ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > GENEL > Eğlence & Mizah > Fıkralar


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 16-08-2007, 21:46   #1
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Aug 2007
Yaş: 38
Mesajlar: 2,762
Varsayılan Gülme krizi

ZORLA GETİRDİ

Yargıç, sabıkalıya: “ Seni bir daha karşımda görmeyeyim! Dememiş miydim?”
“Demiştiniz, reis bey. Ama ne yazık ki polis sözüme inanmadı. Kendisine o kadar söyledim, yine de yakalayıp zorla buraya getirdi.”

VERMEDİNİZ Kİ!

Hatalı sollama yapan Temel’den polis ehliyetini ve ruhsatını ister. Temel, gayet soğukkanlı ve sitemkâr bir eda ile cevap verir:
“Memur bey, bana ehliyet vermediniz ki” der.
BİZUM KARİ

Mahkemede hâkim, Temel’e sormuş: “Kiminle evlisin?”
“Bizum kariylan!” Hâkim sinirlenmiş: “E, herhalde, sen hiç erkekle evlenen duydun mu?”
“Duydum tabi, nasil duymadum!..”
“Kimmiş?”
“Bizum kari”
BAS GAZA
Tır şoförü Dursun ile muavin Temel kamyonlarına 6 metre yüksekliğinde havaleli mal yüklemiş gidiyorlarmış.
Birden bir tünel ve önünde bir uyarı işareti :
"DİKKAT !! Azami Yükseklik 4 metre"
Muavin Temel, etrafa dikkatle bakmış. Sonra Dursun'a dönerek :
-Bas gaza usta ! Etrafta polis molis körinmeyu...
BORCUNU ÖDEYECEK
Yargıç temele sormuş :
Davacıya borcunu bir türlü ödemiyorsun neden?
Temel boynunu büker. Verecegum vermesine de bana
üç ay mühlet ver diyorum vermiyor ,
üç yıldır beni oyalıyor.
CEZA

Temel trafik polisidir. Her gün, en az on araca ceza kesermiş. Bir gün, dokuz araca ceza kesmiş, bir türlü onuncu cezayı kesemiyormuş. Görev süresi de bitmek üzereymiş. Tam o sırada bir motosikletlinin geldiğini görmüş. Motosikletliyi, durdurmuş, ehliyet istemiş, adam çıkarıp vermiş, bakmış eksik yok. Başka şeyler istemiş, adam onları da eksiksiz olarak göstermiş. Temel adama; ne yapıp edip senin bir eksiğini bulacağım, sana ceza keseceğim demiş.
Adam, bana ceza kesemeyeceksin, çünkü omuzlarımda oturan iki melek beni koruyor demiş. Temel, ha işte yakaladım, demek sen, bir kişilik araca üç kişi binmiş oldun demiş ve adama cezayı kesmiş.


BİZ NE DEDİK

Temel bir gün hakimin karşısına çıkartılır.
Hakim Temel'e sorar :
-Evladim senin adın ne bakim?
Temel :
-Adım "Temel", fakat "Z" si yok.
Hakim biran düşünür ve Temel'e dönerek der :
-Evladım, "Temel"de "Z" yok ki!
Temel hemen cevabı yapıştırır :
-Eeeee, biz ne deduk hakim bey
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-08-2007, 21:48   #2
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Aug 2007
Yaş: 38
Mesajlar: 2,762
Varsayılan Gülmekten öleceksiniz

CİMRİNİN BÖYLESİ

Cimri bir adam hizmetçilik yapması için biriyle pazarlık yapıyordu. Ona:
-“Kaça çalışıyorsun, ücretin ne kadar?” dedi. O da:
-“Karın tokluğu” diye cevap verdi. Cimri adam:
-“Benim için biraz indirim yapsana” dedi. Adam:
-“O hâlde pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutacağım.” dedi.

HA TAŞ HA ALTIN

Çok zengin bir adam vardı. Tanıyanlar zamanın Karun’u derlerdi ona. Servetine canından çok düşkün bu adam, malını emniyete almak için her şeyini satar ve altına çevirirdi. Ama cimriliğinden harcamaya da kıyamazdı. Altınlarını bir yere gömer ve bu yere sık sık gelip kontrol ederdi. Adamın bu davranışı hizmetçilerinden birinin dikkatini çekti. Efendisini gizlice takip ederek altınların gömülü olduğu yeri öğrendi. Bir gün o yeri kazdı ve altınları alarak ortadan kayboldu.
Cimri zengin altınlarını kontrole geldiğinde, yerinde yeller estiğini görünce ağlayarak saçını başını yolmaya başladı. Onu böyle perişan gören bir komşusu, niye ağladığını öğrenince dedi ki:
“ Kendini üzme artık. Bir taş alıp aynı çukura koy ve o taşın altın olduğunu düşün. Çünkü kullanmayı hiç düşünmediğine göre taş da aynı işi görecektir.

KİM BAKIYOR

Yahudi Mişon ölüm döşeğinde yatıyor bir ara gözlerini aralayıp sormuş:
-Raşel burada mı?
-Evet
-Şalom!
-Evet baba
-Sara da burada mı?
-Evet baba buradayım
-Peki Levi nerede
-Ben de buradayım baba
Bunun üzerine Mişon öfkeyle bağırdı.
-Dükkani kime bıraktiniz!.

CİMRİ

Meşhur Cimri Paşa, atlarının arpa yemesi gerektiğini söyleyen seyislerine kızar ve her seferinde "Lâ havle" çekermiş.
Bir gün atları dermansızlıktan yığılıp kalınca, hiddetle sormuş.
- Atlarıma ne oldu?
Seyis, cevabı yapıştırmış:
- Ne olacak efendim, "Lâ havle" yiye yiye "Ve lâ kuvvete" oldular..
.
CİMRİLİĞİN ÖLÇÜSÜ

İzzet Molla, cimri bir adamın evinde yemek yemek durumunda kalır. Pilav çok yağsızdır. Ev sahibi: “ Filan adam, yirmi kuruş maaşla bir adam tutmuş. Yirmi dirhem şekerle bir tepsi baklava yapıyormuş” deyince İzzet Molla dayanamayıp şu cevabı verir:
- Rica ederim, sizin aşçınızın yanında onun hüneri yirmi para bile etmez. Zira sizin aşçınız on dirhem yağla bir kazan pilav yapıyor.”

  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-08-2007, 21:59   #3
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Aug 2007
Yaş: 38
Mesajlar: 2,762
Varsayılan Bunların aklından zoru var

Şaşıran doktor :
-Bunun anormallik neresinde? Ben de pamuklu çorapları tercih ederim, der.
Hasta sevinçle karşılık verir :
-Çok memnun oldum doktor. Sizinkiler limonlu mu, yoksa sirkeli mi?


MUTLU SON

Bir parti lideri, oksijen çadırında ağır hasta olarak yatıyor, sekreteri de üzüntülü görünüyordu.
Hasta:
- Merak etme, dedi. Benim yerime geçeceğine göre; arabamı, villamı alabilirsin.
- Teşekkür ederim, dedi sekreter. Siz sadece iyi bir lider değil, aynı zamanda harika bir dostsunuz. Ah ben de sizin için bir şeyler yapabilseydim?
- Yapabilirsiniz diye fısıldadı hasta. Meselâ ayağınızı oksijen tüpünden çekebilirsiniz.

HIRSIZ

Meşhur İngiliz şairi John Masfield hastalanmıştı.
Hastalığı çok ciddi olmasına rağmen neşesinden bir şey kaybetmemişti. Hâlâ espri yapabiliyordu.
Bir gün evine hırsız girmişti. Ertesi günü şair, üzüntü içinde, dostlarına dert yanıyordu.
- Çok şeyiniz çalındı mı? diye soran birine:
- Çalınanlar önemli değil.
Fakat asıl üzüntüm kendi eserlerimden hiçbirisinin çalınmamış olmasıdır, dedi.


SİZ BAYTAR MISINIZ?

Küstahın biri, Mehmet Âkif’e sormuş:
- Siz baytarsınız galiba?
Âkif cevap vermiş:
- Evet, bir yeriniz mi ağrımıştı.


ÇIKARMAYA ÇALIŞIYOR

Delinin biri kuyuya bir taş atmış yüz akıllı çıkarmaya çalışmış, çıkaramamış. Sonunda delinin diğeri ilk deliye bu akıllıların ne yaptığını sormuş. Birinci deli de :
-Elimdeki taşı kuyudan çıkarmaya çalışıyorlar, demiş.

SİGARA

Hastasını muayene eden doktor, hayretle söylenmeye başladı.
- Akciğerlerinizin durumu hâlâ kötü. Hiç düzelme olmamış. Tavsiyelerimi dinlemediğiniz belli.
- Dinlemez olur muyum doktor bey. Dediğiniz gibi günde 10 sigaradan fazla asla içmiyorum.
- Peki, eskiden kaç tane içerdiniz?
- Siz: “Günde en fazla 10 tane içeceksin” demeden önce hiç içmemiştim.




UYKUSUZLUK

Adam , uykusuzluktan yakınıyordu. Doktor akşam yemeğinde neler yediğini sordu.
- İki tabak çorba, birkaç parça kızarmış et, iki tabak pilav veya makarna, bir tabak sebze yemeği, börek, meyve ve biraz da tatlı.
Doktor gittikçe uzayan yemek listesini duyunca şaşırmıştı, ama sormadan da edemedi:
- Hepsi bu kadar mı?
- Hayır. Üzerine bir fincan da kahve içerim.
Doktor gülümsedi:
- Tamam işte. Kahveyi keseceksin. Kahve uyku kaçırır...

VASİYETNAMESİNİ YAZMALIDIR

Bir mecliste sağlığın korunmasıyla ilgili olarak sohbet edilirken biri
"İnsan bir hastalığa yakalandığı zaman doktor gelinceye kadar ne yapmalıdır?" diye sorar. Orada bulunan zarif birisi şu cevabı verir:
"Vasiyetnamesini yazmalıdır."

BAŞKA DOKTORA

Oğlu, işten dönen babasına der ki:
- Sorma baba. Bugün doktora gittim. Beni muayene ettikten sonra ne dedi biliyor musun? Bir ay deniz kıyısında tatil yapmalıymışım. Nereye gidelim dersin?
- Başka bir doktora gidelim oğlum!



NE OLUYOR?

Adamın biri doktora gitmiş. Doktor:
- Şikayetiniz nedir? Diye sormuş. Hasta:
- Unutkanlık...
-Belirtileri neler
- Neyin belirtileri?
- Unutkanlık dediniz ya!
- Ne unutkanlığı?

BİRİNCİSİ DURSUN

Doktorun biri, bir hastaya acı bir ilaç verir. Hasta ilacın acılığını bildiği için
"Aman, ben o ilacı içemem! Bilirim, zehir gibi bir şeydir" der. Doktor :
"0 acılık yalnız ilk kaşıktadır. İkinci, üçüncü kaşıkta hiç acılık duyulmaz" deyince hasta şöyle konuşur:
"Öyleyse ikinci üçüncü kaşığı içeyim de birincisi dursun! "

AK SAÇLAR

Yaşı hayli ilerlemiş olan bir kadın, girdiği eczanedeki görevlinin kulağına eğilip:
- Evladım, ağarmış saçlar için bir şeyiniz var mı?
Tezgahtar, ceketini iliklerken aynı fısıltıyla cevap vermiş:
- Derin bir saygıdan başka bir şeyimiz yok efendim.


BİZ YILLARDIR BAKIYORUZ

Akıl hastanesine yeni atanan müdür hastaneyi dolaşmaya karar vermiş. Dolaşırken hastanesinin dışarıya bakan duvarının dibinde bir grup akıl hastasının tek sıra olup duvardaki bir delikten baktıklarını görmüş. Merak içinde yanlarına giderek :
-Yahu hepiniz toplanmış burada ne yapıyorsunuz.
-Hiçbir şey yapmıyoruz sadece bu delikten dışarı bakıyoruz...
Bunun üzerine müdür hastaları kenara iterek :
-Durun birde ben bakayım, demiş ve delikten dışarıya doğru bakmış. Birde ne görsün delik kapalı ve hiçbir şey görünmüyor. Hiddetle akıl hastalarına dönerek :
-Yahu, demiş, Ben baktım bu delikten dışarı bir şey görünmüyor peki siz ne görüyorsunuz :
-Deliler hep bir ağızdan Müdür Bey, demiş. Biz yıllardan beri bakıyoruz bir şey göremedik siz bir bakışta nasıl göreceksiniz ki.

BİLETİMİ YIRTIYOR

Sinemaya girip filmi seyretmek istiyordu. Gişeden biletini aldı. Birkaç dakika sonra gelip bir tane daha aldı. Sonra bir bilet daha, bir daha...
Gişedeki görevli dayanamadı:
- Karaborsa yapıyorsun galiba. Bu kaçıncı bilet alışın?
Adam şaşkınlık içerisinde:
- İçeride bir deli var. Tam kapıdan girerken biletimi yırtıyor. Ben de gelip yenisini almak zorunda kalıyorum, dedi.



AKILLI BUNU YAPARSA...

Bir câhil, bir nal bulur. Nal’a bakar, şaşırır, ne olduğunu anlayamaz. Götürür, köyün en akıllısına gösterir. Akıllı , nal’a bakar, o da korkar ve nal’ın fırına atılmasını ister. Nal fırına atılır. Fırında kor haline gelen nal’ı , Akıllı görür, daha da korkar. Telaş içinde, nalın, evin samanlığına atılmasını ister, öyle yaparlar...Ama ne nal , ne samanlık, ne de ev kalır.

NASIL BİLSİN

Akıl hastanesinde koğuşları gezen başhekim, bir hastanın oturmuş, birşeyler yazdığını gördü :
-Kolay gelsin, ne yazıyorsun?
-Mektup yazıyorum efendim.
-Yaaa...Kime yazıyorsun?
-Kendime...
-Peki, ne yazılı mektupta?
-İlahi doktor bey, deli misiniz siz?Mektubu daha almadım ki...İçinde ne yazdığını bileyim.

MOTOR ÇALIŞIRKEN

Dünyanın ünlü kalp doktorlarından birinin arabası bozulmuş, arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve doktora dönerek: “Size bir şey soracağım, neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım, bir bakışta problemin nerede olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım!!. Söylesenize nasıl oluyor da siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?”
Bunun üzerine doktor tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş: “Bunların hepsini motor çalışırken yapmayı denesenize!”

AYAKKABI

Doktor, akıl hastasının iyileştiğine karar verip akıl hastasını taburcu etmiş. Buna çok sevinen hasta gelip doktoruna şöyle demiş;
-"Doktor Bey, size hediye ayakkabı yapacağım ama sorayım dedim, topuğu önde mi olsun arkada mı?



BETON GİBİ

Müteahhit Dursun, inşaat işlerinden çok zengin olmuştu, ama sağlığını da kaybetmişti. Çaresiz bir doktora gitti. Bir muayeneden geçmek istedi.
Doktor muayenesini bitirdikten sonra konuştu.
- Karnın su topluyor... Kanında demir fazlalığı var. Adalelerin kireçlenmiş, böbreklerinde de taş ve kum var...
Dursun, rahat bir nefes aldı:
-Desenize doktor bey, beton gibiyim!..

ÖKSÜREMİYORUM

Adamın biri çok kuvvetli öksürüyormuş, doktora gitmiş derdini anlatmış. Doktorda adama yanlışlıkla öksürük ilacı yerine müshil ilacı vermiş ve demişki: bir hafta boyunca yemeklerden sonra iç ve yanıma gel. Adam bir hafta sonra gelince, Doktor: Öksürüğün nasıl oldu deyince, Adamda: Cesaret edipte öksüremiyorum ki,demiş.




ATMAMASI LAZIM

Adamın biri doktora gitmiş. kalbim çok atıyor demiş
Uzun bir muayeneden sonra doktor
"Atmaması lazım" demiş.
Adam doğru bir eczaneye gitmiş ve "Atmaması var mı" demiş.
Eczacı şaşırarak :
"Beyefendi Atmaması bizde olmaz, siz kösedeki veterinere gidin" demiş.
Adam 4 kutu atmamasını almış ve bir ay boyunca kullanmış. Sonuç mükemmel 4 ay sonra adamın kalp şikayetleri yeniden başlamış ve doğru veterinere gitmiş ve 4 kutu daha atmaması istemiş.
Veteriner "kusura bakmayın at maması ithalatı artık yapılmıyor. Bizde de bitti" demiş.
Adam telaşla doktoruna gitmiş ve
"atmaması bitmiş" demiş .
Doktor da" bitmemesi lazım" demiş...

AĞRIYOR

Adam doktora gidip derdini anlatmaya başlamış:
“Doktor bey, işaret parmağımla nereme dokunsam orası ağrıyor. Alnıma
dokunuyorum ağrıyor, koluma dokunsam ağrıyor, dizime dokunsam
ağrıyor. Ben böyle bir iş görmedim.”
Doktor hastayı iyice muayene eder ve sonunda teşhisi koyar. “ Efendim
Mühim bir şey yok, sizin parmağınız çıkmış.”

MERDİVEN

Adam evinin merdivenlerinden çıkarken düşüp bacağını dört yerinden kırmıştı. Hemen hastahaneye kaldırılmış, doktor bacağı boydan boya alçıya almış ve,
“Beyefendi, bundan sonra daha dikkatli olun, en azından alçınız çıkana kadar merdivenlerden inip çıkmak yok” demişti. Üç ay sonra kırıklar kaynamış, alçı çıkarılmıştı. Adam bu arada doktora,
“Doktor bey, artık merdivenlerden inip çıkabilir miyim?” diye sormuş; doktor da,
“Tabii, ancak yine de bir süre daha dikkatli olmalısınız”, demiş. Adam doktorun bu cevabı üzerine sevinçle bağırmış:
“Oh be şükürler olsun, üç aydır eve su borusundan tırmanarak girip çıkmaktan anam ağlamıştı.”

YAŞAMAK İÇİN

Ünlü bir hekime:
“ Bir günde ne kadar yemek gerekir? Diye sormuşlar.
Cevap vermiş:
“ Bir öğün yemek kâfidir.”
“ Bu kadarı ne kuvvet verir ki?”
“ Bu kadarı seni sırtında taşır, bundan fazla olursa sen onu sırtında taşırsın.”



KEDİ NEREDEN BİLSİN

Adamın biri kendini fare zannettiği için akıl hastanesine düşmüş. Tedavisi bittikten sonra doktor sormuş. Şimdi sen bir fare misin yoksa insan mı?
- Deli : Fare olur mu doktor bey ben bir insanım.
- Doktor : O zaman artık gidebilirsin iyileştin artık demiş. Deli kapıdan çıkmış ve imdaaaaaat diye bağırarak tekrar içeri girmiş doktor ne oldu demiş...
- Deli : Bir kedi gördüm de ondan korktum demiş.
- Doktor : Sen hani artık kendini bir fare zannetmiyordun demiş.
- Deli : Ben fare olmadığımı biliyorum da kedi nerden bilsin demiş...

KULAK

Doktor, akıl hastasına sorar:
-Bir kulağını kesersem ne olur?
-Canım yanar.
-Ya iki kulağını keserse
-O zaman iyi göremem.
-Peki ama niçin? '
-Niçini var mı canım? İki kulağımı da keserseniz gözlüğümü nereye takarım?..


BAYTARA GİDENİN YANLIŞI

Şeyh Sadi anlatır. Bir adamcağızın gözü ağrıdı:
-“ Bana ilaç yap” diye baytara gitti. Baytar, dört ayaklıların gözüne sürdüğü şeyden onun gözüne de çekti, adam kör oldu. Davayı kadıya arz ettiler. O da:
-Baytarın diyet vermesi gerekmez. Çünkü bu adam eşek olmasaydı baytara gitmezdi dedi.


NİÇİN GÜLMÜŞ?

Uçak, Yeşilköy'den kalkmıştı. Bakırköy Akıl Hastanesinin üzerinden geçerken, pilot birden gülmeye başladı. Hostes bu gülüşün sebebini sorunca Pilot şu cevabı verdi :
-Başhekim kaçtığımı öğrenince kimbilir nasıl şaşıracak!!!

OLGUNLAŞIP YERE DÜŞTÜM

Bir müfettiş akıl hastanesini geziyormuş. Bahçeye gelince delilerin ağaçta asıldığını ama birinin yere yattığını görünce yatana sormuş . -Neden ağaca çıktılar, demiş. O da :
-Armut sanıyorlar kendilerini, demiş.
Müfettiş :
-Sen armut değilmisin?, demiş. O da hayır ben olgunlaşıp yere düştüm demiş.

ON İKİNİZ DE Mİ?

Katil, suçunu itiraf etti, yargıç da durumu jüri heyetine iletti. Biraz sonra jüri başkanı kararı açıkladı:
-Bu sanık suçsuzdur...
Yargıç adamakıllı kızdı:
-Canım, ne biçim iş bu!... Adam, ben katilim diyor suçunu itiraf ediyor sizde suçsuzdur kararına varıyorsunuz... Acaba, suçsuzdur kararını neye dayanarak verdiniz?
-Delilik efendim, delilik...
Yargıç bütün jüri üyelerini teker teker süzdü. Başını sallayarak :
-Sahi mi? 12'niz de mi?..

ÖNCE KAÇANLARI YİYELİM

Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında :
-Şunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi, demişler.Bunun üzerine iki deliyi bir masa başına çağırmışlar. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dökmüşler ve :
-Buyrun beyler, yiyiniz, demişler. Delirlerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, ötekisi araya girmiş.
-Önce kaçanları yiyelim, öburleri nasıl olsa duruyor!


PLAN BOZULDU

Akıl hastanesinde deliler bir araya gelip kaçış planı yaparlar. Elebaşları planı anlatır :-Büyük bir kütük bulup ilk önce 1. kapıyı,sonra 2. kapıyı ve daha sonra 3. kapıyı kıracağız ve herkes başının çaresine bakıp kaçacak. Sabah olunca bir kütük bulurlar doğruca 1. kapıyı kırarlar, 2. kapıya koşup onu da kırdıktan sonra 3. kapıya yönelirler. 3. kapının açık olduğunu gören elebaşları der ki :
-Arkadaşlar plan bozuldu geri dönün.


SIKARKEN ÖLDÜ

İki arkadaşın, bir kedisi varmış. Birisi :
-Zavallı kedi çok kirlenmiş ben onu yıkayayım, demiş. Diğer arkadaşı :
-Hayır yıkama yoksa ölür, demiş. Bizimki dinlememiş ve kedi'yi yıkamış ve kedi ölmüş. Arkadaşı :
-Ben sana demedim mi kedi ölür diye, demiş. Cevap şu :
-Ama ben kediyi yıkarken ölmedi, sıkarken öldü.

YALAN SÖYLEMİŞ

Akıl hastanesine yeni gelen doktor, hastaları ziyaret ediyordu.Birine yaklaştı :
-Sizin adınız nedir bakayım?
-Hüsamettin efendim.
-Soyadınız?
-Tanrıoğlu.
Tam o sırada yandaki yaşlı :
-İnanma inanma doktor, yalan söylüyor.Benim böyle bir oğlum yoktur.

YÜZME BİLMİYORUM Kİ

Mühim bir şahsiyet, bir akıl hastalığı kliniğini gezerken delilerin bahçedeki havuza atladıklarını görür ve başhekime dönerek :
-Mükemmel, hastalarınızın her türlü ihtiyacını karşıladığınızı görüyorum. Başhekim teşekkür eder, sonra da sözlerine devam eder :
-Hele siz bir de su doldurabildiğimiz zaman gelin de görun!
Havuzun boş olduğunu öğrenen adamcağız dehşet içinde tramplenin altına koşar ve heyecanla atlamaya hazırlanan deliye "atlamamasını, havuzun içinde su olmadığını" söyler. Deli :
-Ne zararı var? Zaten ben de yüzme bilmiyorum ki!

ZİL ÇALDI...PAYDOS OLDU!

Delileri uçağa bindirmişler, bir şehirden ötekine naklediliyorlardı.Ama o kadar çok gürültü yapıyorlardı ki, sonunda pilot dayanamadı, uçağı ikinci pilota teslim ederek içeride ne olup bittiğini görmek istedi.
Deliler uçakta hep bir ağızdan bağırıp çağırıyorlardı.Baktı, en başta, bir deli, ötekilere uymamış, akıllı, uslu oturuyordu.
-Sen neden bağırmıyorsun? diye soracak oldu.
Adam :
-Ben bunların öğretmeniyim, diye cevap verdi.Onlarda benim öğrencilerim.Şimdi teneffüsteler de onun için ses çıkartmıyorum.
Pilot, çaresiz yerine döndü. Bir süre geçti.Bir an geldi ki sesler büsbütün kesiliverdi.
Pilot:
-Aman çok güzel! diye sevindi.Herhalde kendinin öğretmen olduğunu sanan deli, ötekileri derse almış olsa gerek, diye düşündü.
Ama dakikalar geçiyor, arkadan hiç bir ses seda çıkmıyordu.Pilot biraz daha bekledikten sonra merak etti.Gidip bakmak istedi.
Bir de ne görsün! Uçağın kapısı açık ve içeride öğretmenden başka kimsecikler yok değil mi!
Dehşetle sordu :
-Öğrencilerin nerede?, diye...
-Dersler bitti.Hepsini evlerine gönderdim!

İSHAL DURUMU

Şiddetli ishal olan Temel, önü bir türlü alınamayınca hastaneye kaldırılmış. Doktor kısa bir muayeneden sonra hastabakıcıya talimatını vermiş:
- Hastamız şiddetli ishal. Kendisini hemen tekerlekli sandalyeye oturtun ve ilgili servise götürün.
Hastabakıcı Temel'i tekerlekli sandalyeye koymuş, ama yanlışlıkla koridorun sonundaki psikiyatri servisine götürüp bırakmış.
Aradan bir kaç gün geçmiş. Temel'e ilk teşhisi koyan doktor, servisleri dolaşırken Temel'i psikiyatri servisinde görünce, şaşkınlıkla sormuş:
- Yahu sen ishaldin, ne arıyorsun psikiyatri servisinde?
Temel kafasını sallamış:
- Ne pileyum, sizun hastabakici puraya ceturdi...
- Peki ishal durumun nasıl?
- Aynen eskisi gibi ama...
- Ama'sı ne?
- Artuk kafama takmayrum...

AKILLI DELİ

Doktor, gece vakti koğuşları dolaşmaya çıkar. Bir delinin, yatağından yavaşça kalktığını, bir kağıda bir şeyler yazdığını, sonra da etrafını gözleye gözleye bahçedeki direğe doğru gittiğini görür. Doktor, deliyi izlemeye devam eder. Direğin dibine giden deli, direğe sarılarak tepesine çıkar. Kağıda tükürür ve direğin tepesine yapıştırdıktan sonra iner. Gene yavaş yavaş, etrafına baka baka gider ve yatağına yatar. Çok merak eden doktor, direğe çıkar, kağıdı alır, iner ve okur. “Direğin sonu burasıdır.”

YERDEKİ KÖPRÜ

İki deliden biri, yere bir çizgi çizer ve diğer deliye, haydi geç der. Deli, eğilir ve başını yere vurmaya başlar. Başı kanlar içinde kalır. Manzarayı seyretmekte olan doktor, yanlarına gider ve sorar: Ne yapıyorsunuz? Geç emrini veren deli: Doktor bey, bu adam deli, koskoca köprünün altında geçemiyor der.





DÜNKÜ GAZETE

Deliler toplanıp bir adamı masaya oturttular. Başka birini de zorla çöp sepetinin içine soktular.
Bu vaziyeti gören doktor delilere sordu:
- Ne yapıyorsunuz?
Akıl hastaları:
- Gazete okuyoruz.
- Peki, öteki arkadaşınızı niye çöp sepetine soktunuz?
- Haaa, o mu? Dünkü gazete!

BOĞULURMUŞ..

Delinin biri intihar etmeye karar verir ve kendini asmaya çalışır. Biri dayanamayıp sorar;
- Ne yapıyorsun
- Görmüyor musun, intihar ediyorum.
- Öyle ise ipi boğazına bağlasana
- Bağlarsam boğulurum.

SAĞIR KİM

Temel doktora gitmiş:
- Doktor bey, Bizum Fadime sağır herhalde, sorularıma cevap vermeyi…
- Karınızın sağırlık derecesini ölçelim. Siz bir soru sorun, duymaz ise beş adım yaklaşıp soruyu tekrarlayın. Ne kadar mesafede duyuyor bilelim.
Temel, deneme yapmak için eve gittiğinde fadime’yi yemek yaparken bulmuş:
- Karıcuğum bugün yemekte ne var?
Ses yok…Beş adım yaklaşıp bir daha sormuş. Çıt yok…Bir beş adım daha yaklaşıp yine sormuş:
- Kız Fadime saa diyrum, yemekte ne var?
- Bak Temel, dördüncü kez söyliyrum, yemekte hamsili pilav var…
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 17:35


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats