![]() |
| | #211 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,656
| SORU- Hamile bir kadın göğsünde toplanan sütle başka bir çocuğu emzirirse sütkardeşliği olur mu? CEVAP- Genel ölçü şudur: İki yaşını doldurmamış bir çocuk, en az dokuz yaşında olan bir kadının sütünü içerse, o kadın ister bekar, ister evli, ister dul, veya acuze olsun, o çocuk kadının evladı hükmündedir.Fakat bazı ayrıntılarda mezhepler arası farklı görüşler mevcutdur. Hanefi ve Maliki mezheplerine göre; bir seferlik süt verme ile süt annelik gerçekleşiyor.Ama Şafii mezhebine göre beş sefer ayrı ayrı süt içmesi şart koşulmuştur. ( Kaynak : Haşiyetu İbn–i Abidin c.3, s.209, Bacuri c.2 s. 182 ) |
| |
| | #212 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,656
| SORU- Bir bayan üstten kapalı yani başörtülü, alttan ise açıktan yada elbisenin altına pantolon ve benzeri giyinebilir mi? İslam’da bu tür giyinmeye yer var mıdır? Yöresel kıyafetleri de göz önüne alarak bir açıklama yapar mısınız? CEVAP- Peygamber Efendimiz Buhari ve Müslim’de geçen bir Hadis-i Şeriflerinde: “Helal da açıktır. Haram da açıktır. İkisinin arasında şüpheli şeyler var çoğu insan bunları bilmez” Kadının ne giyeceği hususu belli olan şeylerdendir. Kur’an’ı Kerim’de, Peygamberimizin sünnetinde ve fıkıh kitaplarında icma-i ümmetle apaçık belli olmuştur ki kadın, evinin dışında, yabancı erkeklerin karşısında bütün vücudunu yabancılara karşı örtmek zorundadır. Nur Suresinin 31. ayetinde Allah (cc) şöyle ferman eder: “Ey Muhammed! Mü’min kadınlara de ki, gözlerini eğsinler yani yabancı erkeklere bakmasınlar. İffetlerini muhafaza etsinler. Görünen kısımlar müstesna zinetlerini izhar etmesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!” Ayette geçen “...Görünen kısımlar müstesna...” ibaresinde alimler değişik görüşler sergilemişlerdir. Kadın vücudunu iffet ve şerefini muhafaza etmelidir. İbn-i Abbas ve çoğu müfessir ve fakihler demişlerdir ki, Kur’an’da zahir olandan gaye el ile yüzdür. Bunların da kapatılması gerektiğini söyleyen alimlerimiz vardır. Ancak her halükarda birbirine bakmama hususunda Allah (cc)’ın emri, kadın veya erkeklerin birbirlerine bakmayıp yüzlerini çevirmeleridir. Ayrıca İmam-ı Müslim’in rivayet ettiği bir Hadis-i Şerifte Peygamber Efendimiz cehennem ehlinin bir kısmını tarif ederken buyuruyor ki; “(Cehennem ehlinin) Bir kısmı bazı kadınlardır. Elbiselidirler ama çıplaktırlar. Yolda yürürken bu tarafa o tarafa kendilerini meyl ederler. Onlar cennete girmezler. Ve cennetin kokusu çok uzak mesafeden alındığı halde onlar o kokuyu da alamazlar.” Başka bir Hadis-i Şerif’te Resulullah (s.a.v) buyurdu ki; “Ben kendimden sonra ümmetimin erkekleri için kadın kadar tehlikeli bir şey bırakmamışım. Dünyadan ve kadından (haram ve gayri meşru olanından) kendinizi koruyunuz.” Hadisi Şerifte elbiseli olduğu halde çıplak olan kadından maksat nedir? İslam alimleri şöyle tefsir etmişler; elbiseli olduğu halde çıplaktan gaye ya şeffaf elbise giymiş altında vücudu görünüyor veya elbisesi vücudun bir kısmını örtmüş bir kısmı açıkta kalmış ya da dar elbise veya pantolon giymiş vücudun hatları tamamen belli ediyor. Günümüzde pantolon giyip sokağa çıkmış bazı kadınlar, çıplak olsalar da ancak o kadar tahrik edebilir fitne ateşini ancak o kadar körükleyebilirler. Bunu kesin bilelim ki, bu gayri islami giyimler ve modalar ümmet-i islamı hususen gençleri ve kadınları Allah’tan ve Peygamberden, Kur’an’dan iffet ve haysiyetten dolayısıyla cennetten uzaklaştırıp cehenneme sokmak isteyen başta Siyonistler ve onların uşakları olmak üzere tüm İslam düşmanlarıdır. Bu ümmete musallat olmak, kadını şehvet aracı olarak kullanmak için önce kadının aklı ile oynuyorlar. Her mevsimde, bazen her ayda ona bir moda ithal ediyorlar. Gizli, açık her yerde, en basit eşyaların satışı için bile kadını meta haline getirmişlerdir. Gençliği ve güzelliği gittikten sonra ise onu bir köşeye atıyorlar. Elhasıl kadın dışarıda ise bütün vücudunu örten ve vücudun hatlarını göstermeyen, iffet ve şerefini muhafaza etmek için, böyle bir elbiseyi giymelidir. Eğer içerde ise veya kadınlar arasında ise fasık ve facirlere benzememek şartı ile erkeklere has olmamış her türlü elbiseyi giyebilir. Ancak dar elbise ile namaz kılmak kadın için mekruhtur. Ve giydiği elbiseler eğer fasık kişilerin şiar ve alametleri ise giymesi caiz olmaz. Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir Hadisi Şerifinde: “Kim kendini kime benzetirse o da onlardan olur” şeklinde buyurmuşlardır. Allah (cc) hepimizi şeytan ve şeytanlaşmış kişilerin şerrinden muhafaza etsin (amin). (Kitabul Kebair s.158, Fatva Muasire c.1 s.437) |
| |
| | #213 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Jun 2007 Yaş: 23
Mesajlar: 80
| bu bilgilri bizlere naklettigin için allah razı olsun |
| |
| | #214 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,656
| ecmain. Soru : Bizim buralarda adettendir ki, her bayramda veya karşılaştığımızda saygıdan dolayı büyüklerimizin elini öperiz. Bu bizden yaşça çok büyüğümüz olan bir bayan da olabilir. Örneğin: Hala, teyze vs gibi. El öpmenin İslam’daki yeri nedir ve bir bayanın eli öpülebilir mi? Cevap : Salih insanların ve faziletli alimlerin ellerini öpmek sünnettir. Bir kişinin elini, iyi ve salih biri olduğu için veya alim olduğu için veya şerefli biri olduğu, veya adil bir yetkili olduğu için veya yaşlı olduğu için öpmek menduptur, iyidir. Dolayısıyla zahitliği, salihliği, alimliği, şerefliliği veya namusluluğu için birinin elini öpmek mekruh değil bilakis müstehaptır, sünnettir. Çünkü Ebu Ubeyde (r.a.) Hz Ömer (r.a.)’in elini öpmüştür. Zenginliği, dünyadaki serveti, korkutuculuğu, dünya ehlinin yanındaki kıymet ve değeri vb. için birinin elini öpmek ise mekruhtur. El-Mütevelli adlı alim, bunun caiz olmadığını söyleyip haram olduğuna işaret etmiştir. Öpülmediği takdirde kendisine bir zararın gelmesi söz konusu ise öpülmesine cevaz verilmiştir. Ebu Davud’un Süneni’nde Zari (r.a.)’den şöyle dediği rivayet edildi (ki Zari’ Rasulullah (sav)’ın ziyaretine gelen Abd-ı Kays heyetinin içindeydi): “Biz Rasulullah’ın el ve ayaklarını öpmek için kafilelerimizden ayrılmada çok acele ederdik.” Anne, nine, abla, hala, teyze vb. mahremlerin ellerini öpmek caiz olduğu gibi, yaşlı bir bayanın elini öpmek de caizdir. Yeter ki bu el öpmek, zahitliği, salihliği, namusluluğu, yaşlılığı, olgunluğu vb. bir duruma binaen olsun. Dünyevi bir menfaata dayanmasın. Her şeyin en iyisini bilen Yüce Allah’tır (cc) (İmam Nevevi Fetvalar 79-80, Tac 5/258-259, El-Fıkıh El-İslami Ve Edilletühü 4/2661) |
| |
| | #215 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,656
| Soru :Ayakkabı ile nerede ve nasıl namaz kılınır. Şartları nedir? Cevap :İmam Ahmed ve Ebu Davut, Ebu Said’ten Hz. Resulü Ekrem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmişler: “Hz. Resulullah (s.a.v) buyurmuş ki; ‘biriniz camiye geldiği zaman ayakkabısını çevirsin eğer her hangi bir necaset varsa yere sürtsün sonra onunla namaz kılsın.” Başka bir hadiste “Eğer biriniz ayakkabısı ile necasete basarsa onun temizleyicisi topraktır.” İmam-ı Şafii mezhebinde su ile yıkanması lazımdır. İmam Ebu Hanife’ye göre: o necis şey cisim ise yani sulu içki ve ufak tuvalet gibi ise toprak ile temizlenilir. Ebu Yusuf’a göre bu içki hariç her necaset toprak ile silinir. İmam-ı Muhammed ise İmam-ı Şafii gibi her necasette su gerekir. Her şeyin en güzelini bilen Allah (c.c.)’dır. (İhtiyar c.1 s.37, Fıkhı Sünne c.1 s.23, Rehberi Avam s.19) |
| |
| | #216 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 618
| Namazı vaktinde kılamamanın halleri nelerdir? Hangi durumlar da... |
| |
| | #217 | |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2007 Yaş: 20
Mesajlar: 4,508
| Alıntı:
Özür sahibi olanların durumu, Abdesti bozan şeyin bir namaz vakti, kesilmeden devam etmesine "özür" denir. İdrarın devamlı olarak gelmesi,burundan veya bir yaradan akan sürekli kan akması, bir hastalıktan dolayı göz, kulak ve memelerden gelen akıntı,özür olduğu gibi,istihaza kanı da kadınlar için özürdür. Bir kişide bunlar olursa o kişi " özür sahibi" dir. Bu özürlernde biri abdest alıp namaz kılacak kadar bir süre ara vermeden namaz vaktinin evvelinden sonuna kadar devam eder ve ondan sonraki her namaz vaktinde de bu özür en az bir defa meydana gelirse, o kimse özür sahibi sayılır. Eğer özür, bir namaz vakti içinde hiç meydana gelmez ise özür ortadan kalkmış olur ve o kimse özür sahibi olmaktan çıkar. Özr sahibi devam ettiği sürece her namaz vakti abdest alır ve bu abdest ile o namaz vakti içinde kılabildiği gibi, kazaya kalmış namazlarını, cenaze ve bayram namazlarını da kılabilir ve kuranı kerimide tutabilir. Namaz vakti çıkınca özür sahibinin abdesti bozulur. Mesela güneş doğunca sabah namazının vakti çıktığında özür sahibinde abdesti bozulur. Namaz vaktinin girmesi ile abdest bozulamıyacağından güneş doğtuktan sonra bayram ve kuşluk namazları için abdest alan kimse bu abdestle öğle namazını kılabilir. Özürlü kimseden akan kan, irin ve sidik çamaşırına dokunsa bunu yıkadığı takdirde, akıntı devamlı olduğundan dolayı yine pislenecekse çamaşırını yıkaması gerekmez. Tekrar dokunmayacaksa yıkaması lazımdır. | |
| |
| | #218 | |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: May 2007
Mesajlar: 786
| Alıntı:
eğer namazda 3 durumdan biri gerçekleştiyse sehiv secdesi yapılır 1- farzı geciktirmek 2- vacibi geciktirmek 3- vacibi terk etmek | |
| |
| | #219 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,656
| SORU: Bir arkadaşın daha önce Allah inancı yoktu. Şu an namaz kılmaya başladı. Sünnetlerini de kılıyor. Şafii mezhebine göre kazası olan insan sünnet kılamaz. Dolayısıyla bu arkadaşın kazalarını (namaz, oruç) kılması gerekir mi? Sünnetlerini devam etsin mi? İmam Şafii ve imam Ebu Hanife’ye göre açıklayabilir misiniz? CEVAP: Malumdur ki Allah’a inanmayan dinsizdir. Memleketimizdeki dinsizlerin geneli Müslüman bir ana ve babadan olduğu için asli kafir olmayıp mürted sayılırlar. Mürted bir insan Hanefi Mezhebine göre mürtedlik zamanında yerine getirmediği ibadetlerinden Hac hariç diğerlerini kaza zorunluluğu yoktur. İmam Şafii’ye göre ise kaza etme mecburiyeti vardır. Şöyle ki: İmam Şafi’ye göre: Kişinin üzerinde kaza namazı varsa o kimsenin bütün vakitlerini kaza namazı ile geçirmesi lazımdır. Eğer kaçırdığı namaz Cuma namazı ise öğle namazı olarak kaza etmesidir. Özürlü kişi üzerinde geçen namazların acele kaza edilmesi sünnettir. Örneğin: Uyku veya unutmadan dolayı kaçırılan namazların kazasında acele etmek sünnettir. Ancak kasıtlı namaz kaçıran kimsenin namazını acele kaza etmesi vaciptir. Kişinin bütün vakitlerini kaza namazları ile geçirmesi lazımdır, dedik. Ancak zaruri ihtiyaçlarını karşılaması için çalışma, yeme, içme vb. durumlar bundan müstesnadır. Bu anlattıklarımızdan da anlaşılıyor ki, kaza namazlarını bitirmeden kişi sünnet namazını kılamaz, aksi halde günahkâr olur. Vakitli sünnetlerin (Namaz revatipleri, Duha, Evvabin, iki bayram namazı vb) kazası da sünnettir.(1) Aslı kâfir ise ittifaken kafirlik sürecinde yapmadığı ibadetleri kaza etmez. İslamiyet ona kefaret olur.(2) [1] Tenvirül Kulub Sh.: 170, Muğni Muhtaç c:1, s:329 [2] İbn−i Abidin C: 2 S: 75/ Muğni Muhtaç C: 4 S: 133,142/ İslam Fıkhı Ansiklopedisi C: 2 S: 255 |
| |
| | #220 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 1,104
| İnzar kardeşim çok güzel konulara değinmişsin.. yalnız bir sorum olacaktı... kadın pantoluon giyip üstünede geniş bir tunik (diz kapaklarına kadar) giyse yine günah oluyor dimi? yani mesela kadın pantolonu erkeğe benzemek için değilde sadece rahat oludğu için bile giyse yine günah dimi? selametle |
| |
| Konu Araçları | |
| |