Cebbar
Kibirlenenlerin boynuna kibirlerini tasma eyleyen Sensin. Gıyabında kusurlarını sayarak kardeşimi küçültürken, aslında kendimi büyük göstermeye çalıştığımı yeni fark ettim.
Ayıplarını ayıp göremeyenleri, kusurlarını kusur bilmeyenleri kibirlerinin pençesine hapseden Sensin.
Kardeşlerimin ayıplarını sayarken, günahlarını açık ederken kendimi bekli de İblis gibi kusursuz ve ayıpsız etmeye çalıştığımı şimdi anlıyorum.
Gıybet ederek gizlice kibirlenişim, kusurları hep başkalarına yakıştırırken farkına varmadan şeytana yoldaş oluşumu bağışla ey Cebbar.
Mütekebbir
Sen ki büyüksün; Seni büyüklemeye sözlerimiz yetmez. Büyük bildiğimizden de büyüksün. Senin kullarını gıybetimle üstü kapalı Küçük düşürerek, kendimi yüceltmeye kalktım. Sen ki yüceler yücesisin; yücelik Sana yaraşır. Kulunu küçük düşürerek, büyüklenmek benim haddim değildi. Özür diliyorum.
Boyunlarına çenelerine kadar uzanan kibir halkaları geçirdiğin ve ister istemez kafaları yukarı kalkık halde dolaşan zavallı kibirlilerden eyleme beni.
Halık
Bir çiğnemlik et halindeyken ana rahminde biçimlendirdiğin kulunu; kimsenin tanımadığı, yüzüne bakamadığı bir haldeyken, yüzüne bakılır bir hale getirdiğin, kimse tanımazken önemseyerek insan kıldığın kardeşimi; yüzüne bakılır haldeyken, adı sanı anılıyorken yok saydım, gıybetini ederek bir çiğnemlik et gibi ağzımda çiğnedim. Özür diliyorum ey Halık.
Bari
Yokluktan çıkarıp, belirsizlikten kurtardığın kulunu; simasına sevimli ve tanıdık eylediğin kardeşimi, yokluğunu fırsat bilerek, hiç yokmuş gibi, gıybetimle ezdim. Başkalarını gözünde çirkinleştirdim, güzel yüzüne sevimsiz sıfatlar yapıştırdım. Kulunu hiç örneksiz ve hiç modelsiz, hiçlikten çıkarıp var etmendeki hikmeti ciddiye almadım ey Bari. Affedileceğimi umuyorum.
Musavvir
Dostlarıma tanıdık ve sevimli kıldığım sesimi, bana her an taze verdiğin nefesimi, yüzleri güzelleştiren, gülleri tebessüm ettiren tasvirine rağmen çirkin bir işte kullandım, pisliğe bulaştırdım. Yüzünü karanlıklardan çıkardığın, çirkinliklerden çıkarıp aldığın kardeşimin yüzüne kara çaldım. Güzelce tasvirine aykırı işler yaptım. Beni başılar mısın ey Musavvir?
Sonsuz bağışınla, günahlarını rahmetinin denizinde erittiğin, kötülüklerini gözyaşlarının hatırına iyilik diye yazdığın, hatalarını pişman oldu diye ebediyen örtüp “unuttuğun” kuluna, ben hiç acımadım. Günahlarını orada burada dilime doladım, kötülüklerini ona buna anlatarak çoğalttım, hatalarını herkese açık ettim. Senin bağışladığını hiç bağışlanmaz gördüm. Senin ümidini hiç kesmediğin kulundan ümit kestim, hiç hatasında dönmeyecek sandım. Dönüşünü beklemedim. Acımadım kardeşime. Utandırdım senin kulunu. Hatalarını unutulmayacak şekilde zihinlere yazmaya kalktım. Mahcubiyet perdesini yırttım. Pişmanım gözyaşları içindeyim, özür diliyorum. Beni bağışlar mısın ey Gaffar?
Kahhar
Hata eden kulunu hemen kahharlığınla helak edeceğin halde, acele etmeyip tövbe etmesini beklemende gizli lütfunu göremedim. Haddimi aşıp hatalı kulunu ben kahretmeye kalktım. Kahrının, kulunun günahlarını bir anda yok edeceğine, inandığım halde, ben günahlarını değil, ben kulunu kahretmeyi tercih ettim. Haddimi bilemedim. Gıybetle, ettiğim ettirdiğim günahları da yok eder misin ey Kahhar? Tekrarlayarak zihinlere kazıdığım kusurları da siler misin ey Kahhar?
Vehhab
Yokluğumda bile beni var sayıp insan eylediğin halde, adımın anılmadığı o zamanlardan beni alıp adımı anılır kıldığın halde, ben kardeşimin yokluğunda onu öldürdüm. İsmini önemsediğin, önemsettiğin, cismini el üstünde tutuğun kardeşimi rezil ettim, aşağıladım, ismini kötüler arasında andım. Hoş göremedim eksiklerini. Sabrımdan ikramda bulunamadım. Sevaplarımı kendi ellerimle yaktım. Müflisim. Sevapça fakirim. Bana kerem eyle ey Vehhab!
Rezzak
Hatalarına rağmen rızık vermeyi sürdürdüğün kulunun gıybetini yaptım. Kendi rızkımı”ölü eti” nden seçtim. İsyanlarına rağmen beslediğin büyüttüğün kardeşimin gıybetini ettim. Bana rızık olarak verdiğin dilimi, damağımı, dudağım, nefesimi, sesimi israf ettim. Senin rızık verdiğini, ben rızık verilmez bir halde gördüm. Rezzak oluşunu itham ettim. Hem ağzıma ”iğrenç” bir rızık aldım. Beni bundan sonra susmakla rızıklandırır mısın ey Rezzak?
Fettah
Ben, hiç hak etmediğim halde, Sen bana varlığının kapılarını açtın. Ama ben varlığımı çirkin işlere adadım. Hiç ummadığım halde, bana hayatın imkânlarını açtın. Ama ben hayatımı ölü işler için harcadım. Ben, hiç bilmediğim halde, Sen bana güzelliğin perdelerini araladın. Ama ben nefsimi çirkin işler için harcadım. Ben hiç farkına varmadığım halde, Sen bağlı dilimi çözdün, beni konuşur eyledin. Ama ben gıybetimle, ağzımı faydasız işler için açtım, dilimi iğrenç kelimelere doladım. Pişmanım, kendime zulmettim, emanet olan varlığımı karanlıklara sattım. Yine hayır için açtırır mısın ağzımı? Güzel sözlere döndürür müsün dilimi? Pişmanlığımdan affına kapılar aralar mısın ey Fettah?
Alim
Korkup kendime sakladıklarımı bilirsin Sen. Ben başkalarının bilmesinden daha çok korktum. Senin bildiğini bildiğim halde, çekinmeden gıybet ettim, dedikoduya karıştım.
Utanıp kendimden sakladıklarımı da, çekinip kendime itiraf edemediklerimi de bilirsin Sen. Ben kendimi kendimden utandırdım. Ayıp işlediğimde aynadaki yüzüne bakamadığım adamı, Senin en çok da yüzüne nazar ettiğini göre göre çirkin işlere koşturdum. Yalan konuştuğunda kendi kendisiyle göz göze gelemeyen adamı, Senin bildiğini bile bile gıybetli sözlere özne yaptım.
Olmadığı, duymadığı, bilmediği yerlerde, kardeşimi gıybetimle aşağılarken, gizlice kendimi yücelttiğimi Sen bilirsin zaten. Senin yüceliğini anmaya ayırmam gerekirken dilimi, dudağımı, nefeslerimi kendimi yüceltmeye adadım. Pişmanım ey Rabbim!
Güya iyiliğini istermişçesine, kardeşimim kusurlarını sayıp dökerken, farkında olmasam da, kendimi kusursuz göstermeye niyetlendiğimi Sen bilirsin zaten. Senin kemalini, kusursuzluğunu anlamaya ayırmak gerekirken bilincimi, kendimi kusursuz bilmeye adadım, kendimi beğenmekle oylandım. Özür diliyorum ey Rabbim…
kitabını okumamıştım buradan takibim güzel oldu Bera can sonra sindire sindire birdaha okumak üzere kopyaladım bile buraya kadarki kısmı ama kopyalamakla kalmayıp sanırım kitabınıda alacağım... Allah razı Efendimiz daim yoldaşın olsun inş..
emeğine bereket güzel konu olmuş.
Canım yanıyor,içimde bir sızı nedenini bilmiyorum
Adı sensizlik belki
Yada ulaşamamak, ağlayamamak derinden,
Kıyamdayken başka yerde, secdedeyken başka yerde olmak
Yönelememek sana içten bir aşkla
Canım yanıyor ya Rabbel alemin
Bir sızı var anlayamadığım,
Canım yanıyor Ya Erhamerrahimin
Adını koyamadığım,
Bugün gitmek istedim buralardan
Sana yakın olmak için,uzakları yakın yapabilmek için,
Çıktım viran şehrimden;daha fazla gidemedim nedense,
Bir yağmur başladı sessizce,ER-RAHİM diye fısıldadı paramparça olan yüreğime,
İrkildim Ya Rabbelalemin,rahmetine kavuştur beni,
Sonra yürüdüm içimde bir ses anlayamadığım,
Bir güvercin gördüm sırılsıklam; EL-CELİL dedi içimdeki sese,
Ne büyük.ne yücesin;yüceliğinle derman ol derdime,
Islandım,yorgunum birde acı var içimde nereye baksam seni gördüm ALLAHIM
Bir çocuk tebessümünde,bir yaprağın vedasında mevsime,
MALİKÜ’L-MÜLK tecellisini gördüm kara bulutların içinden doğan güneşte
Sen her şeyin tek sahibi ALLAHIM,
İçimde bir uçurumken hayat,üstelik çıkmazdayken dar sokaklarım
EL-MÜHEYMİN sesi kulağımda,
Sen aciz kullarını unutmayan hep gözeten ALLAHIM,yardım et bu kuluna,
Savruluyorum nereye gitsem bilmiyorum,bir dağa bakıyorum bir mahlukata
Hepsi rükuda hepsi kıyamda
Çiçekler,otlar,toprak secdede
En küçük mahlukat zikirde,insanlık ise gaflette
YA HALIK diyor tabiat;adem ise hüsranda,azapta
Ey incelik,lütuf sahibi EL-LATİF
Ey kusurlardan münezzeh KUDDÜS
EY adalet sahibi EL-ADL
EY büyüklük sahibi EL-AZİM
EY merhamet sahibi ER-RAHMAN
Nereye baksam,nereye dönsem sen tecelli ettin,
Bir tek insanlıkta görmedim huşu ile yakarış,
her şey sende yaşarken;İnsanlık nefsinde ölmüş
Her yer sende iken,insanlık her yerde viran olmuş,
Bu viran şehirde,divane dünyada yalnız bırakma bizi
UTANIYORUZ RAHMETİ GENİŞ ALLAHIM
Bizi bize bırakma ALLAHIM
BİZİ BİZE BIRAKMA!!..
bende konuya bu yönde katkı yapayım dedim..emeğinize bereket kardeşim..allah razı olsun..
__________________ Ölüm gelmeden önce tevbe etmekte acele ediniz..
Basıt
Sen “Sus!”dedin diye sustuğumda ferahlık ver bana ey Basıt.
Senin bildiğini bilerek çirkin konuşmaktan çekindiğim anları genişlet ey Basıt.
Senin işittiğini bilerek tiksindirici sözleri susturduğum yerleri genişlet bana ey Basıt.
Hafid
Öyle Hafidsin ki, alçaltırsın gıybetiyle kardeşini tahkir edip kendini tekebbür eyleyeni.
Öyle Hafidsin ki, küçültürsün gıyabında kardeşini küçük düşürüp büyükleneni.
Öyle Hafidsin ki, yokluğa yuvarlarsın varlığını kardeşi hiç yokmuş gibi aşağılayarak gıybet etmekte kullananı.
Öyle Hafidsin ki, zillete düşürürüsün kardeşinin kusularını açık ederek kendisini yücelteni.
Kardeşinin yokluğunu fırsat bilip alçalarak gıybet yapanlardan eyleme beni.
Kardeşinden korkup gerçeği yüzüne karşı söyleyemeyen ödlekler arasından çıkar beni.
Rafi
Beni yokluğun zilletinden kurtarıp varlığın zirvesine oturttun, İnsan olmakla şereflendirdin. Rafisin sen ki, şerefini artırırısın başkalarını yokluğunda bile Senden korkup tevazu eyleyeni. Başını göğe eğdiririsin Senin bilmene göre davranarak, Senin işitmene göre konuşarak haddini bilenin.
Kulunun işitmesinden çok, Senin işitmenden çekindiğim bir yüceliğe eriştir beni.( ne olur Rabbim)
Yarattığının bilinmesindense, Senin bilinmenden dolayı sustuğum şerefle şereflendir beni.
Senin varlığını her yerde hisseden, işittiğini her sözünde bilen, gördüğünü her bakışında gören yüksekçe bir duyarlılıkla donat beni.
Muizz
İzzetim varsa, Senin verdiğin kadardır.
Sensiz zilletlere düşer, alçaklara uğrarım.
Senin işitmeni kulak ardı ettiğim her yerde zillete düşerim.
Senin işittiğini bilerek susma izzeti verme bana.
Senin gördüğünü göz ardı ettiğim her köşede alçaklara uğrarım.
Senin gördüğünü görerek yaşama lezzeti ver bana.
Senin varlığını hesaba katmadığım odalarda çirkinleşirim.
Seni görüyormuş gibi davranma inceliği ver bana.