![]() |
| | |||||||
| | LinkBack | Konu Araçları |
| | #1 |
| Er Katılım Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 6
| Öncelikle Selamün Aleyküm arkadaşlar bu konu son zamanlarda çok ilgimi çekti bilgisi olan varsa lütfen yardımcı olun. Teşekkürler. |
| |
| | #2 | |
| Teğmen Katılım Tarihi: Feb 2008 Yaş: 17
Mesajlar: 213
| Benim bildigim kadariyla hem aleviligin hem de mevleviligin tasavvufla alakalari vardir. Sunu da alevi kardeslerimizin forumunda okudum: Alıntı:
selametle... | |
| |
| | #3 |
| Albay Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,196
| kardeş aleviliğin tasavvufla bağlantısını nasıl kurdunuz merak ettim açıkçası... semah kelimesinin kökü semamıymış.. çok ilginç... Mevlana hazretleri Allah aşkıyla kendinden geçtiği için dönmüştü yani önce his....önce dönüp sonra his yakalanır mı çok emin değilim. |
| |
| | #4 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Feb 2008 Yaş: 17
Mesajlar: 213
| Talia abla benim de pek bilgim yok, bunu galiba samanyolu tv'de duymustum. orada alevi din görevlilerinle (dedelerle) bir sohbet vardi ve aleviligin ne oldugu konusuluyordu. yani mezhep midir nedir diye. sonra da tasavvufa benzer bisey oldugu söylenmisti. selametle... |
| |
| | #5 |
| Albay Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,196
| aramızda alevi kardeşler varmıdır bilmem varsa ve bu yazımı okurlarsa kusuruma bakmasınlar ama yazılı bir kaynakları yok yazılı kültürleri yok ... alevi dedesi denilen kişilerin ağızdan anlattıkları kulakdan dolama bilgilerden ibaret din yada inançları adına verdikleri bilgiler... alakasız şeyleri birbiriyle alakalandırıp budur alevilik diyorlarki herbiride başka başka bir söylem tutturmuş durumda... misal ben biri ile tartışmıştım ömeri sevmeyiz biz diyordu neden dedim çünkü fatımaya tokat attı aliyi öldürdü... haydaaaa neresinden tutacaksın.. yahu kardeşim kim dedi bunu dedim.. bizim dedelerimiz anlattı dedi... iyi ama bu söylediğiniz şey tarihi gerçeklere uymuyorki ömer Alinin ölümünde pay sahibi olamaz zira ondan iki önceki halifeydi ve zaten yıllar önce oda hunharca öldürülmüştü...dedim yani bu insancıklar ne yazıkki kulakdan dolma ve çoğu sallama bilgileri ilimdir diye ortaya koyuyorlarsa ki bu dudumda stv de de konuşmuş olsalarda öyleler.. bunun bilimsel yada ilimsel tarafının olduğunu düşünmüyorum... tasavvuf ehli cebrail yanıldı peygamberliği aliye götürecekti muhammede götürdü dermi ( bu söylemi de hepsinin dillendirmediğinide söylemeliyim çünkü adalet bunu gerektirir.. dediğim gibi yazılı kaynakları yok ...tüm bunlar ondan kaynaklanıyor. Düzenleyen: TaLia , 27-02-2008 - 20:35. |
| |
| | #6 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Apr 2007 Yaş: 36
Mesajlar: 2,231
| 1800 lü yıllara kadar işlevini devam ettirmiş olan ...mevlevi ve bektaşi tekkeleri (bektaşi diyorum çünki tesavvufla ilişkilendirilen alevi ekolu bektaşilik tir..) bu yıllardan sonra ülkeyi içten çökertmeyi hedefleyenlerin katkılarıyla bu kanalların deforme edilmesiyle hedeflerine hızla ilerlediler... bu tarikatlar amacı dışına çıktı. yeniden şekillendirildi.( modernize edildi.) beraberinde bir çok asılsız anlatım ve uygulama lar çıktı. talia nın dediği gibi yazılı belgeler olmadan istenilen şekilde kulanılıyorlar..... hiç dikkatinizi çektimi bilmem ... ama cumhuriyettin ilanından sonra ilk işlerden biri tekke ve zaviyelerin kapatılması olmasına ragmen... halen bektaşi ve mevlevi tekkeleri faaliyetlerine devlet desteğiyle devam etmekteler..... bir düşünün bakalım NEDEN. |
| |
| | #7 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Feb 2008 Yaş: 17
Mesajlar: 213
| Konudan bayagi ciktik, asil konu sema ve samahin farklariydi. ben de arkadasa yardim etmek icin, biraz beni de ilgilendirdigi icin arastirip buraya yapistirdim. Yanlis bilgiler verdiysem özür dilerim. ![]() Evet haklisiniz Alevilerin yazili kaynaklari olmayabilir. Bizden cok büyük farklari vardir kimilerinin. ama refref abinin dedigi gibi bektasi aleviligi de var. bizim burda bunlardan var ve bizimle bircok ortak noktalari var. kesinlikle hz Muhammedi son peygamber olarak görüyorlar. ama bazilari da iste o kadar farkli ki sanki islamiyetle alakasi yok gibi...(maalesef)...insallah birgün tüm müslümanlar bir oluruz ve bu gerilimli ve aci günleri unuturuz... Not: Allahu Teala Kurani kerimde, müslümanlara hitaben, kur'ana sariliniz ve peygamberi örnek aliniz diyor, ve hepimizi kur'anin ve sünnetin isiginda birlige cagiriyor. (hatirlatmak istedim selametle... ![]() |
| |
| | #8 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Apr 2007 Yaş: 36
Mesajlar: 2,231
| aslında söylemek istediğimde budur sema ve semah sadece bu iki tarikatta vvar... mevlevilik ve bektaşilik.... |
| |
| | #9 |
| Er Katılım Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 6
| hepinize çok teşekkür ederim.sema ve semah şekil itibariyle aynı ama özü farklı sanırım.Yani ben şu sonucu çıkarttım alevilerle sema arasındaki ortak nokta diğer herkezle olduğundan daha fazla diil. Herkezden Allah razı olsun selametle |
| |
| | #10 | ||
| Onbaşı Katılım Tarihi: Oct 2008 Yaş: 23
Mesajlar: 38
| Alıntı:
Alıntı:
selamlar... yanlış bir kanıya varmışsınız sayın gülşah. zira sema ve semahın özü aynı fakat şekil olarak değişiklikler arz eder. ayrıca alevi cemlerinde de mevlevi canlarla birlikte sema ve semah aynı anda dönülmektedir. çünkü o anda erkek ve bacı semazenler; yine erkek ve bacı semahçılar aynı anda hak aşkıyla dönerler...genel olarak söylüyorum; semah hakkında daima dikkatli ve özen göstererek konuşmalıyız. zira Hünkar Hacı Bektaş Veli seyyid hazretleri buyuruyor...; Semah ayni zamanda Yaradan ile bütünleşme halinin tasviridir. Hacı Bektaşi Veli semahı tarif ederken “Semah ariflerin aleti, muhiplerin ibadeti, taliplerin maksududur. Hakikati bizim semahımız oyuncak değil, ilahi bir sırdır. Mecazi değildir.” Mevlevilikteki`semâ` ile eş anlamda kullanılan `semah`, cem ayinlerinde saz ve nefes eşliğinde dönülerek yapılan bir zikr halidir. Alevi ve Bektaşiler, cem törenlerinde Zakirin çaldığı bağlamayla coşar ve yine onun okuduğu nefeslerle coşarak sema` ederler."Semahla anlatılmak istenen, her şeyin merkezinde Allah`ın olduğudur. Semah oynanmaz, dönülür. Çünkü semahta ana tema dönmedir. Bu dönme, hem kişinin kendisinde, hem de çevresi ile olan bağlantısında söz konusudur. Kişi kendi ekseni etrafında döndüğü gibi, diğer dönenlerle birlikte de bir yörüngede döner. Bu yörüngenin simgesel merkezinde ise, Tanrı vardır. Bu dönüş, kişiyi benliği dışına taşıyarak semada ve zeminde olan cümle yaratılmışlarla bütünleştirerek Yüce Yaratıcı olan Allah`a ulaştırmayı amaçlar." (Mahmut Riyat Bakır, Tasavvufi Bir Kavram Olarak Cem, s.137)||Bedri Noyan Dedebaya göre: "Semâ` deveran adlarıyla raksın esas karakteri, ruhani oluşu, yani kutsal oluşudur. Nefsani duygularla, şehvet hisleriyle karışmış oyunlarla zerre kadar ilgisi yoktur. Gönülden gelen aşk dolu bir esin, adeta bir vahiy ile ruhun aslına, yani Allah`a kavuşmak istercesine yücelme çabasıdır. İnsanın kalıbından dışarı taşıp göğe doğru ağmasıdır. Geldiği asli ruha, asıl aleme doğru yücelmesidir." (Dr. Bedri Noyan Dedebaba, Bütün yönleriyle Bektaşilik ve Alevilik, IV. Cilt, s.690-691) Cem Vakfı Alevi-İslam Din Hizmetleri başkanı Ali Rıza Uğurlu kitabında konuyu şöyle değerlendiriyor: "Semah oyun değildir. Kulun miracıdır. O miraç cem evlerinin dışına taşınmamalıdır. Taşınılırsa ne olur? Oyun olur, işte dinlerini oyun yapanlara Kur`an-ı Kerim`in yanıtı: Dinlerini oyun ve eğlence haline getirmiş, dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak da o Kur`an ile öğüt ver."(A Rıza Uğurlu, Aşk-ı Muhabbet, s.203)||Alevi/Bektaşilikte de zikr esnasında taliplerde olağan dışı haller vuku bulabilir. Öyle bir an gelir ki, aşk ve vecd haliyle kişi bir anda raksetmeye başlar. İşte böyle bir noktada, mürşidin rehberliğinde topluca kalkılıp ilahi raksetmenin adıdır semah. Cûşa gelip kendinden geçmiş taliplere ve ibret nazarıyla bakılması için diğer taliplere Dede tarafından "Hakk için ola, seyir için olmaya" denilmesinin anlamı da budur. Seyyid Nizamoğlu, şöyle ifade eder bu duyguları: "Ben dertliyim derdim vardır/ Ya ben nice dönmeyeyim/ Her dem işim ah-u zardır/ Ya ben nice dönmeyeyim./ Aşk odu yürekte yanar/ Beni gören mecnun sanar/ Gök yüzünde ay gün döner/ Ya ben nice dönmeyeyim."||Hacı Bektaş Veli hazretleri de buyurur ki; "Haşa ki semahımız oyuncak değildir/ ilahi bir aşktır, salıncak değildir /Her kim ki semahı bir oyuncak sanır/ mümin diye namazı kılınacak değildir." Hacı Bektaş Velî, Allah aşkının, insandaki şevk, zevk ve gönül içindeki ateş gibi duyguların vücûda yayılmasına sebep olduğunu ve bu duyguları harekete geçirdiğini anlatmaktadır. Allah dostluğu için olan bu hareketin, helâl olduğunu ifade etmektedir.Bu semah ki, sûfîler arasında ve zikir meclislerinde olmuştur." Semah sırasında gönül, ruh ve akılda yaşanacak değişiklikler de şöyle îzah edilmektedir: "Semah, gönülde tesir bıraktıktan sonra etkisi dimağa ulaşır. Akla haber verir. İlhâma benzer bir muhabbet hasıl olur. Gözlerinden yaşlar akar. Böylece semahın tesiri rûha erişir. Ruh öyle bir hale gelir ki, kalb geldiği âleme yeniden pervâz eder (uçar). O an, tâlibten irâdesiz medih ve feryadlar kopar. Bu semah, Allah`ın rahmet`ini celbeder." Semah sırasında dervişin dönmesi, değirmen oluğundan su akarken değirmen taşının dönmesine benzetilmiştir. Dervişin gönlüne boşalan, "İlahi aşk"tır. Şeyh Safî Buyruğu`nda hevâ ve hevesten yapılan semah, gerçek semah olarak kabul edilmemektedir. Semah öyle olmalıdır ki, derviş semah esnasında ateş içinde olsa yanmamalı, su üzerinde olsa batmamalıdır. saffat suresi; 1.Yemin olsun o saf bağlayıp dizilenlere/o saflar tutturup sıraya dizilenlere-o kanatlarını açıp toplayarak uçanlara,2.O haykırarak sevk edenlere/o göğüs gererek durduranlara,3.O Zikir okuyanlara,4.Ki sizin ilahınız hiç kuşkusuz bir ve tektir. Kuran-ı Kerim Azimüşşan insanlığa indirilmiştir. saygılar... | ||
| |
| Konu Araçları | |
| |