ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > GENEL > Garip Olaylar


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 29-08-2006, 14:16   #1
..meLike
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan garip ama gerçek..

***2 adam merak edip buzdolabının içine girmişler.buzdolabıda o arada kilitlenmiş.2 adam içeride kalmışlar ve hep donucaz donucaz deyip ölmüşler.ama buzdolabı çalışmıyormuş.adamlar donucaz donucaz dedikleri için ölmüşler....

***Yer: Kocaeli, Dilovası

Hangi ülkede bir gemi mühendisı, kontrol etmek için gemi kazanına girdiğinde, biri başkası gelip kazan kapısını kapatır ve kazanı ateşleyip...

Güven iyidir ama kontrol daha iyidir (ALMAN ATASÖZÜ)
Güven iyidir ama kontrol gerekmez (TÜRK MANTALİTESİ)

Yer: Kayseri

Siz hıç karanlıkta iyi göremediğiniz için yakıt deposunun, tam dolup dolmadığını çakmak yakarak kontrol etme cesaretini kendinizde buldunuzmu!
Kayseri şehirlerarası otobüs terminalinde 38 AS 991 plakalı yolcu otobüsüne mazot alan muavin Z.T. deponun tam dolup dolmadığından emin olmak için çakmak çakarak kontrol etmek ister.
Sonuç: Buharlaşan mazotun parlaması ve muavinin yanık tedavisi için hastahaneye kaldırılması...

***En uzun süre uçan tavuk 13 saniye havada kalmistir.

-El tirnaklari ayak tirnaklarina oranla 4 kat daha hizli uzarlar.

-Yilda ortalama 10 milyon kez göz kirpariz.

-Yarasalar bir magraya girdiklerinde önce sola dönerler.

-Sogan dograrken sakiz çignemek göz yasarmasini önler.

-Ortalama bir insan günde 13 kez güler.

-Kalbimiz günde ortalama 100000 kez çarpar.

-Thomas Edison karanliktan korkardi.

- Dunyanin en eski sakizi bundan 9000 yil öncesine aittir.

-Beyaz Saray da 13092 adet çatal, biçak, kasik vardir.

-Ortalama bir insan yilda 1460'in üzerinde rüya görür.

-Bir insan ömürü boyunca ortalama 35000 kurabiye yer.

-Timsahlarin dilleri damaklarindadir.

-Muz veya yesil elma koklamak zayiflamaya yardim eder.
-Aslan kükremesi 5 mil öteden bile duyulabilir.

-Bir fare susuzluga bir deveden daha fazla dayanabilir.

-Bogalar renk körüdür.

-Kirpiler suda batmaz.

-New York'ta her gün ortalama 36.000.000 telefon görüsmesi yapilmaktadir.

-Sibirya'da insanlar sütü donmus çubuklar seklinde alirlar.

-Las Vegas'taki kumarhanelerin hiç birisinde saat yoktur.

-Italyan bayragini Napaloen Bonaparte tasarlamistir.

-Italya'nin Siena kentinde ismi Mary olanlarin fahiselik yapmasi yasaktir.

-Uzay yolculugunda tasinacak her extra kilo için gerekli olan yakit miktari 530 kg dir.

-istokozlarin kani mavi renktedir.

-Timsahlar daha derine batabilmek için taş yutarlar.

-Kalinligi ve büyüklügü ne olursa olsun hiçbir kagit parçasi 7 kereden fazla katlanamaz


  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 29-08-2006, 15:38   #2
..meLike
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: garip ama gerçek..

Ağlamakuyguların suyu );

İstatistikler, insanın yaşamı boyunca 95 litre, yani yaklaşık 10 kova gözyaşı döktüğünü söylüyor. Bu veriler, kuşkusuz genel bir bilgi sunuyor. Çünkü konuya ilişkin rakamlar insana ve kültürlere göre değişiyor. Yetişkinler, duygu yoğunluklarını gözyaşına aktarmak için genellikle 19-22 saatleri arasını seçiyorlar. Oturup ağlamaya başladıklarında, kadınlar yaklaşık 5 dakika boyunca 50 damla gözyaşı akıtırken, erkekler olayı nemli gözlerle sınırlı tutmayı tercih ediyorlar. Bir damla gözyaşı 15 miligram ağırlığında. Öyle küçük göründüğüne bakmayın, yarattığı etki çok büyük. Özellikle ağlayan bir kadın ya da bir çocuk, herkesin şefkat ve koruma duygularını harekete geçiriyor.
Çocuk doktorları, yeni doğan bebeklerin ağlarken, yüzde 12 oranında daha çok enerji kullandıklarını belirtiyorlar. Ağlamak için yetişkin insanlar da dikkate değer bir zaman ve enerji harcıyorlar. Bu zahmete katlanmanın mutlaka bir nedeni olmalı değil mi? Var da. Bebekler, gözün kornea tabakasını nemli tutan ve enfeksiyonlara karşı koruyan gözyaşını doğuştan itibaren üretiyorlar. Ama, gözyaşı bezlerine giden sinirler altı haftalık olduklarında olgunlaşıyor. Gerçek gözyaşı dökmeye o zaman başlıyorlar. Bebekler, engel tanımadan ve toplumsal kuralları gözetmeksizin ağlıyorlar.


  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 29-08-2006, 15:52   #3
..meLike
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: garip ama gerçek..

Hey Gidi Günler Heeey

Faziletliydik: Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdık. Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyi de küçümsemezdik.
Dürüsttük: Bir zamanlar Londra Ticaret Odası'nın en görünür yerinde şu mealde bir tavsiye levhası asılıydı: "Türklerle alışveriş et, yanılmazsın."
İtibarlıydık: Bir zamanlar Hollanda Ticaret Odası'nın toplantılarında oylar eşit çıkınca Osmanlılarla alışverişi olan tüccarın oyu iki sayılır, onun dediği olurdu.
Temizdik: Yere bile tükürmezdik. Hatta, Osmanlı askeri teşkilatını Avrupa'ya tanıtmasıyla meşhur Comte de Marsigil, yere tükürmedikleri için atalarımızı şöyle eleştiriyor:
"Türkler hiçbir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları, sakalları dökülür."
Çevreciydik: Kurak günlerde ücretle adamlar tutup sokaktaki ulu ağaçları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için saçak altlarına kuş sarayları yapardık.
Bunlara öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez.
Harama el sürmezdik: Fransız müellif Motray, 1700'lerdeki halimizi şöyle anlatıyor:
"Türk dükkânlarında hiçbir zaman tek meteliğim kaybolmamıştır. Ne zaman bir şey unutsam, hiç tanımadığım dükkâncılar arkamdan adam koşturmuşlar, hatta birkaç kere Beyoğlu'ndaki ikametgâhıma kadar gelmişlerdir."
Medeni idik: İngiliz sefiri Sör James Porter ise, 1740'ların Türkiye'si için şunları söylüyor:
"Gerek İstanbul'da, gerekse imparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayiş, hiçbir tereddüde imkân bırakmayacak şekilde isbat etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardır."
Dosdoğruyduk: Fransız generallerden Comte de Bonneval ise, şu hükmü veriyor:
"Haksızlık, mürabahacılık, inhisarcılık ve hırsızlık gibi suçlar, Türkler arasında meçhuldür... Öyle bir dürüstlük gösterirler ki, insan çok defa Türklerin doğruluklarına hayran kalır."
Hırsızlık nedir bilmezdik: Fransız müellif Dr. Brayer, 1830'ların İstanbul'unu getiriyor önümüze:
"Evlerin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkânların çoğunlukla umumî ahlâka itimaden açık bırakıldığı İstanbul'da her sene azami beş-altı hırsızlık vak'ası görülür."
Ubicini Dr. Brayer'i şöyle doğruluyor:
"Bu muazzam payıtahtta dükkâncılar, namaz saatlerinde dükkânlarını açık bırakıp camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vakası bile olmaz. Ahalisi sırf Hıristiyan olan Galata ile Beyoğlu'nda ise hırsızlık ve cinayet vak'aları olmadan gün geçmez."
Naziktik: Edmondo de Amicis isimli İtalyan gezgini, yine 1880'lerin "biz"ini anlatıyor bize:
"İstanbul Türk halkı Avrupa'nın en nazik ve en kibar insanlarıdır. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi nadirattan işitilir. O kadar müsamahakârdırlar ki; ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördüğünüz kolaylığın çok fazlasını görürsünüz."
Cihana örnektik: Türkiye Seyahatnâmesi'yle meşhur Du Loir'un 1650'lerdeki hükmü şöyle:
"Hiç şüphesiz ki, ahlâk bakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecek vaziyettedir."
Şefkatimiz yalnızca insana yönelik değildi, hayvanları, hatta bitkileri bile kapsıyordu.
Hayata karşı saygılıydık: Bu konuda dilerseniz Elisee Recus'u dinleyelim, bize 1880'lerdeki halimizi anlatsın:
"Türklerdeki iyilik duygusu hayvanları dahi kucaklamıştır. Birçok köyde eşekler haftada iki gün izinli sayılır... Türklerle Rumların karışık olarak yaşadığı köylerde ise bir evin hangi tarafa ait olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. Eğer evin bacasında leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o ev bir Türk evidir." (Küçük Asya, c. 9)
Hayırseverdik: Comte de Marsigli'yi tekrar dinleyelim:
"Yazın İstanbul'dan Sofya'ya giderken dağlardan anayol üzerine inmiş köylülerin yolculara bedava ayran dağıttıklarına şahit oldum."
Aynı müellif, ceddimizin hayırseverlikte fazla ileri gittikleri kanaatindedir. Şöyle diyor:
"Fakat şunu da itiraf etmeliyim ki, bu dindarane hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler. İyiliklerini yalnız insan cinsine hasretmekle kalmayıp, hayvanlara ve hatta bitkilere bile teşmil ederler."
Bu tespiti, İslâm ve Türk düşmanı avukat Guer misallendiriyor:
"Türk şefkati hayvanlara bile şamildir" dedikten sonra şu örneği zikrediyor:
"Hayvanları beslemek için vakıflar ve ücretli adamları vardır. Bu adamlar sokak başlarında sahipsiz köpeklere ve kedilere et dağıtırlar... Sokaktaki ağaçların kuraklıktan kurumasını önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar kaçık Müslümanlara bile rastlamak mümkündür..."
"Kaçık"lığın kaynağını da veriyor adam:
"Birçokları da sırf azad etmek için kuşbazlardan kuş satın alırlar. Bunu yapan bir Türk'e bir gün yaptığı işin neye yaradığını sordum. Küçümseyerek baktı ve şu cevabı verdi: Allah'ın rızasını tahsile yarar."
Galiba geçmişimizden uzaklaşmak bize çok pahalıya patladı.
Yahya Kemal Beyatlı'nın bir tespitiyle yazımızı noktalayalım:
"Eski Türklerin bir dini hayatları vardı, dini hayatları olduğu için de çok şeyleri vardı; yeni Türklerin de dini hayatları olduğunda çok şeyleri olacak."
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-06-2007, 22:14   #4
Teğmen
 
Katılım Tarihi: May 2007
Mesajlar: 481
Varsayılan Ynt: garip ama gerçek..

-Bir insan ömürü boyunca ortalama 35000 kurabiye yer.
ya diğerleri güzelde buna katılmıyorum! çünkü kurabiyeyi çok sevmem.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-06-2007, 23:05   #5
Er
 
Katılım Tarihi: Jun 2007
Yaş: 16
Mesajlar: 21
Varsayılan Ynt: garip ama gerçek..

kalınlığı we büyüklüü ne olursa olsun hiçbr kaıt parcası 7 keredn fzla katlanamaz buna pek ınanasım gelmedı ama denııcem
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-06-2007, 01:20   #6
Teğmen
 
Katılım Tarihi: May 2007
Mesajlar: 262
Varsayılan Ynt: garip ama gerçek..

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi fatmanurr
kalınlığı we büyüklüü ne olursa olsun hiçbr kaıt parcası 7 keredn fzla katlanamaz buna pek ınanasım gelmedı ama denııcem
ben 9 dıye bılıyorum ve denedım (ok)
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-06-2007, 09:44   #7
Teğmen
 
Katılım Tarihi: May 2007
Yaş: 22
Mesajlar: 125
Varsayılan Ynt: garip ama gerçek..

Paylaşımın için sağol Melike... Ama bi sorum olacak..
Boğalar renk körü ise neden KIRMIZIYA saldırıyorlar?
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-06-2007, 10:30   #8
Yüzbaşı
 
Katılım Tarihi: Apr 2007
Yaş: 36
Mesajlar: 858
Varsayılan Ynt: garip ama gerçek..

teşekkür ediyorum..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-06-2007, 10:57   #9
Er
 
Katılım Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 2
Varsayılan Ynt: garip ama gerçek..

ben birşey görmüyorum ah çok korkkunç :'( ağlıyorum da
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-06-2007, 14:43   #10
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: May 2007
Yaş: 18
Mesajlar: 1,043
Varsayılan Ynt: garip ama gerçek..

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi kübalı
Paylaşımın için sağol Melike... Ama bi sorum olacak..
Boğalar renk körü ise neden KIRMIZIYA saldırıyorlar?
cevabını biliyorum
boğa matadorun hareketlerine kızdığı için saldırıyor (ok) merak edip okumuştum bi yerde
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 22:12


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats