ilahi-Tr Forum

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Dini Sorulara Cevaplar

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 12-06-2009, 05:10   #1
Binbaşı
 
kır çiçeği's Avatar
 
Katılım Tarihi: 07/2007
Yaş: 19
Mesajlar: 1,675
Rep Gücü: 101
kır çiçeği 'nın etrafta olağanüstü bir havası varkır çiçeği 'nın etrafta olağanüstü bir havası varkır çiçeği 'nın etrafta olağanüstü bir havası varkır çiçeği 'nın etrafta olağanüstü bir havası varkır çiçeği 'nın etrafta olağanüstü bir havası var
Varsayılan Sakal,Sakal bırakmanın hükmü nedir?

Erkeklerin çeşitli şekillerde sakal bırakmalarından dolayı bu konuya ihtiyaç olduğunu düşündüm...

Yetişkin erkeklerin yanak, çene ve yüzlerinin alt kısımlarında çıkan kıllar.

İnsanları en güzel şekilde yaratan Cenab-ı Allah peygamberleri vasıtasıyla kulluk görevlerini onlara bildirdiği ve öğrettiği gibi, kılık-kıyafetlerini de belirlemiştir.

Allah Teâlâ, insanların bedenlerinde saç, sakal ve diğer kılları yaratmış, peygamberleri de bunlardan bir kısmının giderilmesini veya kısaltılmasını, bir kısmının da kesilmeyerek uzatılmasını tebliğ etmiş ve bu konuda insanları uyarmışlardır.

Allah Teâlâ (c.c), "Peygamber size neyi getirip verdi ise onu kabul edin, alın ve sizi yasakladığı şeyden de sakının" (el-Haşr, 59/7) ve "Allah`ın Rasulünde sizin için güzel örnekler vardır" (el-Ahzâb, 33/21) meallerindeki âyetlerinde buyurduğu gibi, mü`minlere sîrette, sûrette, ahlâkta, âdette ve hayatın bütün dallarında, Rasulu (s.a.s)`un sünnetine uymalarını emretmiştir. Rasulullah (s.a.s)`ın sünnetine uymak, İslâmiyet`i daha doğru anlamanın, daha doğru yaşamanın yegâne yoludur.

Allah (c.c)`ın: "Peygambere itaat eden, Allah`a itaat etmiş olur" (en-Nisa, 4/80) âyet mealinde buyurduklarından hareket ederek, Rasulullah (s.a.s)`a itaatin her şeyden önce farz hükmünü taşıdığını göz önüne alırsak, onun sünnetine sarılmanın önem ve ciddiyeti kendiliğinden ortaya çıkar.

Rasûlullah (s.a.s) ümmetini, kılık kıyafet ve dış görünüşleri bakımından müşriklere benzemekten alıkoymuş; "Kim bir kavme benzerse, onlardandır" (Ebu Davud, Libas, 4) hadisiyle de müslümanları uyarmıştır. Özellikle sakal bırakmaları hususunda mü`minlere tavsiyelerde bulunmuş, çeşitli hadisleriyle de sakalın müslüman için taşıdığı önemi belirtmiştir.

Hz. Aişe (r.anha)`den rivayet edilen bir hadislerinde "On şey fıtrattandır: Bıyıkları kesmek; sakalı salıvermek; misvak ile ağzı, dişleri temizlemek; su ile burnu temizlemek; tırnakları kesmek; kirlerin barınabileceği yerleri yıkamak; koltuk altındaki kılları gidermek, kasıkları tıraş etmek; necaset yolunu su ile pak eylemektir" (Müslim, Tahare, 56; Ebu Davud Tahare, 29; Nesâî, Zine, I) buyurmuşlardır. Diğer hadislerinde ise, "Bıyıkları Çok kısaltın, sakalları ise bırakın"; "Müşriklere muhalefet edin; bıyıkları kısaltın, sakalları çoğaltın"; "Bıyıkları kesin, sakalları bırakın. Böylece Mecusîlere benzemeyin " (Buharî, Libas, 64; Müslim, Tahare, 54) buyurmuşlar ve mü`minleri sakal bırakmaya teşvik etmişlerdir.

Sakal, hadiste de buyurulduğu gibi, yaratılış icabı erkeklerde bulunması gereken ve daha önceki peygamberlerin sünneti olan bir kılıktır. Müteaddid Hadislerde sakalların tabii halleri üzere terk edilmesi ve uzatılması emredilmektedir. Kısaltılması konusunda herhangi bir cevaz görülmemektedir. Asırlardır her devirdeki İslâm âlimleri ile bütün mü`minler bu tabii hali benimsemişler ve kendilerinde uygulamışlardır.

Bu Hadislerden anlaşıldığına göre, bütün peygamberlerle birlikte Rasul-i Ekrem de sakalını bırakmış ve sakal bırakmayı emretmiştir. Hz. Peygamber ve ashabının sakallarını traş ettiklerine dair hiç bir kayıt yoktur. Ancak Hz. Peygamber (s.a.s) sakalının ucundan ve yanlarından alırdı (Tirmizi, Edeb, 17). İmam Malik, "Müslüman, çoğunluk sakalını ne şekilde bırakıyorsa o kadar bırakmalı, fazlasını kesmeli, böyle yapmak menduptur. Çünkü bu fazlalığın kesilmemesi, çirkin görünmeye sebeb olur. Sakalı kısaltmanın bir sınırı yoktur. En uygunu, şekli güzelleştirecek biçimde kısaltmaktır" der. İmam Bâcî Abdullah İbn Ömer ve Ebu Hureyre`den nakledilen tatbikata dayanılarak bir tutamdan fazlasının kesilebileceğini söylemiştir.

Dürrül-Muhtar`da sakalın bir tutam boyunda olmasının sünnet olduğu ifade edilmektedir. Aynı şekilde, ekseriyetin görüşüne göre bir tutamdan fazlasını kesmek de sünnettir.

Sakal bırakmak ve buna bağlı olarak sakalı traş etmek konusunda âlimler değişik kanaatlere varmışlardır. Bu alimlerin bir kısmına göre sakal bırakmak farz, kesmek haram; bazılarına göre sakal bırakmak sünnet, kesmek mekruhtur, kimisine göre de müstehaptır. Bunların görüş ve delillerine gelince:

a) Hz. Peygamber (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde sakal bırakmayı emretmiştir. Emirler mendup veya mübah olduğunu ifade ettiğine dair bir delil bulunmadıkça vucub için olurlar. "Sakalları bırakın " emri de sakal bırakmanın farz olmasını gerektirir.

b) Aynı şekilde, Hz. Peygamber (s.a.s) müşrik veya mecusilere benzememeyi emretmiştir. Sakalı traş etmek onlara benzemektir. Bu da haramdır.

c) Sakal traşı, Nisa süresinin 119. ayetinde sözü edilen Allah`ın yarattığı şeyi değiştirmek demektir. Şeytana uyularak yapılân bu hareket de yasaktır. d) Sakal, erkekleri kadınlardan ayıran bir özelliktir. Sakalını traş eden erkekler kadınlara benzemektedirler. Erkeklerin kadınlara benzemesi de dinen yasaklanmıştır.

Sakal bırakmak sünnet, traş etmekse mekruhtur görüşünde olanlar Şafiî mezhebinden İmam Nevevi, Râzi, Gazzalî, Şeyh Zekeriyya el-Ensari, İbn-i Hacer, Remli, Hatib, Şirbini gibi zatlardır. Bu görüşü savunanlar şöyle demişlerdir.

a) Hadis-i şerifteki emir, sakal bırakmanın farz olmasını gerektirmez. Zira aynı şekilde Hz. Peygamber (s.a.s), Yahudi ve Hıristiyanlara benzememek için saçların boyanmasını emretmiş, fakat Sahabeden bazı kimseler saçlarını boyamamışlardır. Bu olay bu gibi emirlerin vücub için olmadığını gösterir.

b) Müşriklere din ve imanla ilgili konularda benzemek haramdır. Örf ve âdetlerle ilgili hususlarda ise haram değildir. Zira Rasûlüllah (s.a.s)`de rahiplerinkine benzer bir takunya giymiştir. Şayet bu gibi hususlarda benzemek kesin olarak yasak olsaydı, Hz. Peygamber bunu yapmazdı.

c) Örf ve âdetlerde bile olsa konu sadece müşriklere benzeme noktasından ele alındığı zaman aksine sakal bırakmanın haram olması gerektiği hükmüne varılır. Zira bugün birçok rahip ve gayr-i müslimler de sakal bırakmaktadırlar.

d) Peygamberlerin sünnetlerinden sayılan on şey alimlerin çoğunluğu tarafından sünnet veya müstehap olarak değerlendirilmektedir. Sakal da bunlardan biri olduğuna göre bu da öyle değerlendirilmelidir. Çünkü bunların hepsi temizlik ve iyi görünüşlü olmak gibi güzel âdetlerdir. Rasûlüllah (s.a.s) ümmetine en güzel âdetleri tavsiye etmiştir.

Sakal bırakmak müstehap, (sünnet-i zevaid) traş etmek ise mübahtır görüşünü savunanlar şöyle derler: Sakal bırakmak, yemek, içmek, oturmak, giyinmek gibi Hz. Peygamber`in insan olduğu için tabii olarak yapmış olduğu âdetleridir. Bu itibarla sakal bırakmak ibadetle ilgili sünnet değil, Hz. Peygamber (s.a.s)`in gelenek kasdiyle yapmış olduğu sünnetidir. Buna sünnet-i zevdid de denir. Mahmud Şeltut ve Muhammed Ebu Zehra gibi zamanımızın bazı âlimlerinin görüşü bu şekildedir. Buna göre sakal bırakmak faziletli olmakla birlikte, sakal traşı mübahtır. Sakal bırakılmadığı veya traş edildiği takdirde aleyhte bir hüküm terettüp etmez. İçinde bulunulan çevreye göre hareket etmek yerinde olur.

Sakalın adeta bir parçası olan bıyığa gelince; Hz. Peygamber (s.a.s)`den üst dudağının kenarları görünecek şekilde bıyığı kısaltmak veya tamamen kesmek şeklinde rivayetler vardır. Asıl alınan görüşe göre bıyığı kısaltmak da tamamen traş etmek de sünnettir: Mükellef dilediği şekilde hareket etmekte serbesttir.

Ancak bıyıkların yan taraflarından alıp ortada az birşey bırakmak caiz görülmemiştir. Şir`a şerhinde Hz. Ömer`in bıyıklarının iki ucunu uzattığından söz edilerek bunun bir sakıncası olmadığı açıklanmıştır.



(Sakal ve bıyığın hükümleri ve bu konudaki görüş ve ictihadlar için bk. İbn-i Abidin, II, 113, V, 261; el-Mehhel, I,183-189; Şevkânî, Neylül-Evtar, I, 137-138; el-Mezahibül-Erbea, II, 44-46; Şerhu`n-Nevevî (İrşadüşşarinin kenarında), II, 261-265; İânetü`t-Tâlıbin, II, 340; Fethü`r-Rabbânî, XVII, 313-314;ş Mahmut Şeltut, el-Fetâvâ, 227-229; İslâmda Helal ve Haram, Yusuf el-Kardâvî, (Terc. Mustafa Varlı), 107-109; Muhammed Ebu Zehra, İslâm Hukuku Metedolojisi (Terc. AbdülKadir Şener), 51-52; Zekeriyya Kandehlevi, Vucübu ı`fail-Iihye).
__________________

1- Sanma şahım........herkesi sen............ sadıkane... / yâr olur
2- Herkesi sen...........dost mu sandın....... belki ol.... / ağyâr olur
3- Sadıkane.................belki ol ..................âlemde bir... / dildâr olur
4- Yâr olur................. ağyâr olur.................dildâr olur... / serdâr olur
Yavuz Sultan Selim
kır çiçeği şu an çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 12-06-2009, 11:26   #2
Yarbay
 
ebuhasanelmakdisi's Avatar
 
Katılım Tarihi: 04/2007
Mesajlar: 2,844
Rep Gücü: 135
ebuhasanelmakdisi gerçekten çok iyiebuhasanelmakdisi gerçekten çok iyiebuhasanelmakdisi gerçekten çok iyiebuhasanelmakdisi gerçekten çok iyiebuhasanelmakdisi gerçekten çok iyiebuhasanelmakdisi gerçekten çok iyiebuhasanelmakdisi gerçekten çok iyiebuhasanelmakdisi gerçekten çok iyiebuhasanelmakdisi gerçekten çok iyi
Varsayılan Yanıt: Sakal,Sakal bırakmanın hükmü nedir?

kır çiçeği kardesim yine güzel bir konuya deyinmiş Rabbim ondan razı olsun. evet sakal sekilleri yukarıda yazılan gıbı olmalıdır ama günümğüzde tip tip sakallı gençler var yani yine bir özenti ile baş başayız biz müslümanların bu gibi özentileri gecmiş bitirmiş olması lazım demekki biz üzerimize düşen müslümanlık görevimizi yerine getirmiyoruz bundan dolayıda dısarda bu gibi yani sakalı sacı tipi batıya uygun cok kişiler var biz bir müslüman olarak üzerimize düşen tebliğ görevini yapsaydık belki bugün bunlar basımıza gelmeyecekti...

burda bize düşen müslüman kardeşlerimize tebliğ etmektir. Bir müslümanın nasıl olacagını giyimini kuşamını söylemektir. İnanıyorumki böyle yaparsak biz basarırız ama herkezin yapması lazım gelir Şayet müslümanlar bıu tebliğ görevini yerine getirmiş olsalardı bügünkü dünya hayat maddi ve manevi olarak daha bir güzel olur herkez refah içinde yaşayıp giderlrdi.

bizi bu konuma düşüren batıdır hala daha bizim saf müslümanlar uyanmış değiller. Bilmiyorlarmıki kafire benzemenın hükmünü:

Kâfirlere benzemek haramdır. Peygamberimiz (s.a.v.): “Her kim bir topluluğa benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.” (Ahmed, Taberâni, Beyhaki Abdullah b. Ömer’den rivayet etmişlerdir.) Çünkü onlara görünüşte benzemek onlara dostluğun ve sevginin alâmetidir. biraz önce de zikrettiğimiz gibi İslâm bunu en şiddetli bir biçimde haram kılmıştır. Burada sevgi ve dostluğa alâmet olabilecek, kâfire benzeme görünümlerine bazı örnekler verelim:

1- Giyecek, konuşma, adet, ahlâk vs. konularında benzemek. Sakal kesmek, bıyık uzatmak, gereksiz yere onların dileğiyle konuşmak, yemede, içmede, giymede onlara özenerek onlar gibi yapmak...

2- Onları müslümanların kardeşleri saymak. Allah (cc): “Mü’minler ancak kardeştirler.” (Hucurat /10 ) buyurmuş ve kâfirleri kendisinin ve mü’minlerin düşmanı olarak belirlemiştir. “Ey Mü’minler! Benim düşmanlarımı ve sizin düşmanlarınızı dostlar edinerek, onlara sevgi beslemeyin.” (Mümtehine / 1 )

3- Zaruret durumu veya davet amacı olmaksızın ülkelerinde ikâmet etmek.

4- Gezmek, tatil yapmak vs. için ülkelerine gitmek. Küfür ülkesine -İslâm ülkesinde mümkün olmaması hâli ve ticaret, tedavi ve öğrenimde ihtisas maksadı dışında -sefer yapmak haramdır. Bunlar da zaruret miktarınca helâldir.

5- Onları övmek, müdafaa etmek, onlardan yardım istemek, güvenmek, önemli ve özellikle müslümanların sırlarını öğrenebilecekleri makamlara getirmek, onları sırdaş ve danışman edinmek. Zaruret halinde teknik ve sosyal danışman sağlanması caizdir. Batıl dinlerine ve asılsız inançlarına bakmaksızın onların medeniyet ve kültürlerine, ahlâk ve yeteneklerine hayran kalıp onlardan hoşlanmak...

6- Kâfirlerin bayramlarına iştirak etmek, bayramlarını tebrik etmek veya bayramlarını düzenlemelerine katkıda bulunmak. Bazı müfessirler: “O mü’minler ki Zur’da hazır bulunmazlar.” (Furkan / 72 ) ayetindeki Zur’dan kastın bayram olduğu görüşündedirler. Müslümanların sadece iki bayramı vardır, onun dışındakilerse kâfirlerin bayramıdır.

7- Çocuklarına kâfirlerin isimlerini koymak ve kâfirlere rahmet okumak.

Müslümanların bugünkü durumu -Allah’ın koruduklarının dışındakiler- acı verici, üzücü ve rezil bir durumdur. Onlar mersiyeler okunacak bir haldedirler. Müslümanların bugünkü hâli, peygamber Efendimizin şu hadisinde buyurduğu gerçektir: “Andolsun ki sizden öncekilerin yollarını karış karış, adım adım takip edeceksiniz. Hatta onlar bir kertenkele deliğine girecek olsalar, siz de gireceksiniz.” Başka bir rivayette şöyle buyurulur: “Hatta onlardan birisi annesiyle açıkça zina yapsa sizden biriniz onu yapacak.” Sahabe: “Onlar Yahudi ve Hıristiyanlar mıdır?” diye sorduklarında “Ya kim?” diye cevap verdiler.

Allah bizleri korusun dua ile...
__________________
۞۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞
۞..´*• *•. .•*´ •*´*• *•. .۞
۞. لا اله الا الله محمد رسول الله ۞
۞..•..* ¸.• •.¸ `*.. • *•. .۞
۞۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞



ebuhasanelmakdisi şu an çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 15-06-2009, 23:24   #3
Yarbay
 
Katılım Tarihi: 08/2007
Mesajlar: 3,576
Rep Gücü: 118
Lokman Aşkın 'nın etrafta olağanüstü bir havası varLokman Aşkın 'nın etrafta olağanüstü bir havası varLokman Aşkın 'nın etrafta olağanüstü bir havası varLokman Aşkın 'nın etrafta olağanüstü bir havası varLokman Aşkın 'nın etrafta olağanüstü bir havası var
Varsayılan Yanıt: Sakal,Sakal bırakmanın hükmü nedir?








Süleyman Hilmi Tunahan (1888 - 1959)



Allah demenin yasak olduğu devirlerde, herkesin köşesine çekilip saklandığı zamanlarda başlattığı Kur'an eğitimiyle çığır açan ve İslam dinine tarihin en büyük hizmetini yapan, Seyyidler zincirinin 33. ve son halkası Ebul Faruk Süleyman Hilmi Tunahan Efendi Hazretleri (K.S)

Cenab-ı Hakk, cümlemizi şefaatlerine nail eylesin. Amin.
__________________
Dünyaya gelen bir insan, Kâmil bir mürşide bağlanıp nefsini terbiye etmezse, O, isterse cinlerin ve insanların sayısı kadar ibadet yapmış olsun, kirli ve pis olarak ölür. Davud iskenderi (k.s)

Düzenleyen: Lokman Aşkın , 16-06-2009 - 09:39.
Lokman Aşkın şu an çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-06-2009, 18:28   #4
Teğmen
 
gül sultan's Avatar
 
Katılım Tarihi: 05/2009
Mesajlar: 296
Rep Gücü: 41
gül sultan 'nın etrafta olağanüstü bir havası vargül sultan 'nın etrafta olağanüstü bir havası vargül sultan 'nın etrafta olağanüstü bir havası vargül sultan 'nın etrafta olağanüstü bir havası var
Varsayılan Yanıt: Sakal,Sakal bırakmanın hükmü nedir?

paylaşımınız için teşekkür ederim
__________________
Sıkıntılar süsler şu siyah geçici heveslerin olduğu hayattı… Oysaki yürekten değildir sitemler dilde geçici bir yalan… Yürek başka dil başka… Ya sabır... Dualardır bizi sığındığımız kuytu limanda ayakta tutan… !
gül sultan şu an çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 09:42


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2010 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2010 ilahi-Tr Forumları
Web Stats | ilahi Sözleri | şarkı sözleri