın diye...



Resime rabıta olmaz, uygun değil!.. Pis suyla abdest alınır mı?.. Resmin ancak bir takım meşrû sebeplerle müsaadesi var... Sen onu meşrû sebepler için kullanabilirsin. Pasaport çıkacak, tapuda lâzım, bilmem nerede lâzım; orda kullanabilirsin. Onun dışında öyle resimle rabıta yapmak bid'attir, uygun değildir. tarikatta bid'attadır, böyle bir şey olmaz!.. O hocasına, usûlüne uygun olarak rabıta edecek, resimle yapmayacak!..



  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-07-2006, 15:25   #15
Metin mete
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: soru - cevap

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Esad
gerekli açıklama yazıyor yukarda sayın metin mete
Hocam orada hicbir aciklama yok lütfen en azindan kaynaklarinizi yaziniz,rica ediyorum.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-07-2006, 17:36   #16
Esad
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: soru - cevap

anlamıyorsan sana yapacak birşeyim yok inanmaya bilirsin mezheplere ama inananlara saygı duyum lütfen size cevap vermeyeceğim. Kaynağım Prof. Dr. Mamut Esad Coşan
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-07-2006, 01:49   #17
..meLike
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: soru - cevap

Allah razı olsun esad abi..güzel şeyler yazmışın..cevap olmuş kendi başına herşeyi halledebilceene inananlara
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-07-2006, 14:27   #18
Esad
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: soru - cevap

1 - Evleneceğimiz bayanda ne gibi özellikler aramalıyız?

Cevap:
Dindar, namuslu, becerikli, ev işlerini yapmasını bilen, iyi bir aileden, temiz bir kimse almaya gayret edin!.. Çünkü, o sizin eşiniz ama aynı zamanda sizin çocuğunuzun annesi... Çocuk yetiştirmeyi bilsin, evi yönetmeyi bilsin... Sadakatli olsun, güzel huylu olsun... Sen ona kızarsın, bağırırsın; o yumuşak davranır, alttan alır, idare eder... Sen unutursun, o hatırlatır...
Allah bir insanın hayrını murad etti mi, ona böyle unuttuğunu hatırlatan, hatırladığı şeyi yapmakta yardımcı olan iyi bir arkadaş nasib eder. Hayat arkadaşı da böyle... ''Hadi efendi, hadi kalk! Ben uyandım, sen de kalk, teheccüdü kılıverelim!'' dese bir kadın, dünyalara değer... Böyle bir kimseyi bulmağa çalışmalı!..
Ehli Takva birisini bulmak için Allah’a önce dua etmelidir. Sonra çevrenizde bildiğiniz takvalı, güvenilir kişilerden, yakın tanıdığınız akrabalarınızdan bilgi alarak uygun bir aday araştırın. Ancak, evlilik kaderde yazılıdır, Allah’ın takdiridir. Sizin için kim yazılmış ise onunla evleneceksinizdir. Bu konuda siz elinizden gelen gayreti gösterin ve Allah’a tevekkül edin.

Prof. Dr. M. Esad Coşan
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-07-2006, 15:05   #19
Esad
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: soru - cevap

1 - Kredi kartı kullanmak caiz midir?

Cevap:
Kredi Kartı kullanmak ödemeleri faize bırakmamak şartı ile caizdir. Özel Finans kurumlarının kredi kartlarını kullanmanızı tavsiye ederiz.
Prof. Dr. M. Esad Coşan
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-07-2006, 15:08   #20
Esad
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: soru - cevap

1 - Bankadan sabit faizle ev almak için kredi almak islami açıdan nasıl oluyor.? Alınması uygun olurmu?
Cevap:
Faiz gibidir , caiz değildir.


1 - Borsa caiz midir?

Cevap:
Borsada satılan hisselerin durumu değişiklik arz etmektedir. Şayet şarap fabrikası gibi haram mamul üreten bir firmanın veya faiz müessesesinin hisseleri veya devlet tahvili borsada satılıyor ise bunları almak caiz değildir. Ayrıca herhangi bir şirket domuz eti , yağı içki mamulleri satın alıp satıyor ise o şirketin de hisselerini almak caiz değildir. Ama başka şirketlerin , fabrikaların hisselerini satın almakta dini bir sakınca yoktur. Ancak borsada çok oyunlar oynanmaktadır. Spekülatif ayarlarla hisselerin fiyatları suni olarak arttırılıp azaltılmaktadır. Bu cihetten hisse alıp satmak biraz tehlike arz ediyor. Bugün birçok yerde birçok zengin insanlar bu sebepten iflas edip intihar etmektedirler. Buna dikkat etmek lazımdır.

Prof. Dr. M. Esad Coşan
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

LinkBacks (?)
LinkBack to this Thread: http://www.ilahi-tr.org/dini-sorulara-cevaplar/2000-soru-cevap.html
Gönderen For Type Tarih
Gucdüvânî • Konuyu görüntüle - Kadın Sesi This thread Refback 07-05-2008 21:22



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 09:38


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats