ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > GENEL > Garip Olaylar


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 13-06-2007, 14:45   #11
Teğmen
 
Katılım Tarihi: Jun 2007
Yaş: 24
Mesajlar: 230
Varsayılan Ynt: garip ama gerçek..

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi esra17
cevabını biliyorum
boğa matadorun hareketlerine kızdığı için saldırıyor (ok) merak edip okumuştum bi yerde
esra bence yanlış boga bu ne demek istiyor diye saldırıyor ve ac oldugu icin
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-06-2007, 18:11   #12
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: May 2007
Yaş: 18
Mesajlar: 1,043
Varsayılan Ynt: garip ama gerçek..

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi siyahay
esra bence yanlış boga bu ne demek istiyor diye saldırıyor ve ac oldugu icin
ben boğayı etobur sanıyodum bak sen
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-06-2007, 22:33   #13
Yüzbaşı
 
Katılım Tarihi: Feb 2007
Yaş: 30
Mesajlar: 568
Varsayılan Ynt: garip ama gerçek..

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi ..meLike
***2 adam merak edip buzdolabının içine girmişler.buzdolabıda o arada kilitlenmiş.2 adam içeride kalmışlar ve hep donucaz donucaz deyip ölmüşler.ama buzdolabı çalışmıyormuş.adamlar donucaz donucaz dedikleri için ölmüşler....

***Yer: Kocaeli, Dilovası
çok garip? ya bırakın bu palavraları biri uyduruyor vakit öldürüyor.iki adam donarak ölmüşte yanlarında kameramı çalışıyomuş? kim böyle diye diye öldüklerini görmüş tanık olmuş?
saçmalıgın daniskası.

  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 17-06-2007, 19:37   #14
Onbaşı
 
Katılım Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 85
Varsayılan Ynt: garip ama gerçek..

BEN DE BİYERDE OKUMUŞTUM BU YAZIYI
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-06-2007, 15:39   #15
Er
 
Katılım Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 12
Varsayılan Ynt: garip ama gerçek..

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi ..meLike
Hey Gidi Günler Heeey

Faziletliydik: Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdık. Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyi de küçümsemezdik.
Dürüsttük: Bir zamanlar Londra Ticaret Odası'nın en görünür yerinde şu mealde bir tavsiye levhası asılıydı: "Türklerle alışveriş et, yanılmazsın."
İtibarlıydık: Bir zamanlar Hollanda Ticaret Odası'nın toplantılarında oylar eşit çıkınca Osmanlılarla alışverişi olan tüccarın oyu iki sayılır, onun dediği olurdu.
Temizdik: Yere bile tükürmezdik. Hatta, Osmanlı askeri teşkilatını Avrupa'ya tanıtmasıyla meşhur Comte de Marsigil, yere tükürmedikleri için atalarımızı şöyle eleştiriyor:
"Türkler hiçbir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları, sakalları dökülür."
Çevreciydik: Kurak günlerde ücretle adamlar tutup sokaktaki ulu ağaçları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için saçak altlarına kuş sarayları yapardık.
Bunlara öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez.
Harama el sürmezdik: Fransız müellif Motray, 1700'lerdeki halimizi şöyle anlatıyor:
"Türk dükkânlarında hiçbir zaman tek meteliğim kaybolmamıştır. Ne zaman bir şey unutsam, hiç tanımadığım dükkâncılar arkamdan adam koşturmuşlar, hatta birkaç kere Beyoğlu'ndaki ikametgâhıma kadar gelmişlerdir."
Medeni idik: İngiliz sefiri Sör James Porter ise, 1740'ların Türkiye'si için şunları söylüyor:
"Gerek İstanbul'da, gerekse imparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayiş, hiçbir tereddüde imkân bırakmayacak şekilde isbat etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardır."
Dosdoğruyduk: Fransız generallerden Comte de Bonneval ise, şu hükmü veriyor:
"Haksızlık, mürabahacılık, inhisarcılık ve hırsızlık gibi suçlar, Türkler arasında meçhuldür... Öyle bir dürüstlük gösterirler ki, insan çok defa Türklerin doğruluklarına hayran kalır."
Hırsızlık nedir bilmezdik: Fransız müellif Dr. Brayer, 1830'ların İstanbul'unu getiriyor önümüze:
"Evlerin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkânların çoğunlukla umumî ahlâka itimaden açık bırakıldığı İstanbul'da her sene azami beş-altı hırsızlık vak'ası görülür."
Ubicini Dr. Brayer'i şöyle doğruluyor:
"Bu muazzam payıtahtta dükkâncılar, namaz saatlerinde dükkânlarını açık bırakıp camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vakası bile olmaz. Ahalisi sırf Hıristiyan olan Galata ile Beyoğlu'nda ise hırsızlık ve cinayet vak'aları olmadan gün geçmez."
Naziktik: Edmondo de Amicis isimli İtalyan gezgini, yine 1880'lerin "biz"ini anlatıyor bize:
"İstanbul Türk halkı Avrupa'nın en nazik ve en kibar insanlarıdır. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi nadirattan işitilir. O kadar müsamahakârdırlar ki; ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördüğünüz kolaylığın çok fazlasını görürsünüz."
Cihana örnektik: Türkiye Seyahatnâmesi'yle meşhur Du Loir'un 1650'lerdeki hükmü şöyle:
"Hiç şüphesiz ki, ahlâk bakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecek vaziyettedir."
Şefkatimiz yalnızca insana yönelik değildi, hayvanları, hatta bitkileri bile kapsıyordu.
Hayata karşı saygılıydık: Bu konuda dilerseniz Elisee Recus'u dinleyelim, bize 1880'lerdeki halimizi anlatsın:
"Türklerdeki iyilik duygusu hayvanları dahi kucaklamıştır. Birçok köyde eşekler haftada iki gün izinli sayılır... Türklerle Rumların karışık olarak yaşadığı köylerde ise bir evin hangi tarafa ait olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. Eğer evin bacasında leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o ev bir Türk evidir." (Küçük Asya, c. 9)
Hayırseverdik: Comte de Marsigli'yi tekrar dinleyelim:
"Yazın İstanbul'dan Sofya'ya giderken dağlardan anayol üzerine inmiş köylülerin yolculara bedava ayran dağıttıklarına şahit oldum."
Aynı müellif, ceddimizin hayırseverlikte fazla ileri gittikleri kanaatindedir. Şöyle diyor:
"Fakat şunu da itiraf etmeliyim ki, bu dindarane hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler. İyiliklerini yalnız insan cinsine hasretmekle kalmayıp, hayvanlara ve hatta bitkilere bile teşmil ederler."
Bu tespiti, İslâm ve Türk düşmanı avukat Guer misallendiriyor:
"Türk şefkati hayvanlara bile şamildir" dedikten sonra şu örneği zikrediyor:
"Hayvanları beslemek için vakıflar ve ücretli adamları vardır. Bu adamlar sokak başlarında sahipsiz köpeklere ve kedilere et dağıtırlar... Sokaktaki ağaçların kuraklıktan kurumasını önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar kaçık Müslümanlara bile rastlamak mümkündür..."
"Kaçık"lığın kaynağını da veriyor adam:
"Birçokları da sırf azad etmek için kuşbazlardan kuş satın alırlar. Bunu yapan bir Türk'e bir gün yaptığı işin neye yaradığını sordum. Küçümseyerek baktı ve şu cevabı verdi: Allah'ın rızasını tahsile yarar."
Galiba geçmişimizden uzaklaşmak bize çok pahalıya patladı.
Yahya Kemal Beyatlı'nın bir tespitiyle yazımızı noktalayalım:
"Eski Türklerin bir dini hayatları vardı, dini hayatları olduğu için de çok şeyleri vardı; yeni Türklerin de dini hayatları olduğunda çok şeyleri olacak."
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-06-2007, 15:49   #16
Er
 
Katılım Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 16
Varsayılan Ynt: garip ama gerçek..

elime küçük bi kağıt aldım ve 13 kere katladım demekki 7 olamazmış saçma
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-07-2007, 14:50   #17
Yüzbaşı
 
Katılım Tarihi: Jul 2007
Yaş: 18
Mesajlar: 801
Varsayılan Ynt: garip ama gerçek..

paylaşım için sağol...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-04-2008, 13:41   #18
Yüzbaşı
 
Katılım Tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 975
Varsayılan

tekrar eski günlerde olmak vardı dualarımız bu yönde teşekkürler
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 22:37


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats