![]() |
| | #1 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 1,390
| Güle Güle Türkçe Pop çağının siyasete, sanata ve okumaya uzak gençleri Türkçeyi kendi dünyalarına göre yorumlayıp konuşuyor. Kelimeler internet diline göre törpüleniyor. İngilizce-Türkçe karışımı konuşuyor, sesleri farklı çıkarıyorlar. Seyirci kelimesi "seyircıı" oldu bile. Bundan birkaç yıl önce müzik kanallarındaki DJ kızların, kelimeleri İngilizce gibi telaffuz ederek İngilizce-Türkçe karışımı konuşmalarını şaşkınlıkla izliyorduk. Giderek bu duruma alıştık. Aradan bir süre geçti, bir de baktık ki, siyasete, sanata ve okumaya ilgi duymayan gençler, gün boyu müzik kanallarını seyrediyor ve konuşma tarzları buradaki sunucuları bile geride bırakıyor. Türkçeyi düzgün konuşma derdi olmayan gençlerin konuşma dilini internet yazışmaları ve pop kültürü yönlendiriyor. -------------------------------------------------------------------------------- Artık yüklemi, öznesi belli olmayan bir "internet dili" oluştu. İşte bir gencimizin internet yazışmalarındaki kültür yüklü cümleleri: "Akşam telefon faturasını görünce oha falan oldum. Anneme söyledim. Aaa ne oluyo falan oldu. Napıcaz şimdi yani olduk. Bunun üzerine bir de su faturası kabarık gelince bismillah olduk yani." Yeni bir ceket aldınız. "Güle güle kullan", "iyi günlerde eskit" gibi iyi dileklerde bulunmak artık modası geçmiş bir ifade. "Abi ceket yapmışsın" cümlesi yukarıdaki anlatımı üç kelimede özetliyor. Biri duygu sömürüsü yaptığı zaman "vicdan yaptım" diyerek karşılık verilebiliyor. Duygu sömürüsü yapma, ya da vicdanımı sızlatıyorsun nevinden bir şeyler denmek isteniyor. Yapmak ve olmak da neredeyse tüm fiillerin imdadına yetişen yardımcı fiillerden. "Tavır yapma" (olaya tavrını koymak ya da küsmek), "su yapma" (ciddiyetini muhafaza etmemek) yeni çarpıcı cümleler arasında. Bunların yanı sıra internet yazışmalarıyla gündeme gelen birçok kısaltma sözcük, normal yazı ve konuşma diline de girdi. Selam sözü artık internet harici yazışmalarda slm (selam), mrb (merhaba), grsz-by (görüşürüz) şeklinde kullanılıyor. Nasılsın sorusuna karşılık "Sen nasılsın?" şeklindeki soru ise İngilizce"de kısaca bu anlama gelen "u?" diye yazılıyor. İnternette yazışmaya chat"leşme demeye çoktan alıştık. Ancak, Türk Dil Kurumu bu durumdan son derece mustarip. [size=12pt]Türkçeyi çözmen için İngilizceyi de bilmen gerekecek! Bu şekilde dile hem yazılışı hem de okunuşuyla birlikte giren yabancı kelimelere getirilen eklerin kesme işaretiyle ayrıldığı, ancak bu şekiller Türkçenin ses uyumu kurallarına uymadığı için işi daha da çıkmaza sürüklediği ifade ediliyor. Bu durumu dilin hem ses yapısının, hem yazı özelliğinin, hem de söz varlığının bozulması olarak yorumlayan Türk Dil Kurumu Başkanı Şükrü Halûk Akalın "İngilizceyi Türkçeye katarak söylenmek istenen şu: " Ey vatandaş sen şu metni okuyup anlamak istiyorsan yalnızca Türkçe bilmen yeterli değil, biraz da İngilizce bileceksin! Şu anda İnglizcenin "fesahatçı"ları var. Yazıldığı ve okunduğu gibi uyguluyorlar. İmlada yeni bir kargaşa ortaya çıkıyor. Dilde yabancı ögelerin artması söz varlığını bozuyor. Hacker"lar deniyor. Hacker"in okunuşunu bilen biri bu kelimeyi çoğul olarak yazarken hacker"lar diyor. Bunun anlamını bilmeyen biri ise Türkçe okunuşuna göre hacker"ler olması gerektiğini düşünerek "-lar" ekine anlam veremiyor. Eski dilde ileri gelen, reis gibi anlamlar içeren sözün yazılışının benzeri olan İngilizce server ise sunucu anlamına geliyor. Server diye yazıp "sörvır" şeklinde okuyorlar. İmlada bir karmaşa oluşuyor. Bunun Türkçe karşılığı var. Sunucu denilmesi gerekir" diyor. Dilimize girmekte olan güncel yabancı kelimeleri tespit eden ve Türkçe karşılıklarını yayınlayan Türk Dil Kurumu"nun Başkanı Akalın, bu verileri kitle iletişim kurumlarına da gönderiyor. Türkçe adına en çok gazetecilere, yazar ve gazete-dergi editörlerine görev düştüğünü belirtiyor. Çünkü insanlar yabancı kelimeleri ilk önce televizyon ve gazetelerden öğreniyor. Okumaya ilgi duymayan kesimin Türkçe bilgisine de aynı şekilde kitle iletişim araçları yön veriyor. "Döncem ben sana" Gençlerin konuşma dilinin başkalaşmasını ilk keşfedenler ünlü komedyenlerdi. Beyazıt Öztürk"ün üniversiteli gençleri karikatürize eden tiplemesinin kulağına yapıştırdığı cep telefonu ile sürekli sağa sola sallanarak konuşması ve herkese "Döncem ben sana" diyerek telefonu kapatması gerçek hayattaki "tiki" gençlerin tipik bir kopyası. Kıyafetleri hip hop tarzı olan gençlerde ne gam belirtisi var ne de huzur. Arada kalmışlık ve umursamazlık her hallerinden akıyor. Tofita reklamındaki genç kız yadırganmıştı. Heyecanlarını çığlık atarak ve anlamsız sözlerle ifade eden karakterlerin tasviriydi. Kelimeleri ağzında yuvarlayarak ve harfleri değiştirerek konuşuyordu. "Seyirci"yi "seyircıı" diye telaffuz ediyor, yaka anlamına gelen "degaje"yi göğüs yerine kullanıyordu ama onu çok sevdik. Gözümüze en az Tofita kadar hoş göründü! Son zamanların fazla şehirli dizisi Avrupa Yakası"nın Selin tiplemesi ne geçim derdi ne de kültürlü olma endişesi taşıyan bir kimlik. Bir süre yurtdışında kalmış. Türkçeyi ancak birkaç kelime ve bağlaçlar vasıtasıyla konuşuyor. İnternet gençliğinin diline pelesenk olan "Oha falan oldum yani" çıkışıyla hiç de âdâba uygun konuşmuyordu fakat biz onu eğlenceli bulduk. "Çocuk da yaparım kariyer de" diyerek çalışan genç kadınlara da cesaret veren "özgür kız" Nil Karaibrahimgil, gençliğin yaşam şekline yeni jargonlar ekledi. İngilizcevari aksanıyla dilde de özgür olduğunu kanıtlamaya çalıştı ve başardı da. İnce kumaştan tasarlanan giysileri ve uçuk kaçık, çocuksu hareketleriyle onu da sevdik!... Çünkü şarkısı tutuldu. "Kırıcan mı belimi" diyecek kadar fütursuz değildi. Ama biz bu sözleri de kanıksadık. Güfteler de artık gündelik Türkçeyle yazılıyor. "Ayağını yerden kescem senin" diyen Gülben Ergen bu trendi (!) yakalayanlardandı. "Azerbaycan"da terledim" Gençlerin bu dilini bir tepki dili ve gelip geçici görenler de var. Kültürün yüksek değerlerini tekrar edebiyata, konuşma ve yazı diline kazandırmak bir özlem. Toplumun sığ bir dil kullandığına dikkat çeken Yavuz Bülent Bakiler, ülkemizi Batı dünyası ile kıyaslıyor. Bakiler, "Batı dünyası 8 yıllık eğitimde ders kitaplarını 71 bin kelime ile yazıyor. Bu rakam Japonya"da 44 bin, İtalya"da 32 bin, Türkiye"de 6 bin"dir. Çağdaş medeniyet seviyesine sıçramak mecburiyetinde olan bir ülkede, çocuklarımızı 6 bin kelimenin içerisine hapsetmek gericiliktir" diyor. Azerbaycan Yazarlar Birliği"nden Anar Rasulzade"nin "Biz, 1990 yılına kadar Sovyet emperyalizmi altındaydık. Birtakım yanlışları bilerek yapıyorduk. Benim anlayamadığım, Türkiye hür ve müstakil bir ülke, size kim emrediyor, kim doğru yoldan uzaklaştırıyor?" dediğini hatırlatan Bakiler, "Bu, bizim Türk ve İslam dünyasıyla bağlarımızı kopartma isteğidir. Şu an konuştuğumuz dil ileride Türkçenin sonu olur" diyor. "Biz de farklı bir dil kullanmıştık" Öğretim görevlisi ve Türkçenin doğru kullanımı üzerine kitapları olan Feyza Hepçilingirler ise, gençlerin Türkçe konusundaki duyarsızlığını yeni neslin kendini ispat etme hevesi olarak nitelendiriyor. Hepçilingirler"e göre, dilde jargon da denilen alt grupların oluşma nedeni gençlerde kedisinden farklı olanın anlayamayacağı özel bir dil oluşturma isteği. Hepçilingirler bunun gelip geçici bir akım olduğunu düşünüyor. "Biz de kendimizi ifade etmede farklı bir dil kullanmıştık" diyor. Eski TRT spikerlerinden Erkan Oyal ise dildeki sorunları gençlerin kimlik arayışıyla ilintiliyor. "Kullanılan anlamsız ifadeler bana göre çok tehlikeli. Popüler bilimciler ise olur böyle şeyler diyor. Dildeki bu sorunun Türkiye"de yaşanan sosyal ve iktisadî kaostan kaynaklandığını düşünüyorum" diyor. Market Türkçemiz var ya... Sivas Cumhuriyet Üniversitesi öğretim görevlisi Ahmet Turan Alkan ise konuyu daha farklı bir açıdan ele alıyor. Alkan, "Bütün dünyada pop kültürün egemenliği var. Ticarî olarak büyük pazar değerine sahip bir endüstri. Eurovision yarışmasına bakın bir kere; her ülke pop tarzında besteyle yarışıyor. Pop kültürün ve müziğin egemenliği tartışılmıyor; dünyanın en tabii şeyiymiş gibi karşılanıyor. Pop kültürün bir de "pop dil"i var. Popun kültürü satıh kültürü olduğu için dili de, kelime haznesi de satıhta kalıyor. Dikkat ettiniz mi, Türkiye"nin yarışa İngilizce sözlü bir şarkıyla katılması bile kimseyi rahatsız etmedi, itiraz gelmedi pek. Bu, işin evrensel tarafı; bize ait kısmına gelince, gençlerimize dilin imkanlarını, genişliğini, başka hangi işlere yarayabileceğini öğretemiyoruz. Çocuklarda bırakın Türkçeyi, dil şuuru yok, pek zayıf. Gördükleri eğitim yetersiz, yaşadıkları dünya da öyle aman aman dil zenginliği gerektiren bir zorlamada bulunmuyor. Daha fazlasını niçin talep etsinler ki, market Türkçesi yetiyor da artıyor bile" diyor.[/size] |
| |
| | #2 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Feb 2006 Yaş: 15
Mesajlar: 1,349
| Çok güzel bir yazı.. Sana sonuna kadar katılıyorum.. |
| |
| | #3 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2007 Yaş: 20
Mesajlar: 4,660
| abla tamamını okumadım ama genel olarak gerçekten acaip bi durumdayız bende bile bazı kelimeler değişti elimin alıştığı bazı kelimeleri yazış tarzım eywallah-yafs-taaam |
| |
| | #4 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,140
| Faydalı bir yazı teşekkürler Alara. Ben normalde dilimizi güzel bir şekilde konuşmaya çalışıyorum. Ama bazen arkadaşlarla konuşurken espri olsun diye yazıda verilen örneklere benzer kelimeler veya cümleler kullanıyoruz. Kelimelerin kısaltılarak yazılmasına da karşıyım. Ama telefonda mesaj yazarken fazla kontör gitmesin diye s.a. bye falan yazıyorum. Ama şu a.e.o k.i.b gibi kıslatmaları hiç sevmem ve kullanmam. Bunu kuzenlerle ve yakın arkadaşlarla kendi çapımızda eleştirmek maksadıyla, a.b.v. a.c.v s.ç.s.v.h.b.z.u.k (bu çok uzun biliyorum ama yazıyoruz) gibi kısaltmalar kullanıyoruz. ![]() |
| |
| | #5 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Oct 2006 Yaş: 13
Mesajlar: 728
| bende katılıyorum |
| |
| | #6 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Feb 2007 Yaş: 30
Mesajlar: 568
| ben bizim dilimizin zenginliği olarak görmekle beraber elbette sade yalın bir türkçeyi konuşmamız gerektigine canı gönülden katılıyorum. esasen çok huşuma gidiyor asya kafkas ülkelerinin konuştuğu kardeşlerimizin lehçesi çok güzel. onlar bu kültürlerden pek etkilenmemiş daha duru saf bir türkçe konuşuyorlar ve şurası acı ki türkiyede yaşayan (kendi deyimleriyle dejenere ) gençlerin konuştuğunu bazen anlayamayabilmenize karşılık bu bizden kilometrelerce uzak kardeşlerimizin türkçesini daha kolay anlayabiliyor insan. ne garip? karındaşlarımız sizlerede selam olsun.ne güzel ya oralarda bir yerlerde bizim gibi düşünen bizim değerlerimize bağlı bizimle gülen bizimle ağlayan insanlar olduğunu bilmek ne güzel. dün TRT de bir film izledim.AHISKA türkleri nin yapmış olduğu çok beğendim. altyazı yazma gereği duymuşlar (belki bu kirliliğe bir gönderme olarak) ama hiçde gerek yoktu çünkü ben çok rahatlıkla anlayabildim.ve şuna buna inat her programda afedersiniz cinsellikten bahseden diğer başka programlara inat dünde o kardeşlerimizi seyrettim.ne güzel oldu.ne kaybettim? hiçbirşey çokda sevindim kendi kendime. |
| |
| | #7 | |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,140
| Alıntı:
| |
| |
| | #8 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Feb 2007 Yaş: 30
Mesajlar: 568
| alıntı yaptıgınız kaynağı da yazmış olmanız belki daha güzel olurdu. yani OKTAY SİNANOĞLU nun "bye bye türkçe" kaynak göstermek hem insanların hakkını vermek acısından hem daha fazla bilgi edinme acısından faydalı bir davranıştır hak verirsinki. not:hususi araştırmadım aklına birşey gelmesin : ) .kırmadan nası yazarım diye kaç kere değiştirdim hatta. en güzeli böylesi diye düşünüyorum. |
| |
| | #9 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 143
| DİLLERİNİ KAYBEDEN MİLLETLER ÖZLERİNİ KAYBETMEYE MAHKUMDURLAR TÜRKÇESİ VARKEN......... absürt = saçma adisyon = hesap fi?i ambiyans = ortam, hava analiz = çözümleme anons etmek = duyurmak antipatik = sevimsiz, itici bodyguard = koruma bye bye = ho?çakal catering = yemek hizmeti center = merkez counter = sayaç cv = özgeçmi? data = veri deklare etmek = bildirmek departman = bölüm dizayn = tasarym download = indirmek dökünam = belge driver = sürücü e-mail = e-posta elimine etmek = elemek emergency = acil empoze etmek = dayatmak entegre olmak = bütünle?mek ekstra = fazladan exit = çyky? feedback = geri bildirim, geri besleme finish = vary?, biti? full= dolu,tam full time = tam gün global = küresel illegal = yasa dy?y imitasyon = taklit irregular = düzensiz izolasyon = yalytym jenerasyon = nesil klasifikasyon =synyflandyrma kompleks = karma?yk komünikasyon = ileti?im konsensus = uzla?ma koordinasyon = e?güdüm kriter = ölçüt laptop = dizüstü bilgisayar link = ba?lanty mantalite = anlayy?,zihniyet monoton = tekdüze nick name = kullanycy ady objektif = nesnel, tarafsyz okey = tamam okeylemek = onaylamak online = çevrimiçi opsiyonel = seçmeli optimist = iyimser part time = yary zamanly partikül = parçacyk perspektif = baky? açysy pesimist = kötümser pozisyon = durum,konum prezentasyon = sunum printer = yazycy print out = çykty provoke etmek = ky?kyrtmak randyman = verim reaksiyon = tepkime recycling = geri dönü?üm relaks olmak = rahatlamak revize etmek = yenilemek save etmek = kaydetmek security = güvenlik sempatik = sevimli, canayakyn spontane = kendili?inden star = yyldyz start almak = ba?lamak timing = zamanlama transfer = nakil trend = e?ilim versiyon = sürüm, uyarlama |
| |
| Konu Araçları | |
| |