ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Dini Sorulara Cevaplar


Cevapla
 
LinkBack (1) Konu Araçları
Eski 18-07-2006, 14:10   #1
Esad
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Soru - Cevap

1 - İslamda burçların hükmün nedir?

Cevap:
Burçlar vardır. Kuranı Kerim’de “burûc” (burçlar) adında sure var. Kuranı Kerim’deki burç kelimelerinin tefsirlerden açıklamalarına bakınız. Burçlara bakılarak gelecek hakkında yorum yapmak caiz değildir, geleceği Allah’tan başka kimse bilmez. Bize düşen salih amel, sabır, dua ve tevekküldür. Ayrıca Erzurumlu İbrahim Hakkı Efendinin Marifetname isimli kitabında çok daha detaylı bilgi bulabilirsiniz.
Prof. Dr. M. Es'ad Coşan

Düzenleyen: Evrem , 10-01-2008 - 15:54.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-07-2006, 14:11   #2
Esad
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: soru - cevap

1 - İnternet üzerinden (chat), bir erkegin bir bayanla konusmasi caizmidir?

Cevap:
Toplumda veya tek başına telefonla konuşur gibidir. Burada kalbi hisler önemlidir. Hayrın dışındaki şeyler, fitne ve karşılıklı aldatmaca vebal olur.
Prpf. Dr. M. Es'ad Coşan
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-07-2006, 14:14   #3
Esad
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: soru - cevap

1 - NEDEN BİR MEZHEBE UYMAK ZORUNLULUGUMUZ VAR?

Cevap:
Mezhepler , yani kişisel içtihadi görüşler, kişisel değerlendirmelerdir. İnsan standart bir makine olmadığı için normal olarak aynı sesi çıkarmayacaktır. Farklı değerlendirmeler normaldir. İctihad da bu türdendir. İctihadlar peygamberimiz zamanından itibaren çeşitlilik arzetmiştir. Çeşitli oluşu ümmete kolaylık ve rahmet olmuştur. Teke indirmek sıkıntı verir. Uygulama zorluğu ortaya çıkarır. Mezheb (kişisel ictihadi görüş) sahabe toplumunda da vardı. Sahabenin müctehidleri çok az sayıda idi. Diğer sahabiler onların görüşüne (mezhebine) tabi oluyorlardı. Mezheb olayı sanıldığı gibi ortaya sonradan çıkma değildir. Bir hak mezhebe uymamak cahilliktir. Cahillik tehlikelidir, sonu vehâmetli bir şey olur. Bir hak mezhebe uymuyorsa kişi , o kişi İmam-ı Azam mı?... Neden uymuyor? Kendi başına ayetleri hadisleri anlayacak kadar, mezhep kuracak kadar çok allâme bir insan mı?.. Değil. O zaman bilene uyması lazım!...

Prof. Dr. M. Esad Coşan
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-07-2006, 14:15   #4
Esad
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: soru - cevap

2 - Alevilik ve Şiilik hakkinda bilgi verirmisiniz?

Cevap:
Önce Şiîlikle Alevîlik’in, bugün sosyolojik mânâda birbirinden farklı şeyler olduğunu söyleyelim. Şia kelimesi taraftar, yardımcılar ve tâbiler anlamına gelen Arapça bir kelimedir. Alevî de Ali taraftarı manasınadır. Şiîlik Hz. Ali taraftarı gözükerek tarih sahnesine çıkmış, siyâsî, itikâdî, amelî bir oluşumdur. Kendi aralarında bir çok versiyonları vardır. Gulât denilen kesimi, Hz. Peygamber’i tanımamaktan tutunuz, Hz. Ali’ye ilahlık izafe edecek noktalara kadar varırlar. Suriye yöneticilerinin inançları bu açıdan gulâttır. İslâm akidelerine tamamen zıddır. Şii zümreler arasında en mutedil sayılanlar ise Caferilerdir. Bunlar amelde İmam Cafer Sadık hazretlerinin yolunu takip ederler. Bu günkü İran genel olarak bu çizgidedir. Sünni çizgi ile bunların ayrıldıkları noktalar itikadi meseleler değildir. Müslümanlardır. Fark daha çok siyasi (hilafet-imamet) ve ameli boyutlardadır.

Şii müslümanların gayretleriyle ihtida etmiş olan müslümanlara karşı tavrımız diğer müslümanlara karşı olduğundan farklı olmamalıdır. İhtilaf alanlarını gündeme getirmekten kaçınarak ortak alanlarımız üzerinde bir münasebet çizgisi devam ettirmek gerekir. Fakat ilişkilerin boyutuna göre şu ana tema üzerinde durmak yerinde olur:


Bir benzetme yapacak olursak, nasıl ki Hıristiyanlar Hz. İsa’yı ilahlaştırıyorlar bizim Peygamberimiz’i tanımıyorlar ve biz de Hz. İsa’yı tanıyor ve seviyorsak. Şiiler de Hz. Ali’yi diğer sahabilerden daha faziletli görüyorlar. Hz. Ebubekir ve diğer halifelerin halifeliği Hz. Ali’den, onun hakkı olduğu halde gasbettiklerini ifade ediyorlar. Hz. Ali’nin soyundan gelen 12 İmam’ın da yönetici oldukları, sonuncusunun kayıp olduğu ve sonradan ortaya çıkacağını beyan ediyorlar.


Eğer diğer sahabiler hakkında ileri geri konuşmalarda bulunuyorlarsa, bizim Hz. Ali’yi ne kadar sevip başımıza taç yaptığımız anlatılır. Diğer bütün sahabilerin de Hz. Peygamber’in zor zamanlarında yanında bulunmuş, İslam Dini’ni yaymış güzide insanlar olduklarını anlatalım. Sahabe hakkında önemli bir söz vardır, ‘onlar kılıçlarıylarını kana buladılar, biz de onların gıybetini yaparak dillerimizi kana bulamayalım’ diye. Onları sevip saymak bizim borcumuzdur, diyerek hayatlarını anlatmaya çalışalım.
Burada farklılıklarımızı anlatmak çok güç ancak şu kitapları tavsiye edebiliriz:


Muhammed Ebu Zehra’nın İslam’da İtikadi Mezhebler Tarihi,
Hayati Ülkü’nün İslam Mezhebleri Tarihi.


Alevilik deyince bugün çağrışım yapan, Türkiye’de, onbeşinci yüzyıldan sonra İran Safevileri tarafından körüklenerek Osmanlı topraklarında oluşmuş eski Türk gelenekleriyle bazı şii unsurların birleşmesiyle oluşmuş sosyolojik bir vakıadır. Bunlar her ne kadar Hz. Ali’yi sevip saydıklarını söyleseler de gerçekte onunla alakaları yoktur. Ancak biz Hz. Ali sevgisini işleyerek onlara da gerçek Ali’yi ve öğretilerini tanıtmalıyız. Onun yolunda gitmelerini tavsiye etmeliyiz


Prof. Dr. M. Es'ad Coşan
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-07-2006, 14:17   #5
Esad
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: soru - cevap

3 - Vehhabilik nedir?

Cevap:
Vahhabilik, XVII. yüzyılın sonunda Yemen ve Arabistan taraflarında ortaya çıkmış siyâsî ve itikâdî bir harekettir. Bu günkü Suud yöneticileri de genellikle bu akımın temsilcileridir. Zârihî ve Hâricî bir bakış açıları vardır. Kur’an-ı Kerim ayetlerini mecâzî manalarına yaklaşmaksızın olduğu gibi anlama meyli vardır. İnançlarında taassup gösterirler. Kendi görüşlerinde olmayanları tekfir ederler. Muhaliflerine karşı sert davranırlar. Haramı haram helali de helal kılan sadece Allah’tır. Hz. Peygamber’den sonra hiç kimsenin sözü din hususunda delil olamaz. Akaid konusunda kelam bilginlerinin sözlerine, helal ve haram konusunda fukahanın sözlerine itibar edilemez. Kur’an ve sünnete veya kaynaklara dönüş diye nitelendirilen bu metotta Kur’an ve sünnet üzerine yapılmış olan akla ve ilme dayalı yorumları reddetme vardır. Onlar nazarında ayet ve hadisleri tefsir ve tevil keyfîlik ifade eder. Dinin emirlerini uygulama imandandır. Bu nedenle, tembellik sonucu farz namazları kılmayan veya zekatını vermeyen kişi mümin olmaktan çıkar ve kafir olur. Bu inanç Vehhabileri kendilerinden olmayanlara karşı sert davranmaya itmiştir.

Vahhabi harekete dünya müslümanlarının pek azı tarafından benimsenmiş, günümüzde de yumuşayarak bazı değişikliklere uğramıştır.
Vahhabilerin amelde mezhepleri Hanbelî’dir. Kendisi de bir Hanbelî âlimi olan İbn Teymiyye’nin görüşlerini genellikle referans gösterirler.
Başından beri tasavvuf ve tarikatlaşma oluşumlarına cephe almışlardır. Çok peşin bir önyargı ile bu oluşumlara küfür damgasını vururlar.
Gelelim diğer sorunuza; dünyada ne kadar insan varsa o kadar duyuş, seziş ve ifade ediliş biçimi vardır. İnsanlar birbirinden ayrı yapılarda yaratılmışlardır. Öyleyse eğitimde uygulanacak yöntemlerde de farklılıklar olmalıdır. Ashab-ı kiramdan her birinin ayrı ayrı özellikleri ve fıtratları vardı. Büyüklük bu denli ayrı yaratılışa sahip insanları kendilerinden ödün vermeden, ortak değerlerde buluşturmaktır. Hz. Peygamber aynı soru karşısında ayrı ayrı sahabeye ayrı ayrı cevapları vererek ayrı ayrı cephelere yönlendirmiştir. İnsan makine değildir. Birinin hoşlandığı bir iltifatı diğeri kendisine yapılmış bir hakaret olarak kabul edebilir. Öyleyse her insanın yapısına göre bir irşad yöntemi geliştirmek gereği açıktır.

Necmeddin Kübrâ hazretleri ‘Allah’a giden yollar mahlukatın nefesleri adedincedir’ demiştir. Önemli olan farklılıkların güzelliler ve çeşnilikler olduğunu kavrayarak, insanları yönlendirebilmektir.

Prof. Dr. M. Es'ad Coşan
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-07-2006, 14:58   #6
Esad
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: soru - cevap

1 - Saç Jölesi caiz midir?

Cevap:
Jöle eğer saçta bir tabaka oluşturuyorsa gusle manidir. Ayrıca başı meshederen abdeste de manidir. Ancak tabaka oluşturmuyorsa , saç ile suyun temasına engel olmuyorsa durum değişir. Burada önemli olan abdeste mani olacak şekilde saçta tabaka oluşturup oluşturmadığıdır. Eğer tabaka oluşturmuyorsa kullanılabilir.
Prof. Dr. M. Esad Coşan
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-07-2006, 15:00   #7
Esad
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: soru - cevap

1 - Resim yapma ve müzik ile ilgili islamın görüşü nedir?

Cevap:
Öğrenim maksatlı olarak resim çizmek caizdir. Cansız resim çizmek her zaman caizdir.

İslam dinine göre düğün ve sünnet gibi sevinçli hallerde –erkek kadın beraberliği- olmamak şartı ile oynamak, kaval ve kudum gibi aletler kullanılark sevinç izhar etmekte bir mahzur yoktur. Sevinmek fitri birşeydir. İnsanoğlu sevincini gösterip, sıkıntılarını geriye ittiği bu tür zamanlara ihtiyaç gösterir.

Resulullah (SAV) bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır. “ Helal ile haramı birbirinden ayıran şey kudum çalmaktır.” Tirmizi.

İmam Rafii “El Aziz” adındaki kitabında şöyle diyor; “Kaval çalınıp çalınamayacağı ile ilgili 2 görüş vardır. Bunlardan birisi Bağaviye aittir ve o kavalın haram olduğunu söyler. Diğeri de İmam Gazali’ye aittir ki o da kaval çalmanın helal olduğunu belirtir. Bu iki görüşten Gazali’ninki daha doğrudur.Kef el Rüaa, s300

İbnü Hacer ve Kurtubi gibi alimler ise , tambur ve kemençe gibi fasık, ayyaş ve sefihlerin kullandığı çalgı aletlerini kullanmanın ve dinlemenin icma ile haram olduğu görüşünü ileri sürüyorlar. Kef el Rüaa, s306

Ebu İshak El Şirazi de bu hususta şunları söylüyor: “Ud ve tambur gibi çalgıları çalmak haramdır.” Peygamber (SAV) Efendimiz şöyle buyuruyor ; “Allah Teala ümmetime içkiyi, kumarı ve darıdan yapılan içki ile davul ve tamburu yasaklamıştır.”

Demek oluyor ki , insanın , şehvet ve arzularını tahrik etmeyen, aksine hüzün ve benzeri duygulara yol açan aletleri çalması dinlemesi caizdir. Ancak yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, insanın şehvet arzularını tahrik eden ve müslümanı sefih ve ayyaşlara yaklaştıran ve daha çok bu tip insanlar tarafından alet ve çalgıları kullanmak haramdır. Bu konudaki delil ise Peygamber (SAV) Efendimiz’in bazı hadisleri ve icmaı ümmettir. Bu konuda alimle ittifak halindedirler
.

Prof. Dr. M. Esad Coşan
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-07-2006, 15:24   #8
Esad
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: soru - cevap

1 - İslamda kadın sesi ile şarkı dinlemenin hükmü nedir?

Cevap:
Sadece aletsiz şarkı ise , şarkı bir sözdür, iyi de kötü de olsa neticede sözdür. Ama erkek kadın sesi dinler ve şayet şehvetin tahrikine vesile olursa bu caiz değildir. Şarkı çalgısız ve şehveti tahrik etmiyor ise olabilir.


2 - Kadınlar arasında yapılan çalgılı eğlencenin doğru olup olmadığı ve tam olarak bu konudaki hükmün ne olduğunu öğrenmek istiyorum.

Cevap:
Hanefi Mezhebine göre bütün telli telsiz çalgılar maiyeti ile şarkı söylemek caiz değildir. Ancak evlenmek ve sünnet gibi merasimlerde def gibi şeyler çalmakta dini bir sakınca yoktur. Şafii mezhebine göre def,ney,kaval gibi aletlerin kullanılmasında bir sakınca yoktur. (serserilerin kullandıkları çalgı aletleri hariç) Ama aletler telli olursa 4 mezhebe göre de caiz değildir. Peygamber Efendimiz zamanında da Habeşiler oyunlarında def çalarlardı ama Peygamberimiz (SAV) mani olmamışlardır. Sadece aletsiz şarkı ise , şarkı bir sözdür, iyi de kötü de olsa neticede sözdür. Ama erkek kadın sesi dinler ve şayet şehvetin tahrikine vesile olursa bu caiz değildir. Şarkı çalgısız ve şehveti tahrik etmiyor ise olabilir

Prof. Dr. M. Esad Coşan
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-07-2006, 14:07   #9
Esad
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: soru - cevap

1 - Bir musluman bayan bir alevi ile evlenebilirmi. O alevi arada sirada cumasina gidiyor ve namaz kiliyor.

Cevap:
Müslüman bir hanım ancak müslüman bir kimse ile evlenebileceğinden önce müslümanı tanıtmamız lazımdır. Müslüman, İslam dninin bütün kesin hükümlerini kabul edip hiç biriisini reddetmeyen kimsedir. Yani namaz, oruç , zekat, hac, abdest, gusul ve benzeri emirleriyle , katl , zina , içki , faiz , ve benzeri nehiyleri kabul edip onlara inanan kimsedir. Ama zikredilen şeylerin tümünü veya bir kısmını kabul etmeyen kimse müslüman sayılmadığı gibi onunla evlenmek de caiz değildir. Evlenme vaki olduğu takdirde evlilik hayati gayri meşrudur. Bunun adı ister sünni olsun, ister alevi olsun. Demek ki evlenmenin ölçüsü İslam’dır. Maalesef bugün yurt içinde veya yurtdışında birçok müslüman hanım, durumunu sormadan ve İslam’ın hükmünün öğrenmeden müslüman olmayan kimse ile evlenir ve kendini kıyamete kadar Allah’ın lanetine müstehak eder. Bu verdiğimizi bilgiler ölçüsünde evleneceğiniz kişinin durumunu eğerlendirebilirsiniz.

Prof. Dr. M. Esad Coşan
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-07-2006, 14:10   #10
Esad
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: soru - cevap

1 - Seferilik halleri hakkında bilgi verebilir misiniz? Hangi durumlarda seferi olarak namaz kılınır?

Cevap:
Hanefi Mezhebi ne göre durum şu şekildedir;
Vatan 3 çeşittir;

1- Vatan-ı asli;
Vatani asli bir insanın doğup büyüdüğü veya evlenip içinde yaşamak istediği veya yerleşip kalmak istediği yerdir.

2- Vatan-ı ikamet
Bu da yukarıda sayılan şeylerden birisi olmamakla beraber bir misafirin 15 gün veya daha fazla bir süre kalmak istediği yerdir. Mesela Adanalı bir vatandaş İstanbul’a gidip ticaret veya okumak gibi bir iş için 15 günden fazla kalmak istediği takdirde İstanbul kendisi için Vatan-ı ikamet sayılır. Hem 1 hem de 2. çeşitte seferi namaz söz konusu değildir.

3- Vatan-ı sükna
Bir misafirin onbeş günden az kalmak istediği yerdir. Vatan-ı süknada bulunan bir misafir seferde olduğu gibi seferi namaz , yani farzları akşam namazı hariç 2 rekat kılacaktır. Buna göre yaklaşık 90 kilometrelik bir yola çıkan bir kimse giderken ve gelirken yolculuk esnasında seferi namaz kılacağı gibi varacağı yer vatan-ı asli ile vatan-ı ikamet olmadıktan sonra yine seferi namaz kılacaktır.

Farzların seferilik halinde 4 rekat olarak kılınması mekruhtur. Bununla beraber 2 rekat kılıp da teşehhüdde bulunduktan sonra iki rekat daha kılacak olsa, farzı yerine getirmiş olur. Bu son iki rekat nafile sayılır. Ancak selamı geciktirmiş olmasından dolayı hata işlemiş olur. Şafii mezhebine göre misafir, yolcu olan kimse serbesttir. Dilerse 4 rekatlı farzları 4 rekat olarak kılar.


Prof. Dr. M. Esad Coşan
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

LinkBacks (?)
LinkBack to this Thread: http://www.ilahi-tr.org/dini-sorulara-cevaplar/2000-soru-cevap.html
Gönderen For Type Tarih
Gucdüvânî • Konuyu görüntüle - Kadın Sesi This thread Refback 07-05-2008 21:22



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 19:28


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats