![]() |
| | #1 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,688
| İlimler iki sınıftır: 1. İnsanın düşünme yoluyla kendiliğinden elde ettiği doğal ilimler. 2. Başkasından nakil yoluyle elde ettiği nakli ilimler. Aklın hakemliğine dayanan ve insanın yapısı itibarı ile fikren elde edebileceği felsefe ve hikmet gibi ilimler birinci grup ilimlerden sayılır. Beşeri gücü ile insan bu türden bilgilerle alakalı konuları, meseleleri, onlarla ilgili delilleri ve öğrenim yollarını bulur ve düşünce sahibi bir insan olması hasebiyle ulaştığı bilgilerin doğruluğuna kanaat getirinceye kadar da araştırmasını sürdürür. İkinci grup ilimler ise nakli ilimler olup bunların tamamı kanun koyucu tarafından bildirilen haberlere dayanmaktadır. Meselelerin asıllarını aslına ilhak etme dışında bu türden ilimlerde akla yer verilmez." Devamla; "Akli ilimler veya tabiat ilimleri ümmetler arasında ortak ilimlerdir. Çünkü insan ona aklı ile ulaşır. Nakli ilimlere gelince yalnızca İslam milletine ve ehline aittir" İbn Haldun |
| |
| | #2 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 599
| Hiç bir insan kendiliğinden kendi kendine bir şey elde edemez Cenab I Hakkın izni olmadıkça...İlim ayrıca çok farklı alanlarda sınıflandırmalara tabidir...Çok kısıtlı bi paylaşım olmış.... Ama yinede emeğinize sağlık |
| |
| | #3 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2007 Yaş: 20
Mesajlar: 4,660
| Ufakta olsa güzel bir açıklama olmuş.. |
| |
| | #4 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Apr 2007 Yaş: 36
Mesajlar: 2,227
| İlimler esas itibariyle şer'i (dini) ilimler ve §erci (dini) olmayan ilimler şeklinde ikiye ayrilir: Şer'i (dini) ilimler ile peygamberlerin getirdiği ilim kastedilÂ*mektedir ki bu ilim, matematik ilmi gibi akilla, tib ilmi gibi deÂ*neyle, lisan gibi işitmekle elde edilemez. Şer'i (dini) olmayan ilimler ise, mahmûd , mezmûm ve mübâh ilimler olmak üzere üc bölüme ayrilir. Mahmûd (Övülen) ilimler, tib ve-hesab ilmi gibi dünya işlerim islah edici ilimlerdir ki bu ilim de öğrenilmesi farz-i kifâye olanlar ve öğrenilmesinde fazilet bulunanlar olmak üzere ikiye ayrilir: Ahiret yolunun ilmini -her ne kadar bu ilmin tafsilâti sayÂ*makla bitmez ise de- bilmek istersen, Ahiret İlmi'nin yolu iki kisimdir: 1. Mükâşefe İlmi 2. Muamele İlmi Mükâşefe İlmi, bâtin ile ilgili bir ilimdir ve ilimlerin en son noktasidir. Bu nedenle ariflerden bazilari şöyle demişlerdir: 'Bu ilimden nasibi olmaj^an kimsenin âkibetinderi korkulur. Bu ilimÂ*den az pay sahibi olmak, onu tasdik etmek ve ona vâkif bulunan büyüklerin hakkini teslim etmektir' geniş bilgi için bakınız ihya. |
| |
| | #5 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 599
| İhya....Gerçekten tekrar tekrar okumamız lazım refref ... Bunu hatırlattığınız güzel opldu... [razi] |
| |
| | #6 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,688
| Şüphesiz her ilim Alim-i Mutlak olan Allah'tandır. Ancak Kainatta cari sebepler kanunu var...Mesela tefekkür ile bir çok hakikate, ilme ulaşılabilniyor. Allah, kullarına çeşitli kabiliyetler istidatlar vermiştir. Akıl,zeka,irade...Akıl ile Allah nasıl bulunuyorsa; zekayla bügün bilim ve teknolojinin ulaştığı noktaya ulaşılmıştır. Dolayısıyla var olan ilimler, kabiliyetlerle keşfedilir. Keşfedilen bu ilimler insanın kendisindendir denilmez. Ancak istidadındaki cevher ile o ilimlere ulaşmıştır denilir. |
| |
| | #7 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,688
| İhya'yı okumuştum. bu yazıya ters düşen birşey hatırlamıyorum... |
| |
| | #8 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Apr 2007 Yaş: 36
Mesajlar: 2,227
| ama şunuda unutmayalım....ilim ögreticiler ile olur ,kendinde vardır o ama ögretici olmazsa bazen ilim insanı helak eder.. |
| |
| | #9 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,688
| Bence yazıyı baştan okuyun, okuyorum okuyorumda ters bir şey göremiyorum? Yada iddianıza sebep olan bir cümle bulamıyorum. |
| |
| | #10 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Apr 2007 Yaş: 36
Mesajlar: 2,227
| aslında anlaşamadığımız bir nokta var ...... ama yanlış düşündüğümü varsayıyorum... ve size ilm ile ilgili daha açıklayıcı bir anlatım ekliyorum....(yani eden ele gelen halen devam eden kalb ilmi ile ilgili...) Bu bakimdan âlim, kendisinde şeylerin hakikatlerinin misâli-nin meydana geldiği kalpten ibarettir. Malûm ise, şeylerin hakika-tinden ibarettir. İlim ise, o misâlin aynada hâsil olmasindan iba-rettir. Nasil ki, meselâ tutmak, el gibi bir tutucuyu, kilic gibi bir tu-tulani, kilicin ele alinmasiyla kilic ile el arasindaki bitişmeyi -ki, ona kabz ismi verilir- istiyorsa, öylece mâlûmun misâlinin kalbe vâsil olmasina ilim ismi verilir. Oysa hakikat mevcuttur. Kalp de mevcuttur. Fakat ilim hâsil olmamiştir. Çüpkü ilim hakikatin kalbe varmasindan ibarettir. Nitekim kilic da mevcuttur, el de mevcuttur. Fakat kabzin (tutuşun) ismi hâsil olmamiştir. Çünkü daha kilic ele gec-memiştir. Evet! Kabz, kilicin bizzat kendisinin ele alinmasindan ibarettir. Malûmun bizzat kendisi ise, kalpte hâsil olmaz. Bu bakimdan ateşi bilen bir kimsenin kalbinde ateşin bizzat kendisi bulunmaz. Aksine orada bulunan, ateşin târifi ve ateşin sûretine uygun düşen hakikatidir. Bu bakimdan kalbi ayna ile tefsir etmek daha uygundur. Çünkü insanoğlunun özü aynanin icerisine gir-mez. Ancak aynanin hakikatine uygun bir misâlin kalpte var oluşuna ilim ismi verilir selam ve dua ile.... bizim bakışımız sizinkiyle bayagı farklı.... |
| |
| Konu Araçları | |
| |