ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > GENEL > Edebiyat


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 14-02-2008, 03:41   #1
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,981
Varsayılan Bir Bedeviyim dilim LÂl

İsmim “Bedevi”,
Dilim Lâl...
Uğraşım Göç...,
Yurdum Ruzigar…


“Ben ben değilim!” dedim, güldüler…

“İçimde beni canhıraş koşturup sürükleyen, saçlarımı aleve, ruhumu yele veren bir deli ok var!” dedim, “Tabi tabi!” deyip geçtiler…

“O ok aslında deli değil; o başka, bambaşka bir şey! Bir hikmet-i temsil!” diyecek oldum, “Görüşürüz!” deyip hızla yola düştüler… Kendi yollarına…

Bakakaldım arkalarından…


Sonra hızla başka bir kalabalığa daldım, tazelenen bir heyecanla!

“Öyle bir coş var ki içimde; dalga boyu beni aşar, ama benimle! Acep ben mi o coştayım, yoksa o coş mu benim içimde?” diye soracak oldum, nafile…

Baktım ki dilim lâl, çabam beyhude…


Ona taşarım bakar, ötekine coşarım kaçar. Ve bir diğerine koşarım, “Yazık sana!” der gibi kör merhametini gezdirir gözlerimde... Dilim yabancı, ben yabancı; işte bu en büyük hakikattir, bileklerimdeki kelepçe... Hem Azrail’im, hem ab-ı hayatımdır o…

Yabancıyım;
zira seferiyim, bedeviyim ben! Dilim lâl; zira bir başka diyarın sakiniyim ben! Uğraşım göç, yurdum ruzigar benim; rüzgara değmeyen tanımaz, fırtınadan doymayan bilmez beni!

Hem öyle bir bedeviyim ki; kah sert yamaçlardan yukarı tırmanan bir dağcıyım, kah hapis kaldığım kafesten tünel kazan bir firari, bir hürriyet aşığı… Kah alelade bir mekanda uzun kazılara kaptıran bir arkeolog, kah sürekli su yutarak kendi dalgalarını döven bir inatçı beşer…

Ama seferiyim, durum durağım yok benim!


Dağcıyım amma, zirvelere çadır kurmam hiç! Bilirim ki asıl yürüme, dağın eteği ile tepe noktası arasındaki yoldur! Bir zirveye vardım mı, az soluk alır, manzaraya göz gezdiririm huzurla… Ama konaklamam yoktur orda! Her bir zirve, her bir kartal yuvası; bir diğer tepeye olan iştahımı kabartmanın ötesine geçemez, caydıramaz, kandıramaz beni!

Eteklerim çöl kumunu yalayıp geçerken, ellerim avuçlarım yeni zirvelere tırmanmak için parça parça olurken, bazen ansızın değişir hava! Görüş mesafesi daralıp bir kar, bir boran, bir fırtına alınca etrafı, bir de bakarım ki aynaya, gözleri çakmak çakmak bir aslan durur karşımda! Korkarım aynadaki akisten, ancak kaçmak ne mümkün!

Aslan hapis, aslan mahpus! Bir o duvarı arşınlar hiddetle, bir diğer duvara koşar kükreyerek! Ve bakarım ki; yeri yerinden oynatacak bir güç, bir kuvvet, saatte kim bilir kaç kilometre hızla gezinir iliklerimde! Hava puslu, basınç yüksek! Kulaklar uğulduyor, manzara karanlık! Ve birden aslan pençelerine kuvvet, başlar delicesine kazmaya!

Kafesten öyle bir tünel açar ki; bir ucu zindan, öte yanı hürriyet! “Hürriyet, hürriyet, hürriyet!” diyerek zikreder sanki çılgınca! Tünel uzundur, kazı yorucu, basınç alabildiğine! Ama her bir tünel, aydınlığa olan aşkını büyütür mahpusun! Her bir dar geçit, bir yüce dağın önce eteğine, sonra tepesine götürür onu!

O benim işte!
İsmim bedevi, dilim lâl!
Uğraşım göç, yurdum ruzigar…


“Huzursuzsan huzursuzluğu seyret!” diyen bir dosta yazıldı bu satırlar. Aynı yolların tozunu yutmuş bir başka bedeviye. Ki “Adım Huzur!” diyor o.

“Huzursuzum!” dedim, “Huzursuzluğu seyret!” dedi. Dalgalar boyumu aşıp, beni bir o yana bir bu yana çarparken nasıl seyredebilirim ki onu! Ama mesajı aldım ben, “Hakkını ver!” diyor huzursuzluğun… Yere düşen tüm kozalakları topluyorum tek tek… Rüzgar biçmiş ama, ben topluyorum

  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 07:26


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats